Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Ajda Pekkan – “Canın Sağ Olsun”


Ajda Pekkan’ın Ozan Doğulu albümünde yer alması ve bu yazı uzun süredir beklenen yeni albümünden bir şarkıyla değil de “Yalnızlık FM”le karşılaması müzik sektörü için şaşırtıcı bir gelişmeydi. Nitekim tam da “Yalnızlık FM”i dinlemeye başladığımız günlerde Ajda’nın yakında bir Sinan Akçıl şarkısıyla karşımıza çıkacağı haberleri yapıldı. Şöyle bir haber çıktı mesela: “Müzisyen Sinan Akçıl, daha önce de şarkı verdiği Ajda Pekkan’a jest yaptı. Süper Star’ın yeni çalışması için “Canın Sağ Olsun” isimli bir eser verdi.”


Ortada bir taktik savaşı dönüyordu, orası kesindi de Twitter’da Sinan Akçıl’ın da paylaştığı ama sonra nedense sildiği bu haber neresinden baksanız yakışıksızdı. Bir kere her şeyden önce Sinan Akçıl Ajda Pekkan’a jest yapamazdı. Ortada bir jest varsa, onu da olsa olsa Sinan Akçıl’ın şarkısını seslendirerek Ajda Pekkan yapmış olabilirdi. Yoksa 55 yılın Ajda’sına jest yapmak öyle her babayiğidin harcı değildi.


Bu cümleleri aynen bu şekilde yazdım Twitter’da Sinan Akçıl’ın paylaşımının altına ama sonra “Yine öğreten adamlık yapma!” dedim kendi kendime ve daha paylaşmadan sildim o gün. Gelin görün oradaki yersiz (hadi “üstünlük” demeyeyim) “denklik” çabasından tek rahatsız olan ben değilmişim demek ki. Birkaç gün sonra “Canın Sağ Olsun” Ozinga & DMC ortak etiketiyle yayımlandı, peşi sıra klip servis edildi. Sonra klip gerisingeri yayından kaldırıldı. Yeniden yüklendiğinde bir şeyler değişmişti. Şarkıdan Sinan Akçıl’ın sesi çıkarılmıştı. Diğer dijital platformlarda şarkı bir süre ilk haliyle kaldıktan sonra, onlar da değiştirildi.

Üstüne uzun uzun yazılacak bir mesele ama ben daha fazla uzatmayacağım.


Söz ve müziği Sinan Akçıl’a ait “Canın Sağ Olsun”un düzenlemesinde Ozan Çolakoğlu, Tarık İster ve Sinan Akçıl’ın ortak imzası var. Ajda’nın yıllardır saplanıp kaldığı “kulüp şarkısı” yörüngesinden çıkamayan, klasik Ajda şarkılarını mumla aratan, gelip geçici bir “hit”. Eğlenceli, kolay ezberlenen, kolay eşlik edilebilen, ritmi ve “sound”u itibarıyla da hedef kitlesi belli bir şarkı. Geçen yıllarda yaptığı şarkılara nispetle bir tık daha derli toplu, daha eli yüzü düzgün, Sinan Akçıl’ın son dönem bestelerine bakıldığında da çıtası biraz daha yüksek ama hepsi o. Ajda kariyerinin unutulmaz şarkılarından biri olmayacağı kesin. Günü kurtarır mı? Muhtemelen.


Şarkının en iyi tarafı Ajda’nın o boğucu şarkı söyleme biçiminden uzaklaşıp bildiğimiz Ajda gibi söylemiş olması. “Yalnızlık FM” beni bu konuda çok mesut etmişti ki bu şarkıda da bir miktar o Ajda havası var. Ajda’ya bunu kim söyler nasıl söyler bilemem ama popülerin tam göbeğini yakalarken de klasik tavrını koruyabilmesinin mümkün olabileceğini, bu orta yolu bulabilecek nice besteci, şarkı sözü yazarı ve aranjör olduğunu biri söylemeli artık. Önce bir yüzünü ekşitip “Aeahaheah demode!” filan der ama zekâsıyla seni beni cebinden çıkaracağını son Cengiz Semercioğlu röportajında bir kez daha gördük, eninde sonunda anlayacaktır. Kim bilir belki de çoktan anlamıştır.        

0
Share

Umut Töre Bandosu – “Koza”


Umut Töre Bandosu’dan yeni bir tekli daha geldi. İlk albümün üzerinden epeyce bir zaman geçtikten sonra bir süre önce “Ayı” teklisini yayımlayarak sahalara geri dönen grup, bu defa “Koza” ile karşımızda.


Grubun takipçileri mutlaka biliyordur, aslında 2014 yılında ilk kez bir prova kaydıyla YouTube’da yayımlanmış bir şarkıydı “Koza”. O videonun altında şöyle bir not vardı: “19.05.2014 tarihindeki provada eskiz amaçlı kaydedilip, ‘müzik paylaşınca daha bir güzel’ denilerek yayımlanmıştır. Berkinlere, Alilere, Denizlere, Ahmetlere, Mehmetlere, Ethemlere, Medenilere ve gün geçtikçe sayıları artan faili malum canlarımıza selam olsun…”


Bahsi geçen çocukların genç ölümlerine dair acımız tazeydi. Uyuyanlar uyanmıyordu bir türlü, canımız sıkkındı, durduğumuz yer bizi kesmiyor, terk etsek olmuyordu. Kendi kozamızı örmekten başka çaremiz yok gibiydi.


Şarkılar tarihe şahit yazılır bazen. Tarih kitaplarının, ansiklopedilerin anlatamadığı şeyleri anlatır… Gün olup devran döndüğünde, o şarkılarda kalır zamanında yaşananların izleri… “Koza” tam da böylesi bir şarkı. Belki henüz bitmemiş ama eninde sonunda mutlaka bitecek bir dönemin, bir karanlık çağın hikâyesi…


Gri Plak etiketiyle yayımlanan şarkıyı Umut Töre ve Akif Burak Atlar yazmış. Şahane kapak tasarımında ise Berat Kösemen’in imzası var. Derdiniz sahiden müzikse, çok şey söyleyip hiçbir şey söylemeyen “şarkı”ların hâkimiyeti altında müziği arar iken karşınıza çıkmasından ziyadesiyle memnun olacağınız, kendi kozanızın içine almakta tereddüt etmeyeceğiniz bir şarkı “Koza”.  

0
Share

Suat Suna – “Ansızın Çektin Gittin”


Sene 1992. Türkiye’de pop müzik fevkalade bir patlama yapmış, özel radyolar, televizyon, klipler, kasetler derken pop oturup pop kalkıyoruz. O günlerin yeni televizyon kanallarından Show TV de bu furyaya bir pop müzik yarışması ile dâhil oluyor. Anonslar yapılıyor, bütün besteci, söz yazarı ve şarkıcılara açık yarışmanın şartnamesi açıklanıyor. Heyecanlanıyoruz. Öyle sevmişiz ki genç genç şarkıcıları, yeni yeni bestecileri filan her gün yenisi çıksın istiyoruz. Yarışmadan da beklentimiz büyük oluyor haliyle.


1992 yılı aralık ayında duyuruları yapılan yarışmaya 358 şarkı katılıyor. 15 Mart 1993’de jüri tarafından yapılan ön elemede ise şarkı sayısı 20’ye indiriliyor. Sonra halk oylaması için şarkılar Show TV’de yayınlanmaya başlıyor. 900’lü hatlar vasıtasıyla yapılan halk oylaması sonucu da finale 10 şarkı kalıyor.


Pop Show ’93 adı verilmiş yarışmanın finali 25 Mayıs 1993 gecesi yapılıyor ve Show TV’den canlı olarak yayınlanıyor. Finalistler arasında sonrasında adlarını sıklıkla duyacağımız ama henüz pek fazla tanımadığımız Demet Sağıroğlu, Tuba Önal, Ajlan – Mine ikilisi, Ceynur Biçer gibi genç solistler var. Fakat gelin görün ki finale damgasını vuran Suat Suna oluyor. Çünkü 10 finalist şarkının 3’ü onun bestesi ve seslendiren de o. Yani o gece üç kez sahneye çıkıyor Suat Suna. Bu üç şarkının aranjörü Doğan Kospançalı’nın ise Ceynur Biçer tarafından seslendiren bir bestesi de var finalistler arasında. Bir de Ceynur Biçer’in kendi bestesini de düzenlemiş. Yani 10 şarkının 5’inde de aranjör olarak imzası var.


İyi de kim bu Suat Suna ve Doğan Kospançalı?.. Hiç tanımıyoruz. Öğreniyoruz ki her ikisi de Saint Benoit Lisesinde öğrenci henüz. Düşünün, lise öğrencisi iki genç…

Final gecesi için uzunca bir şov hazırlanmış ve tangodan kantoya, operetlerden Türk pop bestelerine uzanan süreç sahneye konuyor. Erol Evgin mi istersiniz, Timur Selçuk mu, Ali Kocatepeler, Mazhar – Fuat – Özkanlar, Cem Karacalar… Kimler kimler çıkıyor sahneye.


Gecenin sonunda Suat Suna “Ansızın Çektin Gittin” adlı şarkısıyla birinciliği kazanmakla kalmıyor, “Yalnız Seninle” adlı şarkısıyla ikinciliği de kazanıyor. Tabii sonrasında kıyametler kopuyor. “Ansızın Çektin Gittin” (videodaki seyirci eşliğinden de anlaşılabileceği üzere) büyük bir hite dönüşüyor. Suat Suna popun en genç yeteneği olarak ülke çapında tanınır hale geliyor.


Sonrasında “Ansızın Çektin Gittin” adı verilmiş ve tamamı Suat Suna bestelerinden oluşan albüm 1 Numara Plakçılık etiketiyle piyasaya çıkıyor. Albüme adını veren şarkının düzenlemesi bu defa Sadun Ersönmez tarafından yapılmış.


Şimdi olsa Suat Suna gibi bir lise öğrencisi bırakın böyle ciddi bir deneyimle müziğe adım atmayı, bir gecede tanınmayı filan ancak YouTube’a video koyarak, kendi başına uzun uzun çabalayarak (o da belki) dikkat çekebilir. Devir çok değişti vesselam.  

0
Share

Yalın – “Deme Bana Yokum”


Son albümü “Bayıl Bayıla”yı 2016 yılında yayımlayan Yalın, sonrasında teklilerle ilerlemeyi tercih edenlerden oldu. 2019’da Yalın cephesinden “Deva Bize Sevişler” teklisi ve peşi sıra aynı şarkının “Doğuş Çabakçor Remix” versiyonu geldi. Yalın’ın yeni teklisi “Deme Bana Yokum” ise geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.


Yalın 2004 yılında hayatımıza girmişti. Radyo sektörünün henüz bir kısır döngüye girmediği, radyoların şarkı patlatabildiği günlerdi ve o yıl “Zalim” şarkısı önce radyolarda sonra her yerde ama her yerde çalınarak Yalın’ı meşhur etti. Basit, matematiği kolay, akılda kalıcı, melodik ve romantik şarkılar yapıyordu Yalın. Yıllarca da böyle devam etti. O kredi Yalın’ı bugünlere kadar taşıdı ama Yalın müziğinde o zaman bu zaman neredeyse hiçbir şey değişmedi.


Yakın dönemde dondurma reklamları için yaptığı birbirinin benzeri şarkıları gördükçe artık tüm malzemesini tükettiğini düşünmeye başlamıştım. Bu benim düşüncemdi. Seven yine seviyor, her şarkısı kemik bir reyting yakalıyordu.


“Deme Bana Yokum” ise nihayet farklı bir Yalın çıkarıyor karşımıza. Aslına bakarsanız söz ve müziği Yalın’a ait bu şarkının da iskeleti bildik Yalın şarkılarından farklı değil ama Sabi Asltıel düzenlemesi şarkıyı bambaşka bir yere taşımış. Güçlü ritmi, bas yürüyüşü, günün modası “synth” sesler, ‘80’ler “sound”u… Hepsi çok iyi, çok yerinde…    


Mabel Matiz albümü sayesinde tanıdığımız Sabi Saltıel, yakın geleceğin en parlak ve en yaratıcı genç aranjörlerinden biri olacağını o albümle fark ettirmişti. Bu şarkıyla da bir kez daha gösteriyor. Demek ki Sabi Saltıel adını önümüzdeki dönemde alternatif kulvarda olmayan işlerde de göreceğiz ki bu iyi bir şey. Popun taze kana şiddetle ihtiyacı var çünkü. Yalın da bu işini benzer bir anlayışla sürdürebilirse, 2020'li yıllara beklenmedik bir şekilde güçlü girebilir.   

0
Share

Yıldız Tilbe – “Dayan Yüreğim”


Muzip muzip gülümseyerek “Bir paket daha açıyorum,” der Sezen Aksu. Paketten kastı yeni yıl hediye paketidir. 1991’i 1992’ye bağlayan yılbaşı gecesi TRT’de yayınlanan 25 dakikalık konserinde seyircilere yeni yıl hediyesi olarak üç yeni ses dinletecektir. Yıldız Tilbe onlardan biridir. Henüz kimsenin adını sanını bilmediği bu genç kızı, İzmir’de bir mekânda dinlemiş, sesini çok beğenmiş ve “Hadi kalk gel, İstanbul’a” demiştir hiç tereddüt etmeden. Yıldız zaten Sezen’e öylesine hayrandır ki, kızının adını bile Sezen koymuştur.


O yılbaşı gecesi Yıldız Tilbe İlhan Şeşen’in bir bestesini söyler. Sezen Aksu şarkının adını “Yürürüm” diye anons eder. O şarkıyı bir daha Yıldız Tilbe’den hiç duymayız ama Gündoğarken’in o yılın Temmuz ayında piyasaya çıkacak “Ankara’dan Abim Geldi” albümünde “Aşka Doğru” adıyla yer alır.


Sezen Aksu, Yıldız Tilbe’yi halka ikinci kez tanıttığında ise takvimler 26 Mart 1993’ü göstermektedir. Kanal 6’da yayınlanan Sezen Aksu Show programının Yeni Umutlar köşesinde ağırladığı Yıldız’a bu defa sadece Tilbe diye hitap etmektedir. “Bu senin ilk televizyon programın, inşallah sana da uğurlu gelir,” derse de aslında ikinci televizyon programıdır ama Tilbe olarak katıldığı ilk programdır. Tilbe’yi İzmir’de dinlediği ve sesinden çok etkilendiğini de o programda anlatır Sezen Aksu. “Aslında Türk pop müziği söyleyecek bundan sonra ama kendisi için hazırladığımız şarkıdan önce ondan bir türkü dinlemenizi ben istedim,” der ve Yıldız, “Zülüf Dökülmüş Yüze” türküsünü seslendirir.


Ne var ki Aksu’nun Tilbe için yaptığı gelecek planları beklenmedik bir biçimde suya düşecek, aralarına kara kedi girecek ve 1994 yılında Yıldız Tilbe, kendi bestelerinin ağırlıkta olduğu ilk albümü “Delikanlım” ile karşımıza tek başına çıkacaktır.


O gün bugün tek tabanca devam ediyor Yıldız Tilbe. Düştü, kalktı, yine düştü, yine kalktı ama bir şekilde kitleleri peşinden sürüklemeye devam etti. Daha önce de yazmıştım, benim sevdiğim Yıldız Tilbe, ilk üç albümünde kalmıştır ama o üç albümden sonra yaptığı albüm ve şarkılarıyla da popüler müziğin içinde inkâr edilemez bir yer kapladığını görmezden gelemem elbette.


Bugün Yıldız Tilbe’nin doğum günü. Bugünü 1996 yılında Tempa & Foneks etiketiyle piyasaya çıkan “Aşkperest” albümünden bir şarkıyla kutlamak istedim. Albümün açılışında yer alan “Dayan Yüreğim”, söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait bir şarkı, düzenlemesi ise Murat Yeter imzası taşıyor. Albüme tüyler ürpertici bir açılış yapan bu çok etkileyici, sıra dışı ve kuralsız şarkı bugün bile etkisini yitirmemiş bir ‘90’lar klasiği.   


"İyi ki doğdun Yıldız Tilbe," diyeceğim ama Twitter’da o kendini doğum gününü herkesten güzel kutlamış zaten. Baksanıza şu yazdıklarına: “Tepe tepe 53 oldum, belki de 54’ümdür. 30 hissediyorum kendimi; 29 da olabilirim. Bu doğum günü bitmez!”    

0
Share

Harun Kolçak – “Gir Kanıma”


Doğduğu gün ile öldüğü gün arasında sadece 4 gün var. Ben onu doğum gününde anmak istedim. Sorabilseydik, o da böyle isterdi, eminim.


Yıllar önce “dj” olarak çaldığım bir gece onu konuk etmek istemiş, aramıştım. Henüz tanışmıyorduk. “Benim hakkımda o kadar güzel şeyler yazdın ki bugüne kadar, bende hatırın var, senin için gelirim,” demişti. Öyle başlamıştı tanışlığımız. Sonra birlikte Ankara’ya da gittik. Ankara’da bizi ağırladıkları otelin uzaklığından, havanın soğukluğundan (tipik bir buzlu Ankara kışıydı), mekânın kötü ses düzeninden ve daha bir sürü şeyden mutsuz olup biz iki huysuz, işimiz bittikten sonra söylene söylene İstanbul’a döndük.


Hastanede yattığı dönem uzun geceler geçirdik birlikte. Kâh dertleştik, kâh güldük eğlendik. Son albümünün ilk röportajını yaptığımızda hâlâ hastanedeydi. O ses kaydındaki bitkin, yorgun sesi kaldı bende. Albüm çıktıktan sonra iyiydi, mutluydu, konserlere koşturuyordu, çok sık görüşemedik. Son doğum gününde o gün doğum günü olduğunu gecenin geç bir saatinde hatırladım. Aramak istemedim o yüzden, mesaj gönderdim. Keşke o gece ya da en azından ertesi günü arasaydım diye hâlâ hayıflanırım.


Hem çok eğlenceli hem çok iyi kalpli ama bir o kadar da sert ve zor bir çocuk adamdı Harun. Hayatla alacak verecek hesabı hiç bitmemiş, kalp kırıklıkları hiç iyileşmemiş, aslına bakarsanız en çok da kendini kırmış bir adam. Huysuzluğu da bundandı belki, zorluğu da. Bir bebek gibi şefkat bekliyordu insanlardan. Ne iyi ki en azından son bir yılında o şefkati gösterebilecek insanlar vardı çevresinde. Son yıllarda yaptığı işlerin değerinin bilinmemesinden yakınırdı hep. Son albümünün değeri bilinmiş, eski parlak günlerine geri dönmüştü. Finali öyle yaptı.


Bugün Harun Kolçak’ın doğum günü. Onu o son derece ikonik görüntüsü ve şahane dansıyla aklımızda kalmış, bu neşeli şarkısıyla analım. Sözleri Leyla Tuna’ya, müziği ve düzenlemesi Onno Tunç’a ait “Gir Kanıma”, Harun’un 1991 yılında Fono Müzik etiketiyle piyasaya çıkan ilk albümü “Beni Affet” de yer alıyordu.


İyi ki doğdun, iyi ki yaşadın Harun. Huzurla uyu.

0
Share

Buket Bengisu – “Drama Köprüsü”


CS Müzik Medya, sektörün göz önünde olmayan ama kıymetli müzisyenlerini dinleyicilerle buluşturan bağımsız bir müzik firması. CS Müzik Medya etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Cem Session Vol.1” adlı albüm ise 7 türkünün farklı yorumlarını bir araya getiren dikkate değer bir çalışma. Albümde Şevval Sam, Gülay Sezer, Ender Balkır, Nejat Özgür, Çiğdem Özgür, Yusuf Uğurer, Cem Sayar ve Buket Bengisu’nun seslendirdiği, her biri farklı lezzette türküler var.


Albüm baştan sona dinlenilesi ama bu albümde Buket Bengisu’nun da yer alması ayrıca heyecan verici. Zira 2002 yılında sözleri Sami Hodara ve Figen Çakmak, bestesi Fani Hodara’ya ait “Leylaklar Soldu Kalbinde” adlı şarkıyla Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etmiş Buket Bengisu’nun dijital platformlara giren ilk resmi kaydı bu. Bunca yıldır müziğe hep sahada devam etmiş, sahneye çıkmış, bu konuda hatırı sayılır bir yol kat etmesine rağmen işin albüm ya da şarkı kaydetme kısmına pek el atmamış bir şarkıcı çünkü Buket Bengisu.


Geniş repertuvarı ve yüksek sahne enerjisiyle onu sahnede izlemiş herkesi kendine hayran bıraktırması bir yana, müzisyen eşi Doğan Kospançalı ile sahnedeki eşsiz uyumları da görülmeye değer. Ayrıca Buket’in Eurovision nedeniyle yurt içi ve yurt dışında kemik bir hayran kitlesine sahip olduğu da bizzat gözlemlediğimi söylemeliyim.


Sahnede şarkı söylerken ne kadar iyi bir şarkıcı olduğuna defalarca şahit olduğum Buket Bengisu “Drama Köprüsü” türküsünü, türkünün ruhundan hiç çıkmadan, hem olanca duruluğuyla hem de acısını hissettirerek seslendirmiş. Doğan Kospançalı da yersiz modernizasyon çabalarına girmeden, abartmadan, tam tadında düzenlemesiyle Buket’e bu yolu açmış. Bu türkünün sayısız versiyonunu dinledim bugüne dek. Bir kahramanlık türküsü gibi çalındığını ve söylendiğini de duydum, operatik bir biçimde icra edildiğini de. Neyse ki bu düzenleme ve yorum dengeyi çok doğru kurmuş. Parça akıp giderken Buket ve Doğan'ın vokal ve de Doğan'ın flüt partisyonlarına da ayrıca dikkatinizi çekmek isterim. 


On yüz milyonlarca tıklanmaları, büyük ve iddalı lafları, şarkıları, şarkıcıları, imajları bir kenara koyup ara sıra böylesi sessiz sedasız ve iddiasız yapılmış işlere kulak kabartmakta fayda var. İnsanın içi açılıyor.   

0
Share


“Yok, artık bundan daha iyi bir şarkı sözü yazılamaz, bu son nokta!” dediğim ne çok şarkı sözü yazdı. Nasıl yazdı bilmiyorum. Şarkıcılığından, besteciliğinden filan çok daha önemliydi benim için şarkı sözü yazarlığı. Şarkı sözlerinde anlattıklarına yürekten inanıyordum çünkü. Bazen anlıyor ve o anladığım şeyin bir tek cümleye nasıl sığdırabildiğine hayret ediyor, bazen de içinden çıkmaya, anlamaya çalışıyordum. Bazen öğreniyordum. Bazen bilip de unuttuklarımı hatırlıyordum. Röportajlarını okuyordum sonra, izliyordum. Nasıl yaşar, ne yapar, ne yer, ne içer de böyle olurdu bir insan. Bu kadar bilge, bu kadar dilbaz?.. Bilmek marifet değildi tek başına çünkü. Bildiğini söyleyebilmek marifetti. Ve o marifet, her bilene nasip olmuyordu.



2015 yılında Sezen Aksu’nun doğum günü için benden istenen yazıya bu cümlelerle başlamışım. Bir sonraki paragrafta Sezen’in başucuma koyduğum kimi şarkı sözlerinin isimlerini de vermişim. “Farkındayım”, o şarkılardan biri. Sadece şarkının ismi bile tüm bu şarkı sözlerini nasıl yazdığını sırrını vermiş aslında: “Farkındayım”, demiş işte, daha ne desin. Onun yarısı kadar farkında olabilsek, "öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi" öğrenebilsek, kendimizi hayatın sırrına ermiş sanacağız, o ayrı mevzuu.  



Sözleri Sezen Aksu’ya, bestesi Sezen Aksu ve Fahir Atakoğlu’na ait bu şarkı, Aksu’nun 2003 yılında DMC etiketiyle piyasaya çıkan “Yaz Bitmeden” adlı albümünde yer alıyordu. Şarkının düzenlemesi ise Kıvanch K. tarafından yapılmıştı.


Aslında bir ara albümdü bu. Üç yeni şarkı, daha önce başkaları tarafından seslendirilmiş üç Sezen şarkısının Sezen yorumları, Karşı Pencere film müziği ve farklı versiyonlardan oluşturulmuş bir ara albüm. “Farkındayım” ise albümün en sille tokat şarkılarından biri…


Bugün Sezen Aksu’nun doğum günü. Nice doğum günlerini daha, onun şarkılarıyla yanı başımızda var olduğunu bilerek, ondan öğrenerek, ondan beslenerek, onunla büyüyerek kutlayabilmek dileğiyle. İyi ki doğdunuz Sezen Aksu!   

0
Share
CEYL'AN ERTEM HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 2 TEMMUZ 2019 


“Ben burada 1991 yılında Aşkın Nur Yengi’nin ilk konserini izlemiştim,” dedim. Bir “Ooooo!” nidası çıktı etrafımdakilerden. En azından yaşlı dedeler gibi aklıma geldikçe değil, yeri geldikçe anlatıyorum bunu. Güzel anı çünkü. Aşkın’ın kasetindeki 10 şarkıyı kasetteki sırayla söylemesi, sonra da konserin bitivermesi… Seyircinin kızıp üzerinde oturdukları minderleri sahneye fırlatması, “Aletler zarar görecek lütfen minder atmayın,” diye anons yapılması filan… “Senin konser gayet profesyoneldi,” diyorum yanımda duran Ceyl’an’a. Bir rahatlıyor sanki, “İyi bari,” deyip gülüyor. İçinden de “Ulan adamın kıyasladığı konsere bak, 28 sene evveli,” demiştir kesin.


1
Share

Şekersiz – “En Güzel Yaşımdı (Akustik)”



İtiraf edeyim hemen her gün hem bütün dijital platformları, sosyal medyayı ve bana ulaşan basın bültenlerini tarayarak yeni şarkı avına çıktığım halde zaman zaman benim bile kaçırdıklarım oluyor. Müzikte arz, talebi aşalı çok oldu, orası kesin; takibe mesai harcayan bile ıskalıyorsa bazı şarkı, şarkıcı ya da grupları, buradan pay biçin.


Şekersiz de bir şekilde gözümden kaçmış bir grup olmalı. Bir hafta kadar önce yayımlanmış şarkılarını listeme almışım bir şekilde. Sonra şarkı kulağıma takılmış. Biraz araştırdım, nedir ne değildir diye. Kocaeli çıkışlı, halen de müziğe orada devam eden bir grupmuş Şekersiz. İlk teklisi “Senin”i 2017’de yayımlamış. 2018’de ise önce iki tekli, ardından bir de 4 şarkılık kısaçalar gelmiş grup cephesinden. Geçtiğimiz günlerde Dijital Dağıtım etiketiyle yayımlanan “En Güzel Yaşımdı (Akustik)” teklisi ise o kısaçalarda yer alan şarkılardan birinin akustik versiyonu.  


Öncelikle grubun solisti ve bu şarkının söz ve müziğini yazan Yunus Emre’nin sesi dikkatinizi çekiyor. Olgun, bir parça çapaklı ve de kendine ait rengi belirgin bir ses bu. Sonrasında şarkılardaki melodik güç ve eli yüzü düzgün sözler, sonuna kadar dinlemenize neden oluyor. “Sound” olarak (muhtemelen kısıtlı imkânlarla kaydedildiği için) yeterince kulak doyurucu değil belki ama bu kadarı bile “burada umut vaat eden bir şeyler var” dedirtiyor. Bana dedirtti en azından. Özellikle de bu şarkının bu akustik versiyonu. (Şarkının akustik versiyonu YouTube’da yok, o yüzden buraya orijinal halinin videosunu koyuyorum. Akustik versiyonu diğer dijital platformlardan dinleyebilirsiniz ki bence dinlemelisiniz.)


Grubun Facebook resmi sayfası en son 2018 yılında güncellendiği için bu yazdığımdan emin değilim ama kadrosunda şu isimler var: Yunus Emre, Kubilay Demir, Eray Bala ve Kazım Armağan. Instagram hesabından öğrendiğim kadarıyla da son aylarda Spotify editör listelerine giren şarkıları sayesinde şarkılarını duyurmak konusunda iyice bir yol kat etmişler. Bence de dinlemeye ve takibe almaya değer bir grup Şekersiz.

0
Share

Fikret Hakan – “Al Yanaklım”


2010 yılıydı. Ülkenin en eski ve en köklü plak firması Odeon için albüm proje danışmanlığı yapıyordum. Tasarladığım projelerden biri de plak yapmış sinema ve tiyatro oyuncularının şarkılarını bir araya getiren bir albümdü. Odeon’un arşivinde bu konuda bir hayli malzeme vardı ama başka firmalar hesabına yapılmış plaklardan istifade edersek proje daha renkli olacaktı. Mesela Fikret Hakan’ın üç 45’lik plağı, yani kaydedilmiş altı şarkısı vardı.


Proje koordinatörümüz Zeynep Göktürk, bu vesileyle Fikret Hakan’la bir görüşme yaptı ve beklenmedik bir sonuç çıktı. Hakan’ın elinde plak olarak yayımlanmamış bir kayıt vardı ve albüme bu şarkıyı koyarsak onu gün ışığına çıkarmış olacaktık. 


Bu kayıt, Ayla Dikmen’in sesinden kulaklarımıza yer etmiş, bir dönem stadyumlara bile düşmüş “Al Yanaklım” adlı şarkıydı. Mustafa Alpagut’un Karacaoğlan’ın dizelerinden bestelediği bu şarkıyı Ayla Dikmen 1972 yılında plak yapmıştı. Fikret Hakan ise aynı “playback” üzerine seslendirmişti şarkıyı. İlk 45’liğinin 1973 yılında çıktığı düşünülürse, muhtemelen şarkı söylediği ilk kayıt bu şarkı olmalıydı.


Bahsettiğim albüm “Şöhretler Gazinosu” adıyla yayımlandı. (“Yeşilçam Gazinosu” olacaktı aslında ama bir sebepten olamamıştı.) Arşivciler için bir hazine değerindeydi aslına bakarsanız, zira Yeşilçam oyuncularının şarkı söylediği plaklar büyük bedellerle satılıyordu sahaflarda ama bu albüm her nedense yeterince dikkat çekmedi o dönem. Şimdilerde dijital platformlarda “Türk Sinemasının Yıldızlarından Eskimeyen Şarkılar” adıyla bulunabiliyor bu albüm.


Fikret Hakan ya da gerçek adıyla Gaffar Bumin Çıtanak, uzun yıllarca boyunca Türk tiyatro ve sinemasının en önemli oyuncularından biri olarak sayısız tiyatro oyununda, filmde rol aldı. Kendine has oyunculuk stiliyle akıllarda kaldı. Onu 11 Temmuz 2017’de kaybettik. Bugün Fikret Hakan’ın ölüm yıldönümü. Ruhu şâd olsun.   

0
Share

Fatma Turgut’la yeni albümünü ve daha fazlasını konuşmak üzere bahar yağmurunun eşlik ettiği bir akşamüstü, Teşvikiye’de bir sokak kahvesinde bir araya geldik. Sohbetimiz boyunca sık sık “Albüm bir an önce çıksın, insanlar dinlesin istiyorum,” demesi boşuna değildi. Adeta ilk albümü piyasaya çıkacak genç bir müzisyen gibi gözle görülebilir bir biçimde heyecanlıydı.


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
Burcu Güneş – “Ufo”


Burcu Güneş, kariyer çizgisi boyunca popun farklı müzikal anlayışta işlerine de hep açık olmuş ve her birini kendine yakıştırmayı bilmiş ender isimlerden. 1998 yılında “Aşk Yarası” albümüyle hayatımıza girmiş, 2001 yılında yayımlanan “Tılsım”la yerini sağlamlaştırmış, 2004 çıkışlı “Ay Şâhit” ile de o dönemin özellikle genç dinleyicilerini avucunun içine alarak müzikte kalıcı olmayı garantilemişti. Kendi kızım dâhil, bugün yirmili yaşlarını süren kime sorsam, hepsinin “Ay Şâhit” albümünden “efsane” diye bahsettiğine bizzat şahidim.


Kendi bestelerine ağırlık verdiği “Ben Ateş Ben Su”, aynı albüm şarkılarının “remix” versiyonlarından oluşan “On The Club” da kariyerinin bir başka dönüm noktası olmuş, yine iyi pop şarkılarıyla dolu “Sihirbaz”la 2000’leri kapatmıştı Burcu Güneş.


2010’ların başında “Tamamdır”la başlayıp “Oflaya Oflaya” ile yol alan yakın dönem kariyerini de parlak bir biçimde geçiren Burcu Güneş, “Gül Kokusu” albümü, “Aşkın Beni Baştan Yazar” ve “Yakın Mesafe” ve “Darmaduman” gibi teklileri ile adından söz ettirmeye devam etti. Bir prestij albümü olarak da görülebilecek “Anadolu’nun Güneşi” albümü ise 2018 yılında yayımlandı ve Burcu Güneş bu defa da türkülere getirdiği yorumla konuşuldu.


Tüm bunları kısaca özetlemek istedim çünkü geride bıraktığı 20 yılı hiç boş geçirmemiş olduğunun altını çizmekte fayda var. Nitekim yeni teklisi “Ufo” geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı ve Güneş’in 2020’li yıllara da hazır olduğunu böylece görmüş olduk. Zira söz ve müziği kendisine ait, düzenlemesi Mustafa Ceceli tarafından yapılmış bu şarkı tam da pop müzik seven “teenage” kitleyi ve dahası çocukları (Yâni 2020’li yılların gençlerini) yakalayabilecek bir şarkı.


Burcu’nun klipteki kostümleri, koreografiye uygun dans etmesi kadar doğaçlama ve saçma bir biçimde dans etmesi, o masalsı ve sihirli gibi görünen klip mekânları, şarkının ritmi, düzenlemesi, şarkı sözlerinin dili, ezbere yatkın melodisi filan hepsi bu amaca hizmet ediyor. Burada zekice planlanmış ve başarılmış bir güncelleme var.


Evet Burcu Güneş’i daha “cool”, belki daha orta yaşlı pop şarkılarında da seviyoruz ama pop kulvarında koşuyorsanız, üstelik yirmi yıllık da bir yol almışsanız, böylesi ters köşe ve dikkat çekici işler her zaman iyidir. Bu iş dünyada da böyle yapılıyor zaten.  

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Tarkan Kurtlar Sofrasında
     TARKAN - "KUANTUM 51" Tarkan'ı öncelikle günün avam tarz ve türlerinden uzak durduğu, "rap"çilerle filan iş birliği...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Buray - "Sahiden"
    SICAK VE SAMİMİ (30 Ocak 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.) Yakın dönem pop müziğinin k...
  • Rüya Çağla Röportajı
    Bizim kuşak ergen yaşlarında yetmişleri dolamıştı diline. O ispanyol paça pantolonlar, devasa yakalı, göğüs bağır açık gömlekler, apartma...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates