Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?
Erol Evgin – “Takvim”


1983 yılı mayıs ayında Çiğdem Talu’nun ölümü müzik dünyasının görüp göreceği en kıymetli işbirliklerinden birinin de sonunu getirmiştir. 1976 yılından beri sadece Çiğdem Talu – Melih Kibar şarkıları seslendirmiş olan Erol Evgin, müzik kariyerinde önemli bir dönemecin eşiğindedir şimdi. Hazırlıklarına başladığı yeni albümü, onun içinde Çiğdem Talu – Melih Kibar şarkıları olmayan ilk albümü olacaktır.


“Erol Evgin ‘84” albümü 1984 yılı Ocak ayında Balet Plak etiketiyle piyasaya çıktığında, Evgin’in bu keskin virajı zekice ve temkinli bir şekilde ve de hasarsız bir biçimde aldığı konusunda herkes hemfikirdir. Önceki albümlerini aratmayan bir albüm çıkmıştır ortaya. 


Bedri Rahmi Eyüpoğlu ve Bekir Sıtkı Erdoğan’ın şiirlerinden Erol Evgin’in bestelediği iki şarkı, “Sitem” ve “Al Kurtar Beni”, sözlerini Ülkü Aker’in yazdığı iki Kemal Sünnetçioğlu bestesi, “Dereden Tepeden” ve “Hep Seni Aradım”, Şen Sazın Bülbülleri müzikalinden, sözleri Çetin Akçan tarafından yazılmış iki Ali Kocatepe bestesi “Bana Sen Bile Çare Değilsin” ve “Öyle Bir Hasret ki” ile o günlerin popüler alaturka şarkısı “Bir Sevgi İstiyorum” albümdeki yerli bestelerdir.


Üç de aranjman vardır “Erol Evgin ‘84” albümünde. Biri Erol Evgin’in Türkçe sözlerini yazdığı Enrico Masias şarkısı “Ah Şu Deli Gönlüm”, biri Ülkü Aker’in sözlerini yazdığı “Oldum Olası”dır. Bir diğeri ise aranjman geleneğimizde sadece birkaç örneği bulunan enteresan bir adaptasyon. Erol Evgin, yabancı bir şarkının müziğini bir şairin şiiriyle buluşturmuştur bu şarkıda. Tıpkı Hümeyra’nın “Sessiz Gemi”si ve “Otuz Beş Yaş”ı gibi… Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Takvim” adlı şiiri ufak tefek bazı değişikliklerle Fransız besteci Michel Legrand’ın bestesine adeta özel yazılmış gibi oturur. Ortaya çıkan şarkının adı da “Takvim” olur.


Şarkı aslında bir hayli eski ve bilindik bir şarkıdır. İlk kez 1968 yılında The Thomas Crown Affair adlı filmin müziği olarak yayımlanan ve Noel Harrison tarafından seslendirilen şarkı, o yılın en iyi film müziği Oscar’ını da almış ve dünya çapında bir “hit” olmuştur. Sonrasında şarkı Jose Feliciano tarafından da seslendirilmiştir. Bu melodi ve Çamlıbel’in bir o kadar eski şiiri böylece 1984 yılında bir araya gelip bir Erol Evgin şarkısına dönüşür. Osman İşmen’in düzenlemesiyle “Takvim, “Erol Evgin ‘84” albümünün en güzel şarkılarından biri olur.


“Erol Evgin ‘84” albümü yıllardır sadece plaktan dinlenebiliyordu. Geçtiğimiz günlerde ise albüm nihayet Erol Evgin Prodüksiyon ve EMI ortaklığı ile dijital platformlara yüklendi. Hem Erol Evgin kariyeri hem de Türk pop müziği için kıymetli bu albüm şimdi yıllar sonra yeniden keşfedilmeyi bekliyor.



1
Share
Emre Olgun – “Melek Yüzlü Şeytan”


Uzun yıllardır sahneye çıkıyor olmasına karşın Emre Olgun’un adını daha geniş kitlelere duyurması ilk teklisi “Yüz Kere Bin Kere” ile olmuştu. 2018 yılında yayımlanan teklide şarkının iki ayrı versiyonu vardı. 2019’da Eyüp Çelik tarafından yapılmış üçüncü bir versiyonu daha yayımlandı. Emre Olgun’un yeni teklisi “Melek Yüzlü Şeytan” ise geçtiğimiz günlerde Mai Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


Müzik piyasasında önemli işlere imza atmış deneyimli müzisyen Bahadır Tanrıvermiş’in prodüksiyon firması Mai Müzik’ten yayımlanan ilk çalışma bu. Şarkının söz ve müziği Emre Olgun’a ait, düzenleme ise Bahadır Tanrıvermiş ve Çağrı Kodamaoğlu’nun ortak imzasını taşıyor.


Emre Olgun iyi bir solist. YouTube videolarından ve bir önceki şarkısından biliyorduk zaten ama bu şarkı bunu bir kez daha gösteriyor. Doğru düzgün şarkı söyleyen şarkıcı sayısı giderek azalıyor; yanlış teknik, bozuk diksiyon, hatalı prozodi gibi kusurlar almış başını gidiyor. Her gün önüme düşen bir dolu yeni şarkı arasında doğru şarkı söyleyen çok az soliste denk geliyorum. Bu yüzden Emre Olgun’un hem tınısı güzel, dolgun sesi, hem de düzgün şarkıcılığı kendini hemen gösteriyor.


Bahadır Tanrıvermiş’in düzenlemeleri her zaman kulak doyuran ritim kompozisyonlarıyla fark edilir. Bu şarkıda da öyle olmuş. “Melek Yüzlü Şeytan” zaten çok tipik Akdenizli bir şarkı ve gerek ritim yürüyüşü, gerek kıvrak gitarlar ve hınzır klarnet nağmeleri, çok yerinde ve dozunda bir biçimde şarkıyı ilk dinleyişte kulağa yerleşecek hâle getirmiş.


Katıksız pop müzik sevenler, sözü, müziği, düzenlemesi ve yorumuyla ‘90’lar havasını sonuna kadar hissettiren “Melek Yüzlü Şeytan”ı bağrına basmakta hiç tereddüt etmeyecek, orası kesin.  

0
Share

Taha Gürbüz – “Karanlıklar (Akustik)”


Onu Jilet grubunun solisti ve şarkı yazarı olarak tanımıştık. Grubun ömrü pek uzun sürmedi ama Taha Gürbüz, sonrasında yoluna tek başına devam etti ve ilk solo albümü “Manyak”ı 2017 yılında yayımladı. 2018’de “Anlamadı” ve “Söz mü?” adlarını taşıyan iki teklisi piyasaya sürülen Taha Gürbüz, 2019 Mayıs ayında ise “Karanlıklar” adlı teklisiyle çıkmıştı karşımıza. Aynı şarkının akustik versiyonu ise geçtiğimiz günlerde Joker Store etiketiyle piyasaya sürüldü.


Şarkının söz ve müziği Taha Gürbüz’e ait, düzenlemede ise Görkem Özalp, Volkan Topakoğlu ve Taha Gürbüz’ün imzaları var. İlk versiyonu elektronik sularda yüzen şarkı bu defa akustik bir biçimde çıkıyor karşımıza.


Taha Gürbüz aynı zamanda yaptığı işin eğitimini almış bir müzik öğretmeni. Bir yandan müziğe gönül vermiş gençler yetiştirirken bir yandan da kendi müziğini üretmeye ve dinleyici ile buluşturmaya devam ediyor. “Karanlıklar” da onun müzikal birikimini ve şarkı yazarlığının derinliğini bir kez daha gösteren, sıkı bir şarkı.


Ortalama dinleyici, sessiz sedasız, reklamsız ve tantanasız piyasaya sürülmüş şarkıları genellikle ıskalıyor çünkü bunca kalabalıkta gürültü koparmayana dönüp bakacak zaman bulamıyor. Taha Gürbüz’ün gerek ilk albümü gerekse sonrasında yayımladığı şarkıları da biraz bu kategoride kalmış gibi. Oysa uzun uzun dinlemelik ve keşfetmelik şarkılar var bu cephede. “Karanlıklar”la işe başlayabilirsiniz.

0
Share
Akustikadam – “İmkânı Olan Delirsin”


Kırmızı “boxer”ı, beyaz fanilası, pofuduk terlikleri, bornozu ve kışlık şapkasıyla İstiklal Caddesi’nde deliren genç adam bu defa bir kumsalda açıyor gözlerini. Deniz, kum, güneş, dondurma, tekne, yel değirmeni, dünya güzeli bir kız… Alabildiğine yazlık bir rüya bu. Şarkı da öyle. “İmkânı Olan Delirsin”, nefis bir Türkçe “reggae”.


Akustikadam, “Neden?” adlı şarkısını bu yılın ilk aylarında yayımlamıştı. Kendi hesabına yayımladığı yeni şarkısı “İmkânı Olan Delirsin” de yukarıda bahsi geçen devam klibiyle servis edildi. 


Bir önceki şarkının hem eğlenceli ve pop, hem de alternatif “sound”u, yapısı ve kurgusu, yâni Akustikadam’ın akustik olmayan müziğe bakış açısı bu kez bambaşka bir türün sularında kendini gösteriyor. Şarkının söz ve müziği Akustikadam’a ait, düzenleme ise Mehmet Tan tarafından yapılmış.


Yine hınzır sözler (“Kalbinde yokmuş yerim, ben ayakta da giderdim”e bayıldım mesela), yine dinleyeni zapt eden bir melodik yapı, bir miktar “auto-tune” ve “reggae”nin kışkırtıcı ritmi… Klibin sonunda dünya güzeli kızın bir zabıta amcaya dönüşmesi biraz can sıksa da “devam edecek” ibaresi bir sonraki şarkıyı ve klibi merak ettiriyor. 


Akustikadam’ın (yâni Mert Erşahin’in) senaryosunu da kendi yazıp yönettiği klip işin eğlencesi tabii. Aslolan müziğiyle sunduğu öneri ve samimiyet ki o da müziğin bunca kir pas içinde kaldığı bir dönemde ferahlık ve temizlik hissi veriyor dinleyene.       

0
Share
Hadise – “Geliyorum Yanına”


Keşke onu ilk tanıdığımızdaki o fişek gibi dans edip şarkı söyleyen yıldız adayı haliyle kalabilseydi. Keşke bir parça “cool” durabilseydi, kendini koruyabilseydi. Keşke malum televizyon şovunda bu kadar fazla süredir jüri üyeliği yapıp yüzünü bu kadar eskitmeseydi. Keşke kariyerini daha doğru yönetebilseydi…


Söz konusu Hadise ise “keşke”ler uzar gider… Evet, tüm yanlışlarına ve hatalarına karşın bir dönemin çocuklarını yakalayıp şimdinin gençlerinin gözdelerinden biri olabildi belki; seveni, takip edeni hiç az değil ama ben kendi adıma onun hep potansiyelinin ve aslında konumlanabileceği yerin altında kaldığını düşünüyorum. Tabii hayatta hiçbir şey için hiçbir zaman geç değildir, o ayrı.


Hadise’nin 2017 çıkışlı son albümü “Şampiyon”, birden fazla “hit” çıkararak misyonunu yerine getirdi. O günlerin Türk popu standartlarını fazla zorlamayan, kendi meşrebince eli yüzü düzgün, derli toplu bir albümdü. Hadise, o albümün en büyük “hit”i olan “Sıfır Tolerans”ın ekmeğini uzun süre yedi, yetmedi 2018’de şarkının bir de akustik versiyonunu yayımladı. Yeni Hadise şarkısı “Geliyorum Yanına” ise geçtiğimiz günlerde Fanta Music etiketiyle servis edildi.


Firma isminden de anlaşılacağı üzere bir reklam şarkısı aslında bu. Hadise daha önce de işbirliği yaptığı meşrubat markası Fanta ile bir reklam kampanyasının parçası olarak seslendirmiş bu şarkıyı. “Geliyorum Yanına”nın söz ve müziği Gülşen’in elinden çıkmış, düzenleme ise Ozan Çolakoğlu tarafından yapılmış.  


İşin içine reklam girdiği zaman durum hep biraz tatsızlaşır, şarkıya zoraki yerleştirilmiş sloganlar filan sırıtır ya hani, neyse ki bu şarkıda öyle olmamış. Şarkı bir reklam şarkısı gibi değil ama duyar duymaz tereddüt etmeden “Bunu Gülşen yazmış,” diyebileceğimiz tipik bir Gülşen şarkısı. Ne var ki bir 6-7 sene önce yazılmış gibi. "Sabahlara kadar kopmak, geceleri yakmak" filan biraz o dönemin jargonu sanki.


Herkesin bu yaz “hit” pop şarkısı çıkmadı diye dert yandığı bir dönemde “hit” olabilmesi için bütün kriterler göz önüne alınarak yazılmış bu şarkı o boşluğu doldurur mu bilmem. Evet, Hadise’nin doğru taşıyabileceği bir şarkı. Evet, içine çok kolay giriyor, kolayca ezbere alıp eşlik edebiliyorsunuz. Düzenleme gayet usta işi, gayet modern, klipteki parti havası da şarkıyı ateşleyen bir başka unsur olmuş. Ama tüm bunların toplamında “pop müzik kurtuldu” gibi bir sonuç çıkmıyor bence ortaya. Zaten Hadise de o cümleyi şaka olsun diye söylemiştir muhtemelen. Öyledir, değil mi?   

0
Share

Gülşah Tütüncü – “Sen de mi Brütüs?”


Gülşah Tütüncü adını ilk kez 2009 yılında Mustafa Ceceli’nin seslendirdiği “Hastalıkta Sağlıkta” adlı şarkının söz yazarı ve bestecisi olarak duyduk. Dakika bir gol bir bu şarkının ardından 2010 yılında bu defa Tarlan’ın albümünde “Usta Çırak” adlı şarkıda rastladık ona bir kez daha. Konservatuar mezunu idi, keman performans sanatçısı idi, şarkı yazıyor ve aynı zamanda söylüyordu da. Sesini duyduğumuz ilk şarkı “Hiç Gitmesin” ise 2011’de yayımlanan ENBE albümünde yer aldı. Derken 2012 yılında ilk teklisi “Dua Ediyorum” geldi.


Sonrasında Sana Bir Sır vereceğim dizisi için seslendirdiği “Hazan Vakti” adlı şarkı, Tarkan’a verdiği “Çay ve Simit”, Ayşe Hatun Önal’a verdiği “Beyaz Atletli”, Gülşah Tütüncü cephesinden gelen diğer şarkılar oldu. Gülşah Tütüncü’nün yeni teklisi “Sen de mi Brütüs?” ise geçtiğimiz günlerde Bemol9 Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Gülşah Tütüncü’ye ait, düzenleme ise Gülşah Tütüncü ve Tolga Kılıç imzası taşıyor.


Bugüne kadar yayımlanmış şarkılarına baktığınız zaman ilk dikkatinizi çeken şey Gülşah Tütüncü’nün pop yelpazesi içinde farklı tür ve eğilimlerde şarkılar yazabiliyor oluşu. Ağır romantik de olabiliyor, çok eğlenceli de, orta yaşlı da olabiliyor, çok genç de… Bu büyük bir avantaj. “Sen de mi Brütüs?” hem genç hem de eğlenceli bir şarkı mesela. Hem akışkan, kıvrak ve oylumlu melodik yapısı, hem atarlı ama aynı zamanda cilveli sözleriyle şarkı Gülşah’ın teatral şarkıcılık biçimi ve adeta ikinci bir solist gibi tınlayan kemanıyla da şenleniyor. Tek başına 4 dakikalık bir romantik komedi filmi gibi. Keza klip de öyle. Hatta klibi biraz ağır akıtsanız, birkaç bölümlük bir dizi çıkar sanki.


Müzik, müziği sadece para ve şöhret ve tıklanma ve beğenilme maksadıyla yapanların eline kalmak üzereyken gerçek müzisyenlere daha çok iş düşüyor. Gülşah Tütüncü onlardan biri. Üstelik isterse böyle hafif ve eğlencelik, isterse gayet ağır ve oturaklı şarkılar yazabilecek bir müzisyen. Bu yüzden daha çok sahalarda, oyunun içinde olmalı. Dilerim bu şarkı bunun başlangıcı olur.


Son olarak şarkının ismini hem tekli kapağında hem de dijital platformlarda doğru imlayla yazabildikleri için ve bu kadar kapsamlı, bol fotoğraflı bir basın bülteni hazırladıkları için kimler özen ve hassasiyet gösterdiyse onları tebrik etmek boynumun borcu. Sahiden bravo!       

0
Share


Ne hükümran kalır ne zulüm ne de kin
Öz değil dostlar öz değil bu biçim
Kulların kullara ettiğini
Etmiyor en zalim harı ateşin

Bugün dua ettim hepimiz için
Yüce Tanrı bizleri affetsin

Ne para ne pul ne iktidar ne de güç
Bu değil gerçek bu değil gerçek
Bu kavga bir hayırsız düş
Uyanır neslim uyanır elbet

Bugün dua ettim hepimiz için
Yüce Tanrı bizleri affetsin
Bugün dua ettim hepimiz için
Yüce Tanrı insanı affetsin



0
Share
Aylin Urgal – “Sakın Ağlama Ardından”


İzmir’de Rezzan Birol adıyla orkestra şarkıcılığı yaparken Ali Kocatepe tarafından keşfedildi. Tıpkı filmlerdeki gibiydi her şey. Önce adını değiştirdiler. O artık Aylin Urgal’dı. Sonra ilk 45’liği “Paran Pulun Senin Olsun / Nerelerdeydin?” piyasaya çıktı. Takvimler 1975 yılını gösteriyordu ve özellikle 45’liğin B yüzündeki şarkı ile Aylin Urgal, adını tüm ülkeye duyurmuştu.


Farklı bir ses rengi vardı ve sağlam bir şarkıcıydı. Ali Kocatepe gibi usta bir prodüktörle yola çıkmış olması ise büyük bir avantajdı. Nitekim 1976 yılında “Sen Yarattın Beni / Nedir Bu Halin?” 45’liği ve “Sen Yarattın Beni” 33’lüğü ile ilk plaktaki başarısını perçinlemişti. Bir yıldızdı artık. Sevilen ve beğenilen bir yıldız.


Son 45’liği “Sevgili Dostum / Sakın Ağlama Ardından” 1978 yılında yayımlandı. Ali Kocatepe’den ayrılmış, Ronnex Plak’la anlaşmıştı ve bu yeni 45’likteki şarkılar Selami Şahin imzası taşıyordu. Düzenlemeler ise Norayr Demirci tarafından yapılmıştı.


Sonrasında bir daha plak yapmadı. 1979 yılında İkiz bebek sahibi olmuş, bir süre müzikten uzaklaştıktan sonra tekrar sahneye çıkmaya başlamıştı. Bu dönemde eşiyle gel gitli ilişkisi onu intihar teşebbüsüne kadar sürükleyecek, özel hayatındaki sıkıntılar kariyerini de etkileyecekti. 1985 yılında Ankara’da bir gece kulübünde çalışıyordu. Programını bitirdiği 29 Nisan günü İstanbul’a dönmek için bindiği otobüs Bolu Dağı’nda uçuruma yuvarlandı. Kazada hayatını kaybeden 21 kişiden biri de Aylin Urgal’dı.


Aylin Urgal’ın ölümünden sonra “Sakın Ağlama Ardından” şarkısı bir müddet onun anısına çalındı, söylendi. Plağa kaydedilmiş şarkısı adeta bir vasiyet olmuştu. O günleri yaşayanlar ve onu tanıyanlar için bu şarkı artık nerede, ne zaman çalınsa Aylin Urgal’ı hatırlatacaktı.


Aşağıdaki video TRT tarafından yapılmış bir çekim. Şarkının plak versiyonu ise Fono Müzik tarafından bir süre önce dijital platformlara yüklenmişti. İkisini arka arkaya dinlediğinizde aradaki fark çok net gözüküyor. Plak versiyonunda tamamen kendi gibi söyleyen Aylin Urgal, TRT versiyonunda bu defa son derece edepli, gırtlak nağmesi yapmadan, dümdüz söylüyor. Bilenler bilir, şayet şarkıcı azıcık nağme yaparsa şarkı denetimden geçmez, radyo ve televizyonlarda yayınlanmazdı. Belli ki Aylin Urgal da plak versiyonu denetimden geçmeyince şarkıyı TRT için böyle seslendirmiş, hatta bir cümlesini de değiştirmiş.


Şimdilerde de envayı çeşit tuhaflıklar oluyor müzik dünyasında; o zamanlar da böyle şeyler olurdu işte. Buna benzer örnekler çoktur o yıllarda. Bugün 1978 yılına giderken hem bu mevzudan bahsetmek hem de Aylin Urgal’ı anmak istedim. Ruhu şâd olsun.    

0
Share
Veys Çolak – “Yalansa Söyle”


Veys Çolak Malatya’da doğmuş, küçük yaşlarda önce org, sonra gitar çalarak müzikle haşır neşir olunca Kocaeli Üniversitesi’nde Müzikoloji Bölümünde müzik eğitimi almış. Okul yıllarında bir yandan fotoğrafçılıkla ilgilenirken, bir yandan müzik yazarlığı yapmış. Derken kendini müziğin içinde bulmuş. Hem sahnede hem de stüdyoda birlikte çalıştıkları arasında Peyk, Kesmeşeker ve Funk Alaturka gibi gruplar da var.


2016 yılında yayımlanan “Ne Haldeyim” adlı ilk teklisiyle kendi şarkılarını yayımlamaya başlayan Veys Çolak, son olarak 2019’un Mart ayında 4 şarkılık “Ömür Yetmez” adlı kısaçaları ile dinleyici karşısına çıkmıştı. Çolak’ın yeni teklisi “Yalansa Söyle”, geçtiğimiz günlerde Independent etiketiyle yayımlandı.


Veys Çolak’ı şayet kendi şarkılarından tanımıyor iseniz bile, en azından milyonlar tıklanmış Melek Mosso videolarında gitar çalan genç adam olarak tanıyor olma ihtimaliniz var. Tesadüf, bu yazıyı kaleme aldığım gün Veys Çolak ve Melek Mosso’nun sahnede de sürmekte olan ortaklıklarını bitirdiklerini öğrendim. Müzikte uyumlu ve verimli ortaklıkların sona ermesi, nedenini çoğunlukla bilmesek bile bizi üzer. Ne ki bazen sonuç bir kayıp değil; her iki taraf için de kazanç olur, başka yollar, başka kapılar açılır. Mosso ve Çolak için de böyle olacağını tahmin ediyorum zira her ikisi de yetenekli ve kendi renkleri olan isimler.


Söz ve müziği Veys Çolak’a ait “Yalansa Söyle”, kemanıyla, cümbüşüyle, ritmiyle alaturka esintili, hoş, sıcak bir parça. Özellikle Semih Çelikel tarafından çalınan kemanın şarkıya kattığı teatral havaya bayıldım. Şarkı sonlara doğru vokallerin de katılmasıyla bir masabaşı şarkısına dönüşüyor ve ister istemez dinlerken sizin de eşlik edesiniz geliyor.


Albüm geleneği bitme noktasına geldiğinden şimdilerde her müzisyenin yaptığı her işi takip etmek, o parça parça işlerden bir fikir, bir beğeni sahibi olmak giderek zorlaşıyor dinleyici için. Belki bir dijital platformda Veys Çolak şarkılarından bir çalma listesi yapıp, öyle dinlemekte fayda olabilir. Belki henüz çok şahane, kusursuz bir şarkıcıyla değil ama çok şahane bir müzisyenle karşı karşıya olduğumuz o zaman daha iyi anlaşılacaktır.     

0
Share

Ayla Dikmen – “İlk ve Son Aşkım Sen Olacaksın”


Bir nesil onu Çağan Irmak’ın yönettiği Issız Adam filminde Hakan Eren’in önerisiyle kullanılan “Anlamazdın” adlı şarkısı ile tanıdı. Filmin vizyona girdiği 2008 yılı Kasım ayından itibaren her yerde “Anlamazdın” çalınıyor, şarkı dilden dile dolaşıyor, kıyametler kopuyor, tanımayanlarsa birbirine soruyordu: Kimdi bu billur sesin sahibi?.. Kimdi bu Ayla Dikmen?..


Ayla Dikmen ölümünden tam 18 yıl sonra yeniden popüler olmuştu. Bir süre sonra yeğeni Meltem Çelebioğlu’nun da çabalarıyla diğer şarkıları da yeniden gündeme geldi, CD formatında basıldı ve dahası anısına bir de albüm yapıldı. Giden geri gelmedi elbette ama en azından yeni nesiller Ayla Dikmen’i böylece tanımış oldu.


Özenli ve tertemiz Türkçe telaffuzu, tartımlı ve pürüzsüz şarkıcılık tekniği ile adeta Zeki Müren’in dişi versiyonuydu Ayla Dikmen. ‘60’larda halk müziği söyleyerek başladığı şarkıcılık serüveni, Şerif Yüzbaşıoğlu ile tanışması sayesinde farklı bir dönemece girmiş, bir süre Parla Nur takma adını kullanarak orkestra şarkıcılığı yapmıştı. 


Bu orkestrayla katıldığı Boğaziçi Müzik Festivali’nde “en başarılı şantöz” ödülünü kazandı. Sonrasında Balkan Melodileri Festivali’ne Milli Orkestra ile birlikte katılması için seçilen üç solistten biri oldu ve bu festival ve festivalde seslendirdiği “Niksar’ın Fidanları” türküsü adının ülke çapında duyulmasını sağladı.


1970 yılından itibaren o artık ülkenin gözde şarkıcılarından biriydi. ‘80’lere kadar çok parlak bir dönem geçirdi. Bu dönemde hem o günlerin popüler söz yazarları Fikret Şeneş ve Ülkü Aker’le çalışıp aranjman şarkılar söyledi hem de Mustafa Alpagut, Ziya Azbazdar gibi yerli bestecilerin şarkılarını seslendirdi. Statlarda söylenecek kadar popüler olan “Al Yanaklım” başta olmak üzere, “Olacak Olacak”, “Onu Bunu Bilmem Kararlıyım”, “Anlamazdın”, “Aşk Defteri” gibi şarkıları dillerde dolaştı. Sesi ve şarkıcılığı kadar zarif ve naif kişiliği ile de ayrı bir yerde durdu.


Son plağı 1979 yılında yayımlandı, sonrasında daha az sıklıkla televizyonda ve basında görünür oldu. Hayatı boyunca tek bir adam sevdi; Enis Erge’yle dillere destan aşkı ölümüne dek devam etti. O kadar ki Enis Erge o öldükten sonra tek birini bile atmadığı sahne kostümlerini, ona ait her şeyi İzmir’deki evinde saklamaya devam etti.


Ayla Dikmen’i 20 Ağustos 1990 tarihinde kaybetmiştik. Henüz 46 yaşındaydı. Hastalığını gizlemiş, bu yüzden de ölümü beklenmedik bir haber olarak basına düşmüş ve hikâyesi sessiz sedasız bitivermişti. Kaderin cilvesinin ona 18 yıl sonra ikinci kez şöhreti getireceğini ise o günlerde kimse bilmiyordu.


Bugün onu bence en güzel şarkılarından biriyle anmak istedim. Yabancı bir şarkıya Ülkü Aker tarafından yazılmış Türkçe sözlerle oluşturulmuş ve ilk kez 1978 yılında 45’lik plak olarak yayımlanmış “İlk Ve Son Aşkım Sen Olacaksın” sanki biraz da Ayla Dikmen’i anlatır gibi çünkü. Yarım kalmış bir aşk hikayesi ve “Bu dünyaya bir daha gelirsem, ilk ve son aşkım sen olacaksın”, diyen âşık bir kadın. Ruhu şâd olsun.

0
Share
Gökçe Kılınçer – “Bu Son Akşamda”


2014 yılında yayımlanan “Aşk Beni Bulunca” adlı şarkısıyla tanımıştık Gökçe Kılınçer’i. 2016’da ilk albümü “Kalbimde İzi Var” yayımlandı. Kendi şarkıları kadar “cover” şarkıları da ses rengi, şarkı söyleme biçimi ve bütün olarak “sound”u da ’60 ve ‘70’lerden ses veriyordu. Öyle sevildi ve oradan devam etti. 2018 yılında “Neyleyim / Sev Derim” 45’liği ile karşımıza çıktı. Geçtiğimiz günlerde ise yeni 45’liği “Bu Son Akşamda / Aşkınla Ben” Hicazplaks etiketiyle piyasaya sürüldü.


Geçmişin müzikal anlayışından faydalanan çok fazla iş yapıldı, hâlâ yapılıyor. Fakat bu kadar doğru bir biçimde yapıldığına pek sık şahit olmuyoruz. Çünkü Kılınçer’in şarkılarında “retro” sadece bir renk, nostaljik bir unsur değil. Sanki bir zaman makinesi icat edilmiş ve Gökçe Kılınçer o yıllarda yazdığı ve kaydettiği şarkıları da alıp bugünlere gelivermiş. Şarkı sözlerindeki duyarlılıklar, melodik yapılar ve düzenlemeler tamamen o geldiği dönemin sıcaklığını ve müzikal zarafetini taşıyor çünkü.  


45’likte yer alan her iki şarkının da söz ve müzikleri Gökçe Kılınçer tarafından yazılmış, prodüktörlüğü ise Bobina üstlenmiş.


“Aşkınla Ben”, yer yer “Misirlou”yu andıran melodisiyle Doğu Akdeniz etkisinde bir parça. “Bu Son Akşamda” ise özellikle yaylı partisyonlarıyla ‘70’ler disko müziğinin izlerini taşıyor. Şayet bu tarzı seviyorsanız, her iki şarkının da kısa sürede aklınıza kazınacağını ve sizi etkisi altına alacağını rahatlıkla söyleyebilirim.   


Yazının başından beri 45’lik tabirini boşuna kullanmadım çünkü bu iki şarkı sahiden 45’lik plak formatında da yayımlandı. Dilerseniz dijital platformlardan dinlemek de mümkün elbette ama Gökçe Kılınçer şarkılarını plaktan dinlemenin de ayrı bir keyfi var; mümkünse tercih etmenizi öneririm.

1
Share

İkiye On Kala – “Bazı Şeyler Telefonda Eksik Anlatılır (Akustik)”


2014’de İzmir Bornova’da, Uğur Uras’ın önderliğinde 6 kişi olarak kurulan İkiye On Kala, şarkılarını internet üzerinden yayımlayarak kendi dinleyici kitlesini yavaş yavaş oluşturmuş. “Eski Yeşil Araba” isimli ilk kısaçalarını 2018’de yayımlayan grup, bu süreçte yoluna 4 kişi olarak devam etmeye başlamış. Yine aynı yıl önce “Merak Ediyorum Kadın” isimli tekli, sonra internette yayımlanan şarkıları bir araya getiren “Ev Kayıtları” albümü ve nihayet ilk stüdyo albümü “Yaka Paça” piyasaya sürülmüş.


Temmuz 2019’da albümdeki şarkılardan biri olan “Koptu İpim Düşüyorum”un akustik versiyonu yayımlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise grubun hem ilk kısaçalarında hem de “Ev Kayıtları” albümünde yer alan “Bazı Şeyler Telefonda Eksik Anlatılır”ın akustik versiyonu CES Yapım etiketiyle yayımlandı.


Başından bu yana uzun ve dikkat çekici şarkı isimleri kadar gündelik hayatın içinden hikâyeler anlatan şarkı sözleri ve melodik besteleriyle Uğur Uras’ın şarkı yazarlığı İkiye On Kala’nın belkemiğini oluşturuyor. Bir parça Teoman ikliminde dolaşan, yer yer depresif, çoğunlukla çapkın, şehirli genç adam şarkıları bunlar. Çatıları sağlam, hikâyeleri çekici, melodik örgüleri güçlü.


Bu akustik versiyonlarla günün akustik furyasına ayak uydurmalarının onlara yeni dinleyiciler kazandırması mümkün. Ancak uzun vadede daha çarpıcı düzenlemeler, daha profesyonel kayıtlar ve daha güçlü bir tanıtımla grubun mevcut potansiyelini daha fazla gösterebileceğini düşünüyorum.


Bu arada internette grubun dağıldığına dair birtakım yorumlar takıldı gözüme ve sordum öğrendim ki grup dağılmamış. Uğur Uras solo işler de yapacakmış önümüzdeki dönemde ama İkiye On Kala da devam edecekmiş. Meraklısına duyurulur.

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Fosforlu Demet
    Demet Akalın Harbiye Açık Hava Konseri  1 Ağustos 2019 “Hiii, Gülşah Saraçoğlu mu o?” dedi kızın biri. Nasıl mutlu, nasıl heyecanl...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Gülümse... Hadi Gülümse...
    Hem Sezen Aksu'nun müzik yolculuğunda, hem de Türk popunun tarihinde dönüm noktası olmuş, en az (hatta belki daha da fazla) "Sen A...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Zülfü Livaneli - "Bütün Eserleri"
    Beğenirsiniz beğenmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, dinlersiniz dinlemezsiniz... Politik duruşundaki tutarsızlığı müziğine mal eden...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates