Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

HER DETAYIYLA PROFESYONEL


(8 Ocak 2018 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

2015 yılı ortalarında “Olmazsan Olmaz” adlı şarkısıyla tanış olduğumuz Güliz Ayla, ilk albümünü de aynı yıl piyasaya çıkarmıştı. O albümden birden fazla “hit” çıkardı ve müziğin genç kuşağı içerisinde adını fark ettirmeyi başaranlardan oldu. Güliz Ayla’nın yen albümü “Parla”, 2017 Kasım ayında Sony Müzik etiketiyle yayımlandı.


Kendi şarkılarını da yazıyor olmasına karşın ilk albümünde Sıla ve Efe Bahadır’ın desteğini almıştı Güliz Ayla. Bunun piyasaya yeni adım atan bir genç şarkıcı için bir avantaj olduğu inkâr edilemezdi ve nitekim işe de yaradı. İkinci albümde ise gemisinin dümenini eline almış bir Güliz Ayla var. Albümdeki sekiz şarkının sekizinin de söz ve müziğini kendisi yazmış. Düzenlemelerde ise İskender Paydaş ve Gürsel Çelik imzaları eşit ağırlıklı olarak yer alıyor.


İskender Paydaş ve Gürsel Çelik imzaları albümün müzikal tavrı ve tarzı konusunda başından bir fikir veriyor zaten. İlk albümdeki akustik hava tamamen dağılmış, daha genç bir pop çizgi tutturulmuş bu defa. Haliyle daha önce ucundan kıyısından hissedilen Sıla etkisi ve benzerliği de (hem “sound” hem de şarkıcılık tekniği açısından) hemen hiç kalmamış.


Nitekim albümün açılışında yer alan ve ilk klip şarkısı olarak seçilen “Bilirkişi” bu anlamda bir ters köşe. Aynı şeyi “Hodri Meydan” için de söyleyebilmek mümkün. Derli toplu sözleri olan, eğlenceli olacağım derken saçmalamayan, kıvrak melodili ve yakalayıcı ritimli şarkılar bunlar.

Güliz Ayla’yı ilk albümündeki haliyle sevenleri memnun edecek şarkılar da yok değil elbette. “Diğer Yarım” böyle bir şarkı mesela. “Öldür Beni” de öyle. Bu iki şarkı kadar “Yetmedi mi?” de albümün yavaş şarkılar kanadında etki yaratabilecek güçte.


Şayet 70’lerde yazılmış olsa kesinlikle Füsun Önal’ın söyleyeceği “Gelsin Öpsüm Kalbimi”, Güliz Ayla’nın pozitif ve enerjisi yüksek şarkıları arasında başköşeye yerleşebilir.


Albümün en zayıf halkası bir dolgu şarkısı gibi duran “Uyar Bana” olabilir. Buna karşın “Benim Adım Yalnızlık” albümünü şık bir şekilde kapatan, kalbe dokunan bir şarkı.

Bütünde son derece temiz; sözler, besteler ve düzenlemeler kadar Güliz Ayla’nın şarkıcılığı ile de ortalama pop çizgisinin çok üzerinde seyreden bir albüm bu. Başından sonuna kulağınız kirlenmeden dinleyebiliyorsunuz, evet. Ancak “Olmazsan Olmaz” gibi, “Bahsetmem Lazım” bir “hit” çıkar mı bu albümden, onu kestiremedim.


Bu arada Güliz Ayla’nın müzikal tavrındaki değişimine vurgu yapan yeni imajını ve özellikle albüm kapak fotoğrafını çok beğendiğimi de ifade etmeliyim. Ayla için bu “styling” çalışması Farnaz Salmani, Beyza Yaşar, Nuri Şekerci ve Gülüm Erzincan’dan oluşan ekip tarafından yapılmış. Albüm fotoğrafları Serhat Hayri tarafından çekilmiş. Kapak ve kartonet tasarımı ise Melek Boçoğlu imzası taşıyor.


Genç şarkıcıların hemen hepsinin, kıdemlilerin de büyük kısmının teklilerle ilerlediği bir dönemde her detayıyla profesyonel, bir bütünlük taşıyan, en önemlisi de dinleyiciye derme çatmalık hissi vermeyen bir albümle dinleyici karşısına çıkma cesaretinden dolayı Güliz Ayla’yı tebrik etmek gerekiyor.    



OCAK 2018
0
Share


(1 Aralık 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Yeni bir şarkıyı gündelik Türkçe pop müziğin tam da ortasına bırakılabilecekken çekip çevirip dışına düşürürseniz ne olur? Hemen söyleyeyim: Öncelikle “Radyolar çalar mı acaba?” dan başlamak üzere sonu soru işaretiyle biten sayısız cümleniz olur kafanızda hiç yoktan. O yüzden de popüler bir şarkıcı iseniz bu riske girmezsiniz. Girmeyenler çok. Ersay Üner popüler bir şarkıcı değil. İşin popülerlik tarafını besteciliği ile görmüş geçirmiş zaten. Canı şarkı söylemek istediğinde de o yarışa katılmıyor bu yüzden. Daha önce de öyle yapmıştı, yine öyle yapmış.


Ersay Üner’in yeni teklisi “İki Âşık”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği (doğal olarak) Ersay Üner’e ait, düzenlemesi de öyle.

Ersay belli ki bir besteci olarak neyi tutabileceğinin matematik zekâsına sahip olmakla yetinmiyor. Yıllardır başkalarına verdiği şarkılarının “demo” versiyonlarını kendisi yapar, düzenlemeyi yapacak olanlara da bir anlamda yön verirdi hep ama işin aranjörlük kısmına resmi olarak çok sık imza atmadı. Nitekim ilk teklisi “Yürüdüm”de de aranjör olarak Serkan Ölçer’in imzası vardı. Ama bu defa şarkısını kendi aranje etmiş. İyi ki de öyle yapmış zira bu paragrafın ilk cümlesini kurdurdu bana. Evet, şarkı yazmayı iyi biliyor, evet yazdığı şarkılar “hit” oluyor ama bu kadarı yeter tembelliğine düşmeyip aranjör olarak da sektöre yenilikle gelmekten çekinmiyor. Zira bu şarkı her şeyden önce düzenlemesiyle ortalama ve demode Türkçe pop standartlarının üstüne çıkmış.


Şarkıcı olarak da kendini daha iyi ifade edebildiği ya da gösterebildiği bir şarkı bu. “Trap”in doğası gereği biraz karanlık bir atmosferi var şarkının ve o noktada iyi şarkıcılıktan, güçlü sesten ziyade gerekli olan o bir parça mekanik his, o “cool” hava çok doğru yakalanmış.


Bir klarnet solo, bol acılı yaylı partisyonuyla dakikada 1 milyon tıklama almak da vardı kolayından. Şarkıda o doku da var çünkü. Burada başka bir öngörü, başka bir cesaret çıkıyor ortaya. Sadece bu bile Ersay Üner’i tebrik etmeye yeter. 

KASIM 2017

0
Share

(1 Aralık 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

O Ses Türkiye denilen ve aslında bir yarışma olup olmadığı çok su götüren televizyon şovu birincilik kazananlara pek yaramıyor ama şova yarışmacı olarak bir şekilde katılanların kariyer dökümlerine bir referans olarak yazılıyor. Gerçi onlar başarılarını çoğunlukla O Ses Türkiye’den bağımsız kazanıyorlar; İrem Derici örneğinde olduğu gibi, o ayrı.


Berrak da “O Ses Türkiye’den Sony Müzik Türkiye’ye” başlığı atılmış bir basın bülteni ile tanıtılıyor bu günlerde. Liseden itibaren keman ve piyano eğitimi almaya başlayan Berrak, sonrasında koro şarkıcılığı, caz vokal ve ses kayıt teknolojileri üzerine eğitimine devam ederek donanım kazanmış. Bu dökümün yanında O Ses Türkiye’nin lafı bile edilmez aslında ama ne çare “haber değeri” orada.

Berrak’ın Sony Müzik etiketiyle yayımlanan bu ilk teklisinde seslendirdiği “Mersi” adlı şarkının söz ve müziği Selahattin Erhan’a ait. Erhan işin prodüktörlük kısmını da üstlenmiş, şarkının düzenlemesini ise Osman Çetin yapmış.


Selahattin Erhan Türkiye’de yapılan popüler müziğin eski zamanlarını da bu zamanlarını iyi bilen, takip eden bir şarkı yazarı ve kime nasıl bir şarkı yazması gerektiğini iyi biliyor. Belli ki bu şarkı da böylesi bir “proje şarkı”. Gündelik dilin, internet dilinin ve Türkçe’nin eskiden beri kullanılan beylik deyimlerinin bir arada kullanıldığı, “atarlı” tarafıyla Demet Akalın, “efe” tarafıyla Sıla sularında gezinen bir üslubu var şarkıcının dillendirdiği hikâyenin. Bunu yer yer çok eleştiren oluyor ama pop müzikte bu formül gayet mubahtır, iş ki bir mantık çerçevesinde, bir hikâye anlatsın şarkı sözleri.


Kıvrak bir melodi, ona keza bir düzenleme şarkının asıl artıları. Ama onlardan da fazla öne çıkan Berrak’ın böylesi “piyasa işi” bir şarkıda bile fark edilebilen şarkıcılığı. Hem güçlü bir ses, hem iyi bir şarkıcı Berrak, o çok belli. Berrak’ı yakın vadede “piyasa işi” olmayan bir şarkıda da dinlemek için can atıyor olabilirim. Bu şarkı dinleyicide bu hissi yaratabilirse zaten amacına hizmet etmiş olacaktır şüphesiz.

KASIM 2017
0
Share


(1 Aralık 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Bir önceki şarkısı hakkında bir şeyler karalarken “daha fazla fark edilmeli,” diye yazmışım Gökhan Sayhan için. Kedi olalı arada bir fare tutabiliyorsam demek. Sahiden daha fazla fark edilmeye başladı Gökhan Sayhan. Yeni şarkısı “Aşk Hep Var”ın verileri bunu gösteriyor.


Arpej Yapım etiketiyle yayımlanan “Aşk Hep Var”ın söz ve müziği Gökhan Sayhan’a, düzenlemesi Yılmaz Şallıel’e ait. Sağlam melodik yapısı, müzikal tadı yerinde düzenlemesi ile “Aşk Hep Var” Sayhan’ın kendine has ses rengi ve oturmuş şarkı söyleme biçimiyle de kulağı yakalıyor.    


Müzikte hem eğitimi alarak “okullu”, hem de hem de uzun yıllar sahneye çıkarak “alaylı” tecrübesi edinen Gökhan Sayhan, 1999 yılından beri süregelen kariyerinin bu üçüncü teklisiyle adından daha fazla söz ettirmekle kalmıyor, müzik sektörünün bu zor zamanlarında hâlâ yeni isimlerin de kendine bir yer açabileceğini gösteriyor.





KASIM 2017
0
Share


(1 Aralık 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

İlk kez bir Gökhan Tepe şarkısına bu kadar yakınlık duydum desem bilmem ayıp etmiş olur muyum? Şüphesiz sektörde ‘90’lardan bu yana hafife alınmayacak bir yer edinmiş Gökhan Tepe’yi hiç mi hiç bağlamaz bu yargım. Kaldı ki “Yürü Yüreğim” gibi  “Birkaç Beden Önce” gibi zamanında sevdiğim şarkıları olmuştur benim de ama beni hiç mi hiç sarmayan şey onun şarkı söyleme biçimi idi hep. Çoktan ‘90’lardaki ilk albümlerinde kalmış olması gerekirken bu zamana kadar taşıdığı Tarkanvari aşırı içli şarkı söyleme biçimi.


Geçtiğimiz günlerde birkaç yeni başka şarkıyla beraber Gökhan Tepe’nin yeni şarkısı “Sevda Çocukları”nı da bu önyargıyla atmıştım “playlist”ime. Ama ne oldu biliyor musunuz? Telefon cebimde, yolda yürüyorum ve sırada hangi şarkının olduğunu bilmiyorum doğal olarak. Bu şarkı çıktı sonra. Nakarata kadar söyleyenin Gökhan Tepe olduğunu anlamadım. Yenilerden biri diye dinledim. “Ne güzel şarkıymış, söyleyen kim acaba?” diye merak ettim hatta. Gökhan Tepe beni faka bastırmıştı bu defa.

“Sevda Çocukları”, söz ve müziği Serdar Aslan’a ait bir şarkı. Düzenleme ise Erhan Bayrak tarafından yapılmış.


Ayla Çelik, Şebnem Sungur, Serdar Aslan ve Gökhan Tepe bazısı tek, bazısı birlikte şarkılar yazarak bir ekip oluşturdular yıllardır. Bu ekipten sadece Gökhan Tepe’ye değil, başka şarkıcılara da şarkılar çıkıyor üstelik. Her işte olduğu gibi pop müzikte de ekip çalışması doğru kimya yakalandığında her zaman sağlıklı sonuçlar vermiştir ki bu ekipte de veriyor. Nitekim diğerleri bir yana, Tepe’nin daha önce “Çok Özlüyorum Seni” ve “Yalan Olur” gibi başka Serdar Aslan şarkılarıyla da başarı yakaladığı ortada. Bu şarkının Nihat Odabaşı tarafından çekilen klibinde de bu isimlerin tamamı yer alarak adeta ekip ruhuna işaret etmişler birlikte.


‘70’lerden bir Melih Kibar – Çiğdem Talu şarkısı tadı da alabilirsiniz “Sevda Çocukları”ndan, ‘90’lardan bir Kayahan şarkısı tadı da. Hem melodi hem de söz anlamında yoğun ve güçlü. Düzenleme ona keza, şarkının tam da ruhunda, ayarında bir yerde. Tepe’nin yıllardır aynı yerden ses veren şarkı portföyüne kendini tekrar etmeyen ve de kıdemini vurgulayan böylesi bir şarkıyı katması da ayrıca değerli.

Söylemeden edemeyeceğim, Gökhan Tepe’nin bu tonu her ne ise umarım ve dilerim bundan sonra buradan devam eder. Dinleyici kaybeder mi bilmem ama bir tane kazandı, orası kesin.

KASIM 2017

0
Share


(1 Aralık 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Biz hâlâ ‘70’lerde Ajda Pekkan’ın az biraz, ‘90’larda Tarkan’ın bir hayli yol kat ettiği yurt dışına açılma çabalarını konuşuyoruz kendi aramızda. Bu konuda bir öğrenilmiş güçsüzlüğümüz, hatta bir kompleksiniz var, evet. Oysa Serhat Hacıpaşalıoğlu çoktan makus kaderimizi yenip, buralardan görmekte nedense zorlandığımız başarılara imza attı bile. Atmaya da devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni teklisi “I Didn’t Know” şimdiden dünya listelerine girdi.


Bilenler bilir, dünyada gerçek verilere dayanarak hazırlandığı asla tartışma götürmeyen müzik listeleri, özellikle de dünya müzik trendlerini belirleyen ülkelerdeki müzik listeleri arasında “dance chart” tabir edilen listelere girmek diğerlerine kıyasla daha zordur. Zira bu listeler plak şirketlerinin güçleri ve ticari veri hesaplamalarının ötesinde “dj”ler ve radyoların çaldıklarına dayalı olarak yani tam tabirle “sahadan” alınan verilerle oluşturulur. İşte Serhat’ın başarısı en çok bu noktada kendini gösteriyor zira Serhat üçüncü kez, bir şarkısıyla daha bugünlerde “dance chart”larda kendine yer buluyor. Üstelik Victor Lazio ile düet seslendirdiği “Total Disguise” ve solo projesi “Je M’adore”den sonra, bu defa yanına Marta Wash’u da alarak o girilmesi çok ama çok zor Amerika müzik piyasasının kapılarını da zorluyor. 


The Weather Girls ikilisinde başladığı müzik kariyerinde “It’s Raining Men” gibi bir disko klasiğine sesiyle imza atan Martha Wash, ‘80’lerden bu yana kendi kulvarında bir “süper star” olarak yol almaya devam ediyor. Wash geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelerek, Serhat Hacıpaşalıoğlu’nun organizasyonunu üstlendiği Liselerarası Müzik Yarışması finalinde konuk sanatçı olarak sahneye çıkmıştı. Yarışmanın kulisinde onunla bir arada olmak, iki üç cümle de olsa konuşmak benim için çok heyecan vericiydi. O günlerde Martha Wash ve Serhat’in birlikte bir de şarkı kaydedeceklerini bilmiyordum tabii.


Sözleri Nektarios Tyrakis’e, müziği Olcayto Ahmet Tuğsuz’a ait “I Didn’t Know”, Eurovision Şarkı Yarışmasını takip edenlerin iyi bildiği bir şarkı zira Serhat 2016 yılındaki yarışmaya San Marino adına bu şarkıyla katılmıştı. Şarkı, yarışmanın kendi mantığı ve matematiği içerisinde doğru anlaşılamamış ve finale kalamamıştı. Ancak Serhat ve Marta Wash düetiyle “I Didn’t Know” Eurovision’un anlam ve öneminin dışında ve çok ötesinde bir yerden ses veriyor şimdi.


Alman plak şirketi Cap Sounds etiketiyle Avrupa ve Amerika’da aynı anda piyasaya sürülen teklide düzenlemesi  Guy Waku ve Johan Bejerholm tarafından yapılan şarkının Johans, Markus Adler ve Cutmore tarafından yapılmış beş farklı versiyonu yer alıyor. Vokal kayıtlar İstanbul’da, video klip çekimleri ise Milano ve Londra’da gerçekleştirilmiş. Yani hem prodüksiyon hem de “sound” anlamında uluslararası standartta bir iş bu.


Bugünün basınında müzik gündemi haberlerinde kendine çok yer bulamasa da Serhat’ın bu azımsanmayacak başarısını tarihe not düşmek boynumuzun borcu. Bu teklinin dünya müzik sektöründe kazandığı ve önümüzdeki günlerde kazanacağı başarıları takip etmek de öyle.

NOT: Tekliyi Türkiye’deki dijital platformlardan da edinmek ya da dinlemek mümkün.

KASIM 2017
0
Share
"BU ALBÜM BUNDAN SONRA YAPACAKLARIMIN HABERCİSİ"


‘93’de ilk albümüm çıkarken yapımcım bana “Artık plaklar satılmıyor. Yine de plak basalım mı?” diye sordu. Sonra yıllar geçti, “Artık kasetler satılmıyor. Albümü sadece CD olarak basalım mı?” dedi bir başka yapımcı. Aradan yine yıllar geçti. Geçenlerde bu yeni albüm için bu defa “CD’ler artık satılmıyor. Yine de CD basalım mı?” diye sordular. Son bir CD daha basmaya karar verdik.




Kenan Doğulu’nun yedi şarkılık yeni albümü “Vay Be”, Doğulu Productions etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Doğulu'yla yeni albümünü ve daha fazlasını konuştuk.

Röportajı okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 

0
Share
EDİS HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 8 AĞUSTOS 2018


“Ege sen ne zaman Harbiye Açık Hava’da konsere çıkacaksın?”

Anne ve babası olarak kızımıza böyle bir soru sormak en doğal hakkımızdı. Zira yememiş yedirmiş, içmemiş içirmiş, bu yaşına kadar getirmiştik. Bir de birkaç saat önce izlediğimiz konserde önümüzde oturan Edis’in anne ve babasına çok özenmiştik.


0
Share
KENAN DOĞULU HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 2 AĞUSTOS 2018


“Millet kendini ‘beach’de sanıyor!” diye söylendim bir ara. Herkes ayakta, ikişerli üçerli gruplar halinde sohbet halinde. Oturacağımız yere ulaşamıyorum bir türlü. Aşırı kalabalık sinir yapıyor bende. Bir Kenan Doğulu konserine geldiysen bunu göze almış olman lazım; İngiliz Kraliyet Orkestrası konseri değil nihayetinde. Öyle olsa frak giyerdik. Şort giyip gelmişsin, bir Birkenstock terlik eksik ayağında, el aleme laf ediyorsun beach meach diye.


0
Share
EROL EVGİN HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 31 TEMMUZ 2018


Benim Tarkan’ım Erol Evgin’di. Sadece benim mi? Benim çocuk yaşlarımda çocuk olanların, yeni yetme yaşlarımda yeni yetme olanların… Hepimizin… Erol Evgin kadar güzel şarkı söyleyebilmemiz ve yakışıklı olabilmemiz mümkün değildi. En fazla Erol Evgin kadar beyefendi olabilmeye çalışabilirdik. O da efendiliğin kabul gördüğü, yüceltildiği o zamanlarda bile kolay değildi. İnsanın içinde olacaktı her şeyden önce.


0
Share

DUMAN KONSERİ HARBİYE AÇIK HAVA TİYATROSU 30 TEMMUZ 2018


Tam önümüzde Kaan Tangöze’nin annesi, babası oturuyordu. Civarda da diğerlerininki vardı belki; yaşı kemale ermişlerin protokolden bilet alıp geleceği bir konser olmadığına göre Duman konseri, akraba tayfasından olmalıydı 60 yaş üstü şık giyimli, bakımlı baylar bayanlar. Oysa bizim çocuklar (Duman’ı kast ediyorum) hiç de şık giyimli değildi. Bakımlı deseniz o da değil… Kaan’ın üstünde alelade beyaz bir tişört, altında bir eşofman vardı mesela. Ari deseniz işte siyah tişört, diz yeri yapmış siyah kot, belli ki epeyce giyilmiş bir spor ayakkabı filan işte… (Batuhan’ı ayrı tutarım; o zaten Norveç dolaylarından gruba iltica etmiş gibiydi yine.) Ve fakat onlar Duman’dı. Şayet o kadar şıklığa meraklıysam bir gün sonraki Erol Evgin konserini beklemeliydim.


1
Share
MABEL MATİZ HARBİYE AÇIK HAVA TİYATROSU KONSERİ 29 TEMMUZ 2018


Havada, ışıl ışıl, pırıl pırıl konfetiler uçuşuyor, Mabel sanki üç saati aşkın süredir sahnede şarkı söyleyen o değilmiş, hiç yorulmamış, hiç nefesi kesilmemiş gibi çılgınca dans ediyor, alkışlar durmak bilmiyordu. Bazı konserler öyledir. Konser olmaktan çıkar, binlerce kişinin birlikte hissettiği coşku ve mutlulukla bir ayine dönüşür bir yerden sonra. Biz mutluyduk, Mabel mutluydu. Onu en iyi ben anlıyordum.


2
Share
"NE HAYAL ETTİYSEM OLDU"




İşe bir kuaför salonunda kaş alarak başladı, zamanla tiyatro, fotoroman, sinema ve müzik sektöründe makyöz ve kuaför olarak tanındı. ‘80’lerde Sezen Aksu’nun oynadığı Çalıkuşu fotoromanın çekimlerinde Aksu’yla tanışmasının onu uzun yıllar sonra, 47 yaşına geldiğinde başlayacak şarkıcılık macerasına sürükleyeceğini ise o günlerde aklına bile getirmemişti. Suzan Kardeş’le ilham verici hayat hikâyesini ve dünyaca ünlü sevdalinka grubu Divanhana’yla birlikte yaptığı yeni albümünü konuşmak için bir araya geldik.



Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
TUTARLI VE TAVİZSİZ


(Milliyet Sanat dergisi Mayıs 2018 sayısında yayımlanmıştır.)

1936 yılından itibaren 300’den fazla roman yazarak kırılması zor bir rekora imza atan, birden fazla kuşağın duygu ve düşünce dünyasında acıklı izler bırakan Kemalettin Tuğcu hayata gözlerini yumduğunda takvimler 18 Ekim 1996 tarihini gösteriyordu. Aynı günlerde henüz 24 yaşında gencecik bir kız bir ay sonra piyasaya çıkacak ilk albümünün heyecanını yaşıyordu. Hiç Kemalettin Tuğcu romanı okumuş muydu bilinmez. Henüz farkında değildi belki ama onun kaleminden çıkanlar da bir başka kuşağın duygu ve düşünce dünyasında izler bırakacaktı. Bu kez romanla değil; şarkıyla. Zaten yeni nesil de öyle eskisi gibi acıklı romanlara pek itibar etmiyordu artık. Hayatın sert yanları başka türlü dile getirilir olmuştu.


0
Share

Mehmet Erdem rahat, mutlu ve huzurlu. En çok da o huzurdan mütevellit olsa gerek, hemen hiç birinci tekil şahıs yok dilinde; hep üçüncü çoğul şahıs var. “Yine bir Ahmet Kaya şarkısı söyledik,” diyor misal. Hâliyle bu kışkırtıcı sorum bile o meşhur televizyon klişesini, “stüdyoda gerginlik” hâlini yaratmıyor. Sahiden bir stüdyodayız oysa. Yeni albüm konserleri için orkestrasıyla birlikte prova yapacaklar birazdan.


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share


Bora Uzer ilk albümünü 2009 yılına yayınlamıştı. O zamandan bu zamana geçen dokuz yıllık zaman diliminde kimi kez farklı projelerde gördük adını. İkinci albümü “Benim Umrumda” ise geçtiğimiz günlerde GTR Müzik etiketiyle yayınlandı. Bora Uzer’le yeni albümünü ve müzik geçmişini konuşmak için bir araya geldik.


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 

0
Share

Henüz sekiz yaşındayken Ankara’da TRT Türk Sanat Müziği Çocuk Korosu ile başlayan müzik yolculuğu, 2006 yılında piyasaya çıkan ilk albümüyle profesyonel kulvarda devam etmiş ancak, ilk albümünden önce üç kitabı yayımlanmış bir yazar olarak adını duyurmuştu Aydilge. 

2018’i yeni şarkısı “Gece Uyku Tutmazsa” ile karşılayan Aydilge, şu sıralar henüz adı konulmamış yeni albümünün kayıtları için stüdyoda. Aydilge ile yeni albümünü ve müzik geçmişini konuşmak için bir araya geldik.


Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 


0
Share
MUAZZEZ ABACI'DAN SEZEN AKSU ŞARKILARI


(Milliyet Sanat dergisi Ocak 2018 sayısında yayımlanmıştır.)

“Adım Muazzez Abacı. En büyük idealim babam Oktay Altınok adına düzenlenen Altıok Kupası boks maçlarında büyük bir konser verebilmektir.”

Dönemin en önemli müzik dergisi Hey, 12 Temmuz 1972 tarihli sayısında “Boksör Babanın Şarkıcı Kızı” başlığıyla yaptığı haberin ilk satırlarında o günlerde radyo ve televizyon programları sayesinde dikkatleri üzerine çekmiş Muazzez Abacı’yı kendi ağzından bu cümlelerle tanıtmaktadır okuyucularına. 


1
Share
"EMİN MİSİN? HAKKINI VEREBİLDİN Mİ?"


Müzik sektörünün darboğazdan geçtiği bir dönemdi. Babamın çalıştığı gruplar sürekli dağılıyordu. İşsiz kalmıştı kısacası. Ona çok bağlı büyüdüğüm için hep gözünün içine bakardım. Üzgün gördüm onu. Gittim yanına, “Ne yapıyorsun?” dedim. “Repertuvara bakıyorum. Bir şeyler düşünüyorum. Tek başıma çalıp söylemek için teklif götüreceğim mekânlara,” dedi. O sırada da Antalya’da İngilizce şarkı söyleyen kız solist modası var. Daha birkaç gün önce bana bundan bahsetmişti babam. “Hani bana anlatmıştın ya kız solist modası var diye. E ben bütün şarkıları biliyorum, hadi gel tonlarıma bakalım,” dedim. Babama iş teklifinde bulundum yani.


Müzisyen bir babanın kızı olan Burcu Güneş’in profesyonel müzik yaşamı Antalya’da, henüz çocuk denecek yaşlarda, böyle başlamış. İlk albümünün piyasaya çıkışının üzerinden yirmi yıl geçmesine çok az bir zaman kala “kariyerimin en özel albümü” diye tanımladığı yeni albümü ile dinleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor şimdilerde. Güneş’le bu özel projesini konuşmak üzere bir araya geldik. 


Röportajın tamamını bu cümlenin üzerini tıklayarak okuyabilirsiniz.
0
Share
ADI GİBİ BİR ŞARKI


(27 Kasım 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Sanki aradan 30 küsur yıl geçmemiş gibi. Tek kanallı siyah beyaz televizyonun yerini YouTube, çıtır çıtır plakların yerini dijital müzik almış ne gam. Nur Yoldaş’ın sesinin yankılandığı her an ‘80’lerin ilk yarısı. Masumiyet yılları. Ortaokul çağlarındaki küçük bir çocuk müziğin o güne dek bildiği, duyduğu, sevdiği şarkılardan ibaret olmadığını fark ediyor önce. Sonra önünde açılan o büyülü kapıdan içeri giriyor. Enstrüman sesiyle, insan sesiyle, notalarla, kelimelerle neler yapılabileceğini anlıyor, keşfe koyuluyor. Nur Yoldaş’ın sesini, Ergüder Yoldaş’ın notalarını başucuna koyuyor ve öyle büyüyor.


O zaman bu zaman Türk müziğini, makamları evrensel armoniyle bu kadar tutkulu öpüştüremedi hiç kimse. Şiirin içindeki müziği kimse bu kadar namusuyla çıkaramadı açığa. Tek tük denemeler oldu; iki şarkı, üç şarkı, teknik anlamda başarılı olanlar da oldu ama o vakit bu vakit Ergüder Ve Nur Yoldaş birlikte yarattığı o iki albümün üzerine bir albüm daha konulamadı.

Mübalağa etmiyorum. Etsem ne çare. Görünen köy kılavuz istemiyor.

Ergüder Yoldaş’ın müziğe ve de herkese, her şeye küsüp gitmesinden sonra Nur Yoldaş ve onun kusursuz şarkıcılığı, sesi de düştü gündemimizden. Keşke düşmeseydi ama onun için de hiç kolay değildi o iki albümün üzerine yeni bir şeyler koyabilmek.


Nur Yoldaş’ın yeni teklisi “Masal”, geçtiğimiz günlerde Arpej Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Ergüder ve Nur Yoldaş çiftinin oğulları Tunç Devrim Yoldaş’a ait. Tunç Devrim Yoldaş, babasından devraldığı bayrağı yine annesiyle birlikte taşımaya devam ediyor. Bu yola çıkışın üçüncü durağı bu şarkı. Daha önce, 2014 yılında “Bir Gamlı Hazan” ve “Sahiden” isimli şarkılar yayımlanmıştı.

“Masal”ın servis edildiği haberini görür görmez açıp dinlemeye koyuldum. İşte bu yazının ilk paragrafı da o vakit düştü aklıma.


Kuşkusuz Tunç Devrim Yoldaş babasının güçlü ekolünün izinden olabilecek en doğru biçimde yürürken, kendi bilgi, birikim ve müzisyenlik deneyimini de katıyor bu harmanın içine. Nur Yoldaş ise yine benzersiz sesi ve şarkıcılık tekniğiyle kelimenin tam anlamıyla büyülüyor. “Masal” hakikaten masal gibi bir şarkı. Ve bu üçüncü şarkı da gösteriyor ki Yoldaş imzası üçüncü bir albümü doğurmaya doğru gidiyor (Nur Yoldaş’ın ‘90’larda yaptığı ve dönemin “sound”una yenik düşmüş “Sakine” adlı albümü konu dışı tutuyorum.)



Tek bir yerde takılı kalıyorum. Ergüder Yoldaş “Sultan-ı Yegah”ı yaptığında yapıldığı dönemin çok ilerisinde, çok ötesinde, yepyeni, bambaşka bir şeydi karşımıza çıkardığı. Bir yanıyla da güncelin içinde yer bulabilecek kadar moderndi ve nitekim liste başlarına çıktı kısa sürede. Oysa “Masal” ve ondan öncesinde yayımlanmış iki şarkı o dönemin izlerini sürerken bugünü yakalamak konusunda ister istemez zorlanıyor. Bu belki bilinçli bir tercih ama artık bir yerinden bugüne, hatta yarına da dokunmalı bir sonraki iş. En azından bugünün ortaokul çağındaki çocuklarına müzikte yeni keşifler yapabilmeleri için cesaret vermesi adına (tıpkı Ergüder Yoldaş’ın bana yaptığı gibi.) Tunç Devrim Yoldaş’ın bu donanım ve yeterlilikte bir müzisyen olduğuna dair şüphe duymadığım için bunu da rahat rahat yazabiliyorum.    

KASIM 2017
0
Share

(13 Kasım 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Bu kendini tekrar etme, zaman içerisinde edindiği konfor alanının dışına çıkamama meselesini çok fazla dillendiriyorum ama ben yazmaktan sıkıldım, yapanlar yapmaktan sıkılmadı ne çare. Funda Arar da son albümünde farklı bestecilerle de çalışmış olmasına rağmen yine aynı yerden ses veriyordu. Dedim ya; konfor alanı. Her hal ve şartta alıcısı var. Ki Funda Arar ne yapsa belli bir satış garantisini verebiliyor. Bu da kolay vazgeçilebilecek bir şey değil.


Albüm henüz soğumadan araya bir tekli aldı Funda Arar. Bunu daha önce de yapmıştı. Bu yöntemin doğruluğu çoğu zaman tartışılır ama bu defa işe yarayacak gibi zira Arar’ın yeni şarkısı albümün genel seyrinin dışında ve ötesinde.



Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan “Aşk Olsun” adlı şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Eflatun’a ait. Tüm Eflatun şarkıları gibi bu şarkının da iskeleti sağlam, sorunsuz. Bir de gayet modern ve güncel ama ortalama Türkçe pop klişelerinden azade bir düzenleme ile işlenmiş ki dinlerken şöyle bir rahat nefes alıyorsunuz. Gitar duyuyorsunuz, basgitar duyuyorsunuz, ne bileyim, keman var ama alaturka makamdan çalmıyor filan derken “pop gibi”, ferahfeza bir pop şarkı dinliyorsunuz. 

KASIM 2017
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Sezen Aksu Meselesi
    Bugünlerde sinirlerimiz çok bozuk. Haksız da sayılmayız. Evinize hırsız girse, bir de suçüstü yakalandığı halde evden çıkmamak, çalmaya dev...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Eurovision 2012 Günlüğü 14
    BÜYÜK FİNAL... ŞİMDİ! Saat sabaha karşı beşe gelmek üzere. Biz oteldeki odamızdayız ve kulaklarımızda Eurovision şarkıları çınlıyor. Hayır...
  • Aşkın Küçük Albüm Büyük 2
    SEVGİLİYE (B YÜZÜ) “Sevgiliye” albümü bir taraftan çok beğenilir ve büyük satış rakaları yakalarken, bir taraftan da eleştirilere...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates