Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

(6 Mart 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

2016 yılının hikmeti nedir bilmiyorum ama ‘90’lı yıllarda tanıyıp sevdiğimiz bilmem kaç tane isim şöyle bir silkelenip yeni albümler, yeni şarkılar ya da projelerle tekrar karşımıza çıkmaya başladılar bir bir. Bendeniz de bu kervana katılanlardan oldu ve uzunca bir aradan sonra yeni bir şarkı hazırladı. “O İnsan” adlı bu şarkının dört farklı versiyonuyla yer aldığı tekli ise Şubat 2016’da Poll Production etiketiyle satışa sunuldu.


Ne kadar özlemişiz, nasıl hasret kalmışız belli değil. O naif şarkı sözleri, o kalbe dokunan melodiler ve o etkileyici ses… Bendeniz her daim “cool” görüntüsüne rağmen bütün sıcaklığıyla o kadar yer etmiş ki yıllardır bizde, onsuz eksik kalmışız nicedir meğer.


Daha şarkının ilk notalarında o tanıdık vurgularıyla “Gün ağardı bak sokaklarda” diyen sesi duyar duymaz o dakika ışınlanıveriyorsunuz ‘90’lara. Belki gün aşırı yeni çıkan kasetler nelermiş görmek için vitrininin önünde şöyle bir durduğunuz kasetçinin sokağa ses veren hoparlöründen yankılanıyor Bendeniz’in sesi, belki de Cuma gecelerinin en büyük eğlencesi Bir Başka Gece’yi izlemek için karşısına geçtiğiniz tüplü televizyondan.


Hayır, geçmişe özlem değil şarkıyı sevme sebebim. Bazı eski şarkıları eski olduklarını bildiğiniz için seversiniz ya hani. 90’lardan “Hadi Yine İyisin” böyledir mesela, “Abone” böyledir. Bugün öyle bir şarkı yapılsa duymaya bile tahammül edemeyebilirsiniz, yalan değil. Ama Bendeniz şarkılarının çok büyük bir bölümü bu kategoriye girmez. Kolay yapılabilir bir tahminle “O İnsan” da girmeyecek, zamansız şarkılar kitabına yazılacaktır.


Teklinin açılışında yer alan “Suat Aydoğan Versiyonu” özellikle etkileyici “intro”suyla dinleyeni hemen yakalıyor. Ben en çok “Aykut Gürel Akustik Versiyon”u sevdim, o ayrı. Bir evin salonunda oturulmuş, demlenene demlene çalınıp söylenmiş gibi çünkü; o samimiyette. Ama illa ki günün hızına uygun olsun derseniz, Tarık İster imzalı “Remix Versiyon”a da kulak verebilirsiniz.


Bendeniz’in bir “best of” projesi ile bu teklinin arkasını getireceğini okudum basın bülteninde. Umarım ki o “best of”un çıkış noktası, “O İnsan”ın “Aykut Gürel Akustik Versiyon”u olur. Umarım ve dilerim.

MART 2017
0
Share
YENİ NESİL ALATURKA ŞARKILAR


(6 Mart 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Talat Er, yakın dönem alaturka müziğin en popüler şarkılarından biri olmuş “Okyanus”un bestecisi. Ancak bestecilik onun müzisyenlik portföyündeki tek titr değil. Adana doğumlu olan ve daha ilkokul sıralarında keman eğitimi almaya başlayan Er’in uzun yıllardır süregelmiş ve epeyce dolu geçmiş bir müzikal geçmişi var. Yurt içi ve yurt dışında katıldığı sayısız konser, resital, TRT repertuvarına da girmiş saz eserleri ve besteleri, keman eğitmenliği, metod araştırmaları, radyo sanatçılığı ve solistlik.

Özellikle TRT’nin alaturka müzik yayınlarını takip edenler Talat Er’e aşinadır muhakkak. Ama değilseniz bile bu dört başı mamur müzisyenle tanışmak için ilk albümüne kulak kabartabilirsiniz.


Talat Er’in “Her Daim Aşk” adı verilmiş albümü geçtiğimiz günlerde Doremint Music Records etiketiyle yayımlandı. Albümde Talat Er, kendi bestesi olan on iki şarkı seslendiriyor. Sekiz şarkının düzenlemesi Hakan Açıkalın tarafından yapılmış. Dört şarkıda ise aranjör olarak Gökhan İnci’nin imzası var.

Şarkı sözü yazarı olarak ise iki şarkıda Talat Er, yedi şarkıda Nadide Gürpınar, bir şarkıda Ahmet Selçuk İlkan, bir şarkıda Vural Şahin ve bir şarkıda da Münire Aksaray’ın imzalarını görüyoruz.


Yanı sıra albüme epeyce kalabalık bir müzisyen kadrosu da enstrümanlarıyla katkı sağlamış. Coşkun Sabah, Hüsnü Şenlendirici, Erdinç Şenyaylar ve Eyüp Hamiş bu isimlerden sadece birkaçı. Vokallerde TRT Gençlik Korosundan isimler var. Prodüktör koltuğunda ise Aydın Sarman ve Burcu Güven oturuyor.

Alaturka müzikte son yıllarda piyasaya sürülen albüm sayısı diğer müzik türlerine oranla bir hayli düşük. Bu müziğin hiç eksilmeyen dinleyici kitlesine ve işinin ehli sayısız müzisyene rağmen gündelik popüler müziğin gürültüsü arasında TRT dışındaki ana akım medyada neredeyse duyulamaz hale gelmesi üzücü. Neyse ki böylesi albümler biraz da olsa yüreğimize su serpiyor.


Usulünce bestelenmiş, çalınmış ve söylenmiş yeni nesil alaturka şarkılardan oluşan bu albüm, çoksesli yapısıyla da güne ayak uyduruyor. Bana kalsa tamamen alaturka ritim sazları tercih eder, elektronik ritimleri hiç kullanmazdım. Albümde bir tek bu eksikliği duydum. Tabii bir de daha özenli fotoğraflar ve kartonet tasarımı bu güzel işi daha albenili hale getirebilirdi, onu da söylemeden geçemeyeceğim.



Buna karşın uzun sürmüş ve hayli renkli geçmiş bir müzik yolculuğundan süzülüp gelen bu albüm her hal ve şartta ilgiyi hak ediyor. Özellikle de alaturka müzikte yeni besteler çıkmadığından dem vuranların kulak kabartması lazım. Çünkü bu albümde o çok sevilmiş “Okyanus”tan çok daha fazlası da var. 

MART 2017 
0
Share

Levent Yüksel’in söylediği, sözleri Sezen Aksu tarafından yazılmış “Kadınım” şarkısına gönderme yapan, bir bakıma o şarkının anti-tezi bir şarkı yazar 2013 yılında Okay Barış. “Kadınım Diyorsan” adını taşıyan bu şarkı onun ilk albümünde yer alacak şarkılardan biridir. Albümü dinletmek için götürdüğü Aykut Gürel şarkıyı duyunca “Ben bunu Sezen’e dinleteceğim,” der ve dinletir de. Okay Barış’ın (kendi tabiriyle) “Sezen’e atarlandığı” şarkı sandığı gibi onu kızdırmaz, aksine hoşuna gider, ilgisini çeker ve hikâye öyle başlar. 


Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayınlanan yeni teklisi “Beter Ol” ile dinleyici karşına çıkan Okay Barış ile Sezen Aksu’nun Göksu’daki stüdyosunda bir araya geldik. 

Röportajı okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share

Ne güzel oluyor böyle eski albümler birer birer plak olarak basılıyor yeniden. Önceleri tek tüktü, şimdilerde hemen her müzik firmasının katalogundaki albümleri plak olarak basma projesi var. Şu ana dek basılandan çok daha fazlası basılmak üzere hazırlanıyor. İçlerinde çok da güzel sürprizler var.


0
Share

"Ben İzmir’deydim. Sezen Hanım aradı, “Okuyacağım ben bu şarkıyı,” dedi. Ben ağlamaya başladım heyecandan. Ertesi gün İzmir’den döndüm, stüdyoya gittim. O akşam da Sezen Hanım’ın vokal kaydı vardı. Rüya gibiydi. Kendi kendime dedim ki “Onur en dibe vurduğun, en kötü olduğun anlarda bu geceyi hatırlayacaksın. Hayattan daha büyük bir beklentin yok artık.” 


Sakin grubunun şarkı yazarı ve solisti Onurr Özdemir'in Onurr olma hikâyesi. 

Onur Özdemir bestesi "Günaydın Memur Bey" Sezen Aksu'nun albümüne nasıl girdi?

Alper Narman - Onur Özdemir şarkılarının formülü ne? 

Onurr'un kafası neden şişti?


Röportajın tamamını bu cümlenin üzerini tıklayarak okuyabilirsiniz.  
0
Share

(Milliyet Sanat dergisi Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır.)

Yıllar önceydi… Selda Bağcan’la radyo programım için bir röportaj yapmış, röportaj sonrasında ise tanıtımlarda kullanmak üzere programın adına gönderme yapan “Ben Selda Bağcan, ben de ‘Ah Mazi’deyim,” cümlesini ona söyletmek istemiştim. Bir an tereddüt etmiş sonra da gülerek “Ben de ‘Ah Mazi’deyim ama ‘âtî’de olmayı tercih ederim,” deyivermişti. Manasını ancak yıllar sonra anlayacakmışım. Selda hakikaten mazide değil âtîdeymiş meğer. Geçmişte değil, gelecekte.


0
Share

(Temmuz 2015 tarihinde GZone dergisinde yayımlanmıştır.)

“Yok, artık bundan daha iyi bir şarkı sözü yazılamaz, bu son nokta!” dediğim ne çok şarkı sözü yazdı. Nasıl yazdı bilmiyorum. Şarkıcılığından, besteciliğinden filan çok daha önemliydi benim için şarkı sözü yazarlığı. Şarkı sözlerinde anlattıklarına yürekten inanıyordum çünkü. Bazen anlıyor ve o anladığım şeyin bir tek cümleye nasıl sığdırabildiğine hayret ediyor, bazen de içinden çıkmaya, anlamaya çalışıyordum. Bazen öğreniyordum. Bazen bilip de unuttuklarımı hatırlıyordum. Röportajlarını okuyordum sonra, izliyordum. Nasıl yaşar, ne yapar, ne yer, ne içer de böyle olurdu bir insan. Bu kadar bilge, bu kadar dilbaz?.. Bilmek marifet değildi tek başına çünkü. Bildiğini söyleyebilmek marifetti. Ve o marifet, her bilene nasip olmuyordu.


0
Share
KENAN DOĞULU HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ
21 HAZİRAN 2017


“Kenan Doğulu bile buradan yedi!” diye bağırıyordu seyyar köfteci. Hava çok güzeldi. Köfte kokuları da öyle. Konser bitmişti. Etraftaki bütün taksiciler uzak mesafeye götürecek müşteri arıyordu. Ancak bir konser kadar, bir film kadar, bir albüm, bir kitap kadar sürerdi hayatın sertliklerinden uzaklaşmanız. Sonra hoooop tekrar içine çekerdi sizi gerçekler. Taksicilerin “Bakırköy, Bostancı, Bakırköy!” köftecinin “Gel abi gel, Kenan Doğulu bile buradan yedi!” nidaları gibi.


0
Share
ATHENA HARBİYE AÇIK HAVA KONSERİ 
16 HAZİRAN 2017



Bu zamanda akustik konser vermek mümkün müdür? Ne saçma bir soru değil mi? Akustik konserin zamanı mı olur? Türkiye’de yaşıyorsanız olur. Zira biz ne kadar bar bar bağırsak, “müzik sadece eğlence değildir,” diye söylenip dursak boş… Bu ülkede yaşayan insanlar müzikle eğlenmek istiyor. Buna olan ihtiyaçları her zamankinden fazla. Haksız da değiller. Sıkıldılar, bunaldılar, daraldılar ve dahi içleri karardı yıllardır.


0
Share
YENİ DÜNYA MÜZİĞİ


(27 Şubat 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

‘60’ların ortasından aşağı yukarı 70’lerin ortasına kadar süren bir dönemde Türkiye’de saykodelik müziğin en iyi örnekleri yapıldı. İmkânlar çok kısıtlıydı ama ve durum yaratıcılığı alabildiğine körüklemiş, cesareti olabildiğince artırmıştı. Yakın zamanda önce dünyada, sonra nedense Türkiye’de farkına varılan ve kıymete binen o dönemin müziğinin izdüşümleri ise bugünün alternatif müziğinde her geçen gün daha fazla kendini gösteriyor.


Güzel olan şu ki Batı müziğini ne kadar benzer şekilde taklit edersek o kadar iyi anlayışı yavaş yavaş yerini kendi kaynaklarımızı eşeleme çabasına bırakıyor. Halk müziği, alaturka ve arabesk yeniden keşfediliyor, biçimlendiriliyor ve bundan gocunanların sayısı giderek azalıyor.

Ali Güçlü Şimşek, Görkem Karabudak ve Emrah Atay’dan kurulu Bubituzak da böylesi gruplardan biri. Kreş’ten ve Çilekeş’ten tanıdığımız grup elemanları şu sıralar Gaye Su Akyol’a da eşlik ediyorlar. Grubun yeni albümü “Boyutlar” da Gaye Su Akyol ile birlikte kurdukları Dunganga Records tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı.


Bubituzak’ın ilk albümü “Uzay Yolları Taşlı”, 2013 yılında piyasaya sürülmüştü. Aradan geçen dört yılda zaten neredeyse hazır olan yeni albüm şarkılarını üzerine yeni bir şeyler kata kata işlemiş ve şimdi dinlediğimiz noktaya getirmişler. İlk albüme kıyasla daha renkli, daha cafcaflı, daha görkemli bir albüm bu. Ve hatta daha eğlenceli. Oyuncaklı sözler, melodik zenginlik ve türler arasında dans edişlerle dinleyiciyi tepe sersemi etme noktasına getiren, adrenalini yüksek bir albüm “Boyutlar”.


11 şarkıdan oluşan albümdeki şarkıların büyük kısmı Ali Güçlü Şimşek tarafından yazılmış. “Cehennem Dediğin”in bestesi Görkem Karabudak tarafından yapılmış, “Olan Olur” da ise Ali Güçlü Şimşek’in yanı sıra Gaye Su Akyol’un imzası var. Şarkıların düzenlemeleri ise grubun ortak çalışması ile yapılmış.


Sadi Güran’ın illüstrasyonları ve Aylin Güngör’ün grafik tasarımı ile ortaya çıkarılan kapak ve kartonet, grubun müziğine dair göndermeler içeren zengin bir görsellik taşıyor.

Albümü dinlerken enstrümantal bir beste olan “İpimle Kuşağım”da olduğu gibi retro gitarların arasından ‘70’lerin orkestra müziğini anımsatan nefeslilerin çıkıverişini, Gaye Su Akyol’un da sesiyle eşlik ettiği “Olan Olur”da olduğu gibi bir İspanyol bolerosunun ansızın alaturkaya bağlanıvermesini ve benzeri nice füzyonu duymak mümkün.



’60 ve ‘70’lerde saykodelik müziğin doğuş ve yayılış dinamikleri bambaşkaydı. Onu yeniden keşfedişimizin, tekrar dolaşıma girmesinin ve yeniden işlenmesinin saikleri ise bambaşka. Artık dünyanın müziği (gelmişi geçmişi ile) avucumuzda tuttuğumuz cep telefonunun içine sığdırılmış vaziyette. Her an her şeyin değiştiği, devindiği, hızın çağın tanrısı olduğu bir zamanda durağanlığa, yeknesaklığa tahammülümüz yok. Hâl böyleyken şarkıların da kendi içinde devinmesi, yer yer bipolar bir ruh halinde gidip gelmesi, dinleyeni fiziki haritalardaki sınırlar ve tarih kitaplarındaki dönemler arasında ışınlayarak dolaştırması şaşırtıcı değil. Bubituzak, yakın dönemde adından söz ettirmiş çok sayıda alternatif müzisyenin peşinde koştuğu bu yeni nesil dünya müziğine (world music) bu topraklardan sunulmuş parlak önerilerden biri olabilir.

ŞUBAT 2017 
0
Share

(15 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Işın Karaca ve kardeşi Akın Büyükkaraca’nın birlikte kurduğu Akış Production’ın ilk ürünü bir tekli oldu. Bugüne dek Karaca’ya birçok şarkı vermiş ve bir dönem vokalistliğini de yapmış Sefa Cheshmberah, bu defa şarkıcı olarak karşımıza çıkıyor ve söz ve müziği kendisine ait bir şarkıyı Karaca ile birlikte seslendiriyor. “Sevmekten Anladığım” adlı şarkı geçtiğimiz günlerde WediaCorp Music etiketiyle dijital platformlarda yerini aldı.


Bir kere şunu söylemek lazım ki şarkıcıların kendini ve markalarını idame ettirmekte zorlandıkları bir dönemde birinin yeni bir isme destek vermesi alkışlanacak bir durum. Popta yeri sağlam isimlerle yaptığım röportajlarda mutlaka sorduğum “Yeni isimlere prodüktörlük anlamında destek vermeyi düşünür müsünüz?” sorusuna genellikle “gücüm yok” cevabını alıyorum nicedir mesela. Bilenler bilir Zeki Güner gibi bir değerin Türk popunda yer bulmasında da Karaca’nın yadsınamaz bir payı vardır. Sefa’nın şarkı yazarlığı kadar şarkıcılığıyla da tanınmasında Işın’ın üstlendiği rol önemli ve değerli.


Söz ve müziği Sefa Cheshmberah’a ait şarkının düzenlemesini Akın Büyükkaraca ve Turan Güçnar birlikte yapmış. Sözü, müziği ve düzenlemesiyle standart üstü, temiz bir iş çıkmış ortaya. Yıllardır birbirine aşina iki sesin uyumu da yeri yerinde. Belki Sefa bu şarkıyı solo söylemek istediğinde söyleyeceği ton bu olmaz çünkü nakaratlarda bir hayli pes kalıyor ama düetlerin de cilvesi bu işte.


Bu arada Işın Karaca’nın haykırmadığı ve sertleşmediği tonlarda (mesela bu şarkının A kısmında) sesinin ne kadar etkili tınladığını da bir kez daha duymuş olduk. Hep yazdım, bir kez daha yazacağım. Bir sahne ritüeli olarak sesin volümünü ve rezonansını yüksek tutmak çok alkış getirse de, bunu bir alışkanlık haline getirip stüdyo kayıtlarına da taşımak her zaman çok parlak sonuç vermeyebiliyor. Dinleyeni yoruyor, bezdiriyor. Özellikle “Arabesque” albümlerinde bu durum zirve yapmıştı ki ben şahsen bir dinleyici olarak Işın Karaca’dan hâlâ ilk albümlerindeki sükûneti bekliyorum.

Sefa Cheshmberah ise hafife alınmayacak bir ses ve şarkıcı olduğunu daha bu ilk şarkısında hemen belli ediyor. Bakalım arkasını nasıl getirecek?

ŞUBAT 2017
0
Share

(15 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Altan Çetin 2016 sonbaharında “Sahibinden” adlı proje albümüyle karşımıza çıkmıştı. Bu albümde Çetin’in popüler müzik tarihine yazılmış nice şarkısı yeni versiyonlarıyla, bu kez sahibinin sesinden resm-i geçit yapıyordu. İlk kez Volkan Konak’ın 2015 çıkışlı albümünde seslendirdiği “Aleni Aleni” ise 2016 boyunca en çok çalınan ve söylenen pop şarkılarından biri oldu ki “Sahibinden” albümünde bir kez de Altan seslendirmişti şarkıyı.

Popun matematiğini tamamen sezgisel yöntemlerle çözmüş, geçen yıllara rağmen kalemini güncel, etkisini hep güçlü tutmayı başarmış, enteresan bir şarkı yazarı Altan Çetin. Yeni şarkısı “Buraya Kadar” da bunu bir kez daha tescilliyor.


Ben popüler arenada at koşturan bir şarkıcı olsam bu şarkıyı Altan’dan alıp da kendim söyleyemediğim için epeyce dertlenirdim. Zira geçtiğimiz günlerde Poll Production etiketiyle tekli formatında yayımlanan “Buraya Kadar”, nice şarkıcının arayıp da bulamadığı kadar sağlam bir pop şarkısı.



Şarkının düzenlemesi yakın dönemin en yetenekli ve donanımlı genç müzisyenlerinden biri olan Ali Tolga Demirtaş tarafından yapılmış. Demirtaş bu güçlü şarkıyı tam da olması gerektiği gibi işleyerek nefis bir müzikal tat yakalamış. Yaylıların eşliği, vokaller ve akustik davul şarkıyı pop klişelerinin dışına ve ötesine taşıyor. Ayrıca Altan’ın şarkıcı olarak bugüne dek duyduğumuz en iyi performanslarından biri olabilir.

ŞUBAT 2017 
0
Share

(15 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Zerrin Özer’in arabesk sevdası bitmiyor, galiba hiç de bitmeyecek. Türk popunda tüm zamanların en iyi 100 albümü sıralaması yapılsa Özer’in ilk iki albümü rahatlıkla girebilirdi o listeye. Öyle yüz akı iki albümle başlamıştı kariyeri. Sonra yıllarca “Firmam bana zorla okuttu,” dediği arabesk şarkılar girdi repertuvarına. Allah için onları da hakkını vererek, taş gibi söylüyordu. Ama albüm repertuvarı oluşturma, şarkı seçme konusunda hep gelgitli, doğrusu kadar yanlışı da bol bir çizgide yürüdü yıllar boyu.


Şöyle bir bakınca, 1997’de yayımlanan albümünden çıkmış Şehrazat bestesi “Kıyamam”dan bu yana Zerrin Özer’in dişe dokunur bir “hit” çıkardığını söyleyebilmek zor. O zaman bu zaman Özer diskografisi denemeler ve genellikle yanılmalarla dolu ki bence bu dönemin en iyi ve dahi Özer kariyerinin en parlak işlerinden biri olan “Zerrin Özel” albümü de her nedense güme gitmişti. Zaten o albümden, yani 2007 yılından beri de yeni albüm yapmadı, teklilerle idare etti.

Zerrin Özer’in yeni teklisi “1 Şarkı 2 Zerrin”, geçtiğimiz günlerde Ajlan Records etiketiyle yayımlandı. Teklide "Duygularım" adlı şarkının iki farklı versiyonu yer alıyor.


Söz ve müziği Doğu Kılıç’a ait “Duygularım”, Azer Bülbül’ün ölümünden önce yayımlanan son albümüne adını veren şarkı imiş. Şarkı ilk kez bestecisinin 2005 yılında yayımlanan “Susuyorum” adlı albümünde kullanılmış, 2014 yılında ise bu defa Erkam Aydar seslendirmiş. Zerrin Özer ise şarkıyı Azer Bülbül’den dinlediğinde çok etkilenip, biraz da onun anısına hürmeten bu şarkıyı yeniden söylemek istemiş.


Buraya kadar her şey iyi hoş da ben kendi adıma şarkıyı duyduğumda Zerrin Özer’in etkilendiği kadar etkilenemedim. Zira bu, Zerrin Özer’den duyduğumuz bilmem kaçıncı aynı tarzda şarkıdan biri. Orta halli bir arabesk şarkı. Bu haliyle şarkının arabesk versiyonu (en azından arabeskin hakkını veren Selim Çaldıran düzenlemesiyle) daha iyi olsa da, içine bir miktar sert gitar serpiştirilmiş versiyonu, iddia edildiği gibi asla “rock” değil; zaten olması da mümkün değil.  


Özel hayatı, sıkıntıları, sorunları nedeniyle mesleğine bir türlü odaklanamamış, bu nedenle de dünyada bile eşi benzeri az bulunur sesini hak ettiği şarkılara verememiş olsa da kıymetlidir Zerrin Özer. Onun sesi ve şarkıcılık tekniğinin bir eşi daha çıkmadı bu topraklardan bu güne kadar (her ne kadar son 20 yıldır her ikisi de bir hayli deforme olmuş olsa bile.)



Yakın dönem röportajlarından anladığım kadarıyla Zerrin Özer başka Azer Bülbül şarkılarını da yeniden söylemeyi planlıyormuş önümüzdeki günlerde. Hiç gerek yok oysa. Keşke şöyle sağlam pop şarkılarla dolu bir albüm yapsa artık. Ona şarkı verecek besteci mi yok memlekette? (Her ne kadar malum sebeplerle pek mümkün görünmese de ilk aklıma gelen Sıla oluyor mesela.) Keşke şarkıları dövmeden, boğmadan, tıpkı eskisi gibi pırıl pırıl söylediği bir albüm olsa bu. Belki bu teklide prodüktörlüğünü üstlenen Özgür Aras, Zerrin Özer’i buna kanalize eder de biz de geç de olsa özlediğimiz Zerrin’e kavuşuruz artık.

ŞUBAT 2017
0
Share

(15 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Popun ana akım kulvarında birçok erkek solisti geride bırakacak yeterliliğe sahip olmasına rağmen kendi bildiği yolda ilerlemeyi ve kalabalığa karışmamayı tercih etti Sadık Karan. Kendi şarkılarını yazıyor, biriktirdiği sözleri kendi üslubunca söylüyor. Sadık Karan’ın yeni teklisi “O Yıllar”, geçtiğimiz günlerde Ossi Müzik etiketiyle yayımlandı.


Teklide söz ve müzikleri Sadık Karan’a ait iki şarkı var. (Hem “tekli” diyorsunuz hem iki şarkı var diyeceklere hatırlatayım: İcat olunduğundan beri 45’lik plaklar ve içinde aynı şarkının birden fazla “remix” versiyonun olduğu CD’lere “single” denilmektedir. Bu, kelime anlamı değişmiş olsa da kabul görmüş bir tabirdir.)


Teklideki iki şarkıdan biri olan “O Yıllar”ın düzenlemesi Ender Çabuker’e, diğer şarkı “Unutacağım”ın düzenlemesi ise Mert Ali İçelli’ye ait. Her iki düzenlemede de şarkıların doğası gereği akustik öğeler ön planda.


“O Yıllar” hem melodik yapısı hem de sözleri ile “orta yaşlı” bir şarkı. “Bugünkü aklım olsaydı” diyor özetle Sadık Karan. Herkesin hayatının bir döneminde aklından geçirdiği, geçireceği bir düşüncenin şarkı hâli yani. İster bireysel algılayın, ister içinde yaşadığımız ülkenin değişimin, dönüşümüne yorun. Her halükarda dokunaklı, bir o kadar da naif.


Şarkının bugünün popüler müziği içerisinde, mevcut pop listelerinde karşılığı pek yok gibi. Çünkü pop müziğin çarkının döndüren ergen ve ergenin bir üstü kitleye hitap eden cinsten değil. Ama başta da söylediğim gibi Sadık Karan bu kaygıları zaten geride bırakmış bir müzisyen.


Bununla birlikte hazır bu derece efkârlanmış iken oldu olacak şarkının dokusuna uygun, alaturkası daha koyu (belki tamamen alaturka sazlarla çalınmış) bir versiyonu daha olsa idi bu şarkının diye düşünmedim değil. Hatta bu şarkıyı keşke Sibel Can fark etse de alıp söylese bile dedim içimden. Çok yakışırmış onun sesine.


Teklideki diğer şarkı “Unutacağım” ise klasik gitar yürüyüşü ve inceden arabesk melodisiyle, ‘90’lar tadında, kulağı dolduran bir aşk/ayrılık şarkısı.

ŞUBAT 2017 
0
Share
FARKLI BİR PROJE ALBÜM


(13 Şubat 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Uzunca bir süre bir parçası olduğu Atlas macerasının sona ermesinden sonra Tuna Kiremitçi’nin müzikte nasıl bir yol izleyeceğini öğrenmemiz için çok zaman geçmesine gerek kalmadı. 2016 Temmuz ayında Pamela ile düet yaptığı “Uçmak İstiyorsan” adlı şarkı servis edildi önce, sonra arkası geldi. Periyodik bir biçimde sunulan düet şarkılar, “Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları” projesinin parçalarıydı. Projenin aynı adlı albümü ise Ocak 2017’de Pasaj Müzik etiketiyle yayımlandı.


Albümde yer alan 10 şarkının 5’i tanıdık. Kiremitçi’nin ilk grubu Kumdan Kaleler döneminden “Bu Aşk Burada Biter” ve “Sana Dair”, ilk ve tek solo albümünden “Birden Geldin Aklıma”, Atlas döneminden “Bana Sebepsin” ve “Bu Kaçıncı Sonbahar” daha önceden bildiğimiz Kiremitçi şarkıları. Bunların tamamı gibi diğer 5 şarkının söz ve müzikleri de Tuna Kiremitçi’ye ait (Ataol Behramoğlu’nun şiiri “Bu Aşk Burada Biter” hariç.)


Düetlerde ise sırasıyla Pamela, Özge Fışkın , Öykü Gürman, Gülçin Ergül, Jehan Barbur, Yıldız Tilbe, Sena Şener ve Gülay’ın yanı sıra oyuncu olarak tanıdığımız Gonca Vuslateri ve Gökçe Bahadır var.


Yazarlığı, köşe yazarlığı, sinemacılığı ve şarkıcılığı hakkında olumlu ya da olumsuz bir şeyler söylenebilir, söylenmiştir belki ama kabul etmeli ki Tuna Kiremitçi iyi bir şarkı yazarı. Güzel ve etkili melodiler, şiirli sözler buluyor, yazıyor ve bunu daha çok genç olduğu ilk dönemlerinden beri yapıyor. Haliyle bu albüm de öncelikle şarkılarının gücü, Hüseyin Cebişçi, Cihangir Aslan, Efe Demiryoğuran ve  Evren Arkman’ın imzaları bulunan akustik düzenlemeleri ve elbette renkli bir skaladaki konuk solistleriyle dinleyeni başından sonuna dek avucunda tutmayı başarıyor.


Bir kere proje albüm kategorisinde bu albüm tek başına fikir olarak bile çok zekice ve farklı. Albümü birden ortaya sürmektense şarkıları tek tek servis ederek ilgiyi sıcak tutmak fikri de öyle. Şarkılar için çekilen kliplerin birbirine çok benzer olması, albümle birlikte verilecek bir DVD için makul olsa da, periyodik olarak servis edildiğinde o benzerlik algısının dezavantaja dönüşme riski ise bence işin aksayan tarafı idi. Bir de kliple servis edilen şarkıların tüm dijital platformlarda eşzamanlı satışa sunulmaması da kafa karışıklığı yaratttı.


Bununla birlikte her bir şarkının (düetin) tek başına servis edilebilecek güçte olması, projenin en büyük avantajı oldu kuşkusuz. Çok kişinin “Bu da çok iyi,” dediğine, yazdığına şahit oldum bu süreç içerisinde.


Şarkı yazarlığında çıtayı daha en baştan yüksek tutmuş Tuna Kiremitçi’nin şarkıcılık anlamında ise Kumdan Kaleler’den bu yana çok farklı bir noktaya geldiğini söylemek mümkün. Aşağı yukarı Atlas ile birlikte başlayan daha olgun, daha gevrek ve kırçıllı şarkı söyleme biçimini bu albümde de sürdürüyor Kiremitçi. Bu “old school rock star” edası yakışıyor da şarkılarına. Tabii bu defa Atlas şarkılarındakine kıyasla daha yumuşak ve daha sakin. Bu haliyle de yer yer İlhan Şeşen’i anımsattı bana (“Bana Sebepsin” de özellikle.)


Albümde en çok Pamela düeti “Uçmak İstiyorsan” ve Gülay düeti “Varsın Bu Dünyada”yı sevdim. Pamela da Gülay da söyledikleri her şarkıya katma değer ilave eden şarkıcılar ve Kiremitçi ile ortaklıkları da müthiş sonuç vermiş. Yanı sıra Özge Fışkın düeti “Bana Sebepsin” ve Yıldız Tilbe düeti “Yine Sevebilirim” favorilerim arasında yer aldı. Hem Gonca Vuslateri hem de Gökçe Bahadır’ın değme şarkıcıları aratmayan performanslarını sevdim. Buna karşın içeriğin bütününde ayrık otu gibi duran Öykü Gürman düeti “İyi Şeyler”, albümde en az sevdiğim şarkı oldu. Öykü Gürman şüphesiz iyi bir şarkıcı ama bu klasmanda doğru yerde değilmiş gibi duruyor.



Yavuz Meyveci’nin kapak fotoğrafı ve Berkcan Okar’ın beyaz rengin hâkim olduğu minimalist kartonet tasarımı ile satışa sunulan albüm bir bütün olarak günümüzde giderek azalmakta olan albüm konseptinin ne kadar doyurucu, ne kadar dolgun ve de müzikseverler için ne kadar vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor bir kez daha. 

ŞUBAT 2017 
0
Share

(6 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Melodi kıtlığı var artık. Azıcık dişe dokunur bir melodi bulan “beste yaptım” diye seviniyor. Aranjörler “intro” melodisi yazmaya zaten gerek duymuyor, şarkının melodik örgüsü ne kadar basit ve kısa olursa kopyalayıp yapıştırması o kadar kolay olacak diye memnun oluyor.


Neyse ki hâlâ yaptığı işi severek yapan, müziğe kafa yoran, emek harcayan müzisyenler var. Simge ve Ozan Bayraşa ikilisi bu kategoriye giriyor. “İkili” diyorum çünkü bugün Simge’nin bulunduğu kulvarda koşuyor olmasında Ozan Bayraşa da azımsanmayacak bir pay sahibi. Zaten yollarına beraber devam ediyorlar uzunca bir zamandır. Her yaptığı işle görüyoruz ki Ozan Bayraşa yetenekli ve donanımlı bir müzisyen olmasının yanı sıra, yaratıcı, yeniliklere açık ve zeki bir aranjör. Simge’nin ne istediğini bilen, yerini sağlamlaştırmak için kısa ve ucuz yolları tercih etmeyen bir solist olmasını da üzerine koyarsanız, bu ikilinin yakın gelecekte neler yapabileceğini tahmin etmek zor olmaz.


Daha önce de ortak şarkılara imza attıkları Ersay Üner’in yeni bir şarkısını seslendirmiş bu defa Simge. “Prens & Prenses” adlı şarkı geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.


Ersay Üner sadece “atarlı” şarkıların yazarı olmadığını, hatta bu türü yazdığı şarkılarla neredeyse tek başına yaratmış olmasına rağmen, uçucu ve eğlenceli şarkılar kadar kalıcı ve sağlam şarkılarla kendi kendinin anti-tezi de olabileceğini çoktan ispat etti. “Prens & Prenses” tam da bu minvalde bir şarkı. Melodisi güçlü, etkili, sözleri dokunaklı, sağlam bir pop şarkısı.


Ozan Bayraşa’nın daha “intro”da kulağı kavrayan, etnik sazları tam dozunda kullanırken bir yandan da dünya standartlarında bir ritim ve armoni anlayışının peşinde koştuğu düzenlemesi ve Simge’nin son derece yalın, temiz, abartısız ve şarkının duygusunu dinleyiciye birebir geçiren yorumu ile “Prens & Prenses” genel geçerin çok üzerinde bir yerlerden ses veriyor.


Şarkıya yine iddialı ve belli ki pahalı bir klip çekilmiş tıpkı “Miş Miş”, “Yankı” ve “Kamera”da olduğu gibi. Klipte yaratılan atmosfer (bu zamanda çekilen nice klibin tam aksine) şarkıya doğru ve güçlü bir efekt veriyor ki bu da büyük bir avantaj olmuş.

Simge bu şarkıyla kendi kulvarında biraz daha önce çıkıyor. Hatta “Yankı” ve “Prens & Prenses”i yan yana koyarsak kendine yeni bir kulvar açıyor bile diyebiliriz.  

ŞUBAT 2017
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Sezen Aksu Meselesi
    Bugünlerde sinirlerimiz çok bozuk. Haksız da sayılmayız. Evinize hırsız girse, bir de suçüstü yakalandığı halde evden çıkmamak, çalmaya dev...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Eurovision 2012 Günlüğü 14
    BÜYÜK FİNAL... ŞİMDİ! Saat sabaha karşı beşe gelmek üzere. Biz oteldeki odamızdayız ve kulaklarımızda Eurovision şarkıları çınlıyor. Hayır...
  • Aşkın Küçük Albüm Büyük 2
    SEVGİLİYE (B YÜZÜ) “Sevgiliye” albümü bir taraftan çok beğenilir ve büyük satış rakaları yakalarken, bir taraftan da eleştirilere...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates