Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

YENİ BİR ŞEŞEN


(4 Haziran 2018 tarihinde www.milliyetsanat.com 'da yayımlanmıştır.)

Yetenekli Şeşen ailesinin bir ferdi daha müzik dünyasında görünür oldu. İlhan Şeşen’in oğlu Fuat Şeşen’in ilk albümü “Bana Yeter”, geçtiğimiz günlerde Garaj Müzik etiketiyle yayımlandı.


Boşuna “yetenekli Şeşen ailesi” yazmadım. Grup Gündoğarken olarak tanıdığımız amca ve yeğenlerin çocukları Melis Şeşen, Selen Şeşen, Selin Şeşen, Dilhan Şeşen ve de ilk albümüyle bugünlerde karşımıza çıkan Fuat Şeşen, Şeşen soyadının genç kuşağı olarak yıllardır şu veya bu şekilde müziğin içindeler. Ve maalesef genç yaşta kaybettiğimiz Serhan Şeşen de öyleydi.


1979 doğumlu Fuat Şeşen Fenerbahçe Spor Kulübü’nde ve Milli Takım’da kürek çekmiş, bir dönem dalış eğitmenliği de yapmış. Üniversitede mütercim-tercümanlık eğitimi alan Şeşen, lisans ve yüksek lisans sonrası çevirmenlik yaparken bir yandan da müzikle ilgilenmeye devam etmiş. 2013 yılı Altın Güvercin şarkı yarışmasında söz ve müziği babasına ait bir şarkıyla finalde yarışmış. 


Erman Aksoylu’nun prodüktörlüğünü üstlendiği albümde yer alan 10 şarkının da söz ve müzikleri Fuat Şeşen’e ait. Şeşen ayrıca düzenlemelere de Yuriy Ryadchenko ile birlikte imza atmış. Küçük bir ekiple kotarılmış butik bir albüm bu.


Fuat Şeşen’in şarkılarında, şarkı sözleri ve melodik yapılarda, şarkı söyleme biçimi ve vurgularında doğal olarak İlhan Şeşen izleri var ve bu izler “Ne Olur Gel”, “Aşk Zırdeliymiş” gibi kimi şarkılarda çok belirgin. Bununla birlikte şayet illa benzetmek gerekirse Fuat Şeşen’in tarzının amcadan çok yeğenlerin, Gökhan ve Burhan Şeşen’in tarzına yakın olduğu söylenebilir. Ve fakat bu albümde en çok düzenlemeler Fuat Şeşen müziğini başka bir yere taşıyor. O kadar Akdenizli değil her şeyden önce. Gitar kullanımı çok farklı. Hatta yer yer “rock” tınıları da var.


Olgun melodiler, olgun şarkı sözleri ve iyi düzenlemelerle bir ilk albümün olası hatalarını barındırmayan bu albümün en zayıf halkası Fuat Şeşen’in şarkıcılığı belki de. O da tıpkı babası gibi özellikle pes seslerde ya detone oluyor ya da kıyısından dönüyor. Fakat kendi şarkılarını yazan, çalan, kendi hikâyelerini anlatan ve şarkıcılık iddiasını bu sınırlar içinde tutmuş bir müzisyen için göz ardı edilemeyecek kadar büyük kusur değil bu.


Yağmur Kızılok tarafından çekilen fotoğraflar ve Berkcan Okar’ın grafik tasarımıyla albüm kapak ve kartoneti siyah rengin fon olarak seçildiği biraz içe kapanık ve karanlık bir ruh halini imgelese de albümdeki şarkılar öyle değil. Başından sonuna sıkılmadan, şarkı atlamaya gerek görmeden, her bir şarkısında başka bir hikâyenin içine girerek dinlenebilecek, ferah ve umut veren bir albüm “Bana Yeter”. Aynı adlı şarkının video klibinde genç adamın evinin karşısındaki balkonda “kestiği” ve uğruna şarkı yazdığı kızın aslında bir sevgilisi olduğunu gördüğü ve şaşkınlığının bir gülümsemeye dönüştüğü o an, tek başına bu albümün özeti olabilir belki.



HAZİRAN 2018
0
Share
AYDİLGE’NİN YOLU


(22 Mayıs 2018 tarihinde www.milliyetsanat.com 'da yayımlanmıştır.)

İlk albümü “Küçük Şarkı Evreni” 2006 yılında yayımlanmıştı. Farklı ses tınısı ve kendi yazdığı şarkılarla dikkatleri üzerine çeken Aydilge 12 yıldır müzikte adından söz ettiriyor. Aydilge’nin yeni albümü “Kendi Yoluma Gidiyorum”, geçtiğimiz günlerde Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle piyasaya çıktı.


Albümde 11 şarkı var. Albümün habercisi olarak birkaç ay önce yayımlanan “Gece Uyku Tutmazsa” dışındaki bütün şarkıları ilk defa dinliyoruz. Bütün şarkıların söz ve müzikleri Aydilge’ye ait. Düzenlemelerde ise 3 şarkıda Samuray Gökçe, 3 şarkıda Alen Konakoğlu, 2 şarkıda Atakan Ilgazdağ, 2 şarkıda Dorukhan Yaldız ve 1 şarkıda da Bünyas Herek imzaları var. Düzenlemelere imza atanlara ve albümde çalanlara baktığınızda Aydilge’nin kendi müzikal anlayışı içerisinde bir ekip ruhuyla bu albümü kotardığını söylemek mümkün. Farklı aranjörlere rağmen elde edilmiş müzikal bütünlük de bunu doğruluyor.


“Kendi Yoluma Gidiyorum” adlı şarkı albümün adı olduğu kadar içeriğinin de özeti sanki. Başından bu yana kendi stili içerisinde farklı denemelerden kaçınmayan Aydilge, bugüne dek yaptıklarının toplamından damıtmış bu albümü. Şu veya bu modanın, akımın, güncelin derdine düşmemiş. Yer yer eğlenceli, yer yer dokunaklı ama karamsar ve karanlık değil, telaşsız, kaygısız, tutarlı bir albüm bu. Akustik ve “retro” bir “sound”un temel alındığı, kendi yoluna giden bir genç kadının aşka ve hayata bakışını anlattığı şarkı sözleriyle geniş zamanlı duyarlılıklardan dem vurduğu, melodisi zengin şarkılar var bu albümde. 


“Kendi Yoluma Gidiyorum”un eğlencesi, bir parça didaktik belki ama bir o kadar da samimi ve gerçekçi sözleri, Dorukhan Yaldız’ın düzenlemesiyle parlayan “Yana Yana”, hemen ardından gelen “Akşam Çöktü Kalbime”, son derece naif bir aşk şarkısı olan “Sonsuz Sevgilim”, “Kusura Bak Bilerek Oldu”daki “surf rock” üstü keman solosu, (sadece geceler ve duvar kelimeleri nedeniyle değil; melodik yapı itibariyle de) Kayahan şarkılarını anımsatan “Gel Sarıl Bana”, adı gibi sade ve duru “Sade Şarkı” ilk dinleyişte dikkati çekenler arasında. Şüphesiz dinledikçe demlenecek, kendini gösterecek başka detaylar, şarkılar da var.


Aydilge’nin bana zaman zaman Japon şarkıcıları anımsatan sesini kullanma biçimi en az şarkıları kadar karakteristik bir özelliği olarak yer etti artık. Bununla birlikte ben onun alışageldiğinin dışında bir biçimde şarkı söylemeyi denemesini de bekleyenlerdenim. Zira şarkı yazarlığı demlendikçe, daha fazla renk ve derinlik kazandıkça, şarkıcı olarak da yerine göre daha agresif, yerine göre daha baskın, hatta bazen daha kendinden emin bir Aydilge duymak istiyor kulak. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim.


Kapak fotoğrafı Fethi Karaduman, kartonet fotoğrafları Arda Aytan tarafından çekilen albümün grafik tasarımı ise Lö Designers tarafından yapılmış. Aydınlık ve renkli tasarım albümün içeriğine dair doğru fikir veriyor.


Kolay kolay eskimeyecek, uzun vadede etkisini kaybetmeyecek, belki de Aydilge’nin bir olgunluk dönemi eşiğinde olduğunun habercisi olarak hatırlanacak, tadı tuzu yerinde bir albüm “Kendi Yoluma Gidiyorum”. Bir albüm dolusu yeni şarkı bu zamanda hiç de az şey değil. Hakkını vermek lazım.  

MAYIS 2018


0
Share
BİR PRESTİJ ALBÜMÜ


(14 Mayıs 2018 tarihinde www.milliyetsanat.com 'da yayımlanmıştır.) 

Burcu Güneş’in sesini ve şarkıcılığını başından beri sevmiş, ne yapsa dikkat kesilmişimdir yıllardır. Sektör içinde tek tabanca duruşunu ve hiçbir şeyi müziğinin üzerine çıkarmayan tavrını da kıymetli bulurum. Bununla birlikte bir türkü albümü projesi yapmaya niyetlendiğini duyduğumda itiraf edeyim, “Ne gerek var?” diye sormadan edememiştim. Memlekette kıdemini almış her popçu bir alaturka, bir türkü, bir caz albümü yapmaya niyetlenir ya hani; bir nevi rüştünü ispat gibidir bu. Öyle bir heves diye düşünmüş idim. Gelin görün ki bundan aylar evvel Burcu Güneş’le Milliyet Sanat dergisi için röportaj yapmaya oturduğumuzda bana söz konusu albümü dinletmeye başladığı o dakika önyargılı davrandığımı fark ettim ve bunu oracıkta açık yüreklilikle söyledim. “Bu kadarını beklemiyordum,” dedim.


Burcu Güneş’in “Anadolu’nun Güneşi” adı verilmiş türkü albümü geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle piyasaya çıktı. Etiket DMC ama işin prodüksiyon kısmında Kalan Müzik ve Hasan Saltık da var. Şaşırtıcı ve benzeri görülmemiş bir işbirliği bu. Ve fakat böylesi bir proje için bundan daha akıllıca bir işbirliği düşünülemezdi.


Her ne kadar Burcu Güneş’i batı gırtlağı ile şarkı söyleyen bir şarkıcı olarak tanımış olsak da, zaman zaman söylediği kimi şarkılar sayesinde bu toprakların tınısını da verebildiğine, buna yatkın olduğuna şahit olmuşluğumuz vardı. Ne ki bu albümde doğrudan doğruya başka bir Burcu Güneş var. Sesinin  zaten bildiğimiz gücünü değil “yanık” tarafını ortaya çıkarmış, böylece türkülere yabancı kalmamış, şarkıcılığını yorumculuğa doğru götürmüş bir Burcu Güneş. Bu durum özellikle “Üryan Geldim”, “Ervah-ı Ezelden” gibi türkülerde çok açık ve net bir biçimde kendini gösteriyor.


Albüm bütün bütüne bir gövde gösterisi olarak tasarlanmamış zira öyle olsaydı can sıkıcı olabilirdi. Aksine yukarıda bahsi geçen ve benzeri, gövde gösterisi denilebilecek türkülerin yanı sıra daha hafif, daha ticari türküler (ya da türkü formunda besteler) de var. Güneş’in Selçuk Balcı ile birlikte seslendirdiği “Deniz Üstünde Fener” gibi ya da benim albümde en sevdiklerimden biri olan “Oy Beni Vurun” gibi.


Kurulan bu ince dengenin en büyük tamamlayıcısı ise büyük kısmı Levent Güneş’in elinden çıkan düzenlemeler. Kalan Müzik’in işlerinden ve dizi müziklerinden tanıdığımız Levent Güneş, hem bugünün dinleyicisini yakalamayı hem de otantiği korumayı çok iyi bilen bir aranjör. Albümün açılışında yer alan “Yoh Yoh” tek başına bunu ispat ediyor zaten. Söylemeden geçemeyeceğim, “Üryan Geldim”in Serdar Ayyıldız imzalı düzenlemesi de bu albümün dünya pazarının etnik müzik kulvarında dikkat çekmesinin sebeplerinden biri olabilecek etkide.


Sözün özü, Burcu Güneş için hakikaten bir prestij albümü olmasının ötesinde, dinleyici nezdinde de kabul ve ilgi görecek, ticari başarı da kazanabilecek bir albüm çıkmış ortaya. Röportajda Burcu, albümün çalışmaları sırasında hep bir sorumluluk duygusuyla kendi kendine “Acaba türkülerin hakkını verebildin mi?” diye sorduğunu anlatmıştı. Bu sorunun cevabını kuşkusuz dinleyici verecekti. Nitekim albümün şu ana kadar gördüğü ilgi ve getirdiği ses, Burcu Güneş’in bu işin altından hakkıyla kalkabildiğini gösteriyor. Kaldı ki yazının başında bahsettiğim önyargım bir yana, hakkıyla yapıldığında bu tip prestij albümlerinin çok işe yaradığını da söylemem lazım. Halk müziğinin ya da alaturka müziğin gündemde kalmasına, güncellenmesine ve gelecek kuşaklara aktarılmasına azımsanmayacak bir katkı sağlıyorlar çünkü. 

MAYIS 2018



0
Share

Birkan Nasuhoğlu – “Bahar Geldi Zaar”


2013 – 2017  yılları arasında iki albüm ve bir tekli yayımlayan Yedinci Ev sonrasında dağılma kararı almıştı. Grup elemanlarından Birkan Nasuhoğlu Elçin Orçun ile kaydettiği ilk teklisi “Varsa Yoksa”yı 2017’de yayımladı. 2018’de piyasaya çıkan ve yine Elçin Orçun ile birlikte seslendirdiği “Bi’ Fazla” adlı şarkıyla yoluna devam etti. Şarkı yayımlandığı dönemde kendi kulvarında “hit” oldu desem abartı olmaz.


2019 yılında ise GTR Müzik ile anlaşan Birkan Nasuhoğlu, kısa bir süre önce bu firmadan “Öyle Dur” adlı teklisini yayımlamıştı. Bu şarkı daha öncesinde Nasuoğlu’nun YouTube perfomanslarından bilinen bir şarkıydı. Geçtiğimiz günlerde ise Nasuhoğlu’nun yine YouTube performanslarından bilinen bir başka şarkısı “Bahar Geldi Zaar”, yine GTR Müzik etiketiyle tekli olarak piyasaya sürüldü.


Şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Birkan Nasuoğlu imzası taşıyor. Yedinci Ev sonrası zaten büyük ölçüde akustik performanslarla adından söz ettirmiş Nasuhoğlu, alabildiğine minimalist bir çizgide ilerliyor. Bu şarkı da çok sade çok “soft”, çok dingin. Buna karşın çok iç açıcı, mutlu, umutlu bir bahar şarkısı. Baharın gelişine kelime anlamından daha fazlasını yüklemeye heves ettiğimiz, en azından bunu umut ettiğimiz şu günlerde dinlemenin tam sırası olabilir.        

0
Share

Cem Belevi – “Bundan Sonra”



Cem Belevi ilk albümünü 2013 yılında yayımlamıştı. O albümdeki şarkılardan birini 2015 yılında piyasaya çıkan ENBE Orkestrası albümünde yeniden seslendirdi, sonrasında ise teklilerle ilerlemeye başladı. 2015 – 2018  arasında yayımlanan 8 tekli arasında en çok ses getiren “Alışamıyorum” oldu kuşkusuz. Belevi bu süreçte popun farklı eğilimlerinde gezindi, müzikte arayışlarına devam ederken bir yandan da dizi oyuncusu olarak bir kariyer edindi.


Cem Belevi’nin Taş Plak etiketiyle yayımlanan yeni teklisi “Bundan Sonra”, üç şarkıdan oluşuyor. “Bundan Sonra” ve “Buz Yanığı” yeni şarkılar. Üçüncü şarkı ise daha önce tekli olarak yayımlanan “Mışıl Mışıl”ın “Remix” versiyonu. Sözleri Cem Belevi’ye, müziği Osman Taşdaş’a ait olan “Bundan Sonra”nın düzenlemesi Erdem Kınay tarafından yapılmış.


Belki çok orijinal, bambaşka bir stil, yepyeni bir şey değil ama “hit” olabilecek potansiyelde bir şarkı yakalamış bu defa Cem Belevi. Günün pop anlayışına çok uygun düzenlemesi, akılda kalıcı sözleri ve melodisiyle Belevi’nin kendi çizgisi içerisinde doğru bir şarkı. 


Bununla birlikte ben hâlâ Cem’den bir tık daha fazlasını bekliyorum. Onu kendi kulvarındakilerden önce geçirecek, farklı bir biçimde parlatacak şarkı bu da değil sanki. Nitekim teklideki diğer iki şarkıda da o güç yok. 

0
Share

Nazan Öncel – “Aynı Nakarat”


İlk kez TRT’nin Amatör Sesler programında ekrana çıkmış, ilk 45’liği “Sana Kul Köle Olmuştum / Kader Bu Çekeceksin”i 1978 yılında yayımlamış Nazan Öncel, 1981’de de “Yağmur Duası” adını taşıyan bir 33’lük plakla dinleyici karşısına çıkmıştı. Ama bunların hiçbiri müzik dünyasında istediği başarıyı yakalamasına yetmedi. ‘80’ler boyunca kendine bir çıkış yolu aradı ve o çıkışı nihayet 1991 yılında yakaladı.


Yaşar Plak etiketiyle yayımlanan “Bir Hadise Var”, Nazan Öncel’in ikinci albümüydü ama o günlerde herkes ilk albümü zannetmişti. Çünkü artık bambaşka bir Nazan vardı. ‘90’lar furyası başlamıştı. Genç ve yeni isimler dinleyiciden büyük ilgi görüyordu. Albümün çıkış şarkısı “Aynı Nakarat”, o furya içerisinde kendine yer buldu. Şarkının söz ve müziği Nazan Öncel tarafından yazılmış düzenlemesi ise İskender Paydaş tarafından yapılmıştı.


Herkes tekerlemeli, eğlenceli, bir parça eleştirel bu şarkıyı ve kocaman yıldız kolyesiyle dans ederek kendine has bir vurgularıyla şarkısını söyleyen bu yeni şarkıcıyı çok sevmişti. Nazan Öncel’in bütün o furyadan sıyrılıp kendine çok sağlam bir yer edineceğini, klasikleşecek şarkılara imza atacağını ise henüz kimse bilmiyordu.


‘90’ların ateşini harlayan, Nazan Öncel’i ise kalıcı bir biçimde müzik dünyasına kazandıran “Bir Hadise Var” albümünün üzerinden 28 yıl geçtiğine inanmak hayli zor. “Aynı Nakarat” ise geçen bunca zamana rağmen anlattıklarıyla hâlâ güncelliğini koruyor.

Bu arada Yaşar Plak tarafından bu albümün plak baskısının yapıldığını da hatırlatayım. ‘90’ları plaktan döndürmeyi sevenlerdenseniz, mutlaka arşive katmalısınız.  

0
Share

Umut & Soner – “Boş Ver”


Umut Kaan Çakır 1999, Soner Han ise 2000 doğumlu. İkisi de Trabzon’da doğmuş, ikisi de bir dönem dans eğitimi almış ve Güzel Sanatlar Lisesinde okurken birlikte bir grup kurmaya karar vermişler. 


3 yıl kadar önce YouTube’a yüklemeye başladıkları “cover” videolarıyla kendi kitlelerini edinen Umut ve Soner, şarkılarını seslendirdikleri isimlerden biri olan Halil Sezai’nin dikkatini çekmişler ve profesyonelliğe ilk adımı da böylece atmışlar.


Umut & Soner’in ilk teklisi “Boş Ver”, Halil Sezai’nin bir müzik üretim merkezi olması maksadıyla kurduğu Kayıp Müzik’in ilk prodüksiyonu. (Bu arada aslında “Boş Ver”dir doğru yazılışı ama yaygın bir hatanın uzantısı olarak burada da birleşik yazılmış.) Şarkının sözleri Ümit Yaşar Oğuzcan, Özdemir Asaf ve Emre Gökçe’den alıntılarla Umut & Soner tarafından yazılmış, bestesi de ikiliye ait. Düzenleme ise Halil Sezai imzası taşıyor. Halil Sezai ayrıca şarkıda geri vokal yapmış, klibin yönetmenliğini üstlenmiş ve dahası klipte rol de almış.


Bu kadar genç yaşta çocuklara hep eğlenceli ama içi boş “teenage” müziği yaptırma hevesi var ya yapımcıların ya da menajerlerin, açıkça söylemek gerekirse şarkıyı dinlemeden önce yine öyle bir şeyle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Ve fakat çok şaşırarak dinledim. Gayet olgun ve profesyonel bir iş. Çocuklar gayet düzgün şarkı söylüyor, şarkı gayet güzel, düzenleme ona keza. Ayakları yere sağlam basan bir iş, sıkı bir profesyonel başlangıç olmuş. Umarım böyle devam ederler.

0
Share

Zeynep Talu & Barbaros – “Sevdik Sevdalandık”


1985 yılında Melih Kibar’ın teşvikiyle “Neden Sanki Neden” adlı ilk şarkı sözünü yazan ve o günden bugüne pop müzik dünyasında Talu soyadını devam ettiren Zeynep Talu, 2018 yılında Barbaros’la birlikte Talu Project projesini başlattı. Adından da anlaşılacağı üzere Çiğdem Talu ve Zeynep Talu’nun yazdığı şarkıların yer aldığı proje önce sahnede başladı, şimdi ise bir albüm çalışmasıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan “Sevdik Sevdalandık” teklisi albümün ilk habercisi.


Daha önce farklı proje albümlerinde de şarkı söylediğini duyduğumuz Zeynep Talu, Barbaros’un 2011 yılında piyasaya çıkan ilk albümünün de süpervizörlüğünü yapmıştı. Bu iki eski arkadaş şimdi birlikte şarkı söylüyorlar.


“Sevdik Sevdalandık” Reyhan Karaca’nın 1997 yılında yayımlanan ikinci albümüne adını veren şarkıydı. Bestesi Feyyaz Kuruş’a ait şarkı bugün bile ‘90’lar denildiğinde akla gelen ilk şarkılardan biri. Şarkının yeni düzenlemesi ise Kaan Gökman tarafından yapılmış.


Reyhan Karaca’nın kendine has ses rengi ve vurgularıyla kulaklarımıza yer etmiş bu şarkı Zeynep ve Barbaros’un sesinde tamamen farklı bir yorumla güncellenmiş. Şarkıyı orijinal versiyonuyla sevenlerin ilk dinleyişte yadırgaması kaçınılmaz. Bununla birlikte aradan geçen zaman, değişen ritim ve “sound” anlayışı doğrultusunda yapılmış güncelleme şarkıyı bugünlere gayet renkli bir biçimde taşımış. Daha ritmik ve daha eğlenceli…

0
Share

ORKN – “Yüzüme Söyle”


ORKN, ya da tam adıyla Orkun Tiryakioğlu, GTR Müzik bünyesinden sesini duyuran genç isimlerden en yenisi. Müzik eğitimini hem opera hem de caz vokal performansı dallarında almış, yıllarca sahneye çıkmış, vokal yapmış, yani eğitiminin üzerine sahada da deneyim kazanmış bir müzisyen. ORKN’un ilk teklisi “Yüzüme Söyle”, geçtiğimiz günlerde GTR Müzik etiketiyle yayımlandı.


Yıllar geçse de modası geçmeyen “funk”ın Türkçe müzikte pek fazla karşılığı olmadı bugüne dek. Saysak beş bilemediniz on kişi ya çıkar ya çıkmaz. Söz ve müziği ORKN’a, düzenlemesi Anıl Çifter’e ait “Yüzüme Söyle” ise bu türde yapılmış iyi örneklerden biri olarak şimdiden arşivlere not düşülebilir.


Her şey şahane; bir tek şey hariç. Böylesi fazla Batılı şarkılar söyleyenlerin ortak yanılgısına ORKN da düşmüş. Şarkıyı İngilizce telaffuzla söyleme yanılgısına. Oysa Bora Uzer örneğinde olduğu gibi pekâlâ halis muhlis Türkçe vurgularla da söylenebiliyor. Hele ki eğitimli bir solist için bu hiç dert değil. Bunu da bir ilk çalışmanın göz ardı edilebilir defosu olarak bir kenara koyarsak ORKN’un bundan sonra yapacağı işlere dair beklentilerimizi yüksek tutmamamız için hiçbir sebep yok.  

0
Share

İlhan Güryalçın – “Samimi”


‘90’lı yılların sonunda Dönence adını verdiği grubuyla müzik dünyasına atılan, sonrasında Cem Karaca orkestrasında da gitar çalıp vokal yapan İlhan Güryalçın ilk albümünü 2013 yılında yayımlamıştı. Arabesk ve alaturka tınıların hâkim olduğu “Son Sözüm Sensin” adlı bu “pop-rock” albümünün ardından 2016 yılında yine aynı minvalde bir şarkıyı, “Elif”i yayımladı. 2018’de ise “Şemsiye” adlı teklisinde ise işin “rock” tarafına daha fazla yaklaşmış iki şarkı vardı.


Özellikle “Şemsiye” ile dikkatleri üzerine çeken İlhan Güryalçın’ın yeni teklisi “Samimi”, geçtiğimiz günlerde Melankolia Müzik etiketiyle yayımlandı. Sözleri Sagopa Kajmer’e ait şarkının beste ve düzenlemesinde Sagopa’yla birlikte İlhan Güryalçın’ın da imzası var.


“Samimi” ilk dinleyişte kulağa yerleşen, melodisi güçlü bir şarkı. İlhan Güryalçın sesini iyi kullanan, temiz, net ve açık şarkı söyleyen bir şarkıcı. Günün yükselen değeri “rap”in “beat” formundan istifadeyle yapılmış düzenleme de şarkıya ticari avantaj sağlıyor. Bütün bunları topladığınızda şarkının alıp yürüyeceğini kestirmek zor değil.

0
Share
ANCA BARABAR KANCA BARABAR


Birlikte müzik yapmak için çalışmaya başladıklarında kurdukları What’s App grubunun adıymış aslında Barabar. Çalışmaları olgunlaşıp dinleyici karşısına çıkmaya hazır olunca kendilerine bir grup ismi aramışlar. Yüzlerce alternatif arasında düşünüp durmuş, sonunda yine Barabar’da fikir birliğine varmışlar. “Hem çok güzel tınlıyor hem de manası güzel,” diyor Serkan Keskin. “Sonunda grubun ismi Barabar kalacak diye kendi aramızda gülüp dalga geçiyorduk. Öyle de oldu. Ama tam olarak bu aslında: Beraber. Beraber başladık, beraber çalıştık, beraber devam ediyoruz.”



Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share

Sibel Tüzün – “Olaylara Gel”


Sibel Tüzün’ün yeni şarkısına çektiği videonun altına yazılan yorumları okurken şöyle bir cümle gördüm: “Laf sokmak yok, intikam yok, kadın sevgilisi ile flört ediyor, dans edelim diyor, daha ne olsun.” Bu cümleyi görünce de Sibel’le 2017 Ağustos’unda yaptığımız röportajda söyledikleri geldi aklıma: “Ben çemkiren şarkılardan kişisel olarak hiç hoşlanmıyorum. Karşındakine niye kötü bir şey söyleyesin ki? Niye ağzının payını veresin? Öyle ya da böyle sevmişsin onu, bu hırs niye? Ben o duyguyu ulaştıramam insanlara, yakıştıramam kendime.”


Geçtiğimiz günlerde Arinna Müzik etiketiyle yayımlanan teklinin adı: “Olaylara Gel”. Söz ve müziği Saadettin Dayıoğlu’na ait şarkının iki farklı versiyonu var teklide. Video versiyonu Aytun Gelgin’in imzasını taşıyor. Diğer versiyon ise Hakan Caneroğlu tarafından yapılmış.


Hakikaten şöyle çemkirmeyen, “atarlanmayan”, iyi kalpli pop şarkısı az bulunur oldu. “Olaylara Gel” böyle bir şarkı. Pozitif, ateşli, heyecanlı, “funky” bir dans şarkısı. Bir “hit” değil belki ama tam Sibel Tüzün’lük bir şarkı olduğu kesin. Saadettin Dayıoğlu ismini giderek daha sık duymamız boşuna değil. “Kişiye özel” şarkılar yapmayı, kime neyin yakışacağını iyi biliyor Dayıoğlu. Her besteciye nasip olmayan bir terzilik mahareti var. Sibel Tüzün de hem nüanslı şarkıcılığını hem de görsel averajını iyi kullanarak şarkıyı bir karnavala dönüştürmüş.


Ben şarkının Aytun Gelgin versiyonunun eğlencesini sevdim ama daha elektronik kafaları sevenlere Hakan Caneroğlu versiyonunu da öneririm.    

0
Share
Adamlar – “Yoruldum”


Tolga Akdoğan, Berkan Tilavel, Emre Malikler, Emir Ongun ve Gürhan Öğütücü’den kurulu Adamlar, ilk albümü “Eski Dostum Tankla Gelmiş”i 2014 yılında yayımlamıştı. Tuhaf isimli grupların tuhaf sözlü şarkılarının moda olduğu o günlerde zeki ve ironik şarkı sözleri ve zengin melodili şarkılarıyla dikkat çekici bir çıkış yapmışlar, bu çıkışı da 2016 yılında en az ilk albüm kadar sağlam ikinci albüm “Rüyalarda Buruşmuşuz”la devam ettirmişlerdi. 2018’de “Hikâye” teklisini yayımlayan grubun yeni albümü “Dünya Günlükleri” geçtiğimiz günlerde Garaj Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


Bugüne dek yayımlanan işlerinde yarattıkları çizgiyi bu albümde de sürdürürken, albümün çıkış şarkısı “Yoruldum”da da görüldüğü üzere, bu defa farklı müzikal arayışlardan da geçmiş yolları. Tutucu dinleyici kitlesinin buna tepkili yaklaştığı internette albüm hakkında yapılan yorumlardan görülebiliyorsa da ben aynı fikirde değilim. Adamlar’ı bu albümdeki başka türlü şarkılarla keşfedecek başka bir potansiyel kitlenin olması ihtimali bana kötü gelmiyor. Kaldı ki her grubun müziğinde zaman içerisinde kendi içinde bir devinim olur, olması da gerekir. Alternatif işler yapanlar için günün müzikal eğilimlerini yakalayan küçük tuzaklar da çoğu zaman fayda getirir ki albümün açılışında yer alan “Zombi” ile çıkış şarkısı “Yoruldum” tam da böylesi şarkılar.


Düzenlemesini grubun yaptığı “Yoruldum”un söz ve müziği Tolga Akdoğan’a ait. Sadece bu şarkıyı dinleyerek albüm konusunda bir fikir edinemeyebilirsiniz. Albümün bütününü dinleyince de grubun müziği konusunda kafanız karışabilir. Adamlar külliyatını şöyle bir elden geçirmek, bu albümde yapılmak isteneni daha iyi anlatabilir. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bence 2019’da şu ana kadar yayımlanmış en iyi albümlerden biri “Dünya Günlükleri”.  

0
Share

Yaşar Özel – “Hani Yosun Rengi Gözlerin”


Önceki gün internette dolaşan ölüm haberini görünce “Yaşar Özel kim ki?” diye soran olmuştur muhtemelen. Ne yazık ki Yaşar Özel de kendi döneminin birçok alaturka yıldızı gibi televizyonlarda görünme şansını son olarak ‘90’ların başında, özel televizyonlar yeni açıldığında ortalığı saran eğlence programları furyası sırasında yakaladı. Peşi sıra gelen Televole yıllarında TRT’den başka kanallar için iyi birer reyting malzemesi değildi. Herkes ekranda kepazelik görmek istiyordu. Yaşar Özel fazla beyefendiydi. Her şeyde olduğu gibi müzikte de cehalet ve yeteneksizlik kutsanıyordu. Yaşar Özel ise radyo eğitimi ve terbiyesi almış, musikinin ağır aksağını da gazino usulü ticarisini de bilen, hakkıyla şarkı söyleyen ve sesiyle kimselere benzemeyen “özel” bir adamdı.


Alaturka müzikte yıldız olmuş erkek solist sayısı kadın solist sayısına göre bir hayli azdır. Çünkü gazino literatüründe assolistlik kavramı neredeyse kadınlıkla eşti. Yaşar Özel buna rağmen yıldız olabilmiş ve kalabilmiş birkaç erkek solistten biriydi. Alaturkayı hiç deforme etmeden, üslubunu ve tavrını hiç bozmadan, alaturka dışında hiçbir müzik türüne meyletmeden, başından sonuna dek hep o radyo terbiyesi sınırları içinde kalmış sayılı solistten biri.


Onun radyodan, televizyondan, plaklardan çınlayan sesi birden fazla kuşak için çok fazla şey ifade ediyor. Bu yazıyı yazmadan önce tekrar oturup dinlediğimde bunu bir kez daha fark ettim.


“Hani Yosun Rengi Gözlerin (Bir Nisan Akşamında)” adlı şarkı Yaşar Özel tarafından ‘70’lerin ortalarında plak yapılmış. Özel, dönemin en üretken firması Odeon Plak’ın yıldızlarından biri. Sıklıkla plak yayımlıyor ve genellikle o günlerin güncel alaturka şarkılarını seslendiriyor. Bu şarkı da onlardan biri. Güftesi Ergun Evren tarafından yazılan nihâvend makamındaki bu şarkının bestesi ise İrfan Özbakır’a ait. Şarkı Odeon tarafından 2000 yılında CD formatında yayımlanan "Yaşar Özel Odeon Yılları" albümünde yıllar sonra yeniden yayımlanmıştı.  


Şarkının TRT videosundaki kaydı ile albüm kaydı arasında fark var. Sebebini açıklayayım. O dönemde TRT, alaturka şarkıların çok sesli olmasına, içinde Batı enstrümanları kullanılmasına izin vermezdi. O yüzden de TRT programları için ayrı kayıt yapılır, şarkılar motomot çalınır ve söylenir, plaklardaysa biraz fanteziye kaçılabilirdi. Bu da öylesi bir kayıt. Plak kaydında piyano sesini duyuyorsunuz mesela. TRT’de mümkün mü böyle bir şey?



Yaşar Özel 18 Nisan 2019 günü toprağa verildi. Ruhu şâd olsun.

0
Share

Melisa Uzunarslan & Can Algeç – “Sadece Senin Olmak”


“Sadece Senin Olmak”, Yavuz Çetin’in 2001 çıkışlı ikinci ve son albümü “Satılık”ta yer alan şarkılardan biriydi. Yavuz Çetin aramızdan ayrıldıktan sonra onun klasikleşen şarkılarından biri oldu. Aynı zamanda içine alaturka ve arabesk karışmamış halis mulis Türkçe “rock” müziğin de klasikleşen şarkılarından biri.


Şarkıyı geçtiğimiz yıllarda İlyas Yalçıntaş ve What Da Funk’la beraber Can Gox da söyledi. Geçtiğimiz günlerde ise Melisa Uzunarslan ve Can Algeç düetiyle yapılmış yeni kayıt çıktı karşımıza. Tekli formatında yayımlanan şarkı DMC etiketiyle servis edildi.


Şimdilerde ayak uydurması kolay ve zahmetsiz bir moda olarak evde yapımı akustik kayıtlar tekli olarak da yayımlanıyor. Böylesi videolar YouTube’ta alıp başını gidince bu belki de bir mecburiyet haline geldi. Nitekim “Sadece Senin Olmak” da böyle bir kayıt. Can Algeç’in çaldığı gitar eşliğinde, canlı olarak kaydedilmiş şarkı. Muhtemelen de Can Algeç’in evinde.


Dinleyici bam güm dım tıs tak tuk pop müzikten nasıl bezdiyse artık, bu tür minimalist kayıtları sever oldu bir süredir. Bir itirazım yok. İyi çalınmış ve söylenmişse tadından yenmiyor üstelik. Zaten canlı kayıt olduğunu bildiğiniz ve gördüğünüz için kusursuzluk da beklemiyorsunuz. Tıpkı bu şarkıda olduğu gibi.  


Melisa Uzunarslan keman çalar ve vokal yaparken de sahneye çok yakışan ama tek başına bir solist olarak da hem kendine has şarkıları hem de sesiyle kendini gösteren bir isim. Can Algeç ise yıllardır müzik piyasasının içinde olmasına rağmen bugüne dek sadece bir tek albüm yaptı ve fakat o bir tek albümle bile varlığını gösterdi. Bu şarkıda bu iki müzisyenin düeti (ki Uzunarslan’ın albümünde de Algeç aranjör olarak vardı) iki gücün bir araya gelip üçüncü bir güç yaratmalarına güzel bir örnek olmuş.
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Tarkan Kurtlar Sofrasında
     TARKAN - "KUANTUM 51" Tarkan'ı öncelikle günün avam tarz ve türlerinden uzak durduğu, "rap"çilerle filan iş birliği...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Rüya Çağla Röportajı
    Bizim kuşak ergen yaşlarında yetmişleri dolamıştı diline. O ispanyol paça pantolonlar, devasa yakalı, göğüs bağır açık gömlekler, apartma...
  • Duman Bey Ne Yapıyorsunuz?
    DUMAN KONSERİ HARBİYE AÇIK HAVA TİYATROSU 30 TEMMUZ 2018 Tam önümüzde Kaan Tangöze’nin annesi, babası oturuyordu. Civarda da diğe...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates