Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

DEVAMI GELMELİ 


(17 Eylül 2018 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Öyle bir albüm hayal ettim ki bir an… “Bu Havada Gidilmez”i Barış Manço, “Erkekler de Yanar”ı Erkin Koray, “Göç”ü Mazhar-Fuat-Özkan, “Nazlı Ay”ı Selda Bağcan, “Gidelim Buralardan”ı Kayahan söylüyormuş mesela… Ne güzel hayal… Ama boşa değil. Nazan Öncel şarkıları hepsinden izler sürmüş, bal toplamış meğer. Şimdiye dek Öncel’in sesi ve şarkı söyleme biçimi o kadar baskın çıkmış ki bunu bu kadar açık ve net fark edememişiz. “Ve Nazan Öncel Şarkıları” albümü bana her şeyden önce bunu anlattı. O şarkıları neden bu kadar sevdiğime dair yeni bir ipucu buldum.


Öncel’in tamamı yeni şarkılardan oluşan “Durum Şarkıları” albümünün üzerinden henüz kısa bir zaman geçmişti ki geçtiğimiz günlerde “Nazan Öncel Şarkıları” isimli saygı (ya da proje) albümü DMC etiketiyle piyasaya sürüldü. İyi de oldu zira büyük bir kısmı Nazan Öncel’den başkasının sesine değmemiş, orijinal versiyonları ise düzenlemelerin yapıldığı dönemin müzikal anlayışında yıllanmış bu şarkıların bugüne, bugünün sesleri ile güncellenmesi zamanın gereğiydi artık. Her proje albümü gibi riskini de içinde barındıran bu çalışma, o riski bertaraf edebilmiş de üstelik.


Bugüne dek müziğine hep uzak durduğum Manuş Baba’nın “Bu Havada Gidilmez” yorumuna ve özellikle de düzenlemesine bayıldığımı söyleyeyim en başta. Benzer şekilde yine pek semtine uğramadığım Koray Avcı’nın İskender Paydaş tarafından düzenlenmiş “Erkekler de Yanar” versiyonu da şarkının hakkını vermiş. Her iki düzenleme de bu iki şarkıyı ‘70’lere (daha doğrusu ‘70’ler “sound”unun bugünlerde tekrar moda olmuş seslerine) doğru yürütürken çok sıcak bir damar yakalamayı başarmış.


Gökhan Türkmen’in GT Band ile birlikte düzenleyip seslendirdiği “Nazınla Dünya Sazınla Dünya” ve İskender Paydaş düzenlemesiyle Fatma Turgut’un seslendirdiği “Zor Dünya”, bugünün müziğinde de kendine alan açabilecek, yeniden keşfedilebilecek kadar kulak dolduruyorlar.


Nazan Öncel “Bırak Seveyim”i sanki aslında Hayko Cepkin için yazmış da Cepkin Hakan Kurşun’la beraber şarkıyı düzenleyip bugün anca söyleyebilmiş gibi. Çağan Irmak, Çiğdem Erken ve Erim Akman’ın birlikte düzenlediği “Göç”ü öyle içten sevmiş belli ki adeta o kalp sızlatan hikâyelerinden birini yazmış da filmini çekivermiş oracıkta şarkıyı söylerken.


“Aynı Nakarat” gibi her satırı buram buram ‘90’lar tüten bir şarkı ancak (Onur Aşar ve Caner Özgür’ün düzenlemesiyle) Eypio’nun yaptığı gibi bugünlere taşınabilirdi. Buna karşın Ozan Çolakoğlu “Yalnızlar Treni”ni bir on yıl kadar önce düzenlemiş, Tarkan da o zamanlar söylemiş gibi. Belli ki Tarkan hem şarkı seçiminde hem de seçilen şarkının yeni düzenlemesinde yine sıfır risk hesabı yapmış. Açıkçası Sezen Aksu’dan da Nazan Öncel’le benzeştikleri yerden değil, ayrıştıkları yerden bir şarkı duymayı isterdim. Zira “Gitme Kal Bu Şehirde”, İskender Paydaş’ın şarkıyı güncelleyen düzenlemesine rağmen Sezen Aksu’nun sesinden daha dinlemeden duyulabilecek bir şarkı. Aynı cümleler kelimesi kelimesine Sıla’nın İskender Paydaş düzenlemesiyle seslendirdiği “Beni Hatırla” için de kurulabilir. Bir yandan doğru seçim diye düşünüyor ama öte yandan heyecan duymuyorsunuz dinlediğinizden.


Nazan Öncel’in alaycı, asi ve sert “Sokak Kızı” ise Can Güngör’ün düzenlemesi ve Ceyl’an Ertem’in yorumuyla daha acılı, daha içine kapanık ve daha karanlık bir hale bürünmüş.
Albümün bir de sürprizi var. Nazan Öncel’in ablası Neylan Okan, kardeşinin “Nazlı Ay” adlı şarkısını Janti’nin (Hamit Ündaş) düzenlemesiyle seslendiriyor. Nazan Öncel’in tınısını hatırlatmakla birlikte kendine has bir karakteristiği de olan Okan’ın sesi albüme bir kardeşlik nişanesi bırakıyor.


İyisi, daha az iyisi, eh işte idare ederiyle albüm Nazan Öncel şarkılarının tadını damakta bırakarak bitiyor. Daha fazlasını dinlemek istiyor, geçmiş Öncel albümlerine sardırıyorsunuz bir kez daha. Duydum ki bu projenin devamı gelecekmiş. Bence de gelmeli. Çünkü sırada yeniden seslendirilmeyi bekleyen daha çok ama pek çok şarkı var. 

EYLÜL 2018       

0
Share


(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

İzmir doğumlu Görkem Sengel’in 7 yaşından itibaren annesiyle Almanya’da yaşamaya başlamış. Zaman zaman Türkiye’ye gelip gitmiş, bir dönem Demet Akalın’a sahnede vokal yapmış. Bugüne dek iki tekli piyasaya süren Görkem Sengel’in yeni teklisi “Gizli Yara”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.


Dokunaklı, melodik, ‘90’lar tadında bir şarkı “Gizli Yara”. Güçlü melodisi ve etkili sözleriyle bir dinleyişte aklınızda yer ediyor. Söz ve müziğini Görkem Sengel’in yazdığı şarkıyı Kutsal Kaan Bilgin düzenlemiş. Düzenleme modern, bugünün anlayışına uygun, Görkem Sengel hayatının büyük kısmını Almanya’da geçirmiş olmasına rağmen düzgün bir Türkçeyle, doğru vurgularla şarkı söylüyor.


Her gün onlarca yeni şarkı, şarkıcı düşüyor internete. Aralarından pek azı dikkat çekici oluyor. “Gizli Yara” son dönemde dikkatimi çeken nadir şarkılardan biri oldu. Kulak vermenizi öneririm.
     

AĞUSTOS 2018
0
Share


(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Demet’in işi zordu. 1994 yılında yayımlanan ilk albümü “Kınalı Bebek”ten bu yana kendine çizdiği çizginin dışına çıkmamış hem müzikte hem de müzik dışında tutarlılığını, beylik tabiriyle “duruşunu” korumuştu çünkü. Biraz da bundandı son birkaç yılını müzik piyasasından ve Türkiye’den uzakta geçirmesi. Kaldığı yerden devam edecekse şayet, o yine Demet Sağıroğlu olmalıydı ama bugünün müzik sektöründeki şartlar oyunu kuralına göre oynamayanı oyuna almıyordu artık.


Son albümü 2012 yılında yayımlanan Demet Sağıroğlu altı yıl aradan sonra yeni teklisiyle geçtiğimiz günlerde karşımıza çıktı. Ossi Müzik etiketiyle yayımlanan “Açık Çay”ın bestesi Saadettin Dayıoğlu’na ait. Sözler Demet Sağıroğlu ve Saadettin Dayıoğlu ortaklığı ile yazılmış, düzenleme ise Feryin Kaya ve Burak Irmak tarafından yapılmış.


Demet bu şarkıyla tam da yukarıda bahsettiğim zorluğun üstesinden kolayca gelmiş görünüyor. Tam Demet’lik bir şarkı “Açık Çay”. Bir parça teatral, çokça eğlenceli, hem dünün hem de bugünün tatlarını yakalamış, bir araya getirmiş ve Demet’i güncellerken Demet’liğini korumuş. Melodi dinleyeni hemen yakalıyor, sözler son derece zekice yazılmış, Demet’in yer yer hoyrat ve hep kendinden emin, sapasağlam yorumu kulak dolduruyor.


Bu yazın en iyilerinden biri. Mutlaka dinleyin.

AĞUSTOS 2018

0
Share


(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Bazen bazı albümler, bazı şarkılar hakkında yazamıyorum. Her dinlediğimi yazmam zaten imkânsız ama yazayım deyip kenara ayırdıklarım da bir sebeple o kenarda kalabiliyor. Can Kazaz’ın 2017’de yayımlanan “Ben Sizden Kaçtım” albümü de öyle oldu. 2017 sonunda Spotify bana yıl içinde en çok dinlediğim albümleri listelediğinde Sezen Aksu’nun albümünden sonra ikinci sırada Can Kazaz’ın albümü göründü ve ben o albümü yazmadığımı fark edip üzüldüm.


Geçtiğimiz günlerde o albümden bir şarkı, “Bunca Yıl”, yeni bir düzenlemeyle tekli olarak yayımlandı. Can Kazaz bugünlerde yeni albümünün kayıtları ile meşgul. O albüm çıkmadan “Ben Sizden Kaçtım”ı keşfetmek için “Bunca Yıl” teklisi iyi bir vesile olabilir.


Önceleri “rap” prodüksiyonlar, bir dönem “remix”ler yapan, “cover”lar seslendiren, sonrasında kendi şarkılarını yazan ve Soundcloud üzerinden adını duyuran Can Kazaz yaptığı işin eğitimini almış ve vermiş de bir müzisyen. Kazaz bugüne dek iki tekli, iki albüm, iki de mini albüm yayımlamış. Gelin görün ki bu yazıya sığmayacak kadar da derya deniz bir genç adam. Detay için internette hakkında yazılanlara, röportajlarına göz atabilir, albümlerini dijital platformlarda bulabilirsiniz.


Söz ve müziği Can Kazaz’a ait “Bunca Yıl”ın yeni düzenlemesi Alişan Göksu tarafından yapılmış ve tekli Bilgi Music Label etiketiyle yayımlanmış. İçinde bu coğrafyanın makam ve melodik yapılarını da barındıran şarkıları yer yer “indie”, yer yer pop sularında geziyor Can Kazaz’ın. Nitekim “Bunca Yıl” da Alişan Göksu’nun düzenlemesiyle günümüz popunun “sound”una göz kırpmış. Sonuç gayet parlak. Hararetle tavsiye ederim.



AĞUSTOS 2018
0
Share

(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Bunca yıllık kariyerini “Kırık Kalpler Albümü” gibi bir başyapıtla taçlandırırken kuşkusuz müzik listelerinde başa güreşmeyi beklemiyordu Sertab. Zira o kaygıda ve mantalitede bir albüm değildi o. Olur öyle; arada prestij işleri yapar, sonra yine popülist işlere de yüz verirsiniz. Bunda bir sorun yok. İş ki dengeyi tutturun.


Sertab Erener’in yeni teklisi “Bastırın Kızlar”, geçtiğimiz günlerde Kala Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının bestesi Ersel Serdarlı’ya ait, sözleri Can Bonomo yazmış, düzenleme ise Emre Kula tarafından yapılmış. İyi beste yapan, iyi söz yazan ve iyi düzenleme yapan üç isim, iyi şarkı söyleyen bir isimle bir araya gelmiş anlayacağınız. Peki sonuç?


Şarkı bir reklam filmi şarkısı gibi. Gayet hesaplı kitaplı yazılmış bir proje şarkısı. Bu yüzden de her şeyden önce samimiyetsiz ve sevimsiz. Dinlerken insan bu neyin isyanı, neyin agresifliği, niye sokaklara çıkıyor bu kızlar diye sorası geliyor insanın. Bir feminist manifesto mu? Peki adamlar egodan gemiler yapmasa, kendini üstün sanmasa, para pulla hava atmasa, heybetiyle caka satmasa sorun kalmayacak mı? Bu mu feminizmden anladığımız? Maksat sosyal mesajsa, “Kız Leyla” gibi bir şarkıya sesiyle imza atmış bir Sertab Erener yeter de artardı bize.


Ben bu şarkının nasıl bir beklentiyle, niçin yapıldığını, neye hizmet ettiğini anlayamadım. Bir süre sonra bir reklam filminin şarkısı oluverirse de şaşırmayacağım çünkü aklıma başka ihtimal gelmiyor. 

AĞUSTOS 2018

0
Share


(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.) 

Eğri oturup doğru konuşalım… Artık 20’li yaşlarında olmayan bir şarkıcının, ülkesinde “ultra star” da olsa dünya müzik piyasasında kendine yer açması hiç kolay bir şey değil. Dilerim ve umarım Hande Yener bu makus talihi yener de ben de bu lafımı yutarım. Ama ortada böyle kocaman bir gerçek varken aylardır konuşulan İngilizce şarkı projesinin yurt dışından çok yurt içinde prim yapma kaygısı taşıdığını düşünmeden edemiyor ve Hande Yener’in “Love Wins” şarkısını merakla beklemiyordum açıkçası. Zaten sonra ne olduysa oldu ve Yener, beklenmedik bir biçimde yeni bir şarkıyla çıktı karşımıza.


Poll Production etiketiyle yayımlanan yeni tekli “Beni Sev” adını taşıyor. Sözleri Yıldız Tilbe’ye ait şarkının bestesi ve düzenlemesi Devrim Karaoğlu tarafından yapılmış.


Hande Yener bizi buna alıştırdı artık. Ara ara “Oh be!” diyoruz; derken hem kendine hem bize fenalık edip derme çatma şarkılarla çıkıyor karşımıza. Galiba bu ara yine “Oh be!” deme zamanı çünkü “Beni Sev”, Hande Yener’in yakın dönemde yakaladığı en iyi şarkılardan biri. 


İlk dinleyişte bomba etkisi yaratmıyor belki, eşlik etmesi kolay bir şarkı da değil ama zaten Hande Yener ucuz “hit”lerden bir süre uzak dursun mümkünse. Böylesi şarkıları en iyi o taşıyor çünkü. Şarkı söyleme biçimi, imajı, görseli, klibi ile filan bir bütün olarak yaratabildiği “cool” hava onu her şeye rağmen sevme nedenlerimizden biri oldu yıllardır. Durup durup defalarca tam tersine meyletmiş olsa bile. 

AĞUSTOS 2018

0
Share


(8 Ağustos 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Özay Bakır 2013 yılında “Kalp” adlı teklisiyle o dönem için oldukça cesur bir başlangıç yapmıştı. Adını duyurdu duyurmasına ama ikinci teklisi “Toz Duman” için üç yıl beklemesi iyi olmadı tabii. İkinci teklide daha iyi şarkı söyleyen ama daha alışageldik bir yoldan giden Özay Bakır, bu süreçte sahnede varlık göstermeyi tercih etti ve gece hayatının sahnesi iyi iş yapan isimlerinden biri oldu. Hâlâ da öyle.


Yakın bir zamanda ismi malum hanımefendi ile yaşadığı aşk onu magazin gündeminin içine düşürüverdiyse de bu maceradan skandal ve ün devşirme çabasına girmedi hiç; yukarıda Allah var. Ayrılık sonrası yoluna devam etti ve geçtiğimiz günlerde yeni teklisini Ozinga Müzik etiketiyle yayımladı.


“Aşk Katili” adlı şarkının söz ve müziği Özay Bakır’a ait, düzenleme ise Ozan Çolakoğlu tarafından yapılmış. Piyasanın yıllardır vazgeçemediği, nakaratı arabesk motifli, yürüyüşü standart bir pop şarkısı “Aşk Katili”. Düzenleme de bu tip şarkıların standartları çerçevesinde yapılmış; dinlerken “Aman da ne kadar farklı bir iş” demiyorsunuz asla. Şarkıyı emsallerinden ayıran ise Özay’ın duygusu, vurguları ve kelimelerin içini doldurmasıyla yarattığı fark. İyi şarkı söylüyor Özay. Şarkının hakkını veriyor. 


Belki kendini sahne programları dışında da adı bilinir kılması için böyle bir şarkıya ihtiyacı vardı Özay Bakır’ın, onu bilemem. Ama şarkıcılıktaki farkını şarkılarda da hissettirdiği noktada dönemdaşlarından ayrılıp başka bir kulvara geçebilir.
Bu arada basın bülteninde şarkı için “sözleriyle çok konuşulacağa benziyor” vurgusunun yapılmasının ve klipte oynaması için seçilen hanımefendinin Özay’ın yakın zamanda aşk yaşadığı ismi malum hanımefendiye çok benziyor olmasının arkasında art niyet aramalı mıyım, onu bilemedim. 

AĞUSTOS 2018

      

0
Share

Tanju Okan – “Kadınım”


1973’de Serge Reggiani tarafından seslendirilen, Fransızca sözleri Jean-Loup Dabadie, bestesi Alain Yves Reginald’e ait olan “T'as L'air D'une Chanson”, 1974 yılında Mehmet Teoman’ın yazdığı Türkçe sözlerle Tanju Okan tarafından seslendirildi ve Türk popunun klasiklerinden biri olacak “Kadınım” böyle doğdu. Evet, şarkının Fransızca hali de etkileyici idi ama Türkçe versiyonu kadar değil. Evet, şarkının orijinalinde de Serge Reggiani “Me femme (kadınım)” diyordu ama Tanju Okan gibi değil.


O zamandan bu zamana şarkıyı Teoman, Levent Yüksel, Yaşar ve Mehmet Erdem gibi dört karakteristik ve ne Tanju Okan’a ne de birbirlerine benzeyen ses yeniden seslendirdi. Kıyas kabul etmezdi; kimse Tanju Okan gibi “Kadınım” diyemezdi. Zaten biz de o kıyası yapmadan dinledik bu yeni versiyonları.

Yukarıdaki paragrafları 2018 yılı mart ayında “Kadınım”ı bir kez de Deniz Tuzcuoğlu seslendirdiği zaman yazmıştım.   


Bugün Tanju Okan’ın ölüm yıldönümü. 23 Mayıs 1996’da kaybetmiştik onu. Çok kocaman, eşsiz, benzersiz bir ses, müthiş bir şarkıcıydı. Ne yazık ki alkol bağımlılığı yüzünden hem kariyeri olması gerektiği kadar parlak devam etmedi hem de sağlığını erken yaşta kaybetti (onun kadar çok sayıda içkili sigaralı şarkı söyleyen de yoktur bu arada; bugünlerde olsa pek televizyona çıkamazdı sanırım.) 


Tanju Okan’ın sadece “Kadınım” şarkısıyla biliniyor olması çok kötü ama “Kadınım”ın bir Teoman şarkısı zannedilmesi ondan da kötü. Maalesef ikisi de vaki bugünlerde.


Tam da bu yüzden bugün onu anmak için “Kadınım”ı seçmeyebilirdim ama bulabildiğim en temiz görüntülerden biri bu şarkıya aitti. İstedim ki şarkıyı videodan dinlemek isteyenler, Tanju Okan’ın görüntüsünü de görsün. Üstelik bu video o hep çok sevdiği denizde, muhtemelen Ege kıyılarında çekilmiş. Hayatının son yıllarını da geçirdiği ve şu an adına bir parkın ve parkın içinde heykelinin bulunduğu Urla’da bir de teknesi vardı Tanju Okan’ın. Teknenin adı “Kadınım”dı. Bilmiyorum bu videodaki o tekne mi ama denizde bir tekne içinde “Kadınım” şarkısını söylerken çekilmiş görüntüler kadar onu doğru anlatacak çok az şey var sanırım.

0
Share

Salman Tin – “Bayım”


Salman Tin hakkında uzun süredir yazmak istiyordum ama geçtiğimiz Mart ayında yayımlanan 4 şarkılık mini albümü “Ben Garsonken”deki herhangi bir şarkı için klip çekilir belki diye bekledim. YouTube linklerini de paylaşıyorum ya yazılarda, en azından bir “audio video” da olurdu ama her nedense bu albüm YouTube da yok. Burada paylaşacağım video da şarkının albüm kaydı değil. Merak edenler albümü dijital platformlarda dinleyebilir.


Köfn Records etiketiyle yayımlanan “Ben Garsonken”, söz ve müziği Salman Tin’e ait 4 şarkıdan oluşuyor. Özellikle açılış parçası “Aptal Yaprak”, yakın zamanda dinlediğim en güzel şarkı. Her dinleyişimde beni çok etkileyen bu şarkının dijital alemin kalabalığı içinde kaybolup gitmemesi gerektiğini düşünüyorum. “Bayım” ise hemen ardından gelen bir başka etkileyici şarkı.


Bu iki şarkıdan bile anlaşılabileceği üzere çok iyi sözleri, çarpıcı ve akılda kalıcı melodileri olan şarkılar yazıyor Salman Tin. Doğruya doğru, çok temiz bir şarkıcı değil, yer yer detoneler var kayıtlarda ve bu konuda ciddi bir mesai yapması gerekiyor. Yine de bu kusur çok rahatsız etmiyor dinlerken zira Salman Tin’in asıl derdinin şarkı yazmak ve yazdıklarını anlatmak olduğunu hissediyorsunuz.


Dönemin ağır şartlarının yarattığı moda gereği minimalist tutulmuş, az sayıda enstrümanla kaydedilmiş albümdeki diğer şarkılar ise “Eski Eskidi” ve “Unutma, Yaşanmamışlıklar”. 


Her biri ayrı tatta 4 şarkıyı arka arkaya dinlediğinizde, daha fazla Salman Tin şarkısına kulak vermek ihtiyacı hissederseniz (ki kuvvetle muhtemeldir) hemen bir çalma listesi oluşturup daha önce tekli olarak yayımlanmış “Gözlerinde Bi’ Yer”i, “Bir Yol Bulunur Bir Son Bulunduysa”yı, Tin’in BKE ile birlikte yaptığı “Sensiz N’aparım Ben”i, “Gitsin”i, "Bul Beni"yi ve bu albümden sonra yayımlanmış son tekli “Güneşe Dokundum”u listeye ekleyebilirsiniz. Şahsen ben öyle yaptım. Böylece bir albüm edecek kadar Salman Tin şarkısının tadını çıkarıyorum. 
0
Share

Elçin Orçun – “Okyanus”


Elçin Orçun 2017’de yayımlanan ilk albümü “Pembe Bulut” ile dikkatleri üzerine çekmişti. Kendine has şarkıları ile “R&B”, “hiphop” ve elektronik pop sularından ses veriyordu. 2017’de One Might Stand (Güven Gültekin)’le birlikte Beaten Fame adı altında elektronik müzik, “dubstep” ve yine “hiphop” dolaylarında gezinirken bir yandan da YouTube’da çeşitli akustik kayıtlarla çıktı karşımıza. Özellikle Birkan Nasuoğlu ile birlikte kaydettiği “Bi’ Fazla”, “Varsa Yoksa” ve diğer Akustikhane kayıtları hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaştı.


Geçtiğimiz günlerde tekli olarak Beaten Fame etiketiyle yayımlanan “Okyanus” da o Akustikhane kayıtlarından biri. Elçin Orçun söz ve müziği kendisine ait bu şarkıyı tek bir gitar eşliğinde söylüyor ve o gitarı da yine Birkan Nasuhoğlu çalıyor.


Her şeyden önce bu kayıt Elçin Orçun’un ne kadar iyi bir şarkıcı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Sesinin rengi zaten çok kendine has. Sesini kullanma biçimi ise çok profesyonel ve adeta bir caz şarkıcısını aratmıyor. Bir de tiyatro eğitimi almış olmasının verdiği artıyla kelimelerin istediği anlamı ve duyguyu yerli yerine oturtmayı iyi biliyor. Notaları ve kelimeleri sesiyle dans ettirmesine hayran olarak dinliyorsunuz şarkıyı başından sonuna dek.


Yakın zamanda Beaten Fame’in “Zinde” adı verilmiş albümü de çıktı piyasaya. O albümde solist değil, müzik ön planda. Haliyle Elçin Orçun’un sesini saf ve arı bir biçimde dinlemek için “Okyanus” ve benzer diğer akustik kayıtlarını önerebilirim. Buna karşın Elçin Orçun’un müzikal anlayışının ve yaratıcılığının sınırlarını görmek için Beaten Fame albümüne kulak vermekte de fayda var.  

1
Share

Müslüm Gürses – “İtirazım Var”


Bugün de bir kayıp haberiyle başladık güne. Hafızalarımıza kazınmış çok sayıda şarkının bestecisi Rıfat Şallıel’i kaybetmişiz.

Doğrusu Şallıel ama Şanlıel, Şanlıer olarak kullanıldığını da vaki. Hatta kendisi de plaklarında Şanlıel soyadını kullanmış. Bir dolu albümde besteci ya da enstrümanist olarak adı geçse de kendisinin şarkı söylediği bir 45’liği, bir de 33’lük plağı var sadece. Pek fazla ses getirmemiş plaklar. Keza yüzünü de bilmez, kendisini yolda görsek tanımazdık belki ama bestelerini ezbere söylerdik; hâlâ söylüyoruz.


Örnek mi? “Kemancı”, “Deli Gibi Sevdim (Neden Saçların Beyazlamış Arkadaş)”, “Tanımazsın Beni”, “Kimler Unutmadı ki?”, “Kadehi Şişeyi Kırarım Bugün”, “Yüz Karası” ve daha niceleri…

“İtirazım Var” ise ‘80’lerin başında Müslüm Gürses, Bülent Ersoy ve henüz yeni yeni popüler olmaya başlamış Kibariye’nin sesinden kulaklarımıza yer etmiş bir Rıfat Şallıel bestesi. Sözleri İlhan Behlül Pektaş’a ait şarkı yıllar boyunca birçok şarkıcının repertuarına girdi. Yine ‘80’lerde Coşkun Sabah, 2000’lerde Rober Hatemo tarafından seslendirildi, yakın zamanda ise Levent Yüksel, Hayko Cepkin, Gülçin Ergül ve Funda Arar’ın proje albümlerinde karşımıza çıktı. 2018’de vizyona giren Müslüm filminin de lokomotif şarkılarından da biri oldu ve filmde şarkıyı Timuçin Esen söyledi.


Şarkı Müslüm Gürses’in 1981 yılında Modern Plakçılık etiketiyle yayımlanan “Mutlu Ol Yeter” adlı albümünde yer almıştı. Bu vesileyle hem Şallıel’i hem de Müslüm Gürses’i anmış olalım.


Önceki kuşaktan Rıfat, Yılmaz ve Metin Şallıel kardeşler virtüözlük seviyesinde esntrümanistlikleri ile bir dönemin müziğine damga vurmuşken Rıfat Şallıel’in oğlu Orhan Şallıel, yine Şallıel ailesinden Anıl ve Batuhan Şallıel (Şallıel Bros) ve de Yılmaz Şallıel günümüz müziğinin farklı kulvarlarında yaptıkları işlerle adlarından söz ettiriyor, müzikte Şallıel soyadını sürdüyorlar.

Rıfat Şallıel’in şarkıları çalınıp söylendiği sürece ruhu şâd olmaya devam edecek. Huzur içinde uyusun.
        

1
Share

Merve Çalkan – “Defter”


Bundan 3 yıl kadar önce Sofar videoları ile adını duyuran Merve Çalkan, ilk profesyonel teklisini geçtiğimiz günlerde Mabel Matiz’in desteğiyle yayımladı. Sony Müzik etiketiyle yayımlanan “Defter” adlı şarkının söz ve müziği Mabel Matiz’e ait, düzenleme ise Sabi Saltıel tarafından yapılmış.


Sofar, Akusikhane, Balkon TV, biMikrofon gibi çok sayıda platformun eline gitarını alıp besteler yapan ve onları seslendiren genç müzisyenler için ciddi birer çıkış kapısı haline geldiği bir gerçek. Üçüncü Yeni ya da Yeni Sahne, nasıl tanımlarsanız tanımlayın, bu genç müzisyenler rağbet de görüyorlar epeyce. Ama bunun gelip geçici bir moda olduğu, nice müzikal akım ve eğilim gibi bunun da bir süre sonra sıkıcı hale geleceği bir sır değil. Şu sıralar sadece YouTube değil, bütün müzik dinleme platformları gitarlı akustik kayıtlardan geçilmiyor. Dolayısıyla profesyonel kariyeri buradan yürütmek uzun vadede akılcı değil.


Bu bakımdan Merve Çalkan’ın Mabel Matiz gibi rüştünü ispat etmiş bir müzisyenden aldığı destek hem ticari açıdan, hem de kariyer yönetimi açısından çok doğru olmuş.


“Defter”, neresinden bakarsanız bakın hem sözleri hem de melodik yapısıyla daha ilk dinleyişte bir Mabel Matiz şarkısı olduğunu hissettiriyor. Bununla birlikte Merve Çalkan’ın kendine has ses rengini de duymamızı, fark etmemizi sağlıyor. Çalkan böylece emsallerinden birkaç adım önde çıkıyor yola.

0
Share
Edip Akbayram – “Boşu Boşuna”


Âşık Mahzuni Şerif’in her biri birer manifesto gibi, birer hayat dersi gibi bellediğimiz, yıllardır çalıp söylediğimiz çok şarkısı, türküsü var. Halk ozanı geleneğinin son temsilcilerinden biriydi Mahzuni. Sözünü hiç sakınmadı, küçük cümlelerle büyük şeyler söyledi, hafızalarımıza mıhlandı. Türkücüsünden popçusuna, “rock”çısından arabeskçisine onun şarkılarını söylemeyen kalmadı. Ve değişen, devinen hayatın içinde söylediklerini değerini, anlamını ve önemini hiç yitirmedi. Alın herhangi bir şarkısını, bir iyice kulak verin sözlerine. Nicesi bugün yazılmış gibidir, bugünü anlatır.


“Boşuna Boşuna” Mahzuni’nin açık ara en sevdiği şarkısı. Hayat gailesi içerisinde aklımıza hiç getirmediklerimizi, aslında ne için var olduğumuzu, niye yaşadığımızı, nereden gelip nereye gittiğimizi bu kadar net ve can acıtıcı bir biçimde sorgulayan ne bir başka şarkı biliyorum, ne bir şiir, ne bir film, ne bir roman…


Sırf “Süleyman bir sultan olmuş, saltanatı boşu boşuna,” cümlesi yeter aslında ders almaya ama o dersi alması gerekenler, bir 50 yıl sonra da bu türkü çalınır, söylenirken onun çoktan tarih olmuş adının bu cümleyi bir kere daha haklı çıkaracağını düşünmez, bilmez işte, ne çare.


“Boşu Boşuna” Mahzuni Şerif tarafından ilk kez 1967 yılında plak yapılıyor. Edip Akbayram ise 1972 yılında Altın Mikrofon yarışması birincisi olup adını duyurduktan sonra İstanbul Plak ile anlaşma yapıyor ve yarışmada seslendirdiği “Kükredi Çimenler”i 45’lik plak haline getirirken plağın B yüzüne de “Boşu Boşuna”yı koyuyor. Düzenleme ise Norayr Demirci tarafından yapılıyor. 


Sonrasında sayısız kez yeniden söyleniyor ama bence Edip Akbayram’dan sonra bu türkünün en güzel yorumu Aydın Sarman’ın Seksenler dizisinde tek bir piyanoyla söylediği versiyondur. Sarman aynı şarkıyı Seksenler albümünde de söyledi ama dizideki kaydı bir başkaydı. O yüzden o videoyu da buraya bırakmak istiyorum.


Bugün Âşık Mahzuni Şerif’in ölüm yıldönümü. 17 Mayıs 2002’de kaybetmiştik onu. Ruhu şâd olsun.

0
Share

Sertab Erener – “Every Way That I Can”


Madem Eurovision haftasındayız ve madem senelerdir olduğu gibi bu sene de katılmıyoruz bu çılgın yarışmaya, o halde eski zaferlerimizle övünüp mesut olalım bari. “Zaferlerimiz” dediğime bakmayın, Türkiye’nin Eurovision mazisi epey acıklıdır aslında, bilen bilir. Her sene aynı heves, aynı heyecan, aynı “Haydi Ya Allah!” nidaları ve her sene birbirinden felaket sonuçlar, hüsran, hayal kırıklığı, “Avrupa bizi sevmiyor! Zaten bu yarışma da politik,” serzenişleri… Hayatlarımızın bir dönemi bunlarla geçti. Unutmak mümkün mü?


2003 yılı ise bu meşum yarışmada makus talihimizi yendiğimiz yıl olarak tarihe geçti. “Halley”le 1986’da aldığımız dokuzunculuk ve “Dinle” ile 1997’de artık yarışmadan tamamen umudumuzu kesmişken alıverdiğimiz üçüncülükten sonra 2003’de mucize gibi bir şey oldu ve Sertab Erener “Every Way That I Can”le senelerce ama senelerce süren hayalimizi gerçeğe dönüştürüverdi.


O sene Sertab Erener TRT tarafından yarışmada Türkiye’yi temsil etmek üzere seçilmiş, Erener ve Demir Demirkan’ın hazırladığı üç şarkı arasından bu şarkıda karar kılınmıştı. Şarkı Türkiye’de ve dünyada Sony Müzik etiketiyle yayımlandı.


24 Mayıs 2003 gecesi ekran karşısında o kutlu anda bizler, yarışmayı bin yıldır filan sunmakta olan Bülent Özveren’in “Türkiye birinci, Türkiye birinci! Hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyorum!.. Şu anda herkes bana döndü salonda çünkü şeyimin önünde… Naklen yayın kulübemin önünde bir tane Türk bayrağı var…” şeklinde devam eden coşku dolu konuşmasını gözyaşları ile izliyor, ekranda Sertab Erener ve ekibinin sevincini gördükçe tüplü televizyonlarımıza sarılmamak için kendimizi zor tutuyorduk.


Güzel günlerdi… Heyecanlanmış, eğlenmiştik, mutlu olmuş, gururlanmıştık. Ne diyeyim… Hani bu aralar herkes birbirini bir şeyleri çalmakla suçluyor ya… Kim kimden neyi çaldı onu tarih yargılayacak muhakkak ama bildiğim bir tek şey var: Birileri bizim neşemizi çaldı, orası kesin.   


0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Tarkan Kurtlar Sofrasında
     TARKAN - "KUANTUM 51" Tarkan'ı öncelikle günün avam tarz ve türlerinden uzak durduğu, "rap"çilerle filan iş birliği...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Rüya Çağla Röportajı
    Bizim kuşak ergen yaşlarında yetmişleri dolamıştı diline. O ispanyol paça pantolonlar, devasa yakalı, göğüs bağır açık gömlekler, apartma...
  • Duman Bey Ne Yapıyorsunuz?
    DUMAN KONSERİ HARBİYE AÇIK HAVA TİYATROSU 30 TEMMUZ 2018 Tam önümüzde Kaan Tangöze’nin annesi, babası oturuyordu. Civarda da diğe...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates