Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Şekersiz – “En Güzel Yaşımdı (Akustik)”



İtiraf edeyim hemen her gün hem bütün dijital platformları, sosyal medyayı ve bana ulaşan basın bültenlerini tarayarak yeni şarkı avına çıktığım halde zaman zaman benim bile kaçırdıklarım oluyor. Müzikte arz, talebi aşalı çok oldu, orası kesin; takibe mesai harcayan bile ıskalıyorsa bazı şarkı, şarkıcı ya da grupları, buradan pay biçin.


Şekersiz de bir şekilde gözümden kaçmış bir grup olmalı. Bir hafta kadar önce yayımlanmış şarkılarını listeme almışım bir şekilde. Sonra şarkı kulağıma takılmış. Biraz araştırdım, nedir ne değildir diye. Kocaeli çıkışlı, halen de müziğe orada devam eden bir grupmuş Şekersiz. İlk teklisi “Senin”i 2017’de yayımlamış. 2018’de ise önce iki tekli, ardından bir de 4 şarkılık kısaçalar gelmiş grup cephesinden. Geçtiğimiz günlerde Dijital Dağıtım etiketiyle yayımlanan “En Güzel Yaşımdı (Akustik)” teklisi ise o kısaçalarda yer alan şarkılardan birinin akustik versiyonu.  


Öncelikle grubun solisti ve bu şarkının söz ve müziğini yazan Yunus Emre’nin sesi dikkatinizi çekiyor. Olgun, bir parça çapaklı ve de kendine ait rengi belirgin bir ses bu. Sonrasında şarkılardaki melodik güç ve eli yüzü düzgün sözler, sonuna kadar dinlemenize neden oluyor. “Sound” olarak (muhtemelen kısıtlı imkânlarla kaydedildiği için) yeterince kulak doyurucu değil belki ama bu kadarı bile “burada umut vaat eden bir şeyler var” dedirtiyor. Bana dedirtti en azından. Özellikle de bu şarkının bu akustik versiyonu. (Şarkının akustik versiyonu YouTube’da yok, o yüzden buraya orijinal halinin videosunu koyuyorum. Akustik versiyonu diğer dijital platformlardan dinleyebilirsiniz ki bence dinlemelisiniz.)


Grubun Facebook resmi sayfası en son 2018 yılında güncellendiği için bu yazdığımdan emin değilim ama kadrosunda şu isimler var: Yunus Emre, Kubilay Demir, Eray Bala ve Kazım Armağan. Instagram hesabından öğrendiğim kadarıyla da son aylarda Spotify editör listelerine giren şarkıları sayesinde şarkılarını duyurmak konusunda iyice bir yol kat etmişler. Bence de dinlemeye ve takibe almaya değer bir grup Şekersiz.

0
Share

Fikret Hakan – “Al Yanaklım”


2010 yılıydı. Ülkenin en eski ve en köklü plak firması Odeon için albüm proje danışmanlığı yapıyordum. Tasarladığım projelerden biri de plak yapmış sinema ve tiyatro oyuncularının şarkılarını bir araya getiren bir albümdü. Odeon’un arşivinde bu konuda bir hayli malzeme vardı ama başka firmalar hesabına yapılmış plaklardan istifade edersek proje daha renkli olacaktı. Mesela Fikret Hakan’ın üç 45’lik plağı, yani kaydedilmiş altı şarkısı vardı.


Proje koordinatörümüz Zeynep Göktürk, bu vesileyle Fikret Hakan’la bir görüşme yaptı ve beklenmedik bir sonuç çıktı. Hakan’ın elinde plak olarak yayımlanmamış bir kayıt vardı ve albüme bu şarkıyı koyarsak onu gün ışığına çıkarmış olacaktık. 


Bu kayıt, Ayla Dikmen’in sesinden kulaklarımıza yer etmiş, bir dönem stadyumlara bile düşmüş “Al Yanaklım” adlı şarkıydı. Mustafa Alpagut’un Karacaoğlan’ın dizelerinden bestelediği bu şarkıyı Ayla Dikmen 1972 yılında plak yapmıştı. Fikret Hakan ise aynı “playback” üzerine seslendirmişti şarkıyı. İlk 45’liğinin 1973 yılında çıktığı düşünülürse, muhtemelen şarkı söylediği ilk kayıt bu şarkı olmalıydı.


Bahsettiğim albüm “Şöhretler Gazinosu” adıyla yayımlandı. (“Yeşilçam Gazinosu” olacaktı aslında ama bir sebepten olamamıştı.) Arşivciler için bir hazine değerindeydi aslına bakarsanız, zira Yeşilçam oyuncularının şarkı söylediği plaklar büyük bedellerle satılıyordu sahaflarda ama bu albüm her nedense yeterince dikkat çekmedi o dönem. Şimdilerde dijital platformlarda “Türk Sinemasının Yıldızlarından Eskimeyen Şarkılar” adıyla bulunabiliyor bu albüm.


Fikret Hakan ya da gerçek adıyla Gaffar Bumin Çıtanak, uzun yıllarca boyunca Türk tiyatro ve sinemasının en önemli oyuncularından biri olarak sayısız tiyatro oyununda, filmde rol aldı. Kendine has oyunculuk stiliyle akıllarda kaldı. Onu 11 Temmuz 2017’de kaybettik. Bugün Fikret Hakan’ın ölüm yıldönümü. Ruhu şâd olsun.   

0
Share

Fatma Turgut’la yeni albümünü ve daha fazlasını konuşmak üzere bahar yağmurunun eşlik ettiği bir akşamüstü, Teşvikiye’de bir sokak kahvesinde bir araya geldik. Sohbetimiz boyunca sık sık “Albüm bir an önce çıksın, insanlar dinlesin istiyorum,” demesi boşuna değildi. Adeta ilk albümü piyasaya çıkacak genç bir müzisyen gibi gözle görülebilir bir biçimde heyecanlıydı.


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
Burcu Güneş – “Ufo”


Burcu Güneş, kariyer çizgisi boyunca popun farklı müzikal anlayışta işlerine de hep açık olmuş ve her birini kendine yakıştırmayı bilmiş ender isimlerden. 1998 yılında “Aşk Yarası” albümüyle hayatımıza girmiş, 2001 yılında yayımlanan “Tılsım”la yerini sağlamlaştırmış, 2004 çıkışlı “Ay Şâhit” ile de o dönemin özellikle genç dinleyicilerini avucunun içine alarak müzikte kalıcı olmayı garantilemişti. Kendi kızım dâhil, bugün yirmili yaşlarını süren kime sorsam, hepsinin “Ay Şâhit” albümünden “efsane” diye bahsettiğine bizzat şahidim.


Kendi bestelerine ağırlık verdiği “Ben Ateş Ben Su”, aynı albüm şarkılarının “remix” versiyonlarından oluşan “On The Club” da kariyerinin bir başka dönüm noktası olmuş, yine iyi pop şarkılarıyla dolu “Sihirbaz”la 2000’leri kapatmıştı Burcu Güneş.


2010’ların başında “Tamamdır”la başlayıp “Oflaya Oflaya” ile yol alan yakın dönem kariyerini de parlak bir biçimde geçiren Burcu Güneş, “Gül Kokusu” albümü, “Aşkın Beni Baştan Yazar” ve “Yakın Mesafe” ve “Darmaduman” gibi teklileri ile adından söz ettirmeye devam etti. Bir prestij albümü olarak da görülebilecek “Anadolu’nun Güneşi” albümü ise 2018 yılında yayımlandı ve Burcu Güneş bu defa da türkülere getirdiği yorumla konuşuldu.


Tüm bunları kısaca özetlemek istedim çünkü geride bıraktığı 20 yılı hiç boş geçirmemiş olduğunun altını çizmekte fayda var. Nitekim yeni teklisi “Ufo” geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı ve Güneş’in 2020’li yıllara da hazır olduğunu böylece görmüş olduk. Zira söz ve müziği kendisine ait, düzenlemesi Mustafa Ceceli tarafından yapılmış bu şarkı tam da pop müzik seven “teenage” kitleyi ve dahası çocukları (Yâni 2020’li yılların gençlerini) yakalayabilecek bir şarkı.


Burcu’nun klipteki kostümleri, koreografiye uygun dans etmesi kadar doğaçlama ve saçma bir biçimde dans etmesi, o masalsı ve sihirli gibi görünen klip mekânları, şarkının ritmi, düzenlemesi, şarkı sözlerinin dili, ezbere yatkın melodisi filan hepsi bu amaca hizmet ediyor. Burada zekice planlanmış ve başarılmış bir güncelleme var.


Evet Burcu Güneş’i daha “cool”, belki daha orta yaşlı pop şarkılarında da seviyoruz ama pop kulvarında koşuyorsanız, üstelik yirmi yıllık da bir yol almışsanız, böylesi ters köşe ve dikkat çekici işler her zaman iyidir. Bu iş dünyada da böyle yapılıyor zaten.  

0
Share

Mavi Işıklar – “Helvacı”


1965 yılında dünya Beatles fırtınası devam ededururken Türkiye’de popüler müzik yeni yeni inşa ediliyordu. Hürriyet gazetesinin ilk kez 1965 yılında düzenlediği Altın Mikrofon yarışması tek başına popüler müziğin bir kanadını oluşturacak Anadolu popun yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. Yarışmaya yerel motiflerin kullanıldığı besteler ya da düzenlemelerle katılma şartı vardı. Yarışmadan bir yıl önce kurulan Mavi Işıklar da Altın Mikrofon’a “Helvacı” türküsünün ve “Kanamam” kantosunun düzenlemeleriyle katılmıştı. Dönemin modası “twist”ti ve her iki düzenleme de “twist” formundaydı.


Bir örnek giysileri ve kısa kesilmiş saçlarıyla Beatles’ı andıran Mavi Işıklar, Altın Mikrofon’u ikincilikle tamamladı ve kısa sürede ülke çapında tanındı. Üniversite öğrencisi gençlerden oluşan grup çok sevilmişti. Artık bizim de tıpkı Beatles gibi gençlerin sevgilisi, popüler bir yerli ve milli grubumuz vardı.


1971’e kadar bir dolu plak dolduran, konserler veren grup sonrasında dağıldı. Ta ki 1990 yılına kadar. 1990 yılında eski arkadaşlar tekrar bir araya gelip Mavi Işıklar ruhunu ’90’lar ve 2000’lere taşıdılar. 2002 yılında ise Ada Müzik, Mavi Işıklar’ın plaklarda kalmış kayıtlarını CD formatında yeniden yayımladı. 


“Helvacı” türküsünün bir dönem bir televizyon dizisinde kullanılmasıyla Mavi Işıklar bir kez daha gündeme gelmişti. Grup elemanlarının ilerleyen yaşlarına rağmen grup zaman zaman konserlere çıkmaya devam ediyordu.     


Videodaki görüntü Mavi Işıklar’ın Altın Mikrofon ikinciliği sonrasında, yine 1965 yılında çekilmiş Şeker Gibi Kızlar filmden. Senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı, yönetmenliğini Muzaffer Arslan’ın yaptığı filmde Mavi Işıklar da yine Mavi Işıklar olarak rol almış. İyi ki almış da grubun o günlere dair görüntüleri bu film sayesinde bugünlere ulaşmış.


Mavi Işıklar’ın solisti Nejat Toksoy bugün sabaha karşı hayata gözlerini yumdu. Müzik tarihimizden bir sayfa daha eksildi. Mekânı cennet olsun.



0
Share

Yaşar Kurt – “Ruhum”


Yaşar Kurt son albümü “Hemşin Yaylaları”nı 2015 yılında çıkarmış, 2016’da Gar Müzik’in “Rockname” isimli karma albümünde “Faşist Tavuklar” adlı şarkısıyla yer almıştı. Derken iki ay kadar önce Garaj Stüdyo YouTube kanalında “Ruhum” videosu yayınlandı. Aynı şarkı geçtiğimiz günlerde ise dijital platformlarda tekli formatında piyasaya sürüldü. Kariyeri boyunca altı albüm yayımlamış Yaşar Kurt’un ilk teklisi bu.  


Bildik bir şarkı aslında “Ruhum”. Yaşar Kurt sevenlerin yakından bildiği, hatta klasikleri arasında saydığı bir şarkı. 1997 yılında yayımlanan ikinci albümü “Göndermeler”de Fırt Emin adıyla yer almış, 2000’li yıllarda albümün yeniden basılması ve şarkının Barışarock kaydının internete düşmesi ile de bir sonraki kuşağın da bildiği bir şarkı haline gelmişti. Şarkının adı neden “Fırt Emin”di, rivayet muhtelif ama zaten “Ruhum” diye biliyordu çoğu kişi. Nitekim bu yeni kayıt da “Ruhum” adıyla yayımlanmış.


Yaşar Kurt bildiğiniz gibi. Yine Amerikan folk şarkıcıları gibi kirli bir biçimde şarkı söylüyor; tabii şarkının ilk kaydına kıyasla çok daha yerinden söylüyor bu defa. Şarkının düzenlemesi Yaşar Kurt ve Flört’ten tanıdığımız Çağatay Kehribar tarafından yapılmış. Yine eskisine göre çok daha profesyonel ve çok daha “blues” bir düzenleme bu.


Bir dönem sadece şarkılarıyla değil, siyasi tavrıyla da çok sayıda dinleyici üzerinde derin izler bırakmış, kimi şarkıları slogana dönüşmüş, buna karşın ana akıma hiç düşmemiş bir müzisyen Yaşar Kurt. Hem bu şarkının hem de Yaşar Kurt’un dönüşü şu ara hepimize iyi gelebilir.  

0
Share
"Ruhumu 28 Yaşına Sabitledim"

Birkaç saat evvel yağmur yağmış ama İstanbul’un nemini arttırmaktan başka bir işe yaramamış. Bahçe ıslak, mecburen içeride oturacağız. Cansu bize kahve yaparken Ersay anlatmaya başlıyor. “Dur, anlatma, kayıt cihazını açayım,” diyene kadar albümünün hikâyesini dinliyorum bile. Öyle tezcanlı, heyecanlı… Söylemiş miydim? Hiperaktiftir Ersay. Aaevet!


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
ZÜLFÜ LİVANELİ HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 1 TEMMUZ 2019


Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama ben fark ettim Allahtan. Bir koşturmaca, bir telaş, bir panik havası… Açık Hava’daki güvenlik görevlileri, organizasyon yetkilisi birileri ha bire önümden geçip duruyor. Bir işaretleşmeler, bir şeyler… Ne oluyoruz? Protokolün ön koltukları hâlâ boş. Demek ki mühim birileri gelecek… Konser Zülfü Livaneli konseri olunca insanın aklına ilk gelen Michail Gorbaçov, Mikis Theodorakis, Elia Kazan ya da ne bileyim ben Yaşar Kemal filan oluyor ama son ikisi hayatta değil zaten, Gorbaçov 88, Thedorakis 93 yaşında; bir konser için bu sıcakta memleketlerinden kalkıp gelmezler herhalde. Daha genç biri olmalı… Gençliği olan biri…


0
Share

Özgün – “Kalbimin Yer Yeri”


Neşeli, güler yüzlü, aşkın saf haline dair samimi romantik şarkılar pek yazılmıyor nicedir. “Hep karanlık,” durumundayız. Neye isyan ettiği belli olmayan isyankârlar, tam olarak niye öfke duyduğunu anlamadığımız öfkeliler devraldı müziği. Adı “arabesk” değilse bile duygusu, dili arabeskten de ağır bir furya sürüp gidiyor bir süredir. Ne zaman geçer bilinmez.


Tam da böylesi bir zamanda çıkıp geldi Özgün’ün yeni teklisi “Kalbimin Her Yeri”. Avrupa Müzik etiketiyle yayımlanan ve söz ve müziği Murat Güneş’e ait şarkının düzenlemesi ise Ozan Sarıboğa tarafından yapılmış. Şarkının klibinde ise Özgün, karısı Nida Uğurlu ile birlikte kamera karşısına geçerek şarkıda anlatılan aşkı şarkıda anlatılan olmaktan çıkarıp gerçeğin ta kendisi kılmış.


Püfür püfür bir yaz şarkısı “Kalbimin Her Yeri”; naif, iddiasız, tertemiz ve çok masum. Kimseye kızmıyor, “dis” atmıyor, kahırlardan kahır beğendirmiyor, hele hele küfür hiç etmiyor. Onlar da olmasın değil, olsun (ben olmasın desem de olacak nitekim; hep daim oldu) ama bizim yüzümüzde tebessüm yaratacak şarkılara da ihtiyacımız var. Hani dinlerken farkında olmadan ayağınızla ya da elinizde tempo tutmaya başladığınız, yerinizden kalkıp dans etmeye teşvik eden ama dans etmeye kalktığınızda da “kick”leriyle kafanıza kafanıza vurmayacak şarkılara… Bu şarkının sözü, müziği ve düzenlemesi tam da buna hizmet ediyor. Özgün’ün pozitif ses tınısı da öyle.

0
Share
Serra Arıtürk – “Kendimi Bilmeden”


YouTube’daki “cover” videoları ve özellikle de Akustikhane programı ile dikkatleri üzerine geçen Serra Arıtürk’ün ilk teklisi “Kendimi Bilmeden” geçtiğimiz günlerde Wovie & DMC işbirliğiyle piyasaya sürüldü. Şarkının söz ve müziği Serra Arıtürk’e, düzenlemesi ise Osman Çetin’e ait.


Serra kolay yoldan gidip, YouTube videolarından birinin (mesela en çok tık almışının) akustik kaydını tekli olarak yayımlayabilirdi. Yapılmayan şey değil. Ama piyasaya resmi girişini tamamen profesyonel bir biçimde yapmayı tercih etmiş ve bu yüzden de üç yıla yakın bir süre beklemiş. İyi ki de öyle yapmış. Hem kendi yazdığı bir şarkıyı söylemesi, hem Osman Çetin gibi bir isimle çalışması onun YouTube şöhretinin arkasına sığınmak niyetinde olmadığını gösteriyor ki sadece bu bile takdire değer. Zira hem şarkı hem de klipte gördüğümüz Serra, onu “gitar eşliğinde şarkı söyleyen güzel kız” klişesinin ve sıradanlığının dışına çıkarıyor. Gerçi Serra’yı YouTube “cover”larıyla seven kitle bu işe biraz bozulmuş; video altı yorumları isyanlarla, sitemlerle dolu. Ama bana kalırsa bu bile onun doğru yolda olduğunu gösteriyor.  


“Kendimi Bilmeden” sözü, müziği ve “sound”uyla genç bir şarkı, haliyle. Serdar Börcan tarafından çekilmiş klip de öyle. Ben klipteki efektlere de Serra’nın stili ve dansına da bayıldım. Dahası Serra, birçok yaşıtı genç kız gibi bozuk telaffuz ve yanlış teknikle şarkı söylemiyor. Bu da onu (nedense) benzetildiği Aleyna Tilki ve Atiye gibi isimlerden bir adım öne çıkarıyor. Şarkıcılığını biraz daha pişirdiğinde, fark çok daha fazla hissedilecektir.



Genç isimleri çok seviyor ve çok önemsiyor, her yeni duyduğum genç ismin şarkısını büyük bir iştahla dinliyorum ama çoğu kez heyecan duyamıyorum. Bu anlamda Serra’nın işi (tek başına şarkı olarak değil belki ama bir bütün olarak) beni heyecanlandırdı. Yanılıp yanılmadığımı kuşkusuz zaman gösterecek.     

0
Share
Ajda Pekkan – “Yalnızlık FM”


Ozan Doğulu’nun yeni proje albümü “130 BPM Kreşendo” geçtiğimiz haftalarda DGL etiketiyle piyasaya sürüldü. Albüm belki başka bir yazının konusu ama işin içinde bir şarkı var ki ayrı bir yazıyı hak ediyor. Ajda Pekkan’ın seslendirdiği “Yalnızlık FM”den bahsediyorum elbette.


Çok zaman var ki Ajda’dan Ajda gibi bir şarkı dinlemedik. Söylediği bir şarkının “hit” olmasından, liste başlarına yerleşmesinden filan bahsetmiyorum. Hani Ajda’nın ‘60’laran bu yana yetişmiş nice şarkıcıya ilham vermiş, örnek olmuş şarkıcılık stili, kendine has vurguları, kelimelere sesiyle dokunuş biçimi, küçük, bazen de büyük oyunları var ya… İşte onları gösterebildiği bir şarkıdan bahsediyorum.


“Yalnızlık FM” işte tam da bu şansı vermiş Ajda’ya. Nihayet kendi gibi olabilmiş. Sözleri yazan Saadettin Dayıoğlu ve bestenin sahibi (Ah Canım) Ahmet tam da bu maksatla çıkmışlar yola şarkıyı yazarken ve dört dörtlük bir Ajda şarkısı çıkarmışlar ortaya. Nitekim Ajda’yı Ajda yapan Fikret Şeneş – Ajda işbirliğinin bütün dinamikleri var bu şarkıda.


Fikret Şeneş’in Ajda için seçtiği yabancı şarkıların büyük kısmı çok Batılıdır ama bir o kadar da bizim kulağımıza yakındır. Mutlaka melodisi çok güçlüdür. Ona keza Şeneş de kaleminin gücüyle yüceltir o şarkıyı. Ahmet’in tam da bu eksende besteler yaptığını zaten yıllardan beri biliyoruz. Saadettin Dayıoğlu da şarkı sözlerinin hem inceliği, zarafeti, hem de (sözün melodiyle örtüşmesi, Ajda vurgularına uygun hecelerin doğru yerlere oturtulması gibi) teknik anlamda başarısıyla adeta Fikret Şeneş’ten el almış gibi.


Bu albüm için Ozan Doğulu “Yalnızlık FM”i iki farklı biçimde düzenlemiş. Albümün açılışında dans versiyonu, kapanışında ise yavaş versiyonu var. Yani albümün sonunda Ajda adeta “bis” yapıyor ve alkışın büyüğünü alıyor. Zira şarkının yavaş versiyonu günün moda ritim anlayışından azade, öylece bir klasik olmaya aday.

1
Share

Sezen Aksu – “Kaç Yıl Geçti Aradan?”


Sene 1977. Şöhret basamaklarını adım adım tırmanmakta olan İzmirli genç kızın dördüncü 45’liği piyasaya çıkıyor. İlk 45’lik büyük bir hüsran olmuş, ikinci 45’lk bir miktar ses getirmiş, üçüncü 45’likse eni konu her yerde çalınmış. Bu arada gerçek soyadı Yıldırım yerine ilk firmasının ona uygun gördüğü Seley soyadı da evlenmesiyle birlikte Aksu’ya dönüşmüş. Daha çok evlenip boşanacak yıllar içerisinde ama o hep Aksu kalacak artık: Sezen Aksu.


Aşağıdan baksan yukarıdan baksan değişmiyor… Olsun olsun 45 kilo, ufacık tefecik bir genç kız. Ne ki o zamanın şöhretli şarkıcılarının yapmadığı bir şey yapıyor. Kendi şarkılarını da yazıyor ve boyundan, yaşından beklenmeyecek büyük büyük laflar ediyor şarkılarında. 


“Allahaısmarladık / Kaç Yıl Geçti Aradan?” 45’liği, Sezen Aksu’nun müzik dünyasına girmesine vesile olan Attila Özdemiroğlu’nun Şanar Yurdatapan’la ortak firması Hop Plak’tan çıkan son 45’liği olacak. Aynı yıl “Allahaısmarladık” adıyla bir de ilk 33’lük plağı da çıkacak ama söz ve müziği Sezen Aksu'ya ait “Kaç Yıl Geçti Aradan?” plakta yer almayacak.


Video, o günlerde TRT tarafından çekilmiş ve Sezen şarkıyı Attila Özdemiroğlu düzenlemesiyle, 45’likteki haliyle söylüyor. 1978 yılında Kent Plak etiketiyle piyasaya sürülen “Serçe” adlı duble 33’lükte ise aynı şarkı bu defa Hurşit Yenigün’ün düzenlemesiyle, daha alaturka bir biçimde karşımıza çıkacak.


Şarkının 45’lik versiyonu sadece 1999 yılında YKY Müzik tarafından yayımlanan “Kaç Yıl Geçti Aradan?” adlı toplama albümde yer aldı. O albüm şimdilerde dijital platformlarda bulunmuyor. Hurşit Yenigün düzenlemesi ise Serçe albümünün yeniden basımlarıyla yıllardır dolaşımda.



0
Share

Sertab Erener – “Yara”


Bugün bir şairin ölüm haberine uyandık. Bir süredir tedavi gören Küçük İskender ya da asıl adıyla Derman İskender Över, henüz çok genç yaşta, 55 yaşında hayata gözlerini yumdu.


Farklı şiiri, dili, üslubu, tavrı ve tarzıyla edebiyat dünyasında erken yaşta kendini kabul ettirebilmiş, sınırların ve statükoların dışına çıkabilmiş, geniş bir okur kitlesini etkisi altına alabilmiş bir şair olmasının ötesinde onu tanıyan herkesi derinden etkilemiş bir insandı. Huzursuz bir ruhla dünyaya gelmişlerin, yaşadığı döneme, ülkeye, dünyaya sığamamışların öfkesi, korkusu, farkındalığı, şüphesi, acelesi, acısı ve cesaretiyle yüklüydü cümleleri, şiiri, hayatı…


Yanlışım varsa düzelten olur mutlaka, bildiğim kadarıyla iki sadece şarkının sözü oldu yazdıkları bugüne dek. Biri Banu Kanıbelli’nin 2017 yılında yayımlanan “Bu Rüzgâr” adlı albümünde yer alan “Otoformat” adlı şarkıydı, bir diğeri ise Attila Özdemiroğlu’nun bestesine yazdığı sözlerle ortaya çıkan “Yara” adlı şarkı. “Yara”, Sertab Erener’in 1997 yılında Sony Müzik etiketiyle yayımlanan “Sertab Gibi” adlı albümünde yer alıyordu ve şarkının düzenlemesi Demir Demirkan tarafından yapılmıştı.


Yazdıkları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilham vermeye devam edecek. Ruhu şâd olsun.

0
Share
KENAN DOĞULU HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 27 HAZİRAN 2019


Kenan Doğulu tam olarak kaç yaşında? Konserden sonra açıp baktım Google’dan. 45 yaşındaymış. ‘80’li yılların dergilerinden birinde bir Şükran Ay haberine denk gelmiştim bir vakitler. Başlık aynen şöyleydi: “40 Yaşında Bir Çınar”. Tövbeler olsun! O ara Elhan’la biz de 40’lı yaşlarımızın başlarındaydık. Aramızda bir espri konusu olmuştu bu. “Huhahaha çınar hihohohi çınar!” filan diye takılıyorduk birbirimize. Öyleydi ama… Eskiden bırakın 40’ı, 30’larında biri bile basbayağı feleğin çemberinden geçmiş, ununu elemiş, eleğini asmış sayılırdı. Hele 45’e geldiysen artık bildiğin yaşlıydın.


0
Share

Mazlum Çimen – “Gittin Gideli”


Bir aşk şarkısı gibi gelir ilk dinleyişte kulağa ama değildir aslında. Bir ağıttır. Bir oğulun babasına yazdığı ağıt. Yakılarak öldürülen babasına…


2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta yaşanan Madımak Oteli katliamında diri diri yanarak ölen 33 şair, yazar, müzisyen ve düşünürden biri de Âşık Nesimi Çimen’dir. “Gittin Gideli” ağıtını yazansa Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen.


Sadece kendisi gibi düşünmediği, kendisi gibi yaşamadığı için düşman bellenenlerce yakılarak öldürülen 33 aydın… Sebebi ne olursa olsun, insan öldürmek hangi kitapta yazar, hangi din, hangi inanç bir insanı yakmayı meşru kılar?.. İşin acı tarafı bugün bile bunun aksini savunacak, eline fırsat geçtiğinde buna meyledecek insanların hâlâ var olması, aramızda yaşıyor olması…


Bizim vicdanımız hâlâ sızlıyor. Televizyon ekranlarında gördüğümüz alevlerin, dumanların, duyduğumuz “Yakın, yakın!” çığlıklarının yanık kokusu hâlâ burnumuzda. Unutmadık… Aklımızda…


Söz ve müziği Mazlum Çimen’e ait “Gittin Gideli” en çok Edip Akbayram’ın sesinden kaldı kulaklarımızda. Başka da çok söyleyen oldu yıllar içinde. Ama ben bizzat Mazlum Çimen’in sesinden paylaşmak istedim bugün. Şarkının bu versiyonu Mazlum Çimen’in 1995 yılında Ada Müzik etiketiyle yayımlanan “Çimen Türküleri” adlı albümünde yer almıştı. 


Mazlum Çimen, geçtiğimiz yıl da Madımak katliamının 25. yılı için “Usta Malı” adlı bir albüm yayımladı. Mazlum Çimen balet, oyuncu ve müzisyen olarak süregelen kariyerinde çok sayıda film müziğine de imza attı. Oğlu Saki Çimen de hâlen aktif olarak müzik piyasasının içinde dedesinin ve babasının izinden yürüyor.

Sivas’ta kaybettiklerimize saygı ve rahmetle…

1
Share

Gökhan Türkmen Feat. Aytaç Özgümüş – “Para Hâlâ Bende”


Müzikte arayıştan çekinmeyen, değişik şeyler yapmak konusunda cesaretini hiç kaybetmeyen bir müzisyen Gökhan Türkmen. Son olarak yakın zamanda 7 şarkısının “remix” versiyonlarının bulunduğu “Iptıs Çaktıs” adı verilmiş bir albüm yayımlamıştı. Yeni teklisi “Para Hâlâ Bende” ise geçtiğimiz günlerde GTR Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


Şarkının düzenlemesini GTR ekibinde Aytaç Özgümüş yapmış, söz ve müzik ise Kaan Boşnak’a ait ki bu şarkı aslında bir Yüzyüzeyken Konuşuruz şarkısı. İlk kez “demo” bir kayıtla internete düşen şarkı, sonrasında grubun 2014 yılında yayımlanan ikinci albümü “Otoban Sıcağı”nda resmi olarak dinleyici karşısına çıkarılmıştı. Gökhan Türkmen nereden ve nasıl akıl etmiş bilmiyorum ama “cover” yapmak için bu şarkıyı seçmiş ve ortaya ilginç bir bileşim çıkmış.


Şarkı hakkında biraz Google karıştırınca Pixies’in “Where Is My Mind?” adlı şarkısına benzediğini iddia eden yorumlara rastladım. İki şarkıyı ardı ardına dinleyince hakikaten bir “riff” benzerliğinden söz etmek mümkün ama ben melodik bir benzerlik göremedim.


Aytaç Özgümüş şarkıyı “deep house” bir formda düzenleyerek Gökhan Türkmen’in üzerine yakıştırmış. Aslına bakarsanız bu şarkının her iki versiyonunda Kaan Boşnak ve Gökhan Türkmen’in şarkı söyleme biçimleri birbirinden çok farklı değil. Biraz da şarkı sözlerinin gerektirdiği bir biçimde şaşkın, kendinden emin olmayan, tabiri caizse “ezik” bir adam var şarkıda. Kara mizah da burada saklı belki. Aslında hepimizin içinde bir yerlerde pusuda bekleyip de zaman zaman yüzünü gösteren tanıdık bir adam o çünkü.


Kariyer ivmesine ne getirir bilinmez ama Gökhan Türkmen, üstelik kendi şarkılarını yazabilen bir müzisyen olduğu halde böylesi bir şarkıyı “cover” yapmak istediyse bir bildiği vardır mutlaka. Bugüne dek ana akımla alternatif arasındaki muğlak yerde usta manevralarla ayakta kalabilmeyi başardığı düşünülürse, bu şarkının bu versiyonla tam da o işe yarayacağı söylenebilir.      

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Fosforlu Demet
    Demet Akalın Harbiye Açık Hava Konseri  1 Ağustos 2019 “Hiii, Gülşah Saraçoğlu mu o?” dedi kızın biri. Nasıl mutlu, nasıl heyecanl...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Gülümse... Hadi Gülümse...
    Hem Sezen Aksu'nun müzik yolculuğunda, hem de Türk popunun tarihinde dönüm noktası olmuş, en az (hatta belki daha da fazla) "Sen A...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Zülfü Livaneli - "Bütün Eserleri"
    Beğenirsiniz beğenmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, dinlersiniz dinlemezsiniz... Politik duruşundaki tutarsızlığı müziğine mal eden...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates