Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Teneke Trampet – “Kaç Kurtul”


Bir süre önce “Cihangir Kedileri” teklisini yayımlayan Teneke Trampet, geçtiğimiz günlerde de “Kaç Kurtul”la çıktı karşımıza. SMM etiketiyle yayımlanan şarkının söz, müzik ve düzenlemesi grubun ortak imzasını taşıyor.


Hayatlarımızın bizi kıstırdığı yerlerden, dar alanlardan, rutinden, ezberden, birbirinin aynısı günlerden, aylardan, yıllardan kaçıp kurtulmak mümkün mü? Bunu bize kim söyler? Söyleseler duyar mıyız? Ya da farkında mıyız kıstırılmışlığımızın? Tüm bunlara dair bir şarkı “Kaç Kurtul”. Belki oracıkta, ha deyince kaçıp kurtulmak hiç kolay değil ama şarkı bir kıvılcım çaktırsa, bir soru sordursa o bile yeter ki haydi haydi yapıyor. Müzik en çok bu işe yaramaz mı zaten?


Ne iyi ki Teneke Trampet gibi saf, katışıksız ve temiz “rock” yapan gruplar var hâlâ memlekette. “Rock” müziğin felsefesini, özünü, gerçeğini Türkçe ama “alla turca” (Türk usulü) olmadan bize hatırlattıkları için gelecekte bugünlerin müzik tarihi yazılırken onların yeri ayrı olacak.

0
Share

Reyhan Karaca – “Laga Luga”


1993 ve 2007 yılları arasında 5 albüm yayımlayan Reyhan Karaca, o zamandan beri teklilerle ilerlemeye devam ediyor. 2019’da “Roma” ve “Umarsız” adlarını taşıyan 2 tekli yayımlamıştı. Geçtiğimiz günlerde ise “Laga Luga” ile çıktı karşımıza.


Ossi Müzik etiketiyle yayımlanan Laga Luga sözleri Saadettin Dayıoğlu’na ait bir şarkı. Bestesi Saadettin Dayıoğlu ve Reyhan Karaca ortak imzasını taşıyor, düzenleme ise Emre Gören tarafından yapılmış.


“Sevdik Sevdalandık” ve “Gidesim Gelmiyor” gibi ‘90’lar pop müziği denilince mutlaka akla gelen iki şarkının yanı sıra bir dolu başka şarkıyla da ara vermeden bugünlere kadar gelmeyi ve adını korumayı başarmış Reyhan Karaca’nın tam da bu nedenle gözümüzde kredisi baki. Nitekim bu şarkı da onun hem kendi çizgisini koruyup hem de “demode” kalmamanın sırrını çözebildiğini bir kere daha gösteriyor.


Saadettin Dayıoğlu’nun kişiye göre şarkı yazma ve bir hikâye yaratma konusundaki becerisi ve yaratıcılığı ile Reyhan Karaca’nın bu istikrarlı tavrının bir araya gelmesi de parlak bir sonuç doğurmuş. “Laga Luga” ‘90’lı yılların renklerini de içinden geçiren, esprili, eğlenceli bir şarkı. Dozunda Karadeniz sosu ile bu yazlık pop şarkısı, Isaac Angel tarafından çekilmiş klibiyle de ferahlık veriyor.

0
Share

Suavi – “İki Gözüm İki Çeşme”


21 Temmuz 1990 gecesi… Altın Güvercin Müzik Yarışması dördüncü kez yapılıyor ve TV 1’den naklen yayınlanıyor. Finalde 15 şarkı yarışıyor. Jüride Timur Selçuk, Selmi Andak, Erol Evgin, Nükhet Duru, Esin Engin, İzzet Öz gibi önemli isimler, halktan üç kişi ve yarışmanın organizatörü Jüri Düzenleme Kurulu Başkanı Ali Rıza Türker var. Sahnede ise kimisi tanıdık, kimisi ilk defa ekrana çıkan bir dolu müzisyen, koca bir orkestra. Şarkılar canlı çalınıyor, canlı söyleniyor.


Suavi de o gece finalistlerden biri. Henüz onu hiç tanımıyoruz. Söz ve müziği Özer Şenay!a ait “İki Gözüm İki Çeşme” adlı şarkısıyla ve Suavi Andaç adıyla yarışmaya katılmış. Gecenin sonunda kazanan “Kâhya Yahya” adlı şarkısıyla Cem Karaca oluyor. Yılların Cem Karaca’sı sonuçta. Suavi dereceye giremiyor ama yarışma şarkısını 1991’de Hamle Müzik etiketiyle yayımlanan ilk albümü “Deli Gönlüm”de yeniden seslendiriyor. Ve bu şarkı “Kâhya Yahya”dan da yarışmadaki diğer şarkılardan da daha fazla ses getiriyor, bir “hit”e dönüşüyor.


Suavi’den sonra şarkıyı Zeki Müren, Bülent Ersoy, Kibariye, Ümit Besen, Nuray Hafiftaş gibi bir dolu isim seslendiriyor. Suavi ise 2011’de Seyhan Müzik etiketiyle yayımlanan bir nevi “best of” çalışması “Gülle Diken Arasında” adlı albümde şarkıyı yıllar sonra yeniden söylüyor. Yıllardır bilinen ve sevilen bir şarkı olarak “İki Gözüm İki Çeşme” adeta bir türkü gibi, bugünlere kadar geliyor.


Şarkının yarışma versiyonu o yıl yarışma şarkılarını içeren ve Miks Ltd. etiketiyle sadece kaset formatında yayımlanan albümde yer almıştı. Ne yazık ki o albüm ve Suavi’nin ilk albümü şu an dijital platformlarda bulunmuyor.


Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması nihayet bu sene yeniden yapılıyor. Şartname yayımlandı. Besteciler eserlerini, 5-9 Ağustos tarihleri arasında gönderebilecekler. Ön jüri 16 Ağustos’ta toplanıp finale kalacak 10 besteyi seçecek. Büyük final ise 7 Eylül Cumartesi gecesi Kuşadası Stadyumu’nda yapılacak.


Yarışmaya katılmak isteyenler detaylı bilgiyi şu adresten edinebilir: http://www.turkerorganizasyon.com

1
Share

Beş Yıl Önce On Yıl Sonra – “Yağmur & Bana Yalan Söylediler”


Meraklısı dışında pek bilen yoktur ama en iyi ürünlerini ‘60 ve ‘70’lerde vermiş, bugün hâlâ bayılarak dinlediğimiz Anadolu pop türünün temellerini atanlardan biri Doruk Onatkut’tur. Onatkut’un 1962 yılında “Kara Tren” türküsüne yaptığı düzenleme bir devrin başlangıcı olmuş, bu düzenleme yine onun kurduğu Kentet Dogo Orkestrası ve solist Alpay tarafından Ankara Radyosu emisyonlarında seslendirilince çok geniş bir dinleyici kitlesinin ilgisini çekmiş, arkası gelmiştir. Türün ilk örneklerinden ve klasiklerinden biri de Tülay German tarafından seslendirilen “Burçak Tarlası” düzenlemesidir.


Doruk Onatkut, yıllar boyu kendi orkestrasıyla, sonrasında tek başına, hem sahne hem stüdyo müzisyenliği yaptı. İşin mutfak tarafını da iyi biliyordu; ses kayıt ve “mix”ine imza attığı sayısız plak var. 


Aranjör olarak da bir dönemin önemli işlerinde Doruk Onatkut imzasına rastlamak mümkün. Gündoğarken’in ilk albümü tamamen onun elinden çıkmıştır mesela. Zerrin Özer’in ilk iki albümünde ama özellikle de “Her Şey Seninle Güzel” şarkısındaki muazzam düzenlemeleri de unutulmazlar arasında.


Doruk Onatkut’un Türk pop tarihine yazılmış en önemli işlerinden biri de hiç kuşkusuz Beş Yıl Önce On Yıl Sonra projesi oldu. Onatkut, 1979 yılında, birkaç yıl öncesinin popüler olmuş şarkılarının “medley”ler şeklinde ardı ardına söylediği bir albüm hazırladı. O dönemde Türkiye’de pop-fasıl modası vardı. “Karışık Disko” adı verilmiş bu albüm ise Türkçe pop şarkılarından oluşuyordu. Kendisinin de dâhil olduğu 10 kişilik Doruk Onatkut Orkestrası’nda eşi Nilgün Onatkut da şarkı söyleyenlerden biriydi ve albümün tamamı bu orkestra tarafından çalınmıştı.


Bu albümün fikri 1981 yılında Beş Yıl Önce On Yıl Sonra projesine dönüşecek ve Nilgün Onatkut ile yine birlikte yine “Karışık Disko” albümünde hem bas gitar çalıp hem şarkı söylemiş Mehmet Horoz, Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’nın birer elemanı olacaktı. Grubun diğer üyeleri ise Atakan Ünüvar ve Şengün Tansel’di. Bir süre Şebgün Tansel’in yerini Esma Erdem aldı ve Doruk Onatkut’un düzenlemeleriyle Beş Yıl Önce On Yıl Sonra ‘80’lere damgasını vurdu.

Bu kapak, albümün 2010 yılında Ossi Müzik tarafından yapılan CD baskısının kapağı.
Orijinal kapağın görseli beyaz fon üzerine albüm adının yazılmasından ibaret olduğu için bunu
kullanmayı tercih ettim. 

“Yağmur & Bana Yalan Söylediler”, her ikisi de Jose Feliciano tarafından bestelenmiş, Türkçe sözleri ise Fikret Şeneş tarafından yazılmış iki şarkı. Birini Ajda Pekkan, diğerini Semiramis Pekkan söylüyor zamanında ve Doruk Onatkut bu iki şarkıyı bir araya getirerek bir anlamda “mash up” yapıyor. Ve bu düzenleme Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’nın 1983 yılında Balet Plak etiketiyle yayımlanan ikinci albümü “Beş Vals On Tango” da yer alıyor. Grubun zirvede olduğu dönem, plak çok ilgi görüyor, çok satıyor, özellikle de bu şarkıların bu yeni düzenlemesi çok seviliyor.


Bugün Doruk Onatkut’un ölüm yıldönümü. Onu 31 Temmuz 2013’de kaybetmiştik. Son günlerine kadar sahnede kalmış, müziğe kelimenin tam anlamıyla bir ömür adamıştı. Türk pop müziğinin bu çok önemli ismini onun düzenlemesini yaptığı bu şarkıyla anmak istedim. Doruk Onatkut’un teslim ettiği bayrağı şimdilerde oğlu Uğur Onatkut taşımaya devam ediyor. Yüksek Sadakat’in elemanlarından biri olan Uğur Onatkut, aktif müzik hayatına devam ederken, Nilgün Onatkut da zaman zaman sahneye çıkıyor, şarkı söylüyor.  

0
Share

İlyas Yalçıntaş – “Kirli Kadeh”


Ekranda ömrü çok uzun olmayan X Factor yetenek yarışması bizi İlyas Yalçıntaş’la tanıştırmış ve İlyas’ın o yarışmada seslendirdiği “İncir” adlı şarkı bir anda “hit” olmuştu. O hızla yapılan ilk albüm “İçimdeki Duman” İlyas’ın ilk profesyonel adımıydı. O gün bu gündür de müzik sektöründe var olmaya devam ediyor. Albüm 2016’da çıktı, üzerine 2017’de “Gel Be Gökyüzüm” başarısını ekledi. 2018’de ise Feride Hilal Akın’la yaptığı “Şehrin Yolu”, Aytaç Kart’la yaptığı “Yağmur”un yanı sıra “Bilmece” teklisi de Yalçıntaş cephesinde ses getiren işler oldu.


2019’da ise bir sinema filmi için seslendirdiği Neşet Ertaş türküsü “Neredesin Sen?”in yanı sıra bilinen ve sevilen şarkılarından dördünün akustik kayıtlarını tekli olarak yayımladı İlyas. Geçtiğimiz günlerde ise yeni teklisi “Kirli Kadeh”, Alfa7 etiketiyle piyasaya sürüldü.


Ayırt edilebilir, kendine has ses rengi kadar kendi yazdığı şarkılarının karakteristiği ile de İlyas Yalçıntaş’ın pop dünyası içinde bir alan açtığı rahatlıkla söylenebilir. İlk albümden sonra tercih etmeye başladığı elektronik altyapılar da aslında gayet romantik şarkılarının o dar kalıba sıkışıp kalmasını engelledi.


Söz ve müziğini yazdığı “Kirli Kadeh” de bu tavrı sürdürdüğü bir şarkı. Tıpkı İlyas’ın diğer şarkıları gibi bu şarkı da bir üniversite kantininde ya da gençlerin ateş yaktığı bir kumsalda tek bir gitarla çalınıp söylenmeye çok müsait iken, Aytaç Kart’ın bu düzenlemesiyle güncel popun eğilimlerini de yakalamayı başarıyor. Hoş bir “groove”, akılda kalıcı bir melodi ve sözlerle İlyaş Yalçıntaş ve müziğini sevenleri memnun edecek bir şarkı “Kirli Kadeh”.  

0
Share

Emir – “Aynen Devam”


2009 yılında yayımlanan ilk albümü “Ben Sen Olamam”la tanımıştık Emir’i. Daha yolun başında Tarkan, Ozan Çolakoğlu, Nazan Öncel, Yıldız Tilbe, Aysel Gürel, Harun Kolçak gibi isimleri bir araya getiren bir albümle iddialı bir giriş yapmıştı müzik piyasasına. Sonrasında bir albüm daha yapmadı ama o zaman bu zaman kimi kez tek şarkı, kimi kez iki şarkı, öyle devam etti yoluna. Pek ortalarda görünmedi, arada bir kendini hatırlatıyor gibiydi sadece. Yol üzerinden de Gülşen’den de destek aldı ve hatta geçtiğimiz yıl yayımlanan “N’aptın Sevgilim” adlı iki şarkılık teklisinde yine bir Gülşen şarkısı seslendirmişti.


Emir’in bu sessiz sedasız tavrına rağmen çok sayıda akılda kalan şarkı söylediği bir gerçek. Geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle piyasaya çıkan yeni şarkısı “Aynen Devam” da onlardan biri olmaya aday. Yabancı bir şarkıdan adapte edilmiş “Aynen Devam”ın Türkçe sözlerini Emir yazmış, düzenlemeyi ise Celil Yavuz yapmış.


Müziğini “world punk” olarak tanımlayan Firewaters, 1995 yılında Todd Ashley tarafından kurulmuş Amerika menşeli bir grup. Orijinal ismi “Electric City” olan bu şarkı da Firewaters’ın 2008 yılında yayımlanmış “The Golden Hour” adlı albümünde yer alan şarkılardan biri ve şarkının bestesi de Todd Ashley tarafından yapılmış.


Doğrusu kim bulmuş, nereden, nasıl bulmuş bilmiyorum ama Türkçe pop müzikte bu kadar yerli tınlayacak bir yabancı şarkı bulmak hiç kolay değil. Şarkının “gypsy” havası, ritmi, melodisi filan bizim buralardan ses veriyor adeta. Hâl böyle olunca da düzenlemeyi yapan Celil Yavuz’a pek fazla iş düşmemiş; orijinaline çok benzer bir düzenleme şarkıyı Türkçe popa kazandırmaya yetmiş çünkü.


Eğlenceli, neşeli, sıcak bir şarkı “Aynen Devam”. Dinlerken oracıkta ritim tutasınız, omuzlarınızı oynatasınız filan geliyor. Sözler derli toplu, Emir de şarkıyı kendine çok yakıştırmış. Beklemedik bir şarkı, kabul ama popun genel seyri içinde taze bir nefes gibi. Ayvalık’ta çekilen ve Emir’e Çağrı Müftüoğlu ile Rober Hatemo’nun eşlik ettiği klip de şarkının eğlenceli ve neşeli havasını “aynen devam” ettiriyor.  
0
Share


Sertab Erener Harbiye Açık Hava Konseri 6 Temmuz 2019




Sertab’ın Müzikali’ni 2018 Aralık ayında izlemişim. Tadı hâlâ damağımda. Bir daha izleyesim de var ama bu gece konsept farklı. Sertab’ın Müzikali tutmuş oturmuş bir gösteri olsa da Sertab yaz için başka bir konsept planlamış: Elektrik Akustik. Zaten ben bildim bileli Sertab konserleri hep konsept, hep konsept. Daha Türkiye’de konsept kelimesi yokken Sertab konsept konser yapardı; öyle de konsept sevdalısı bir insan. Kötü mü? Elbette değil. Bir paragrafta yedi kere konsept (bu sekizinci) kelimesini kullanmak zorunda kalmamdan gayri bir şikâyetim yok. Aksine parmakla gösterilmesi gereken bir durum ki memlekette bu işi böyle yapanları parmakla göstermeye kalksanız parmaklarınızın çoğu boşta kalır.


1
Share

Kalben – “Çek”


Daha ilk albümüyle dikkat çekmiş, tüm Türkiye’nin tanıdığı bir isim haline gelmişti Kalben. İkinci albüm bunu pekiştirdi, büyüttü. Buna karşın aslında son bir-bir buçuk senedir kendini bulmaya başladı. Her şeyden önce yazdığı şarkılardaki gibi biri olduğunu daha açık görmeye başladık ki bu bizi onun samimiyetine daha çok inandırdı. (Her şarkı yazanla aynı güveni tesis edemiyoruz, takdir edersiniz ki.) Daha cesur, daha özgür, daha güçlüydü artık, daha fazla güveniyordu kendine.


Kalben’in, üç şarkı ve bir farklı versiyondan oluşan yeni mini albümü “Aşk Çeşmesi” geçtiğimiz günlerde Garaj etiketiyle yayımlandı. “Çek”, “Kalp Hanım” ve “Aşk Çeşmesi” adlı şarkılar ve bir de “Aşk Çeşmesi”nin Kaan Düzarat tarafından yapılmış “remix” versiyonu var bu albümde. 


Her üç şarkıya da klip çekilmiş ve bu klipler de “Kızkulesi’nin Anahtarı” üçlemesi olarak albümle eşzamanlı servis edildi. Videoları YouTube’da bu başlık altında seyrettiğiniz zaman aralardaki bağlantılarla birlikte hikâyenin bütününe daha fazla vâkıf oluyorsunuz. Kalben aslında neden ve nasıl daha cesur, daha güçlü ve daha özgür hâle geldiğini anlatıyor bu hikâyede.  


Haliyle de alışageldiğimizden farklı olarak “önce bunu dinleyin” önermesi yok bu defa. Her şarkıya eşit değer biçilmiş. Tabii ben konsept gereği tek bir şarkı seçmek durumunda olduğum için size “Çek”i öneriyorum. Galiba ben onu diğerlerinden bir tık daha fazla sevdim.


Önceki albümlerinden farklı olarak Kalben’in müziği daha dolgun ve kulak doyurucu artık. Yine onun kendine has sesi ön planda ama bu defa düzenlemeler daha incelikli daha, detaylı ve demli müzikal lezzetler içeriyor. Düzenlemeleri Kalben ve Kutsal Kaan Bilgin birlikte yapmışlar. Her üç şarkının söz ve müzikleri ise Kalben’in imzasını taşıyor.


‘70’ler müziğinin ruhunu taşıyan “Çek”, daha önce “Yara”yı sevmişlerin, “Sadece”yi sevmişlerin bir çırpıda ısınacağı “Kalp Hanım” ve belki de ilk kez içinden alaturka geçen bir Kalben şarkısı, “Aşk Çeşmesi”… Üstüne bir de “Kuşlar Remix”ten sonra Kalben müziğini ikinci kez, fakat bu defa saykodelik bir biçimde elektronik tınılarla çeşitlendiren “Aşk Çeşmesi Remix”… Kalben’in kendi kuşağındaki müzisyenler arasında yerini ayrı ve özel kıldığı, değişik şeyler arayan ayran gönüllü dinleyicinin gelip geçici bir hevesi olmadığı böylece tescilleniyor.


Doğrusu bu ya, zamanın ruhu üç şarkıyı bile "fazla" kabul ederken, Kalben’in sizi elinizden tutup götürdüğü dünyasında geçirdiğiniz 12+6 dakika yetmiyor. Ama el ele tutuşup aştığımız eşikte, hikâyenin bundan sonrası çok daha renkli, coşkulu ve heyecanlı geçecek (hem Kalben hem de onu dinleyen, sevenler için) orası kesin.

0
Share

Devrim Atvur – “Kızgının Şarkısı”


Uzun süredir müzik piyasasının içinde olmasına rağmen, yıllardır aktif olarak sahne müzisyenliği yapıyor olmasına rağmen ve dahi kendi yazdığı şarkıları da olmasına rağmen hiç albüm ya da şarkı yayımlamamıştı Devrim Atvur. Geçtiğimiz günlerde ise ilk teklisi “Kızgının Şarkısı”, CS Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Söz ve müziği Devrim Atvur’a ait şarkının düzenlemesi ise Doğan Kospançalı tarafından yapılmış.


“Kızgının Şarkısı” şarkıların sadece eğlendirmek ya da sadece duygulandırmak, üzmek için yapılmadığı zamanlara ait bir şarkı. Bir derdi olan, söyleyecek sözü olan şarkılardan. Her ne kadar Devrim Atvur bu şarkıyı yıllar önce yazmışsa da bugünleri de harfi harfine anlatan bir şarkı öte yandan. Her devirde üç beş kuruş, bir karış toprak için rezil olanlar, kepaze olanlar vardı belki ama hiç bugünkü kadar çok olmamıştı çünkü. “Aklımdan hiç çıkmadı, yalan dolandı ettikleriniz. Kaktınız, e ittiniz ihanet ettiniz yine bu alem size kalmadı,” diyor mesela şarkı sözleri. Alın bu sözleri kime söylerseniz söyleyin bugün.


Evet, şimdilerde her gün piyasaya çıkan onlarca yeni şarkı arasında ayrıksı, ters, sivri duruyor ilk dinleyişte ama bir yandan da aslında bu ülkede zamanında var olmuş bir dilin, söylemin, tavrın ve tarzın izlerini sürüyor. Bu şarkıyı ve Devrim Atvur’u anlamak için en azından biraz Yeni Türkü’yü, belki biraz Gündoğarken’in ilk zamanlarını ama en çok da Timur Selçuk’u dinlemiş, tanımış, hazmetmiş olmak lazım. Dahası ironiden anlamak ki sosyal medya sayesinde ironi denen şeyle bağları tamamen kopmuş bir millet olduk nicedir.


Şarkının düzenlemesindeki nefis Ege havası, Devrim Atvur’un teatral şarkı söyleme biçimi, akılda kalıcı melodisi ve taşı gediğine koyan sözleriyle bugünün müziğinde kategori dışı ama uzun vadede kalıcı olacak, zaman geçse de eskimeyecek bir şarkı “Kızgının Şarkısı”… Ne olsa kızgınlığımız hiç geçmeyecek, bizi kızdıran birileri, bir şeyler hep olacak.

0
Share

Ece Mumay – “Hırka”


Hâlâ var mı bilmiyorum ama eskiden müzik yarışmalarında rumuz kullanılırdı. Herkesin birbirini tanıdığı müzik piyasasında jüri de müzisyenlerden oluştuğu için gönderilen şarkıların kime ait olduğu anlaşılmasın diye şarkılara besteciler tarafından rumuz verilir, jüri değerlendirme yaparken şarkıların sadece rumuzlarını bilir, kim yazmış, kim bestelemiş, kim söylemiş bilmezdi.


Hah işte benimki de o hesap. Atıyorum “playlist”e yeni çıkan şarkıları, sonra kulaklığı takıyorum ve ne çıkacağını bilmeden dinliyorum. Tanıdıklarım oluyor, tanımadıklarım oluyor, merak edersem ekranı açıp bakıyorum. Bu bana şarkıları daha objektif dinleme şansı veriyor.


Geçenlerde yine öyle dinlerken takıldım bir şarkıya. Şarkı tanıdık, ona eminim ama o an hatırlayamadım. Yalnız ses hiç tanıdık değil. Tertemiz, pırıl pırıl söyleyen, belli ki genç birinin sesi. Bir genç kız. Açtım baktım. Ekranda Ece Mumay ismini görünce de şaşırdım.


Daha önce bir teklisini yazdığım, sonrasında yaptığı albümü ve yakın bir geçmişte tekli olarak yayımlanan Ahmet Kaya “cover”ı “Söyle”yi dinlediğim ve dinlerken hep aynı şeye, şarkı söyleme biçimine takıldığım Ece Mumay beni şaşırtmıştı ve sesini tanıyamamıştım.


Ece Mumay’ın Pasaj & Garaj etiketiyle yayımlanan yeni teklisi “Hırka”, 2018’de çok genç yaşta, çok talihsiz bir tekne kazasında kaybettiğimiz Onur Can Özcan’ın bir şarkısı. Onun sesinden internet üzerinden yayılıp sevilmiş, ölümünden sonra yayımlanan albümünde de yer almış bir şarkı. Mumay, YouTube videosunun altına şu notu yazarak paylaşmış bu şarkıyı: “Onu yaşatmak, onu unutturmamak için okumadım bu şarkıyı. Zira sizler en karanlığınızda size eşlik eden bu adamı zaten unutmazsınız. Onur için söyledim ben bu şarkıyı. Siz de O'nun için dinleyin.” Ve tıpkı Onur Can’ın videosuna benzer bir ortamda çekilmiş bir videoyla göndermiş selamını.


Genç yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla, bugüne dek kaydettiği şarkılarda beni rahatsız eden bozuk telaffuzundan tamamen kurtulmuş bir biçimde, sesinin asıl rengini ve tadını ortaya çıkaran, etkili bir yorumla seslendirmiş bu şarkıyı Ece Mumay. Böylece kendi kuşağındaki benzerleri arasından fark edilebilir bir biçimde sıyrılmış. Ece’nin (her ne kadar bir albüm çıkarmış olsa da) profesyonellik yolunda attığı ilk adım, YouTube akustikçisi olmaktan, dikkate değer bir şarkıcı olmaya evrildiği kırılma noktası bu şarkı olmuş bence. Umarım böyle devam eder.

0
Share

Ayşegül Aldinç – “Sorma”


Sene 1988. Kayahan, Nilüfer, Sezen Aksu ortalığı kasıp kavuruyor ama pop müzik neredeyse onların açtıkları alandan ibaret. Öyle sıkışmışız. Yeni şarkıcı çıkmıyor, çıkanlar olmuyor, eskiler eskisi kadar parlak işler yapamıyor filan, öyle kısır bir dönem… Derken o sıra İzmir’deyim ben bir sebeple. Alsancak’taki bir plakçıda görüyorum üzerinde “…Ve Ayşegül Aldinç” yazan kaseti. Hakikaten “…ve”lik bir surum söz konusu çünkü bu güler yüzlü, güzel sesli genç kızı tanıyalı bir hayli zaman geçmiş ama bir türlü bir plak, kaset neyin yapmamış o vakte kadar.


Kaseti dinlemeye başlamadan daha, kartonetteki isimleri görünce şaşalıyorum şöyle bir. Timur Selçuk mu istersiniz Barış Manço mu?.. Attila Özdemiroğlu’su, Fuat Güner’i filan resmen yıldızlar takımı. Hayır bu kızcağız nasıl toplamış bu ekibi de bu zor zamanda bu kaseti yapmış, inanılamıyor!


Bir de sonra televizyonda şarkılarını söylemeye başlayınca öyle fişek gibi, “rocker” bir kız çıkmasın mı karşımıza? O Eurovision zamanlarının ev kızı gitmiş, yerine bir “rockstar” gelmiş. ’88 yılından bahsediyorum, düşünsenize. TRT’de eğlence programlarına çıkan şarkıcılara sunucuların “Bu gece seyircilerimiz için hangi şarkıları söyleyeceksiniz acaba, lütfen siz anons eder misiniz?” filan diye konuştukları zamanlar…  


O kaseti kaç zaman evire çevire dinledim bir ben bilirim. Her bir şarkısını ayrı ayrı nasıl sevdim, nasıl bağrıma bastım… Hâlâ da dinlerim zaman zaman. Ne çare ki bugün dijital platformlarda o albümü bulmak mümkün değil. Hatta o dönem az miktarda basılan CD’sini bulmak da neredeyse imkânsız. Bir zaman makinesi icat olsa ve ben o yıllara dönsem, ilk alacağım CD o olacak hayırlısıyla, bakalım, hâlâ umudum var.


Ayşegül Aldinç’in ikinci albümü “Benden Söylemesi” ise 1991 yılında yayımlanmıştı. O albüm de ayrı bir yıldızlar takımını bir araya getiren, yine parmak ısırtan bir albümdü. Çok kimse bilmez ama Sezen Aksu’nun söz ve müziğini yazdığı “Sorma” ilk kez o albümde Attila Özdemiroğlu’nun düzenlemesiyle dinleyici karşısına çıkmıştı. 


Şarkıyı Ayşegül Aldinç’ten sonra Zeki Müren’inden Müslüm Gürses’ine, Bülent Ersoy’undan Aydilge’sine yıllar boyu sayısız şarkıcı yeniden seslendirdi ama ilk kez Ayşegül’den dinleyenler için o versiyonun yeri hep ayrı kaldı.


O dönem Şan Müzik etiketiyle basılan albüm, daha sonra Esen Müzik tarafından yeniden basıldı Allah’tan da şu anda en azından dijital platformlarda dinlenebiliyor. Bu vesileyle EMI Universal Müzik’e buradan bir kez daha sesleneyim: Artık “…Ve Ayşegül Aldinç” albümünü bekliyoruz. Dijital olur, plak olur, hepsi kabulümüz.

0
Share
Levent Yüksel Harbiye Açık Hava Konseri 4 Temmuz 2019


Ne yana dönsem karşıma bir yerden Aşkın, Sertab, Levent çıkıyor. Nereyse 30 yıl olacak; her biri ara sıra yorulmuş, yarıştan kopmuş, bazen önde durmuş, pik yapmış, bazen geri çekilmiş, duralamış ama temeli o kadar sağlam atmışlar ki daha kariyerlerinin başında, onlara bir ömür yetecek krediyi ceplerine koymuşlar. Tabii o temellerin harcında Sezen Aksu – Onno Tunç var, Attila Özdemiroğlu var, Uzay Heparı var, Aysel Gürel var, Fahir Atakoğlu var… Var oğlu var…


0
Share

Nova Norda – “Kuzeye Kaç!”


Nova Norda (kuzey yıldızı) ya da gerçek ismiyle Ecem Böke, kurumsal iş dünyasında beyaz yakalı bir çalışanken ani bir kararla tutkuların peşinden gitmeye karar verip istifa etmiş ve müzik yapmaya başlamış. İlk teklisi “Çıktım Bi’ Yola”, 2018’de yayımlamış. Geçtiğimiz günlerde Hangar Music etiketiyle piyasaya çıkan “Kuzeye Kaç!”, Nova Norda’nın tekli olarak servis edilen yedinci şarkısı. Yanı sıra bu yedi şarkının dördünün akustik versiyonları tekli olarak yayımlanmış. Tabii YouTube’u karıştırdığınızda bir dolu başka kaydına da ulaşmak mümkün.


İki senelik bir zaman zarfında adını epeyce duyurmuş, festival “line up”larına filan girmiş, hatta son olarak Sertab Erener’in Açık Hava konserinde konuk sanatçı olarak boy göstermiş. Seveni çok, dinleyeni, takip edeni, şarkılarını ezber edeni de… Sebebini anlamak zor değil. Genç kuşağın istediği her şey var Nova Norda projesinde.


Öncelikle hayat çizgisini değiştirebilmişliğiyle imrendiren, çok moda kişisel gelişim mottolarına örnek olabilecek bir hikâye (hayallerini peşinden gitmiş, vaaaavvv şahane!) Sonrasında sokaktan geçen herhangi birinden bir yıldız yaratmanın olmazsa olmazı, alabildiğine doğal ve bir o kadar da rüküş bir imaj (çok “cool”!) Afili takma isim zaten baştan büyük avantaj. Reklam sektöründen müzik sektörüne geçmiş birinin bu kadar kısa süre içinde birden fazla reklam filmi için (gizli ya da açık) şarkı yazması meselesi hikâyeyi biraz bulandırıyor ama o kadar olur mu diyelim, ne diyelim?..


Nova Norda’nın şarkıları, oyuncaklı, zeki şarkı sözlerinin elektronik müziğin (ve dahi "hip hop"ın, "R&B"nin) bir gereği olarak melodiyle değil melodi kırıntılarıyla bestelenmiş şarkılar. Şarkıların içindeki seyrek melodi cümleleri çoğu kez defalarca tekrar ediliyor; ona keza kimi kez söz cümleleri de öyle. “Kuzeye Kaç!” da böyle bir şarkı nitekim. Nova Norda bize kafamızı kaldırıp yıldızlara bakmamızı, sakin olup nefesimizi tutmamızı, oyunu görüp anlamamızı telkin ederken yanlış saymadıysam tam 53 kez “kuzey” kelimesini telaffuz ediyor. Şarkıyı dinlerken hiptonize olup kuzeye kaçmaya karar vermeniz kuvvetle muhtemel yani.


Şaka bir yana, Ufuk Kevser’in prodüksiyonunu yaptığı altyapı ve “sound” hakikaten yurt dışında yapılan aynı tür işleri aratmayacak kadar iyi ve güçlü. Dinlerken sizi asıl hipnotize eden de bu oluyor.


Nova Norda’nın şarkıcılığı konusunda bir şey yazamıyorum çünkü şarkı söylemiyor, mırıldanıyor ve bebeksi bir diksiyonla şarkılara ses veriyor sadece. Bu yakınlarda çıkmış ve benzer şekilde şarkılara ses veren sayısız şarkıcı arasından Nova Norda’nın sesini ayırt etmek neredeyse imkânsız. Dilerim zaman içerisinde gerçek sesini, kendi sesini duyarız.   

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Fosforlu Demet
    Demet Akalın Harbiye Açık Hava Konseri  1 Ağustos 2019 “Hiii, Gülşah Saraçoğlu mu o?” dedi kızın biri. Nasıl mutlu, nasıl heyecanl...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Gülümse... Hadi Gülümse...
    Hem Sezen Aksu'nun müzik yolculuğunda, hem de Türk popunun tarihinde dönüm noktası olmuş, en az (hatta belki daha da fazla) "Sen A...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Zülfü Livaneli - "Bütün Eserleri"
    Beğenirsiniz beğenmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, dinlersiniz dinlemezsiniz... Politik duruşundaki tutarsızlığı müziğine mal eden...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates