Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Sevinç Yurdem – “Sen de mi Leyla?”


“Uzun zamandır duyduğum en iyi yeni ses” diye başlayabilirim yazıya gönül rahatlığıyla. Abartmış olmam çünkü. İyi ses ve iyi şarkıcı. Gerçi Sevinç Yurdem’in önceki yıllarda Groovypedia için yaptığı kayıtlara denk gelmiş, o zaman da dikkatimi çekmiş olmalı ki hepsini izlemiştim ama o kayıtlardaki tamperaman düşüklüğü beni yormuştu biraz; şimdi tekrar bakınca hatırladım.


Sevinç Yurdem Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji bölümünden mezun olmuş. Eğitimi devam ederken özel şan dersleri de almış. Ve sonrasında sahneye çıkmaya başladığında caz standartları, “soul” şarkıları, aryalar ve ‘80’li, ‘90’lı yılların Türkçe Pop şarkılarını seslendirmeye başlamış. Bir dönem de İzmir Kent Orkestrası solistliğini yaparak çok sayıda şehir, mekân ve festivalde sahneye çıkmış.


Sözün kısası hem müzik eğitimi almış hem de sahnede pişmiş bir şarkıcı Sevinç Yurdem. İyi bir ses olması bir yana, “iyi bir şarkıcı” tabirinin içini bu derece doldurabilmesi bundan şüphesiz.

Sevinç Yurdem’in ilk teklisi “Sen de mi Leyla?” 2019’un ilk günlerinde 1877 Müzik Yapım ve EMI ortaklığı ile yayımlandı. “Sen de mi Leyla?” Ferdi Tayfur’un 1983 yılında piyasaya çıkan 33’lük plağına adını veren şarkı. Bilenler bilir, aynı albümden daha önce “Yıldızlar da Kayar” adlı şarkı Tan Taşçı tarafından “cover” yapılmıştı.


“Sen de mi Leyla?”nın söz ve müziği Ferdi Tayfur’a ait, düzenleme ise Cenk Erdoğan tarafından yapılmış. Doğrusu enteresan bir buluşma olmuş ve üstüne Sevinç Yurdem’in yorumu da eklenince çok etkileyici bir iş çıkmış ortaya. Hem otantik hem modern, hem eski hem yeni…  


Cenk Erdoğan kolaya kaçmamış, yeni bir “intro” yazmış, başka bir ritim yürüyüşü üzerine oturtmuş şarkıyı. Şarkının orijinalindeki gazel bölümünün ortadan kaldırılmadan yeni düzenlemeye yedirilmiş olmasını da ayrıca sevdim. Sevinç Yurdem ise Ferdi Tayfur’un meşhur prozodi hataları ve kendine özgü vurgularını hiç tekrarlamadan, tamamen başka bir şarkı dinliyormuş hissi yaratacak denli iyi söylemiş şarkıyı.


Yeni bir sesin, bir şarkıcının dinleyiciye olta atmak için bilinen bir arabesk şarkıyı seçmesi nedeniyle evet, ticari ama bir o kadar da ucuza kaçılmamış bir iş bu. Eleştirilecek tek tarafı ise “Sen de mi Leyla?”nın bir kadın şarkısı olmaması olabilir. Halk müziğimiz ve alaturka musikimiz buna pek takmaz gerçi. Ama insan bir yadırgıyor ister istemez.

0
Share

Şenay Lambaoğlu – “Bir Gün Bir Adam”


Şenay Lambaoğlu’nun dördüncü albümü “Rüyalarıma Gir”, 2018’in Mayıs ayında Ada Müzik etiketiyle yayımlanmıştı. Albümün ilk klibi ise 2019’un ilk günlerinde karşımıza çıktı. Söz ve müziği Şenay Lambaoğlu’na ait “Bir Gün Bir Adam” adlı şarkının düzenlemesi Kaan Bıyıkoğlu imzası taşıyor.


Caz müziğinin kendi kemik kitlesi haricine de sesini duyurabilmek Türkiye’de çok kolay değil. Şenay Lambaoğlu başından bu yana pop-caz sularında hem emin hem de temkinli adımlar atıyor. Kendi formuna adapte ettiği “cover” şarkılar bir yana, kendi şarkılarını da yazabiliyor olması ona büyük bir avantaj ve özgürlük sağlıyor şüphesiz. Nitekim bu şarkıda da en çok bu özgürlüğün, rahatlığın izleri var. Ritmik, kolay eşlik edilen, hemen akılda kalan bir pop-caz şarkısı.


Şarkının klibi ise dünya üzerinde ikinci kez denenen bir teknikle çekilmiş. Klip boyunca tek bir kamera aynı hat üzerinde kısa bir mesafe kat etmiş ve o mesafe süresince kadrajından geçenleri görüntülemiş. Enteresan olan şu ki kamera bu mesafeyi gerçekte sadece 3,4 saniyede almış. Dünyada sayılı sayıda bulunan bu özel kameranın ağır çekimde filme aldığı görüntü normal devrinde oynatılınca 3 dakika 40 saniyelik bu klip ortaya çıkmış. 30 oyuncu ve 40 kişilik teknik ekiple Çetin Yılmaz tarafından çekilen klip sadece görsel zenginliği değil, zekice düşünülmüş alt metni ile de dikkat çekiyor.



0
Share

Zuhal Olcay – “Ayrılık”


1991 ortaları… Sezen Aksu ve Onno Tunç bu defa kesin ayrılmışlar gibi. “Gülümse” albümü hâlâ kıyametler koparmakta iken Onno Tunç prodüktör olarak imzasını attığı Harun Kolçak albümünü yapıyor. Albümde Sezen Aksu’nun iki şarkı sözü var ama kendisi yok. Ardından Sertab Erener’in ilk albümü çıkıyor. Prodüktör Sezen Aksu ama Onno Tunç yok. Peşi sıra çıkan Levent Yüksel’in ilk albümünde ise Onno’nun iki besteci var ama kendisi yok.


1992 sonlarına doğru Onno, Zerrin Özer’e albüm yapıyor, Sezen yok. Derken bu defa da Zuhal Olcay’a albüm yaptığını öğreniyoruz. Sırada Nilüfer ve Ayşegül Aldinç de var ama Nilüfer’le çalışması hepsinden daha çok manidar. Bir kere Onno Sezen’den önce Nilüfer’le sevgili. Sonrasında yıllarca Nilüfer – Kayahan ve Sezen – Onno ekipleri arasında ciddi bir müzikal rekabet yaşanmış.


Yıllarca aşklarından payımıza düşen nice şarkıyla beslenip büyüdüğümüz ikilinin ayrılmasına üzülsek mi sevinsek mi bilemiyoruz zira ayrı ayrı yaptıkları işler de başka türlü güzel, başka türlü verimli.


Onların tekrar birlikte ürettikleri ilk albüm olacak “Levent Yüksel’in İkinci Kaseti”nin piyasaya çıktığı günlerde Onno’nun aramızdan ayrılıp gideceğini henüz bilmiyoruz. Sezen’in Uzay Heparı’nın zamansız ölümü üzerine yazdığı “Yas” şarkısının kaderin bir cilvesi gibi Onno’nun ölümünün ardından çalınıp söyleneceğini de…


Onno Tunç’u 14 Ocak 1996 günü kaybettik. Bugün ölüm yıldönümü. Çok genç yaşta, beklenmedik bir ölümle, daha nice şarkıya imza atacak, ruh katacak, hayat verecekken göçüp gitti. O zaman bu zaman pop müzikte iyi, kaliteli, müzikal açıdan nitelikli işlerden bahsedeceğimiz her cümlede onun adını geçiriyoruz. Bunca yıl sonra bile, hâlâ… Yerinin dolmadığı o kadar açık ki.


“Ayrılık”, Zuhal Olcay’ın 1993 Mayıs’ında Tempa / Foneks etiketiyle piyasaya çıkan “Oyuncu” adlı albümünde yer alan Onno Tunç bestelerinden biri. Sözler Leyla Tuna’ya ait. Albümün adı “Oyuncu” ama aslında Zuhal Olcay’ın öncesinde ve sonrasında bir oyuncu gibi değil de bir şarkıcı gibi şarkı söylediği başka albümü olmadı denilebilir rahatlıkla. Bu da şüphesiz Onno Tunç etkisiydi yine.


Batı formunda melodi örgüsü bir yana, düzenlemesi bugünün “sound” anlayışında bile eski durmayan, zamansız bir şarkı “Ayrılık”.  Onno Tunç’un anısına…    

0
Share

Özgün – “Âşık”


Son albümünü 2012’de yayımlamış Özgün. O yıldan bu yana teklilerle ilerliyor. Özgün kendi klasmanında ve kıdeminde bir şarkıcı için bir risk sayılabilecek bu durumu, doğru şarkı seçimleri ve doğru zamanlamayla lehine çevirebilmiş ki son albüm sahiden 2012’de miydi diye iki kez kontrol etme ihtiyacı hissettim. Yani bir albümün eksikliğini hissetmemişim demek.


Özgün’ün yeni şarkısı “Âşık”, 2019’un hemen başında Avrupa Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Murat Güneş’e, düzenlemesi ise Tolga Kılıç’a ait.


Memlekette her daim geçer akçe oryantal ritim üzerinden yürüyen, kıvrak sözleri ve melodisiyle eğlenceli bir şarkı “Âşık”. Murat Güneş’in dile dolanacak bir pop şarkısı yaratma konusunda bütün maharetini gösterdiği ama bunu yaparken de elindeki kumaşı Özgün’ün üzerine tam oturacak bir biçimde kesip diktiği rahatlıkla söylenebilir.


Pop şarkıları seviyorsanız, üstüne Özgün’ü de seviyorsanız bu ateşli aşk şarkısına kapılıp gitmemek için bir hiçbir neden yok.   

0
Share

Sertab Erener – “Belki de Dönerim”


Sertab Erener, çok klişe ama tam anlamıyla kariyerinin “olgunluk” dönemini yaşıyor. 2016’da yayımlanan “Kırık Kalpler Albümü” bu anlamda bir dönüm noktası oldu. Sertab kendini ve müziğini yeniledi, Emre Kula işbirliğiyle kendine ait yeni bir tarz yarattı. 2018’de sahnelenmeye başlanan Sertab’ın Müzikali ile sahne performansı konusunda ne derece çıtayı yükseğe çıkardığını göstermekle kalmadı, ‘90’lardan bu yana süregelen kariyerinin ne denli başarılar, iyi şarkılar, iyi işlerle dolu olduğunu da bir kez daha hatırlattı.


Sertab Erener kimliğinden bağımsız olarak grubun solisti olarak yer aldığı Oceans of Noise projesini bir kenara koyarsak, Sertab 2018’i “Bastırın Kızlar” gibi talihsiz bir şarkıyla kapatacak gibiydi ama neyse ki yıl bitmeden ikinci bir tekli daha yayımladı. Kala Müzik etiketiyle yayımlanan ve Aralık ayında piyasaya çıkan bu yeni tekli “Belki de Dönerim” adını taşıyor.


Sözleri Can Bonomo’ya, bestesi Sertab Erener ve Emre Kula’ya ait şarkının düzenlemesi de Emre Kula tarafından yapılmış. Teklide şarkının üç farklı versiyonu yer alıyor. Akustik versiyonun düzenlemesini yine Emre Kula yapmış, alternatif versiyonun düzenlemesi ise Ozan Yılmaz ve Hakan Polat’ın elinden çıkmış.


Her üç versiyon da kendini başka sebeplerle dinletiyor; üçünün de farklı müzikal tatları var ama zaten şarkı her şekilde iyi bir şarkı. Can Bonomo’nun şiirli sözleri ve şarkının melodi örgüsü, yürüyüşü nefis. Sertab’ın nüanslı yorumu da öyle. 


1
Share

Kardelen – “Kıran Kırana”


Henüz çok genç ama bir o kadarda yetenekli. Almanya’da doğduğu ve büyüdüğü için Türkçesi hafif aksanlı. Ama hem bunun için hem de daha iyi şarkı söyleyebilmek için çok çalışıyor. Süheyla Yengi’den şan dersi alırken çalıştıkları stüdyonun sahibinin, Sezen Aksu’nun bir şarkısıyla müzik piyasasına giriş yapacağını hiç aklına getirmemiş aslında. Ama sonrasında kader ağlarını örmüş.


Kardelen’in ilk teklisi “Şanıma İnanma” 2018’in Eylül ayında piyasaya çıkmıştı. Arayı hiç soğutmadan, 2018 bitmeden ikinci teklisiyle tekrar karşımıza çıktı. Kardelen DMC etiketiyle piyasaya çıkan ikinci teklisinde yine bir Sezen Aksu şarkısı, “Kıran Kırana”yı seslendiriyor.


Dur kalklı, dramatik yapıda bir şarkı “Kıran Kırana”. Ya da en azından orijinal versiyonu öyleydi. Zeki Bilir’in aranjesi ile ise güncel “sound”a gayet akıllıca oturtulmuş. Ortaya modern, genç ama hafif ve uçucu değil, derinliği olan bir şarkı çıkmış böylece.


Müzik piyasasına yeni girmeye çalışan genç isimler genellikle yolunu bulmakta zorlanırken Kardelen’in emin adımlarla ve doğru bir stratejiyle yürüdüğü çok açık. Bundan sonrasını da merakla bekleyeceğim.       

0
Share

Yonca Evcimik – “Kendine Gel”


Yonca Evcimik’in fırtınalar estirdiği zamanlardı. Henüz “PR” işleri şimdiki kadar kurumsallaşmamış ve dahi rayından çıkmamıştı. “PR”a gerek de yoktu zaten. Kasetiniz, şarkılarınız biraz beğenildi mi televizyonlar, radyolar şarkılarınızı çalmak, sizi konuk almak için sıraya giriyor, dergiler, gazeteler hafta sekiz gün dokuz haberinizi yapıyorlardı. Yonca Evcimik on numara bir şarkıcı değildi belki ama şahane bir şov kızıydı. Şarkıları, kostümleri ve danslarıyla ‘90’ların tam da başına bomba gibi düşmüştü. “Abone” kıyametler koparmış, herkes Yonca’nın ikinci albümünde ne yapacağını merakla bekler olmuştu.


“Kendine Gel” adı verilmiş ikinci Yonca Evcimik albümü 1992 yılının Aralık ayında Şahin Özer etiketiyle piyasaya sürüldü. O zamanlar CD baskıları kasetlerden sonra piyasaya verilirdi; nitekim bu albümün CD baskısı da 1993 tarihli olarak Şubat ayında satışa sunulacaktı.


Albüme adını veren “Kendine Gel” söz ve müziği Şehrazat tarafından yazılmış bir şarkıydı. ’70 ve ‘80’lerde şarkıcı olarak tanıdığımız, ilk kez 1990 yılında “Ajda ‘90” albümünde adını besteci olarak gördüğümüz Şehrazat, Türk popunun en fazla “hit” üreten bestecilerden biri olma yolunda hızla ilerlerken bu her bakımdan “hit” şarkısını Yonca kapmış, haliyle de on ikiden vurmuştu. Albümde bundan başka üç Şehrazat şarkısı ve bir de şarkı sözü vardı ama “Kendine Gel” çıkış şarkısı olarak çok kısa sürede sivrildi ve dillere düştü.


Aykut Gürel’in vurmalıları bütün haşmetiyle kullandığı, zamanına göre son derece modern düzenlemesiyle “Kendine Gel”, “Abone”nin çok daha üzerine çıkarmıştı Yonca’nın çizgisini. Şarkının dansı, Yonca ve dansçılarının kostümleri de kendini izlettiriyordu. Ayrıca klip görseli ile albüm kapak görselinin birebir eşleştiği kareler de görsel devamlılığın, o zamanlar adı daha yeni yeni konulan “imaj çalışmasının” şahane bir örneğiydi.


Yonca bu şarkıyı yakın zamanda İrem Derici ve Gökçe’yle birlikte yeniden seslendirdi ama hiç eski etkiyi yaratmadı. Bazı şeyler yerinde, zamanında güzelse demek.    

1
Share

Cenk Eren – “Göçtük Sevdadan”


2015 ve 2016 yıllarında ardı ardına iki şahane proje albümüne imza attı Cenk Eren. Bir üçüncüsü de yoldaydı, haberini almıştık ama araya biraz fasıla koymaya karar vermiş olmalı ki yeni bir şarkıyla çıktı bu kez karşımıza. Şafak Karaman Production etiketiyle 2018 sonunda yayımlanan yeni Cenk Eren teklisi “Göçtük Sevdadan” adını taşıyor.



Orijinali Arapça bir şarkı ve besteci hanesinde Biyikli Rasim Ahmet Francois, Robles Arenas Carlos Augustin ve Eric Satie’nin imzaları var. Cenk Eren bu şarkıyı yabancı misafirlerini götürdüğü hamamda iki Arap turist dinlerken duymuş ve hemen peşinde düşmüş. Sonrasında Sibel Algan’a götürmüş ve şarkının Türkçe sözleri Algan’ın kaleminden çıkmış.


Şarkıyı dinler dinlemez Cenk Eren’in neden duyar duymaz vurulduğunu anlamak mümkün. Hemen her türden şarkı söylemesine rağmen Cenk’in zaman içerisinde yerleşen bir stili var; söylediği her şarkıyı kendi stiline yediriyor ve bu şarkı tam da o stilde.


Sibel Algan’ın her zaman yaptığı gibi yine hem geleneği hem de günün dilini yakalayan derinlikli sözleri, kolay kulağa yerleşen, çok bizden melodisi, Hidayet Sevinç’in alaturkanın hakkını veren düzenlemesi ve Cenk Eren’in tam deminde şarkıcılığıyla kendi kulvarında noksansız bir şarkı “Göçtük Sevdadan”. Bu türü ve Cenk Eren’in sesini sevenlerini ziyadesiyle memnun edecek türden.

Şarkının dijital teklisinde bir de enstrümantal versiyon var, onu da söyleyeyim.  

0
Share

Nuri Harun Ateş & Sezen Aksu – “Geçmişe Susmasını Söyle”


Nuri Harun Ateş yıllardan beri sahnede sürdürdüğü Kafası Karışık Kontrtenor konseptini 2015 yılında aynı adlı bir albüme dönüştürmüştü. Nadir bulunan ses yapısını beklenmedik şarkı seçimleri ve birbiriyle çok ilgisiz görünen şarkıların enteresan bileşimleriyle, görsel tarafı da şaşırtıcı bir performansla izleyiciye sunan Ateş’in sahnede yarattığı etki albüme belki tam anlamıyla yansımamıştı ama o yılın fark yaratan albümlerinden biri olduğu muhakkaktı.


Nuri Harun Ateş’in 2018’in son günlerinde DMC etiketiyle yayımlanan yeni teklisinde sıfır kilometre bir şarkı var: “Geçmişe Susmasını Söyle”. Ben zaten biliyordum ama basın bültenine de yazılmış: Bu şarkıda üç Sezen Aksu “aşığının” imzası var. Ateş’in ilk albümünde “Makyaj” adlı cesur ve çarpıcı şarkıya da söz yazarı olarak imza atmış Çağlar Yerlikaya, son dönemin yıldızı parlayan aranjörlerinden Ogün Dalka ve besteci olarak da Nuri Harun Ateş.


Tam da bu noktada ilahi tecelli devreye girmiş ve Naim Dilmener’in aracılığıyla Sezen Aksu bu üç “aşığının” hayallerini gerçeğe dönüştürüvermiş. Şarkıdaki üç imzanın altına sesiyle bir imza da o atmış.


Sözünün, müziğinin, birbiriyle kan kardeş iki sesin yarattığı etki bir yana, Ogün Dalka’nın yaylılar ve ritim yürüyüşüyle Onno Tunç esintileri getiren düzenlemesi de şarkıyı sevmek için başka bir sebep. Zamansız, kalıcı, uzun vadede hatırı sayılacak bir şarkı “Geçmişe Susmasını Söyle”.   

0
Share
Kenan Doğulu – “Vay Be (Mahmut Orhan Remix)”


Kenan Doğulu’nun son albümü “Vay Be”, 2018 Temmuz ayında piyasaya çıkmıştı. O günden bugüne albümden iki şarkıya klip çekildi: “Issız Ada” ve “Boş Sayfa”. Albümün çıktığı günlerde yaptığımız röportajda albümdeki yedi şarkının her birine klip çekmek istediğini söylemişti Kenan. Nitekim bir albümden ziyade yedi teklinin toplaması gibi idi albüm de. Her bir şarkı tek başına var olabilecek kimliğe ve güce sahipti.


2019’un bu ilk günlerinde benim de albümde en sevdiklerim arasında yer alan “Vay Be” yeni bir düzenlemeyle tekli olarak yayımlandı. Doğulu Ses etiketiyle yayımlanan teklide şarkının Mahmut Orhan tarafından yapılmış “remix”i yer alıyor.


Mahmut Orhan elektronik müzikte son dönem dünya “trend”lerini çok iyi yakalamış ve bu maharetle çok da parlak işlere imza atmış, yurt dışında da adını duyurmuş bir “dj.” Şarkı zaten çok iyi. Ozan Doğulu imzalı orijinal düzenlemesi de çok iyiydi. Ne ki bu haliyle bir tık daha “trendy” bir tarafa geçmiş. Bu radyo ve kulüp dostu “remix”in işe yarayacağı aşikâr.   



0
Share

Emre Atabay – “Aslında Yok”


2015’de “Yok Sana”, 2016’da “Deli Gibi” teklileri ile Türkiye’de Türkçe müzik piyasasına giriş yapmıştı Emre Atabay. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü Amerika’da aldığı müzik eğitimi sonrası uzun süre orada kalıp müzik yapmış, hatta İngilizce albüm çıkarmış bir müzisyen için Türkçe müziğe adapte olmanın kolay olmadığını kendisi söylüyor. Donanımlı bir müzisyen olmanın yetisiyle sadece şarkı yazmak ve söylemekle yetinmiyor, şarkılarını kendisi aranje ediyor, prodüksiyonlarını kendisi yapıyor.


Emre Atabay’ın 2018 yılı Kasım ayında GNL etiketiyle piyasaya çıkan yeni teklisi “Aslında Yok” da da durum değişmemiş. Söz, müzik ve düzenleme Emre Atabay’a ait.


Pop ve “rap”in akıllıca bir araya getirildiği, neşeli, eğlenceli bir şarkı “Aslında Yok”. Klişeler üstü bir tarzı ve üslubu var ve çok genç, çok taze. Dinlerken daha ilk notalardan itibaren kendinizi “groove”a kaptırıveriyorsunuz.

İçinde bulunduğumuz kış depresyonuna karşı ilaç gibi gelebilir.

0
Share

Sezen Aksu - "Eskidendi, Çok Eskiden"


2006 çıkışlı Sezen Aksu albümü “Bahane”nin en güzel şarkılarından biri. Yitip gitmiş herkese, her şeye dair yakılmış bir ağıt belki… Şimdi tekrar dinleyince şarkının bestecisinin de şiirin içine karıştığını fark etmek can yakıcı. Ya da büyüdükçe, eksildikçe şarkıyı daha iyi anlamak…  


Murathan Mungan bir şiir yazmış, Attila Özdemiroğlu bir beste yapmıştır. Gelin görün ki ne şiir beste için yazılmış ne de beste şiir için yapılmıştır. Sonra bir gün öpüşüverir ansızın beste ve şiir. Onları öpüştüren Sezen’dir.


Bugün Attila Özdemiroğlu’nun doğum günü. Sadece hayatlarımıza yer etmiş nice şarkının bestecisi değil, ahlâklı, ilkeli, olağanüstü yetenekli, eşsiz bir müzisyenin, yeri doldurulamayacak bir abinin doğum günü. Onun yokluğunu, eksikliğini bu şarkı kadar derin anlatabilecek başka şarkı bulamadım. Ne tuhaftır ki bu şarkı da onun bestesi.

0
Share

Gökhan Türkmen – “İhtimaller Perisi”


2018 başında tekli olarak yayımlanan “Lafügüzaf” şarkısı Gökhan Türkmen “hit”lerinden biri olarak kariyerine yazıldı. 2016 çıkışlı “Sessiz” albümünde yer alan “Yılan”ın SHØS ve Bora Çifterler “remix”i, Ege Çubukçu ve Aslı Demirer’le birlikte seslendirdiği “Çalkala” ve Eylül ayında piyasaya çıkan iki şarkılık “Synesthesia” teklisi ile yılı tek bir “hit”le geçiştirmeyen Gökhan Türkmen, yıl bitmeden yeni şarkısını da piyasaya sürdü. Üç şarkılık “Virgül” projesinin ilk şarkısı olan “İhtimaller Perisi” teklisi 2018’in son haftalarında GTR Müzik etiketiyle yayımlandı.  


Şarkının sözleri Ozan Turgut’a, müziği Gökhan Türkmen’e ait. Düzenleme ise GT Band tarafından yapılmış.

GTR Müzik’i hem kendi şarkıları ve albümleri hem de kendi müzik anlayışının çevresindeki müzisyenlerin işleri için bir aile şirketine dönüştüren ve taş üstüne taş koyarak sektördeki yerini ayrıcalıklı kılmayı başaran Gökhan Türkmen, bu özgürlüğe sahip olmanın gücüyle ilerliyor. Böylece sektörün ana akımında istenilenleri kadar istenmeyen, görmezden gelinen, dışarıda tutulanlarını da dinleyiciye ulaştırabiliyor. Nitekim “Lafügüzaf” ne kadar kolay kabullenilebilirse, “Synesthesia” teklisindeki iki “mashup” o kadar zor algılanabilirdi. Hatta bütünüyle “Sessiz” albümü de kolay lokma değildi.


“İhtimaller Perisi” ise Gökhan Türkmen’i geniş kitlelerle buluşturan şarkıların çizgisinde. Alaturka bir melodi örgüsü var ve yaylı tanburun sesiyle başlayan şarkı haliyle kulağı o dakika yakalıyor. Perdesiz gitar da cabası. Akustik enstrümanların zenginliği, Türkmen’in kendine özgü “cool” şarkı söyleme biçimi ve dokunaklı şarkı sözleriyle zamanın standartlarına göre uzun (4 dakika) şarkı su gibi akıp gidiyor.


Hem kendi kulvarında müzikal içeriği doyurucu hem de ticari şansı yüksek bir Gökhan Türkmen şarkısı “İhtimaller Perisi”. Hele bir de şarkıyı klibiyle birlikte dinlerseniz, karşı kış günlerinizin ideal eşlikçisi olabilir.

0
Share

Oya – Bora – “Sevmek Zamanı”


Orijinal adı “Kustino Oro”. Goran Bregoviç tarafından bir Yugoslav halk ezgisinden esinlenerek bestelenmiş ve 1988 yılında gösterime giren Çingeneler Zamanı filminde kullanılmıştı. Bu kült film sinema tarihine geçerken müzikleri de tüm dünyada ilgi gördü. Haliyle bize çok yakın melodiler ve ritimler nedeniyle Türkiye’de de.


“Kustino Oro”nun Türkçe versiyonu 1993 yılında Oya - Bora ikilisi tarafından yapıldı. Bora Ebeoğlu’nun yazdığı Türkçe sözlerle “Sevmek Zamanı” adını alan şarkı, Oya – Bora’nın aynı yıl Özer Plak etiketiyle yayımlanan “Seni Bana Yazmışlar” adlı albümde yer alıyordu.


Zaman içerisinde hem Oya – Bora hem de ikilinin birçok şarkısıyla beraber bu şarkı da bir 90’lar klasiği olarak hafızalara yer etti. İnsanın kanını kaynatan kıpır kıpır bir ritim, eğlenceli ve kıvrak bir melodi, bir Bora Ebeoğlu ustalığı olarak gibi akan sözler ve kalabalık bir orkestra şarkısını makul bir pop şarkısına çevirmekteki başarısıyla Gürol Ağırbaş’ın düzenlemesi…


0
Share

Barış Manço – “Sakız Hanım – Mahur Bey”


Yitip giden sadece Sakız Hanım ve Mahur Bey değildi. Bir dönem, bir devir bitmiş, perdeler kapanmış, o hüzünlü nağmeler susmuştu. Şarkıyı dinlerken burnumuzun direğinin sızlaması bundandı.


Barış Manço yaşasaydı, bugün bulunduğumuz yerden düne bakıp neler yazar, neler söylerdi bilinmez. Ama daha o günlerden bugünleri görmüş gibiydi.


Bugün Barış Manço’nun doğum günü. 2 Ocak 1943 doğumlu Barış Manço, 1 Şubat 1999’da hayata gözlerini yumduğunda henüz 60 yaşında bile değildi. O zamanlar bize çok büyük, hatta yaşlı gibi gelirdi ama şimdi hesaba vurunca anlıyorum ki çok erken veda etmiş.


Toplumsal hafızamıza kazınmış onlarca şarkısı var Manço’nun. Hepsi bir hikâyesi, derinliği, karakteri olan şarkılar. “Sakız Hanım - Mahur Bey” onlardan sadece biri. Bugün sosyal medyada sayısız Barış Manço paylaşımı gördüm. Fotoğraflar, yorumlar, şarkılar… Benim içimden bu şarkıyı paylaşmak geçti. Onun gidişiyle biten bir devri, onun yokluğunun bıraktığı boşluğu en iyi bu şarkı anlatıyor sanki.


“Sakız Hanım – Mahur Bey”, 1988’de Emre Plak etiketiyle yayımlanmış “Ful Aksesuar ’88 Manço Sahibinden İhtiyaçtan” albümünde yer alan şarkılardan biriydi. Sözleri Barış Manço’ya, bestesi Bahadır Akkuzu’ya ait şarkının düzenlemesi Garo Mafyan tarafından yapılmıştı.  


0
Share

mor ve ötesi - "Bir Derdim Var (Canlı Senfonik)


mor ve ötesi 29 Ekim 2018’de Aya İrini’de bir senfonik bir konser vermişti. Turkcell Platinium İstanbul Night Flight konserleri kapsamında gerçekleştirilen bu konseri o gece orada olabilen sınırlı sayıda şanslı insan izledi ki zaten bilet fiyatları da el yakıyordu.

Neyse ki 2018 bitmek üzereyken mor ve ötesi’nin bu ilk senfonik konserinin kayıtlarını bir bir dinlemeye ve hatta izlemeye başlayacağımızı öğrendik. Nitekim ilk kayıt da yılın son haftası dijital platformlara düştü.


Bu sene 15’inci yaşına girecek, 2004 çıkışlı “Dünya Yalan Söylüyor” albümünden “Bir Derdim Var”ın senfonik kaydı Rakun Müzik etiketiyle yayımlandı.

Volkan Gürkan tarafından kaydedilen, Erim Arkman tarafından Babajim İstanbul Stüdyoları’nda miksi yapılan şarkının “mastering”i ise Grammy ödüllü ses mühendisi Evren Göknar tarafından Los Angeles’ta gerçekleştirilmiş.

Kayıtta mor ve ötesi şarkıyı şef Orçun Orçunsel yönetiminde sadece o gece için bir araya gelen 50 kişilik özel senfoni orkestrası ve Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Korosu ile beraber seslendiriyor.


Bu artık klasik olmuş şarkıyı sahiden klasik bir formda dinlerken tüyleriniz diken diken oluyor. Şarkının videosunu izlerken ise şehrin hatta ülkenin en etkileyici konser mekânlarından biri olan Aya İrini’nin muazzam atmosferi sizi adeta içine çekiyor. Tam anlamıyla nefes kesici.

Kendi adıma kayıtların devamını sabırsızlıkla bekleyeceğim.

0
Share

"HALK DA MELODİYİ ÖZLEDİ"


2014 yılında yayınlanan “Aşk Beni Bulunca” adlı teklisiyle müzik sektörüne ilk profesyonel adımını atan Gökçe Kılınçer, 2016 yılında ilk albümü “Kalbimde İzi Var”la adından bir hayli söz ettirmişti. Üniversite yıllarında eğitim için gittiği Londra’ya yerleşen ve müziğini orada üreten Kılınçer, bugünlerde Hicazplaks etiketiyle 45’lik plak formatında yayınlanan yeni teklisi “Sev Derim / Neyleyim” ile tekrar gündemde.



Röportajı okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

Arşivden

Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates