Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Sıla – “Karanfil”


Son albümünü 2016 yılında yayımlayan, geride bıraktığımız mart ayında ise “Acı” kısaçaları ile dinleyici karşına çıkan Sıla’nın yeni kısaçaları “Meşk”, geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


12 yıl gibi kısa bir süre içerisinde kendini popun kıdemli tayfasının arasında konumlandırmayı başardı Sıla. Tabii bu tek taraflı olarak yapılabilecek bir şey değil. Halkın onu ve şarkılarını sevdiği ve sahiplendiği de bir gerçek. Başından beri kendi müziğini üretmek gibi bir gücü var ve bu gücü iyi kullandı. Bununla birlikte kendini tekrar etme riskini de hep cebinde taşıdı ki “Aşk” bir parça bunun sinyallerini veriyor gibiydi. “Meşk” bu anlamda durumu kurtarmış gibi gözüküyor.


Kısaçalarda üç şarkı var. Açılış ve klip şarkısı “Karanfil”in söz ve müziğinde daha önce adını duymadığımız Umut Yaşar Sarıkaya’nın yanı sıra Sıla ve Efe Bahadır’ın imzasını görüyoruz. Sıla’nın sosyal medyada açıkladığına göre Umut Yaşar Sarıkaya ile bir Sıla hayranı olarak başlayan dostlukları bu şarkıya kadar gelmiş. Bildik Sıla formüllerinin izinden giden, buna karşın etkili sözleri ve akılda kalıcı melodisi ile kolay sevilebilecek bir şarkı “Karanfil”. Düzenlemeyi ise Gürsel Çelik yapmış.


“Haytalar Dükkânı”, söz ve müziği Sıla’ya, düzenlemesi Efe Bahadır’a ait “beyaz yakalı” bir meyhane şarkısı. Yapısı itibariyle rahatlıkla “Vur Kadehi Ustam” ve “Sâki”nin yanına koyulabilir, onları sevenler bunu da sevebilir. Gerçi “Haytalar Dükkânı”nın sözleri bir parça çetrefilli ve bir ağızdan söylemesi biraz daha zor gibi bu şarkının da zaman içerisinde bir Sıla klasiğine dönüşme ihtimali yüksek.


Daha ilk dakikasında sözlerini Sezen Aksu'nun yazdığı şıp diye anlaşılan “Zeybek” de Sıla’nın efe tavrının altını bir kere daha çizerek üçlüyü tamamlıyor. Bestesi İlker Bayraktar'a ait bu şarkının düzenlemesi yine Efe Bahadır tarafından yapılmış. Zaten başından beri Sıla şarkılarından aldığımız 2000’ler sonrası Sezen Aksu kokusu, bu şarkıyla bir kez daha katmerleniyor.


Buraya kadar her şey yerli yerinde. “Aşk”ın ve “Meşk”in bir konseptin parçaları olduğu düşünürse de duyduklarımıza bir itirazımız yok gibi. Ben kendi adıma üç şarkının her üçünü de sevdiğimi söyleyebilirim. Yalnızca bir soru işareti duruyor bir köşede: Sıla çok mu orta yaşlı bir tarza kaptırdı kendini? Böyle giderken, zevkleri ve beğenileri çarçabuk değişiveren genç dinleyiciyi kaybetme riski var mı? Galiba onu bundan sonra yapacakları gösterecek.

0
Share

Yeliz – “Aşk Alfabesi”


Çocukluğumdan bir kaset… ‘70’ler. Eminönü – Üsküdar vapur iskelesinde bir kaset – plak satan dükkân var; oradan alınmış, çekme bir kaset. Çekme kaset ne demek? Plakçı dükkânlarında yasal olmayan bir şekilde plaklardan kaydedilen ve çoğaltılan kasetler. Zırt pırt çıkan 45’liklerle baş edemeyenler için fena çözüm değil çünkü bir kaset neresinden baksanız 15-20 şarkı, yâni 8-10 45’lik ediyor. Üzerinde “Yeliz – Yeşim” yazan kaset de öyle işte. Yeliz de Yeşim de aynı tarihlerde piyasaya çıkmış iki genç şarkıcı. Sesleri ve tarzları çok farklı ama isimlerindeki ses benzerliği nedeniyle hep karıştırılıyorlar. Kasetçi de ikisinin 45’liklerini tek kasette birleştirmiş işte.    


Yeliz’in yeni teklisi “Aşk Alfabesi”, geçtiğimiz günlerde Ossi Müzik eiketiyle yayımlandı. İlk kez 19745 yılında Yeşim tarafından seslendirilmiş bu şarkıyı yılar sonra bu defa Yeliz’den dinleyince de ister istemez o kaset düştü hatırıma. Söz ve müziği Şemi Diriker’e ait şarkının yeni düzenlemesi Serkan Balkan tarafından yapılmış.


Yeliz ne söylese dinlerim. Onun o kendine has, benzersiz sesini ve nüanslı tekniğiyle şarkılara kattığı yorumu ta ‘70’lerden beri çok severim. “Aşk Alfabesi” de Yeliz’in sesinde yeniden doğmuş sanki. Düzenlemede ‘70’ler janrına ve şarkının orijinal versiyonuna sadık kalınmış. Zaten şarkının sözleri de ‘70’ler naifliği ve masumiyetinde. Bununla birlikte Yeliz, çok hareketli bu şarkıda bile yorumculuğunu gösteriyor, şarkıya kendi imzasını atıyor. Şarkının Efe Cansoy tarafından çekilmiş püfür püfür yazlık klibi de izleyene neşe veriyor.    


45 yıldır hep çalınmış, söylenmiş ve bugünlere kadar gelmiş “Aşk Alfabesi” bu versiyonla birlikte uzunca bir süre daha çalınmaya, söylenmeye devam edecek, orası kesin. En basitinden düğünlerinde iç bayıltıcı aşk şarkıları çalınmasını tercih etmeyen çiftler için şahane bir giriş şarkısı olabilir.  

0
Share

Sezen Aksu – “Lunapark”


Doğrudan bayramı anlatan bir şarkı değil belki ama bu bayramı “Lunapark”la kutlamak mümkün gibi geldi bana. Şimdilerde belki küçük şehirlerde hâlâ vardır ama İstanbul’da pek kalmadı. Ne vakit bayram olsa, bayram yerleri kurulurdu. Bayram yeri demek de en çok Lunapark demekti. Artık atlı karınca mı olur, sihirli aynalar mı, uçan sandalyeler mi, korku tüneli mi olur; cep telefonsuz, bilgisayarsız, internetsiz bir dünyada eğlenebilmenin türlü çeşitli yolu vardı lunaparklarda. Lunaparka gidilmemişse o bayram eksik kalırdı. Gidilecek ki toplanan harçlıklar orada harcanacak. Gidilecek ki, doyasıya heyecan ve mutluluk yaşanacak.


Sözleri Aysel Gürel’e, bestesi Attila Özdemiroğlu’na ait “Lunapark”, Sezen Aksu’nun 1981 yılında Kervan Plak etiketiyle piyasaya sürülen “Ağlamak Güzeldir” albümünün şarkılarından biri. Aysel Gürel’in lunaparkı hayata benzettiği derinlikli şarkı sözleri, Attila Özdemiroğlu’nun bir atlı karınca müziğini anımsatan nefis bestesi ve o atlı karınca durup kalktıkça üzerindeki çocukların yüzünde beliren sevinci ve hüznü iliklerinize kadar hissettiğiniz Onno Tunç düzenlemesi… Üstüne de Sezen Aksu’nun gencecik sesi… Bir yıldızlar karmasının elinden, kaleminden, dilinden çıkmış, şahane bir klasik.


Bayramınız kutlu olsun. Lunapark sevinçlerini kalbimizde hissettiğimiz nice bayramlara…

0
Share

Batu Akdeniz – “Hareket Vakti”


Çok genç yaşında kurduğu ve solisti olduğu çok sağlam “rock” grubu Heavy Sky’la tanıdık Batu Akdeniz’i. 2018’de 5 şarkıdan oluşan ilk solo albümünü yayımladı ve Hevay Sky’dan farklı olarak bu defa Türkçe sözlü şarkılarla çıktı karşımıza. Söz, beste ve “sound” anlamında son derece olgun bu albümdeki bazı şarkılar daha sonra akustik ya da farlı versiyonlar olarak tekliye dönüştü. Bunların sonuncusu ise albümdeki “Yanlış Biriyle Doğru Hikâye” adlı şarkının Aleyna Talınlı ile birlikte seslendirdiği farklı versiyonu idi ve geçtiğimiz Nisan ayında yayımlanmıştı.


Batu Akdeniz’in yeni teklisi “Hareket Vakti”, geçtiğimiz günlerde Garaj etiketiyle piyasaya sürüldü. Batu Akdeniz böylece müziğini ana akım bir firma aracılığı ile servis etmeye başlarken yeni albümünün de ilk haberini veriyor.


Şarkının ismini görünce yine aynı türde ve aynı adı taşıyan o meşhur şarkı geliyor aklınıza ister istemez. Benim de geldi ve Batu’dan bir “cover”, hele ki Emre Aydın tarafından da söylenmiş bir şarkı beklemediğim için önce şaşırdım. Ne var ki bu “Hareket Vakti”nin o “Hareket Vakti” ile isim benzerliği dışında bir ilgisi yok.


Şarkının söz ve müziği Batu Akdeniz tarafından yazılmış, düzenleme ise Batu Akdeniz ve Bulut Gör’ün ortak imzasını taşıyor. Basın bülteninde şarkı şöyle tanımlanmış: “Hareket Vakti”, içinde dramatik düşüşler ve yükselişler barındıran, güçlü elektro gitarların fırtınamsı davullarla ve vokallerle birleştiği yüksek enerjili bir rock parçası. Şarkı; yerkürenin bize sunduğu tüm zorluklara ve aldatmalara karşı her zaman sağlam kalmayı ve fedakarlıklar yapmayı, bu uğurda verilen tüm mücadelenin kutsallığını çok yüksek bir tavırla anlatıyor.


Anlayacağınız bana söyleyecek çok bir şey kalmamış. Tanım çok doğru. Batu Akdeniz yine çok olgun, içi dolu, müzikalitesi yüksek bir iş çıkarmış ortaya. Türkçe “rock” müziğin pek de iç acıcı bir seyir izlemediği şu zamanda önemli bir boşluğu doldurmaya aday.       

0
Share

Hediye Biliç – “Çevrimiçi”


Karadeniz Ereğli’de doğmuş büyümüş Hediye Biliç, birden fazla lisans eğitimi almasına rağmen müzikte karar kılmış ve Sakarya’da konservatuar eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşmiş. Hem solist olarak hem de keman çalarak sahne deneyimini kazanan Biliç, ağırlıklı olarak kendi bestelerinden oluşan ve “Sildim Adını” taşıyan 6 şarkılık ilk albümünü ise 2014’de yayımlamış.


2015’de “Al Yanına”, 2017’de “Alışamadım” ve “Yolunu Bulur” teklileri ile dinleyici karşına çıkan Hediye Biliç’in yeni teklisi ise geçtiğimiz günlerde yayımlandı. “Çevrimiçi” adını taşıyan şarkının söz ve müziği Zeki Güner’e ait, düzenleme ise Genco Arı tarafından yapılmış.


Malum, artık telefonsuz bir hayat düşünemiyor, her şeyi telefonlarımızda birlikte yaşıyoruz. Hatta aşklarımızı bile… Adından da anlaşıldığı üzere bu şarkı da bu zamanlara ait, cep telefonlarıyla akıbeti şekillenen bir aşkı anlatıyor. “Bakıyorum durumun çevrimiçi,” diyor kız sevgilisine. Bu tek başına bir kıskançlık sebebi; hatta ayrılma sebebi bile olabilir. Böyle bir zamanda yaşıyoruz artık.


Şarkılarında bir hikâye anlatabilen şarkı yazarlarından biri Zeki Güner. Bu şarkıda da içine biraz da espri ve provokasyon (“sevişip sevişip hiç gelme”) katarak zamanın ruhuna uygun bir hikâye yakalamış. Genco Arı’nın düzenlemesi de hem günün ritmini yakalıyor hem de dikkatli kulak verdiğinizde fark edeceğiniz incelikli müzikal tatlar barındırıyor. Hediye Biliç ise temiz şarkıcılığı ile bütünü tamamlıyor. Şarkının bir yerinde sürpriz bir şekilde Zeki Güner de sesiyle eşlik ediyor Biliç'e. 


Hoş, hafif, eğlenceli, bir şarkı “Çevrimiçi”. Klibi de öyle. Yaz için limonata tadında.  

0
Share

Ayça ve Elma Şekerleri – “Küçük Kız”


Sene 1978. Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye o yıl ikinci kez katılacak. 1975’deki hezimetten sonra iki yıl ara vermiş ve sonra tekrar gaza gelmişiz. 1977 sonunda TRT duyuruyu yapmış, müzik dünyası harıl harıl yarışmaya hazırlanıyor. Neredeyse bütün star şarkıcılar, söz yazarları ve besteciler teyakkuzda. Nitekim elemelere tam 232 şarkı gönderiliyor.


Yarı finale kalan 12 şarkı, 6 Aralık 1977 günü açıklanıyor. Finalistlerin büyük bir kısmı müzik dünyasında bilinen, tanınan isimler ama bir grup var ki onları kimse tanımıyor: Ayça ve Elma Şekerleri. Kim olduklarını kısa bir süre öğreniyoruz; 5 küçük çocuktan oluşan bir grup bu. Şarkının adı: Küçük Kız”. Sözleri Oktay Yurdatapan tarafından yazılan şarkının bestesi Baha Boduroğlu’na ait, düzenleme ise Ertuğrul Çayıroğlu tarafından yapılmış.


Elma Şekerleri’ni oluşturan çocuklardan ikisi, şarkının düzenlemesini yapan Ertuğrul Çayıroğlu’nun kızları Tülin ve Şebnem Çayıroğlu, bir diğeri o günlerde Baha Boduroğlu’yla evli olan Güzin Boduroğlu’nun kızı Aslı Gelenbe. Grubun tek erkek elemanı ise Oktay Yurdatapan’nın yeğeni olan Taner Karataş.


Yarı finale kalan şarkılar 16 ve 17 Aralık’ta iki bölüm halinde ekrana getiriliyor ve “Küçük Kız” ikinci gece izleyici karşısına çıkıyor. Çıkar çıkmaz da bir fenomene dönüşüyor. Hem çocukların hem de şarkının sevimliliği ekran başındaki herkesi kendine bağlıyor. Ama tabii konu Eurovision gibi bir milli mesele olunca sevimlilik yetmiyor. 18 Aralık’ta TRT tarafından yapılan açıklamada finale kalan 4 şarkı arasında “Küçük Kız”ın adı geçmiyor.


Şarkı 1978 yılında Bip Plak etiketiyle 45’lik olarak yayımlanıyor. Plağın ara yüzüne de “Kar Yağıyor” adlı şarkı konuluyor. Hem plak çok satıyor hem de “Küçük Kız” adeta bir çocuk şarkısı gibi okullara filan giriyor, dillere marş oluyor ve yıllarca da unutulmuyor. Ne var ki Ayça ve Elma Şekerleri’nin yolları bu 45’likten sonra ayrılıyor, Ayça ayrı Elma Şekerleri ayrı, çocuk şarkılarından oluşan birer 33’lük plak yapıyorlar.


“Küçük Kız”, uzun yıllar plaklara kaldıktan sonra ilk kez 2007 yılında Ossi Müzik tarafından yayımlanan “Bir Zamanlar 3” adlı karma albümde yer alarak gün ışığına çıktı. Eurovision Türkiye tarihimizin bu en aykırı şarkısı, masumiyet yıllarımızın simgelerinden biri olarak bugün de hâlâ dinleyeni mutlu ediyor.



0
Share
Demet Akalın Harbiye Açık Hava Konseri 
1 Ağustos 2019


“Hiii, Gülşah Saraçoğlu mu o?” dedi kızın biri. Nasıl mutlu, nasıl heyecanlı! Yüzünü görmedim, kimdir, kimin nesidir bilmiyorum, sadece sesi çalındı kulağıma. Sesindeki sevinç, coşku içimi titretti. Açık Hava’nın kulis kapısından çıkıyorduk. Demet Akalın’ın “fan”ları bekleşiyorlardı. Onlardan biri Gülşah Saraçoğlu’nu görmüştü. Ünlü görmenin sevinci havai fişek gibi patlamıştı sesinde. Benimse gözümün önünden hâlâ pullar, payetler, simler, neonlar, fosforlu pembeler, turuncular geçiyordu. Müziği bırakabilirdim. Kafam şişmişti.


0
Share

Mehmet Teoman & Nükhet Duru – “Hastane”


Bir söz toplumuyduk biz. Dilden dile anlatılan masallar, söylenceler, kulaktan kulağa fısıldanan maniler, kağıda kaleme değmeden yıllar yılı ezberde kalmış türküler vardı geçmişimizde. Türkçe popüler müziğin adı henüz “Türkçe sözlü hafif müzik” iken, koca bir geleneğin sözünü popüler şarkılara nasıl dökeceğimizi bilmez iken ilk yol göstericilerden biri o oldu. Bazıları şiirleri besteliyordu. Mehmet Teoman’sa şiir yazar gibi şarkı sözü yazıyordu.


Hayatı bir kitap olsa bu ülkenin popüler kültürüne, müzik ve eğlence dünyasına dair kapsamlı bir belgesel çıkar ortaya. Diliyorum ki bir gün yazmaya koyulur. Tanju Okan için yazdığı “Kadınım”la başlayan şarkı sözü yazarlığında “Beni Benimle Bırak”, “Anılar”, “Gerisi Vız Gelir”, “Parkta Yatıyorum”, “Yalnızlığım” gibi buraya isimlerini sığdıramayacağım sayısız klasiğe imza atmış bir usta, gazetecilik, prodüktörlük, menajerlik, işletmecilik, organizatörlük gibi işlerle sektörün her cephesinde ter dökmüş, emek vermiş bir duayen Mehmet Teoman. Bugün bu işleri yapan herkesin yakından tanıması, bilmesi gereken bir isim.


“Hastane / Yorgun ve Mutlu”, 1979 yılında piyasaya çıkar. ‘70’lerin ortasında başlayan Nükhet Duru – Mehmet Teoman – Cenk Taşkan ekip çalışmasının sona erdiği günlerdir. Nükhet Duru’nun o günlerde piyasaya çıkan yeni 33’lüğünde yine Cenk Taşkan’ın besteleri var ama artık Mehmet Teoman’ın şarkı sözleri yoktur. Teoman, 2 Cenk Taşkan bestesinin üzerine yazdığı şiirleri seslendirdiği o 45’liğin kapağında o günlerde evlendiği Ayşegül Aldinç’le birlikte düğün kostümleriyle poz vermiştir. Plaktaki şarkılarda Ayşegül Aldinç’in de sesi vardır.   


“Hastane”nin bestesini Sezen Aksu çok sevince allem eder kallem eder Cenk Taşkan’dan alır ve üzerine sözler yazarak “Dört Günlük Bir Şey” adını taşıyan bir şarkı hâline getirir. Mehmet Teoman ise “Hastane”yi 1991 yılında yayımlanan “Ter İçinde” adlı ilk albümünde yeniden seslendirir. Şarkının orijinal versiyonu da yıllarca sadece plak üzerinde kaldıktan sonra ilk kez 2006 yılında yayımlanan “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 4” adlı karma albümle tekrar gün ışığına çıkar.


Mehmet Teoman 2016 yılında tamamen kendi çabasıyla ve epeyce de uğraşarak “Yaş 71” adı verilmiş bir albüm yayımladı. Ada Müzik etiketiyle piyasaya çıkan bu albümde eski ve yeni şarkı sözleri ve şiirlerini Meltem Özcan’la birlikte seslendirdi. Albümün konuk sanatçısı Nükhet Duru idi ve Duru “Kadınım” ve “Hastane”de Teoman’a eşlik ediyordu. 


Hem o albümü hem de o şarkıyı hatırlayalım istedim bugün çünkü bugün Mehmet Teoman’ın doğum günü. Kısa bir süre önce önemli bir rahatsızlık geçiren Mehmet Teoman, bir süredir Bodrum’da yaşıyor ve her şeye rağmen hayat enerjisi, engin kültür ve bilgi birikimi ile ışık saçmaya devam ediyor.


İyi ki doğdun Mehmet Teoman. İyi ki yaşadın, yazdın, yaptın ve ilham verdin. Senden çok ama çok şey öğrendik.

3
Share

Ahmet Ali Arslan & Nilipek. – “Benimle Yaşlan”


Ahmet Ali Arslan bağımsız müziğin dikkate değer yıldızlarından biri. Müzikle ilgisi amatör düzeyde ilerlerken Amerika’da aldığı üniversite eğitimi esnasında şarkılar yazmaya başlamış. 2014 yılında Türkiye’ye döndüğünde ses mühendisliği üzerine yüksek lisans yapmış. İlk kez Sofar performansı ile adını duyurmuş, 2015 yılında ise 5 şarkıdan oluşan “Su Akar Deli Bakar” adlı kısaçalarını yayımlamış. Onu 2016’da “Bahara Övgü” kısaçaları ve 2018’de de “Günaşığı” albümü takip etmiş. Bütün bunların yanı sıra YouTube videoları ile de gün geçtikçe onu ve müziğini takip edenlerin sayısını arttırmış.


Ahmet Ali Arslan’ın geçtiğimiz günlerde kendi hesabına yayımladığı yeni albümü “Bahçeden” de aynı adlı YouTube videoları serisinin albüme dönüştürülmüş hâli. Birazcık YouTube karıştıranlardansanız, mutlaka rastlamışsınızdır. Arslan bu videolarda evinin bahçesinde, kendi gibi çoğunlukla kendi şarkılarını yazıp söyleyen alternatif müzisyenleri ağırlıyor ve birlikte çalıp söylüyorlar. Bu dayanışma iki şarkıyla yapılıyor ve şarkılardan biri Ahmet Arslan’ın, diğeri de konuk müzisyenin kanalında yayınlanıyor.


İşte bu albüm böylesi 10 kaydı bir araya getiriyor. Can Kazaz’dan Nilipek.’e, Melike Şahin’den Selin Sümbültepe’ye 10 konuklu bir albüm. Şarkıların 9’u ise daha önce yayımlanmış Ahmet Ali Arslan şarkılarının yeni yorumları. Bir tek Şenceylik’le birlikte söylediği “Zeytin Ağaçları” yeni, onun da sözleri Ahmet Ali Arslan’a, bestesi Şenceylik’e ait.


Çok sakin, çok naif, neredeyse minimalist ama içine girdikçe derinliğini fark edeceğiniz şarkılar yazıyor Ahmet Ali Arslan. Klasik Türk müziği ve halk müziğinden ilham aldığını söylüyor röportajlarında. Bu ilham yapısal olarak yansıyor şarkılarına; yoksa bunu duyunca ilk aklınıza geleceği gibi alaturka veya türkü formunda, yerel müziğin batı armonisiyle kaynaştırıldığı, “sentez” satan eserlerden değil onun şarkıları. Burada takıldığım sadece bir nokta var ki o da bazı şarkılarda yer yer tıpkı klasik Türk müziğinde yapıldığı gibi prozodi hatalarının yapılmış olması: “Tamtaaaaakır”, “naaaasıl unutucam seni”, "kıskaaaanırım", "canaaaavar" gibi bir dolu örnek verilebilir.


Ahmet Ali Arslan, şarkı söyleme biçimindeki sakinlikle en çok Fikret Kızılok’u, Erkan Oğur’u, belki biraz Ortaçgil’i anımsatıyor. Albümde onunla birlikte söyleyenlerin de aynı sakinlikte şarkıcılar olması kuşkusuz tesadüf değil. Albümü dinlerken yer yer duyduğumuz ufak tefek detoneler, hatalar, bahçe sesleri, dip ses gürültüsü ise market raflarında ilaçla parlatılmış iştah açıcı elmaların yanında eğri büğrü ve soluk renkli durmasına rağmen kat be kat daha lezzetli Amasya elmalarını anımsattı bana. Yani cilasız ve organik, hatta bir parça da toprak bulaşmış üstlerine. Zaten videoları izlemişseniz o görüntüler gözünüzün önüne gelince kulağınıza çalınan çapakları doğal karşılıyorsunuz. Bu arada ses kayıtlarının Feryin Kaya tarafından yapıldığını da söyleyeyim. 


Bu albümden Ahmet Ali Arslan’ın Nilipek.’le birlikte seslendirdiği “Benimle Yaşlan”ı seçtim. Hem şarkı Nilipek.’in sesine çok yakıştığı, hem ikisinin sesi birbirine çok yakıştığı, hem de şarkının cümlelerini çok sevdiğim için diğer şarkılardan biraz daha öne çıktı bu şarkı bende. Albümü ilk kez dinleyecekseniz, belki bu şarkıyla çıkabilirsiniz bahçeye. Çıkınca zaten orada uzun uzun zaman geçirmek isteyeceksiniz, emin olun.


0
Share

Funda Arar – “Çık Aradan”


2018’i bir proje albümle, “Arabesk”le geçirmişti Funda Arar. Kariyerinin 2019 hanesine ise yeni bir şarkı bıraktı geçtiğimiz günlerde. DMC etiketiyle yayımlanan “Çık Aradan”, Derya Uluğ ve Asil Gök’ün ortak imza attığı bir şarkı. Şarkının klip versiyonu Mustafa Ceceli tarafından düzenlenmiş.


Funda Arar, onu tanıdığımız 2000 yılından bu yana kendine ait bir çizgide ilerledi. Ara sıra farklı denemeler yapsa ve farklı bestecilerle çalışsa da bunlar o çizginin dışına çıkan, uçuk örnekler olmadı hiçbir zaman. Sanırım dinleyicisi de bundan memnundu ki CD döneminde her zaman fiziksel satışları en yüksek isimlerden biri oldu.


“Çık Aradan” ise hem klasik Funda Arar çizgisini anımsatıyor, hem de “sound” olarak bugünün müziğine ayak uyduruyor. Tabii Arar’dan elektronik bir “sound” duymayı tercih etmezseniz, teklide şarkının Febyo Taşel tarafından düzenlenmiş akustik versiyonu da var. Bana kalırsa her iki versiyon da ayrı ayrı kulağa hoş geliyor.


Gerek Nihat Odabaşı tarafından çekilen klip gerek tekli için çektirdiği fotoğraflar, gerekse şarkının elektronik düzenlemesi Funda Arar’ın kendi içindeki değişim, günü yakalama ve 2020’li yıllara “fresh” girme niyetini ortaya koyuyor. Haksız sayılmaz. Derya Uluğ ve Asil Gök gibi iki genç müzisyenle yolunun kesişmesi de iyi olmuş bu bakımdan.

0
Share
Aşkın Nur Yengi – Mehmet Erdem Harbiye Açık Hava Konseri 13 Temmuz 2019


“Ben burada 1990 yılında Aşkın Nur Yengi’nin ilk konserini izlemiştim,” diyorum taksiden iner inmez. Taksideyken söylememek için kendimi zor tutmuşum. İstiyorum ki olay mahalline gelince atayım havamı. Ama Elhan pek de umursamıyor bu söylediğimi; daha geçenlerde Ceyl’an Ertem konseri kulisinde anlatmışım, üstelik tarihi de yanlış hatırlıyormuşum, Ağustos 1990’mış meğer. 


0
Share

Teneke Trampet – “Kaç Kurtul”


Bir süre önce “Cihangir Kedileri” teklisini yayımlayan Teneke Trampet, geçtiğimiz günlerde de “Kaç Kurtul”la çıktı karşımıza. SMM etiketiyle yayımlanan şarkının söz, müzik ve düzenlemesi grubun ortak imzasını taşıyor.


Hayatlarımızın bizi kıstırdığı yerlerden, dar alanlardan, rutinden, ezberden, birbirinin aynısı günlerden, aylardan, yıllardan kaçıp kurtulmak mümkün mü? Bunu bize kim söyler? Söyleseler duyar mıyız? Ya da farkında mıyız kıstırılmışlığımızın? Tüm bunlara dair bir şarkı “Kaç Kurtul”. Belki oracıkta, ha deyince kaçıp kurtulmak hiç kolay değil ama şarkı bir kıvılcım çaktırsa, bir soru sordursa o bile yeter ki haydi haydi yapıyor. Müzik en çok bu işe yaramaz mı zaten?


Ne iyi ki Teneke Trampet gibi saf, katışıksız ve temiz “rock” yapan gruplar var hâlâ memlekette. “Rock” müziğin felsefesini, özünü, gerçeğini Türkçe ama “alla turca” (Türk usulü) olmadan bize hatırlattıkları için gelecekte bugünlerin müzik tarihi yazılırken onların yeri ayrı olacak.

0
Share

Reyhan Karaca – “Laga Luga”


1993 ve 2007 yılları arasında 5 albüm yayımlayan Reyhan Karaca, o zamandan beri teklilerle ilerlemeye devam ediyor. 2019’da “Roma” ve “Umarsız” adlarını taşıyan 2 tekli yayımlamıştı. Geçtiğimiz günlerde ise “Laga Luga” ile çıktı karşımıza.


Ossi Müzik etiketiyle yayımlanan Laga Luga sözleri Saadettin Dayıoğlu’na ait bir şarkı. Bestesi Saadettin Dayıoğlu ve Reyhan Karaca ortak imzasını taşıyor, düzenleme ise Emre Gören tarafından yapılmış.


“Sevdik Sevdalandık” ve “Gidesim Gelmiyor” gibi ‘90’lar pop müziği denilince mutlaka akla gelen iki şarkının yanı sıra bir dolu başka şarkıyla da ara vermeden bugünlere kadar gelmeyi ve adını korumayı başarmış Reyhan Karaca’nın tam da bu nedenle gözümüzde kredisi baki. Nitekim bu şarkı da onun hem kendi çizgisini koruyup hem de “demode” kalmamanın sırrını çözebildiğini bir kere daha gösteriyor.


Saadettin Dayıoğlu’nun kişiye göre şarkı yazma ve bir hikâye yaratma konusundaki becerisi ve yaratıcılığı ile Reyhan Karaca’nın bu istikrarlı tavrının bir araya gelmesi de parlak bir sonuç doğurmuş. “Laga Luga” ‘90’lı yılların renklerini de içinden geçiren, esprili, eğlenceli bir şarkı. Dozunda Karadeniz sosu ile bu yazlık pop şarkısı, Isaac Angel tarafından çekilmiş klibiyle de ferahlık veriyor.

0
Share

Suavi – “İki Gözüm İki Çeşme”


21 Temmuz 1990 gecesi… Altın Güvercin Müzik Yarışması dördüncü kez yapılıyor ve TV 1’den naklen yayınlanıyor. Finalde 15 şarkı yarışıyor. Jüride Timur Selçuk, Selmi Andak, Erol Evgin, Nükhet Duru, Esin Engin, İzzet Öz gibi önemli isimler, halktan üç kişi ve yarışmanın organizatörü Jüri Düzenleme Kurulu Başkanı Ali Rıza Türker var. Sahnede ise kimisi tanıdık, kimisi ilk defa ekrana çıkan bir dolu müzisyen, koca bir orkestra. Şarkılar canlı çalınıyor, canlı söyleniyor.


Suavi de o gece finalistlerden biri. Henüz onu hiç tanımıyoruz. Söz ve müziği Özer Şenay!a ait “İki Gözüm İki Çeşme” adlı şarkısıyla ve Suavi Andaç adıyla yarışmaya katılmış. Gecenin sonunda kazanan “Kâhya Yahya” adlı şarkısıyla Cem Karaca oluyor. Yılların Cem Karaca’sı sonuçta. Suavi dereceye giremiyor ama yarışma şarkısını 1991’de Hamle Müzik etiketiyle yayımlanan ilk albümü “Deli Gönlüm”de yeniden seslendiriyor. Ve bu şarkı “Kâhya Yahya”dan da yarışmadaki diğer şarkılardan da daha fazla ses getiriyor, bir “hit”e dönüşüyor.


Suavi’den sonra şarkıyı Zeki Müren, Bülent Ersoy, Kibariye, Ümit Besen, Nuray Hafiftaş gibi bir dolu isim seslendiriyor. Suavi ise 2011’de Seyhan Müzik etiketiyle yayımlanan bir nevi “best of” çalışması “Gülle Diken Arasında” adlı albümde şarkıyı yıllar sonra yeniden söylüyor. Yıllardır bilinen ve sevilen bir şarkı olarak “İki Gözüm İki Çeşme” adeta bir türkü gibi, bugünlere kadar geliyor.


Şarkının yarışma versiyonu o yıl yarışma şarkılarını içeren ve Miks Ltd. etiketiyle sadece kaset formatında yayımlanan albümde yer almıştı. Ne yazık ki o albüm ve Suavi’nin ilk albümü şu an dijital platformlarda bulunmuyor.


Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması nihayet bu sene yeniden yapılıyor. Şartname yayımlandı. Besteciler eserlerini, 5-9 Ağustos tarihleri arasında gönderebilecekler. Ön jüri 16 Ağustos’ta toplanıp finale kalacak 10 besteyi seçecek. Büyük final ise 7 Eylül Cumartesi gecesi Kuşadası Stadyumu’nda yapılacak.


Yarışmaya katılmak isteyenler detaylı bilgiyi şu adresten edinebilir: http://www.turkerorganizasyon.com

1
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Tarkan Kurtlar Sofrasında
     TARKAN - "KUANTUM 51" Tarkan'ı öncelikle günün avam tarz ve türlerinden uzak durduğu, "rap"çilerle filan iş birliği...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Buray - "Sahiden"
    SICAK VE SAMİMİ (30 Ocak 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.) Yakın dönem pop müziğinin k...
  • Rüya Çağla Röportajı
    Bizim kuşak ergen yaşlarında yetmişleri dolamıştı diline. O ispanyol paça pantolonlar, devasa yakalı, göğüs bağır açık gömlekler, apartma...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates