Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Ayfer Vardar – “Al Ömrümü”


“O yıllarda televizyon dizileri, şarkılar için klip vazifesi görür, birçok şarkı diziler sayesinde keşfedilirdi…”

Artık 10 yıl sonra mı olur 20 yıl sonra mı orasını bilemem ama günün birinde birileri bugünlerin müziğini anlatırken bu cümleyi kuracak muhakkak.


Şu sıra en çok Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Çukur dizilerinin müzikleri gidiyor mesela. Neredeyse her hafta yeni bir şarkı patlatıyorlar.

Ayfer Vardar’ın seslendirdiği ve geçtiğimiz günlerde Kalan Müzik etiketiyle tekli olarak da yayımlanan “Al Ömrümü”  Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz sayesinde yeniden keşfedilen şarkılardan biri oldu. Yeniden keşfedilen diyorum çünkü şarkının epeyce sükseli bir evveliyatı var aslında.


Şarkı ilk kez 2011 yılında dinleyici karşısına çıkıyor. Hem söz yazarı ve bestecisi Cevdet Bağca’nın “Nuda” adlı albümünde hem de Kıvırcık Ali’nin ölümünden hemen sonra yayımlanan “On Bir İki Bin On Bir / Veda” adlı albümde. Bu ikinci albümde şarkıyı Kıvırcık Ali ve Yıldız Tilbe birlikte söylüyorlar. 2016 yılında ise Kubat bu şarkıyı yeni albümünün isim şarkısı yapıyor. Şarkının Kubat versiyonu Kurtlar Vadisi dizisinde de kullanılıyor ve o dönem epeyce ses getiriyor. 2017 yılında Zülfükâr’ın “Çirkin” adlı albümünde yer alan şarkı 2019 başında da Handan Şahin’in “Alem” adlı albümünde bir kez daha dinleyici karşısına çıkıyor.


Rağbet gördüğü kadar var. “Al Ömrümü” dile kolay takılan, bir o kadar da dokunaklı bir türkü formunda beste. Ayfer Vardar da her zamanki gibi tertemiz, pırıl pırıl söylemiş. Bu türü sevenler için her bakımdan tatmin edici bir çalışma.  

0
Share

Jabbar – “Cesaretsizce Olmuyor”


Deeperise ile ortak çalışmaları “Raf” ve “Geçmiş Değişmez” ile bir hayli ses getirmişti Jabbar. Peşi sıra Ekim 2018’de EMI etiketiyle yayımlanan ilk albümü “Yineleme” ile dinleyici karşısına çıktı. Albümün ikinci videosu “Cesaretsizce Olmuyor” ise geçtiğimiz günlerde servis edildi.


Jabbar ya da gerçek adıyla Mücahit Turan, albümdeki bütün şarkılar gibi bu şarkıyı da kendisi yazmış. Düzenlemeleri ise Safa Hemdem’le birlikte yapmış. Bundadır ki albümde “Raf” ve “Geçmiş Değişmez”i Deeperise versiyonlarıyla değil, akustik versiyonlarıyla dinliyoruz. Zaten Deeperise’la yaptıklarından farklı olarak bazı parçalarda elektro-funk sularda geziyor Jabbar. “Cesaretsizce Olmuyor” da böyle bir şarkı. Türkiye’de pek fazla müzisyenin üzerine kafa yormadığı bir türde, son derece doğru tasarlanmış, yazılmış ve çalınmış bir şarkı.


Kendi türünde iyi bir şarkı yazarı, incelikli düzenlemelerden de görüldüğü üzere iyi de bir “sound designer”. Bu yönüyle şarkıcılığının kusurlarını kapattığı söylenebilir. Albümü henüz keşfetmediyseniz Jabbar’ın dünyasına giriş biletiniz bu şarkı olabilir.

0
Share

Can Gox – “Ah Bir Ataş Ver”


Yıllardır çalınıp söylenen, etkisini hiç yitirmeyen türkülerden biridir “Ah Bir Ataş Ver”. 1953 yılında tatbikat dönüşü Çanakkale Boğazı’nda İsveç bandıralı bir şileple çarpışarak batan Dumlupınar denizaltısı içinde 81 kişilik mürettebatla birlikte karanlık sulara gömülür.


Çarpışmadan sağ çıkan ve kurtarılmayı bekleyen 22 kişi, o günlerin şartlarında kurtarma çalışmalarının yetersiz kalması nedeniyle göz göre göre ölüme terkedilir ve sığındıkları torpido dairesinde havasızlıktan ölür. İrtibatı sağlayan telefon hattından onlara söylenen “Mümkün olduğunca konuşmayın, şarkı türkü söylemeyin ve sigara içmeyin,” komutu umutlar tükenince “Konuşabilirsiniz, şarkı türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz”e dönüşür. Sigaralar yakılır ve bu türkü söylenir.


Bu yürek yakan hikâyeyle özdeşleşmiş bu yürek yakan türkü, bir kez de Can Gox’un sesinden çıktı karşımıza. 1877 Müzik Yapım etiketiyle yayımlanan tekli, geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Türkünün düzenlemesi Erdem Tarabuş tarafından yapılmış.


İlk albümünü 2013 yılında piyasaya çıkaran Can Gox, sonrasında “cover” şarkılar söylediği tekliler yayımlayarak devam etti yoluna. Her yaptığı “cover”, onu takip edenler için “Acaba bunu nasıl söylemiş?” merakıyla dinlendi ve hiç hayal kırıklığı yaratmadı.


Can Gox adeta ’60 ve ‘70’lerin Anadolu pop akımının günümüze ışınlanmış bir örneği gibi. Sesi, tavrı, söylediği şarkılar hep bu minvalde. Ama asla taklit değil, özenti değil, suyunun suyu değil. Uzun yıllardır Anadolu pop yolundan yürüme iddiasıyla ortaya çıkmış nicesiyle kıyaslanmayacak kadar sahici. Onu özel kılan da bu. Nitekim bu türküye getirdiği yorumda da bunu bir kez daha görmek mümkün.

0
Share

Aynur Aydın – “Düşüne Düşüne”


Son olarak 2018 yılında “Salla” teklisiyle karşımıza çıkan Aynur Aydın’ın yeni teklisi “Düşüne Düşüne”, geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Çağrı ve Berk Telkıvıran’ın ortak imzasını taşıyor, düzenleme ise Çağrı Telkıvıran tarafından yapılmış.


Başından beri ortalama Türk popunun bir tık üzerinde, Batı “sound”unda işler yapmaya çalıştı Aynur Aydın. Onu bu nedenle sevenler oldu. Ama bence bir taraf da hep eksik kaldı. Neydi o eksiklik? Bence sıcaklık ve samimiyet. Yapmak istediği, yaptığı müzik zaten yapısı itibariyle “cool”, ona kabul ama onun sınırı doğru çizilmezse geniş kitlelere sevdirmek zor. Hele ki fiziksel olarak da soğukkanlı, mesafeli bir görünüşünüz varsa daha da zor.


“Düşüne Düşüne” bu handikabı büyük ölçüde ortadan kaldıran bir şarkı. Hem düzenlemesiyle, ritmik yapısıyla yine “cool”, hem de inceden yerli bir melodik yapısı var; sözler de ona keza. Beni Aynur Aydın şarkılarından uzak durmaya itmiş telaffuz problemi de neredeyse yok bu defa. Yani ortalama dinleyicinin kulağını daha kolay yakalayabilecek, nispeten sıcak gelebilecek bir şarkı bulmuş bu defa Aynur Aydın. Bu anlamda kariyerinin en şanslı şarkılarından biri olabilir “Düşüne Düşüne”.


Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, “dalı tutunmak” diye bir tabir yok. Olsa olsa “dala tutunmak” ya da “dalı tutmak” olabilir o. Konuşma dilinde “esame”ye evrilmiş kelimenin doğru kullanımı da “esami”dir. “Esame”, “esami”nin çoğuludur çünkü.   


Ben olsam klibi de bir moda çekimi gibi değil, daha hayatın içinden, gündelik görüntülerle bezer, şarkıya böyle de sıcaklık katardım. O yapay artistik duruşların, bakışların eskisi kadar rağbet görmediği bir dönemden geçiyoruz çünkü.  

0
Share

Zerrin Özer – “Seni Seviyorum”


Zerrin Özer’in ilk 33’lük plağı “Seni Seviyorum”, yayımlandığı 1980 yılından bu yana sadece plaklarda kalmıştı. Ne dijital platformlarda vardı ne de CD olarak basılmıştı. Türk pop müziğinin ‘80’li yıllarında yapılmış en güzel albümlerden biri olan ve o dönemde Kent Plak tarafından yayımlanan bu plak tam 39 yıl sonra EMI ve Rainbow45 Records işbirliğiyle  yeniden plak olarak basıldı ve dijital platformlara da servis edildi.


Bu albüm, 1979 yılında yayımlanan “Gönül” 45’liğinin kazandığı başarının peşi sıra, aceleyle piyasaya sürülmüş ve albümde aslında 45’lik olarak yayımlanması planlanan ve bu maksatla kaydedilen şarkılar bir araya getirilmişti. Öyle ki Zerrin’in bile böyle bir albümün piyasaya çıkacağından haberi olmamıştı o günlerde.  


Yayımlandığı dönemde uzun süre liste başlarında kalan ve Hey dergisinin 1980 yılı müzik ödüllerinde okuyucu oylarıyla yılın en iyi ikinci yerli albümü olarak seçilen “Seni Seviyorum” Zerrin Özer’in “Gönül”le yakaladığı başarının tesadüf olmadığını, Türk pop müziğinin çok güçlü, çok özel, farklı bir ses ve yorumcu kazandığını gösteren bir albüm olarak pop tarihinde yerini alacaktı.


Sözleri Çiğdem Talu, bestesi Melih Kibar imzası taşıyan “Seni Seviyorum” ilk kez bu albümde Esin Engin’in düzenlemesiyle Zerrin tarafından seslendirilmiş ve ikilinin klasikleşip bugünlere dek gelen şarkılarından biri olmuştu. Bu albümün bunca zaman sonra gün ışığına çıkışını albüme adını veren şarkıyla kutlarken, darısı diğer Zerrin Özer albümlerinin başına diyelim.

Meraklısına not: Plağın tıpkıbasımında Zerrin’in ilk dönem kariyerine ve bu plağa ait bir yazı da yer alıyor. Yazıyı da ben yazdım, ayıptır söylemesi.   

0
Share

Ayşe Hatun Önal – “Katakulli”


Ayşe Hatun Önal, kişisel karizması, “cool” duruşu ve başından bu yana tercih ettiği müzik türüyle kendini farklı bir yere konumlandırmayı başardı. Beklenti çıtasını da yükseltti haliyle. Müziğe ne kadar dört elle sarıldığı konusunda şüphem baki. Zira birkaç sene önce onu bir ödül töreninde izlediğimde (“playback” yapmasına rağmen) sahnede elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen bir amatör görünce şaşırmıştım. Sanki stüdyo şarkıcısı olmak ona yetiyor gibi. Onu da canı istediğinde şanı yürüsün diye yapıyor gibi.


Nitekim Önal’ın DMC etiketiyle piyasaya çıkan yeni şarkısı "Katakulli" de kocaman bir iddia taşıyor. Mabel Matiz gibi şu sıralar elini nereye dokundursa altın eden birinden şarkı almak, onunla böyle bir işbirliğine gitmek az şey değil. Üstelik ilk bakışta nasıl tutar ki bu kimya diye düşündürten bir teşebbüs bu. Sonuç; Mabel’in zekâsı ve yaratıcılığının bir kez daha ispatı. Ayşe Hatun Önal imajı için ancak böylesi bir şarkı yapılabilirdi. Hem eğlenceli, hem sürükleyici hem de o nispette “cool” bir dans şarkısı. Mabel’in Sabi Saltiel’le yaptığı düzenleme mükemmel. Uzun zamandır bu kulvardan böyle güçlü şarkı çıkmadı.


Gelin görün ki Ayşe Hatun Önal imajı için biçilmiş kaftan bu şarkının Ayşe Hatun Önal şarkıcılığı için doğru seçim olup olmadığı kocaman bir soru işareti. Fazla da geniş ses aralığı gerektirmeyen soğuk elektronik şarkılara çok yakışan ses rengi bu şarkıda çok doğru yerden tınlamıyor gibi. Belki de bunun üstünü örtmek için geriye itilen sesin ne söylediğini anlamak da mesele. Bir rabarbadır gidiyor. Geriye kulakta hoş bir ritim, melodi, tekrar dinleme isteği kalıyor kalmasına ama keşke bu şarkıyı bir başkası söyleseymiş diye de düşündürüyor. Önümüzdeki yaz her yerde çalınacak şarkılardan biri olacağı kesin, o ayrı.      

0
Share

İzel – “Bizim Ağaç”


Uzun zaman olmuştu İzel’den yeni bir şarkı dinlemeyeli. Yeni albümü ha bitti ha bitecek, ha çıktı ha çıkacak derken de aylar geçti. Bu kadar uzun aradan sonra geri dönmek kolay değildi, hak vermek lazımdı. Ama keşke ‘90’ların ikinci, 2000’lerin ilk yarısı boyunca koştuğu kulvarı bu kadar kolay terk etmese, kendine bu haksızlığı yapmasa ve bu kadar uzun ara vermeseydi. Çünkü her zaman kredisi yüksekti dinleyici nezdinde.


Olan oldu, bitti. Önümüzdeki maçlara bakmamız gerekiyorsa şayet, İzel’in geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni şarkısını ve belki yarın belki yarından da yakın bir tarihte piyasaya çıkacak yeni albümünü merak ve özlemle dinleyebiliriz.


Bazı şarkıcılar böyledir; akıllı prodüktörlerin, işi bilen yapımcıların elinde parlar, güç kazanırlar. Bu da doğaldır çünkü her şarkıcı aynı zamanda işin ticari matematiğini bilmek zorunda değil. İzel’in şanssızlığı galiba uzunca bir süre doğru bir ekiple çalışamaması oldu. Nitekim ne zaman ki Arpej Yapım’la anlaşma imzaladığını duydum, İzel’in bu defa doğru bir biçimde geri döneceğine inancım arttı. Tabii albümü dinlemeden bundan emin olmak mümkün değil ama albümden yayımlanan ilk tekli “Bizim Ağaç” aşağı yukarı bir fikir veriyor.


Sözleri Meral Turan’a, müziği Gökçer Turan’a ait şarkının düzenlemesi Serdar Ayyıldız tarafından yapılmış ve bu genç ekibin elinden genç, taze, ferah bir şarkı çıkmış. Şarkıyı dinlerken en az İzel’in şarkının klibindeki elbisesinin yeşili kadar yeşilleniyor içiniz. Ama bir “hit” mi? Değil. Albümün en güçlü şarkısı mı? Onu da bilemiyoruz. Belki böyle sakin bir ilk adım atmayı özellikle tercih etmişlerdir.

Ne olursa olsun İzel’in o kendine has ses rengini, o naif, ürkek, kırılgan ve dokunaklı şarkıcılığını yeniden, yeni bir şarkıda duymak, dinlemek mutluluk verici.


İzel’in klipte giydiği o elbise de üzerinde fazlaca oynanmış kapak fotoğrafı ve fazla şakrak kapak tasarımı da anlaşılabilir kaygılarını gösteriyor. Ama bence hiç gerek yoktu. Çünkü İzel pop-star ambalajına sarmalanmadan da dinlenebilecek bir ses, bir şarkıcı. Gerçek bir şarkıcıyı öncelikli sevme nedenimiz bedeni, yüzü, kaşı, gözü değildir ki. Öyleyse zaten orada bir sorun vardır. Ben kendi adıma kulaklığımı takıp şarkısını dinlediğimde bana hissettirdiklerini yüz bin ultra mega şahane klip, bir o kadar da şahane fotoğrafa değişmem. Benim gibi düşünenlerin az olmadığını da biliyorum.   

0
Share

Serkan Ferat – “Aşkına Talibim”


Yaptığı her işi gönül rahatlığıyla dinleyebileceğiniz bir müzisyen Serkan Ferat. Başından beri kendi müzik evreni içerisinde, popüler olana yüz vermeden ayakta duruyor ve şartları zorluyor. Nitekim bir önceki teklisi gibi yeni teklisini de dijital platformlarda kendi hesabına yayımladı.


“Aşkına Talibim” adını taşıyan şarkının söz ve müziği Serkan Ferat’a ait. Düzenleme ise Serkan Ferat, Turan Akkale ve Deniz Engin’in ortak imzasını taşıyor.


Benzetmek gibi olmasın ama U2, Sting, Alan Parsons Project ve benzer türevde müzisyen ve grupların izlerini ince ince duyabileceğiniz bir şarkı “Aşkına Talibim”. (Her ne kadar aradaki elektro gitar soloyu şarkının iklimine yakıştıramasam ve bu benzetmenin dışında tutsam da.) Modası geçmeyecek, miadı dolmayacak, zamana kalacak bir şarkı. Bugün bu topraklarda “rock” üst başlığı altında üretilenlerin büyük kısmıyla da uzak yakın ilgisi yok.


Henüz keşfetmediyseniz bu tek tabanca müzisyeni keşfetmek ve tanımak için geç kalmış da olsa iyi bir başlangıç olabilir bu şarkı. Bu arada Doğa Yılmaz imzalı kapak tasarımına bayıldığımı da söylemeliyim.     

0
Share

Erol Evgin – “Umut”


Bilen biliyor, iki seneyi aşkın bir süredir Melih Kibar’ın hayat hikâyesini bir kitaba dönüştürme gayreti içerisindeyim. Bu süre zarfında çok çalıştım, çok araştırdım, okudum, insanlarla konuştum ve çok şey öğrendim. Hâlâ da öğreniyorum. Müziğe adanmış bir ömrün satır aralarında bir dehanın, olağanüstü bir zekanın, sıra dışı bir adamın müthiş zengin ve renkli hikâyesi saklıymış aslında.


Daha Türkiye’de “telif” kelimesinin anlamı bilinmezken verdiği mücadele, eline geçen her fırsatta bu konuda bir şeyler söyleyerek müzik üreten ve tüketenleri bilinçlendirme çabası, kimseye müdanası olmadan doğru bildiği yolda tek tabanca yürürken bir yandan da irili ufaklı elinin değdiği herkesin hayatının kazanç hanesine yazılması onun şarkıları kadar konuşulmamış ama bence bir o kadar değerli ve konuşulması, anlatılması gereken özellikleri.


Her yitip giden değere yaptığımız gibi Melih Kibar’ı da çok bilinen ve popüler olmuş eserleri kadar biliyor, hatırlıyor, anıyoruz. Oysa onlar buzdağının görünen yüzü sadece. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Kıymetli, özel, benzersiz insanların hem hayat hikayelerini hem de popüler olmuş veya olmamış bütün eserlerini okumak, araştırmak, dinlemek, irdelemek, anlamaya çalışmak lazım. Aksi halde yüzeysel bir saygı selamından öteye geçmiyor gösterdiğimiz vefa.


Bugün Melih Kibar’ın ölüm yıldönümü. Çok genç yaşta, henüz 54 yaşındayken, 7 Nisan 2005 günü kaybettik onu. Çok sevdiğim ama günümüzde pek de dolaşımda olmayan bir bestesi ile anmak istedim onu. 1979 yılında yayımlanan ikinci Erol Evgin 33’lüğünde ilk kez dinleyici karşısına çıkan bir Melih Kibar – Çiğdem Talu şarkısı bu. O günlerin tıpkı bugünlere benzeyen biraz karanlık, karmaşık, belirsizliğin ve umutsuzluğun hüküm sürdüğü siyasi ve toplumsal atmosferinde Çiğdem Talu’nun müthiş bir duyarlılık ve incelikle kaleme aldığı, insanca bir umuda dair şarkı sözleri ve Melih Kibar’ın klasik kabul edilebilecek nitelikte bestesi: “Umut”.


Bu şarkı 1979 yılından 2006 yılına dek sadece plak üzerinde kalmış, yıllar sonra ilk kez 2005 yılında yayımlanan Erol Evgin’in “İşte Öyle Bir Şey” adlı plak kayıtları derlemesi ile günışığına çıkmıştı. Bugün bir kez daha dinlemenin tam zamanı. Hem Melih Kibar’ı yad etmek, hem de her şeye rağmen umut tazelemek için.

0
Share

Bülent Ersoy – “Ümit Hırsızı”


Son albümünü 2011 yılında yayımlayan Bülent Ersoy’un uzun zamandır beklenen Tarkan imzalı şarkısı nihayet geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı. “Ümit Hırsızı” adını taşıyan şarkının düzenlemesi Taşkın Sabah tarafından yapılmış.  


Bu şarkıyı Tarkan kendi albümlerinden birinde söylemiş olsaydı çok eleştirebilirdim. Gelin görün ki Bülent Ersoy’a çok ama pek çok yakışmış. Tarkan’ın en iyi yaptığı şeylerden biri olan alaturka – yandan. Ersoy’a neden yakıştırdığımı ise daha net izah etmeliyim.


Bülent Ersoy diskografisini başından beri yakinen takip etmiş, özellikle de ‘80’lerde yaptığı her albümü döndüre döndüre dinlemiş, bunun adı “guilty pleasure” ise şayet, o “pleasure”ın dibine vurmuş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki onun stüdyoda şarkı kaydetmesinin en büyük handikabı ölçülere sığmayan ağdalı şarkı okuma biçimidir. Aranjörler de bunu bilir ve şarkıların temposunu düşürdükçe düşürürler ki ölçü kaçmasın. Son yıllarda ise, Ersoy’un sesini kesip biçerek sığdırıyorlardı ölçüye. Bu da giderek tatsızlaştırıyordu ortaya çıkan şarkıları. “Aşktan Sabıkalı” gibi Bülent Ersoy’a cuk oturacak bir şarkı bile bu sakatlığıyla yoruyordu dinleyeni.


Neyse ki “Ümit Hırsızı”nda böyle bir durum yok. Şarkı Bülent Ersoy’a kendi alanında dolaşma şansı verirken bir yandan da ona sınırlar çizmiş. Haliyle de usturuplu bir yorum çıkmış ortaya. En azından Bülent Ersoy’un sesini ve şarkılarını sevenleri memnun edecek düzeyde. Ben kendi adıma gayet tatmin edici buldum. Tabii Ersoy şarkıyı söylerken dilediğince abartamadığından mıdır nedir, abartma hakkını klipte kullanmayı ve kullanırken ikiye katlamayı tercih etmiş. Kulağınız değil ama gözünüz yoruluyor izlerken ki o da ayrı mesele.             

0
Share

Cem Karaca – “Mutlaka Yavrum”


Cem Karaca upuzun bir hikâye, bir şarkı, bir filmdir anlatmaya kalksanız; özetlere sığmaz. Ama benim için “Mutlaka Yavrum”dur en çok. Şarkıda bahsi geçen yavru kadarken ben daha, ne anlıyorduysam o şarkı sözlerinden artık, bilmem yoksa melodisi miydi derinime işleyen ama bu şarkıyı dinlemeler yetmezdi bana. Öyle severdim. Bu yaşıma geldim, hâlâ ne zaman açıp dinlesem ya da bir yerlerde çalınsa kulağıma, o dakika gözlerim dolar, illa ki kederlenirim.


Şimdi bugün dinlediğimde tekrar gördüm ki “Mutlaka Yavrum” henüz eskimemiş. Bizden önceki kuşaklar gibi bizim de artık kendimizden geçmiş beklentimiz, yavrularımıza dair inanca, umuda dönüşmüş. “Biz görmedik, sen görürsün yavrum.” Yani vazgeçtiğin yere mıhladığın başlangıç. Ve Cem Karaca’nın o benzersiz sesinde yankılanarak çoğalan “insan olmanın verdiği onur”.


Söz ve müziği Cem Karaca’ya ait “Mutlaka Yavrum” ilk kez 1975 yılında 45’lik plak olarak yayımlanmıştı. Sonrasında 1977’de yayımlanan “Parka” adlı albümde yer aldı. 


2005 yılında, Karaca’nın ölümünden sonra yayımlanan saygı albümüne de “Mutlaka Yavrum” adı verilmişti ve o albümde bu şarkıyı Edip Akbayram seslendiriyordu. Yavuz Plak tarafından yayımlanan sayısız Cem Karaca albümlerinden birinde şarkının Cem Karaca tarafından yapılmış farklı bir versiyonu da ortaya çıkmıştı yıllar sonra ama Yavuz Plak yeniden basımları o kadar karmaşık ki ben bile hatırlamıyorum ilk ne zaman yayımlandı ki şu anda YouTube üzerinde de şarkının orijinal versiyonundan çok o versiyonu mevcut.  


Bugün Cem Karaca’nın doğum günü. İyi ki bu hayattan geçmiş dediklerimizden. Kimse “mutlaka” kelimesini onun kadar inandırıcı, ikna edici söyleyemezdi herhalde. Umudumuz onun sesinde yeşeriyor hâlâ bu yüzden. Ruhu şâd olsun.   

0
Share

Sibel Tüzün – “Kırmızı”


Sene 2003. Sibel Tüzün’ün ani ve keskin bir dönüşle pop müzikten “rock” müziğe geçiş yaptığı 1998 yılının üzerinden beş sene geçmiş. O ara ülkede Şebnem Ferahlar, Teomanlar, Dumanlar filan derken “rock” müzik ciddi bir yükselişe geçmiş ama dinleyici her ne hikmetse Sibel Tüzün’ü “rock” şarkıcısı olarak görmeyi tercih etmemiş. Ve Sibel de “Kaçın Kurası”nda “Anca Beraber”de bıraktığı Sibel’e geri dönmüş. Hani o seksi, ateşli ve Akdenizli kadına…


O yıl piyasaya çıkan “Kırmızı” tam da böyle bir albüm. Dahası çoğunluğu kendi yazdığı şarkılardan oluşan, olgun bir albüm. Seksi, ateşli ve Akdenizli bir albüm. Zaten bunu sadece albümün adından ve kapağından bile anlamak mümkün. Olmadı, albüme adını veren şarkıdan…


Söz ve müziği Sibel Tüzün’e ait şarkının düzenlemesi Tansel Doğanay’a ait. Bu bilgiye sahip olmasanız, şarkının pekâlâ bir Yunan şarkısı olduğunu sanabilirsiniz. Öyle kıvrımlı, tuzlu, kokulu bir şarkı.


Nitekim “Kırmızı” albümünün ikinci baskısında şarkının “Agapi Kokini” adını taşıyan Yunanca versiyonu, “Agapi Kırmızı” adını taşıyan Yunanca / Türkçe  versiyonu ve “club” versiyonları da yer alıyor. 2004 yılında basılan “Kıpkırmızı” adlı albümde ise başka başka versiyonlar ve daha fazlası…


“Kırmızı” ve “Kıpkırmızı” albümleri ile Tüzün’ün ilk “rock” albümü “Hayata Buysa Ben Yokum Bu Yolda”, geçtiğimiz günlerde “remastered” edisyonlarıyla dijital platformlarda yayımlandı. Albümler, Sibel Tüzün’ün sahibi olduğu Arinna Müzik etiketini taşıyor. Hem Sibel Tüzün kariyerinin bu köşe taşı albümlerini yeniden keşfetmek, hem de ülkenin en iyi kadın seslerinden birini uzun uzun dinlemek için kaçırılmaz bir fırsat.

0
Share

Bedük – “Hayvan”


2004 yılında Serhat adıyla çıkardığı ilk albümü “Nefes Almak Zor”u bir kenara koyarsak, 2007’den bu yana elektronik dans müziği türünde çok sayıda albüm ve tekli yayımlayan Bedük, o zamandan bu zaman türün ülkedeki en iyi temsilcilerinden biri oldu. Elektronik dans müziği bizde ağırlıklı olarak “dj” tipi prodüktörler üzerinden yürürken, Bedük işin en hem üretim, prodüksiyon, hem de vitrin kısmında yer alarak kendi başına bir marka oldu diyebiliriz. Hele ki EDM’nin tekno–arabeske eşitlendiği bir zaman diliminde.


Bedük’ün yeni teklisi “Hayvan”, geçtiğimiz günlerde Delises Entertaintment Limited etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Bedük’e ait.


Ağırlıklı olarak İngilizce sözlü parçalarla ilerlese de ilk albümünden sonra piyasaya çıkmış yedi albümün ikisi tamamen Türkçe parçalardan oluşuyordu. “Hayvan” da Bedük kariyerinin Türkçe klasmanında yer alacak.


Bu şarkı da tıpkı diğer bütün şarkıları gibi sırtını sadece ritme dayamıyor. Elektronik müziğin o soğuk, mekanik ve sürekli tekrara dayalı kalıplarına sıkışıp kalmıyor. Melodi var, armoni var, anlamı olan sözler var. Buna karşın türün gereklilikleri içinden kendi kimliğiyle vardığı uluslararası bir standart da var. Sözün özü Bedük bu işi iyi yapıyor ve “Hayvan”la bunu bir kez daha gösteriyor.   

0
Share

Bora Öztoprak – “9. Köy”


“Sesinde ‘90’lar var,” desem yeri. Gerçi Bora Öztoprak ‘90’lardan bu yana hemen hiç durmadan yoluna devam etti ama onun sesi galiba en çok ‘90’larda kazındı hafızalarımıza.
1994’de yayımlanan ilk albümü sonrasında beş albüm daha yayımlayan Bora Öztoprak altıncı albümünü 2013’de piyasaya çıkardıktan sonra, istikrarlı bir biçimde her yıl bir tekliyle dinleyici karşısına çıktı. Kariyerinin başından beri ağırlıklı olarak kendi şarkılarını seslendirdi, kendi tarzı ve stiliyle müzik piyasasında var oldu. Bugün sadece ismini gördüğümüzde bile iyi bir iş yaptığından şüphe duymayacağımız müzisyenlerden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir. Nitekim yeni şarkısında da bizi yanıltmıyor.


“9. Köy” adını taşıyan şarkının söz ve müziği Bora Öztoprak’a ait, düzenleme ise Hakan Süersan tarafından yapılmış. Tekli, geçtiğimiz günlerde Ada Müzik etiketiyle yayımlandı.


Sadece sesinde değil, şarkısında da ‘90’lar var. Şarkı sözlerinin, melodinin, kurgunun ve düzenlemenin özene bezene yazıldığı / yapıldığı her halinden belli. Tertemiz bir akustik “sound” ve hakkını vererek şarkı söyleyen bir şarkıcı. “9. Köy” belki bu zamanın gürültü patırtısı içinde yeterince kendini gösteremeyecek ama uzun vadede Bora Öztoprak kariyerine değer katmış işlerden biri olarak hatırlanacak, orası kesin.      


0
Share

Yeliz – “Hoş Geldin Bahar”


Şarkının orijinali “Liebe Heißt L´amour” adını taşıyor ve o yıllarda Almanya’da da popüler olan İsveçli şarkıcı Siw Malmkvist tarafından seslendiriliyor. Şarkının Türkçe versiyonu ise 1974 yılında Yeliz tarafından plak yapılıyor. Sözleri Çiğdem Talu’nun yazdığı parçanın adı “Hoş Geldin Bahar”.


Yeliz’in aynı zamanda ilk 45’liği. Kısa bir süre sonra Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemeleri sayesinde adını tüm ülkede duyuracak genç kız, Bebek’te komşusu olan ve gece gündüz evinden çıkmadığı Çiğdem Abla’sının şarkı sözleriyle müziğe ilk profesyonel adımını atıyor.


Şarkı 1974’de 45’lik olarak yayımlandıktan sonra ancak 2012 yılında tekrar gün ışığına çıkabildi. Ossi Müzik etiketiyle yayımlanan ve Yeliz’in ilk dönem bütün 45’liklerini içeren “En İyileriyle Yeliz” adlı albümde yer alıyordu.


Ne zaman dinlesem içimi aydınlatan, ferah, hoş bir şarkıdır “Hoş Geldin Bahar”. Gencecik bir kızın “lalala” deyişleri sahiden baharı getirir, tazeler dinleyeni. Bugün “tbt” günü değil. Ama günün anlam ve önemine en uygun şarkı bu gibi geldi. Öyle hissettim. “Ümitsiz günlerin sonu gelmiş olsa,” diyor ya şarkıda… Sahiden gelmiştir belki de.       

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Tarkan Kurtlar Sofrasında
     TARKAN - "KUANTUM 51" Tarkan'ı öncelikle günün avam tarz ve türlerinden uzak durduğu, "rap"çilerle filan iş birliği...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Rüya Çağla Röportajı
    Bizim kuşak ergen yaşlarında yetmişleri dolamıştı diline. O ispanyol paça pantolonlar, devasa yakalı, göğüs bağır açık gömlekler, apartma...
  • Duman Bey Ne Yapıyorsunuz?
    DUMAN KONSERİ HARBİYE AÇIK HAVA TİYATROSU 30 TEMMUZ 2018 Tam önümüzde Kaan Tangöze’nin annesi, babası oturuyordu. Civarda da diğe...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates