Bu Blogda Ara

26 Nisan 2016 Salı

Onur Ataman'la Caz ve İnovasyon Teknikleri


Türkçe “rock” müziği yakından takip edenlerdenseniz, 2011 yılında “Gelecek” adını taşıyan bir albüm yayımlamış Planeur grubundan mutlaka haberdarsınızdır. Onur Ataman ve Serkan Modalı tarafından kurulmuş Planeur, Türkçe “rock” standartlarının epey dışında, sağlam bir ilk albümle dikkatleri üzerine çekmişti. Sonrasında gruptan ikinci bir albüm gelmedi, sadece Serkan Modalı gruptan bağımsız olarak solo çalışmalar yaptı. Ama ben bu yazıda ondan değil, Planeur’un diğer elemanı Onur Ataman’dan bahsedeceğim. Çünkü Ataman, az bulunur bir müzisyen, bir müzik adamı ve çok daha fazla bilinmesi gereken, çok acayip işler yapıyor bu sıralar.


Onur Ataman, 1995 yılında girdiği İstanbul Devlet Konservatuarı’nda opera ve şan eğitimi alarak başlıyor müzik tahsil etmeye. 2001 yılında Lahey’deki Hollanda Kraliyet Konservatuarı Caz Gitar Bölümü’ne kabul edilen ilk Türk müzisyen oluyor. 2006 yılında Hollanda hükümeti tarafından üstün yetenekli öğrencilere verilen “top talent” bursunu almaya hak kazanıyor. Aynı okulda lisans ve master eğitimini tamamlıyor ve iki yıl boyunca da Hollanda’da Leiden Üniversitesi ve Belçika Ghent’te Orpheus Instute’de doktora eğitimine devam ediyor.


Doktora eğitimi boyunca İngiltere’de Royal College of Music ve Oxford Music Faculty’de caz müziğinin Türk Müziği ile entegrasyonu ve emprovizasyon üzerine araştırmalarda bulunuyor. Bu süreçte Onur Ataman Ensemble ve İstanbul Connection çatısı altında Avrupa ve Türkiye’de birçok konser veriyor, albümler kaydediyor. Dahası North Sea Jazz Festivali, İstanbul Jazz Festivali, Delft Jazz Festivali ve Turkey Now Festivali Amsterdam gibi festivallerde sahneye çıkıyor.

Yani toplamda 12 yıl süren bir eğitim/akademik süreçle ve dahası sahne, stüdyo deneyimi ile kendini yetiştirmiş, deyim yerindeyse müziğin ilmini yapmış bir müzisyen Onur Ataman. Yazarken ben yoruldum, varın siz hesap edin.


2010 yılında Türkiye’ye döndükten sonra organizatörlük, prodüktörlük ve eğitmenlik diye özetleyebileceğim bir dolu iş var Ataman’ın portföyünde. Planeur albümü de bu dönemde yapılmış zaten. 2015 yılından itibaren Motto Müzik web TV’de programlar yapan Onur Ataman, halen Ataman Müzik Atölyesi bünyesinde, atölye ve seminerler düzenlemeye ve eğitmenlik yapmaya devam ediyor.


Bunları kısaca da olsa özetlemem lazımdı çünkü şimdi bahsedeceğim Onur Ataman projesi, ancak bu altyapıda bir müzisyenin altından kalkabileceği türden bir proje. Ya da bu deneyimde bir müzisyenin üstelenebileceği diyelim. Ve asıl meseleye gelelim.

“Caz bir demokrasidir” mottosuyla yola çıkmış Onur Ataman bu projeyi tasarlarken. Çünkü caz müziğinin herkesin eşit hakka sahip olduğu ama özgürce kendini ifade edebildiği, yani doğaçlama yapabildiği, bunun yanı sıra takım ruhundan beslenen ve her zaman yeniliğe açık olan bir müzik türü olduğunu düşünüyor ki haksız değil. Bu yüzden de hazırladığı seminerlere “Inovation is the tradition of jazz music " (yani “inovasyon, caz müziğinde bir gelenektir”) sloganını uygun görmüş.


Buradan hareketle, konuşmaları ve seminerlerinde katılımcıları bir caz ve inovasyon yolculuğuna çıkarıyor. Çeşitli örneklerle müzikler dinletiyor, hikâyelerini anlatıyor ve dönemleri incelerken kimler ne gibi riskler almış, nelerden vazgeçmişler, bu müziğe neler katmışlar, onları irdeliyor. Bir takım örnek alıştırma ve teknikler uygulayarak, katılımcılara cazdan esinlenerek yaptıkları herhangi bir iş içerisinde yaratma noktasına nasıl geleceklerini anlatıyor. Bunun için geliştirdiği “öğrenmede transfer teknikleri”ni aktarıyor.


İlginç değil mi? Yani bir müzisyen olmanız, müzikle içli dışlı olmanız gerekmiyor. Bambaşka bir iş de yapıyor olabilirsiniz. Ama yaptığınız işte caz müziği size yol gösterici, ilham verici olabilir. Bunun nasıl olabileceği ise Onu Ataman’ın seminerlerinde anlatılıyor.
Meraklısı için seminerlerden konu başlıklarını da vereyim: 

Bir iletişim biçimi olarak caz müziği ve caz müziğinin dili

Caz müziğinde zaman anlayışı

Caz müziğinde devirler ve inovasyon

Caz Müziğinde yaklaşım (Miles Davis Yaklaşımı)

Caz müziğinde perspektif ve doğaçlama

Kendi zaman anlayışımızı geliştirmek ve caz müziğinde zamanlama

Zamanı etkin kullanmak için teknikler ve müzikal örnekler

Çalışma ve teoriden nasıl yaratıcı sürece geçiş

Öğrenme prensipleri ve rastgele öğrenme

Planlama, çalışma, inovatif yaklaşım ve yaratıcı çalışma

Geleneksel yaklaşımlar ve modern zamanlar savaşında kişinin yaklaşımı ve tutumu nasıl olmalıdır? Müziğin gerçekliği ve boyutları, kişiyi nasıl başka bir yaratıcılık boyutuna taşıyabilir? Yaratıcılık ile iş hayatında fark yaratma.


Onur Ataman yakın zamanda Ford Otosan Arge bölümü çalışanlarını verdi bu semineri. Benim de ilgimi o zaman çekti zaten ve detay öğrenmek için, nedir ne değildir diye sormak için aradım Onur’u. 7-28 Mayıs tarihleri arasında ise İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsünde, bir dizi ders halinde meraklısına sunmaya hazırlanıyor “Caz ve İnovasyon Teknikleri”ni.


Uzun vadede amacı ise bu dersleri, konuşmaları ve seminerleri yaygınlaştırarak, farklı üniversitelerde ve farklı şehirlerde sürdürebilmek. Şahsen ben ilk fırsatta bulduğumda gidip yerinde izleyeceğim anlattıklarını. Zira yukarıda da bahsettiğim gibi, bu derece müziğin ilmini yapmış bir müzisyenin anlatacaklarından kendi payıma bir kazanım çıkarabileceğime şüphem yok. Müziğin sadece dinlemek için, eğlenmek için, duygulanmak için var olmadığını düşünenlerdenim çünkü. En az matematik kadar, fizik kadar, mühendislik kadar var müzik hayatımızın her alanında. Müzikten ilham alarak gündelik hayat içerisinde çok şeye başka gözle bakmayı, başka türlü yaklaşmayı, kim bilir belki de başka türlü yaşamayı öğrenebiliriz. Onur Ataman tam da bu iddiada zaten. Bu yüzden de anlattıklarını can kulağıyla dinlemek, anlamaya, öğrenmeye çalışmakta fayda var.


Onur Ataman’ın Bilgi Üniversitesi’nde vereceği Caz ve İnovasyon Teknikleri derslerine katılabilmek için detaylı bilgiyi aşağıdaki adresten edinebilirsiniz:

http://www.bilgi-egitim.com/tr/programlar/570/caz-ve-inovasyon-teknikleri/

NİSAN 2016

1 yorum :

  1. Karlar Düşer en çok Akrep Nalan'a yakışıyor. Keşke o albümden Hangimiz olsaydı best of'ta.

    YanıtlaSil