(Zip İstanbul dergisinin 1 Nisan 2004 tarihli sayısında yayımlanmıştır.)
Doksanlı yıllar boyunca tozu dumana katan pop patlamasının içinden
çıkıp bugünlere dek gelebilen sayılı isimlerden Seden Gürel, kariyerinin
başından beri hep eli yüzü düzgün, müzikalitesi yüksek albümlere imza attı.
Aykut Gürel gibi popüler piyasanın tam ortasında duran bir müzisyenin eşi
olmasına rağmen tercihini kısa vadede popüler olmaktan yana değil, ağır ve
sağlam adımlar atmaktan yana kullandı. Bir önceki albümü “Hesaplaşma”da yirmili
yaşlarını çoktan geride bırakmış kentli bir genç kadının hayata bakışı, duruşu,
çelişkileri, hesaplaşmaları, aşkları ve öyküleri vardı. Bu albüm de adından
anlaşılacağı üzere onun bir devamı gibi. Albümdeki hiçbir şarkıyla masaların
üzerine çıkıp dans edebilmek mümkün değil belki ama durup düşünmek, sorgulamak
hatta hak vermek için dinlenebilecek, kendi sözünü söyleyen bir dolu şarkıda en
sade ve en usta haliyle oya gibi işlenmiş bir müziğe kulak kabartabilmek
mümkün.
Albümdeki parçaların yarısı yabancı şarkıların Türkçe versiyonları,
sözlerin büyük çoğunluğu ise doksanların en parlak şarkı sözü yazarlarından
kabul edebileceğimiz ve uzunca bir süredir sesi soluğu çıkmayan Sibel Alaş
imzası taşıyor. Bestelerde yine Sibel Alaş ve Aykut Gürel imzaları var. Popüler
müzikte artık çok da sık karşımıza çıkmayan kalitede bir albüm arayanlara
şiddetle tavsiye olunur.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder