Bu Blogda Ara

8 Ocak 2016 Cuma

Nuri Harun Ateş'le Bir Gün


"NİYE PUCCİNİ'DEN MAHRUM OLALIM Kİ YA DA SEZEN AKSU'DAN?" 

(Milliyet Sanat dergisi Aralık 2015 sayısında yayımlanmıştır.)

Nuri Harun Ateş, “kafası karışık kontrtenor” olarak tanınıyor. Bu tanımlama adının bile önüne geçmiş durumda. Kontrtenor olmanın az bulunurluğu ile kafası karışık olmanın (hele ki bu ülkede) çok bulunurluğunu aynı tamlamada bir araya getirmiş olması, yaptığı işin de özeti aslında. Türkiye’de ve yurt dışında yıllar süren şan eğitimi, tiyatro, opera ve müzikal kariyeri bir yana, Bergen’den Yıldız Tilbe’ye, Puccini’den Ajda Pekkan’a uzanan geniş bir yelpazede, müzikte tür ve tarz ayrımlarına adeta kafa tutan repertuarı ile son birkaç yıldır sahnesi büyük ilgi gören, adından çok söz edilen bir isim Nuri Harun Ateş.


Nuri Harun Ateş’in “Kafası Karışık Kontrtenor” adı verilmiş ilk albümü DMC etiketiyle piyasaya çıktı. Albümde sahne repertuvarından küçük bir kesitin yanı sıra, Ateş’in kendi besteleri de yer alıyor.

ŞARKICILIĞI AJDA'DAN ÖĞRENDİ


Nuri Harun Ateş’in Ajda hayranlığı, daha çocuk yaşlardayken yolunu çizmesine neden olmuş. Onun aryalar söylediği bir konserini izleyip, arya söylemeye merak sarmış ve kontrtenor olduğunu da böyle keşfetmiş. “Bir sürü hocam olmasına rağmen, şarkıcılık konusunda ne öğrendiysem ondan öğrendim,” diyor Ajda Pekkan için. “O ne yapıyorsa, ben de onu yapıyordum.” Boynunda bir Ajda Pekkan dövmesi var. Albümdeyse üç Ajda şarkısı… ‘60’lı yıllarda Ajda’nın İngilizce sözlerle plak yaptığı “Bang Bang”in Güneri Tecer tarafından seslendirilmiş Türkçe versiyonu “Dan Dan” bunlardan biri. “Dan Dan” 45’liği ilk aldığı plaklardan ve bu şarkı da sahne repertuvarına dâhil ettiği ilk şarkılardan biriymiş. Sözleri Fecri Ebcioğlu tarafından yazılmış “Serseri” de yine Ajda’nın 60’lı yıllar döneminden bir şarkı. Bir de ‘70’lerden “Varsın Yansın Dünya” var.  


“Ajda ile birlikte bir konsere çıkmak ister misiniz?” diye soruyorum. “Çok isterim,” diyor. “İnşallah, inşallah…” diye ekliyor ardından. O kadar yürekten bir “inşallah” ki bu, gözleri dolu dolu oluyor.

"CARMEN", "BAĞDAT YOLU"NDA

“Benden ilk konser projesi istendiğinde repertuar hazırlamaya koyuldum. Seçtiğim şarkıların listesine bir baktım ki çıfıt çarşısı gibi bir şey olmuş. Ya ayrı ayrı konser projeleri yapacaktım ya da bu şarkıları birbirine eklemleyecektim. Sonra düşündüm. Müslüm Gürses de, Maria Callas da, Sezen Aksu da, Ajda Pekkan da aslında aynı yere dokunmaya çalışıyorlar. Biri arya söyleyerek, biri arabesk söyleyerek dokunuyor belki ama söylediklerinin birbirleriyle bağı var, aynı amaca hizmet ediyorlar ve yan yana çok da güzel duruyorlar,” diyor Nuri Harun Ateş. Bizet’nin Carmen operasından o çok tanıdık aryası “L’amour Est Un Oiseau Rebelle” ile bir dönem Sevim Tuna’nın sesinden dillere düşmüş “Bağdat Yolu” art arda gelebilir mi mesela? Gelebiliyormuş; albümde görüyoruz.


Bir Tanju Okan şarkısı da var albümde. Türkçe sözleri Mehmet Teoman’a ait “Şerefe”, Tanju Okan tarafından 1974 yılında plak yapılmıştı. O günlerde şarkının orijinali olan “El Bimbo”, dünyada fırtınalar estiriyordu. ‘80’lerde ise Polis Akademisi filminin meşhur Blue Oyster Bar (Mavi İstiridye Barı) sahnesi ile şarkı bir kez daha hafızalara kazındı. Nuri Harun Ateş de izlerken çok eğlendiği o sahne nedeniyle bu şarkıya sempati duyduğunu ve albüme aldığını söylüyor.

SAKİN VE SADE DÜZENLEMELER


Fikret Kızılok’un 1995 çıkışlı “Yadigâr” albümünün açılış şarkısı “Baş Başa” yıllar sonra ilk kez Nuri Harun Ateş tarafından bu albümde yeniden seslendiriliyor. “Çok sevdiğim, sahnede mutlaka söylediğim bir şarkı,” diyor Ateş. “Olmazsa olmazdı.”   

“Albümde yer alan şarkıları ben seçtim,” diye anlatıyor sonra. “Aslında neredeyse sahne repertuarının tamamını kaydettik ama sonra eleye eleye bu sayıya ulaştık. Düzenlemeleri de ben ve orkestram birlikte yaptık. Ancak Febyo Taşel profesyonel dokunuşları ve düzenlemeleri ile albüme büyük katkıda bulundu.” Albümün bütününde sade, sakin ve akustik düzenlemeler tercih edilmiş. Böylece ’60 ve ‘70’lerde orkestra ve şarkıcının birlikte stüdyoya girip canlı kaydettiği şarkılarının sıcaklığını yakalayabildiklerini düşünüyor Ateş. Doğrusu dinlerken ben de aynı şeyi hissettim. 


Albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Sevgilinden mi Ayrıldın?” Türkçe sözleri Ülkü Aker tarafından yazılmış bir ‘70’li yıllar aranjmanı. Kamuran Akkor’un “Sağlık Olsun” adıyla 1975 yılında plağa okuduğu bu şarkı, “Kafası Karışık Kontrtenor” albümün en eğlenceli şarkılarından biri olmuş. “Bu şarkıyı sahnede söylemeden önce ‘sevgilisinden ayrılanlar el kaldırsın,’diyorum. Sonra yalnızların da el kaldırmasını istiyorum. ‘Şimdi bana bakmayı kesin ve birbirinize bakın,’ diyorum,” diyerek ve gülerek anlatıyor şarkının hikâyesini Nuri Harun Ateş. Bu şarkıyı plak koleksiyoncusu bir arkadaşının önerisiyle keşfetmiş ve dinler dinlemez vurulmuş. Albümde de mutlaka olsun istemiş.  


Albümde bir de “arietta” var. Bellini’nin “Per Pieta”sını seslendiriyor Nuri Harun Ateş. Tam da bu noktada “Acaba isminizin başındaki kontrtenor kelimesinin operayı çağrıştırması popüler müzik dinleyicisini uzaklaştırır mı?” diye soruyorum. “Ben de kestiremiyorum ama öyle olmayacağını umuyorum,” diye cevaplandırıyor. “Pop müzikten uzak bir şarkıcı değilim; hiçbir zaman öyle olmadım. Zira bir opera şarkıcısı gibi şarkı söylemiyorum. Bunun üzerine çok düşündüm ve mesai harcadım. ‘Bu çocuk da bu şarkıyı söylemese iyiymiş,’ demezler diye umut ediyorum.”

RENKLİ SAHNE KOSTÜMLERİ


Sadece sahne repertuvarı ve konsepti değil kuşkusuz Nuri Harun Ateş konserlerini cazip ve popüler kılan. Sahnesini kendi tasarladığı kostüm ve aksesuarlarla da renklendiriyor Ateş. Tüller, tüyler, püsküllerle süslü kostümleri ile aynalı ceketler, tavşan kulakları gibi göz alıcı, çarpıcı ve şaşırtıcı öğelerin desteklediği şaşaalı görselliğini kimi zaman sahne üzerinde bir dönme dolap, kimi zamansa pop-art bir dekor tamamlıyor. “Tüm bunları bir konser mekânı içerisinde yapıyor olmak ile ülke çapında tanınmış bir şarkıcı olduktan sonra yapmak arasında bir cesaret payı farkı var. Ne olacak bundan sonra?” diye soruyorum. “Bunu yapmaktan vazgeçmem,” diyor. “Aksi beni mutsuz eder. Sevmediğim bir şarkıyı söyleyemem, istemediğim bir kıyafetle sahneye çıkamam. O kişi ben olamam o zaman.  O değişmez, onu bırakamam. Zaten güzel bence, severler diye düşünüyorum.“


Albümde üç de kendi bestesi var Nuri Harun Ateş’in. Sözlerini de kendisinin yazdığı “Uyandır Beni”, Ateş’in ilk yazdığı şarkıymış. Mehmet Bilal Dede’nin sözlerinden bestelediği “Yaban Kedisi” bir diğer yeni şarkı. “Benim için çok özel bir şarkı,” diye anlattığı “Makyaj”ın sözlerini ise Çağlar Yerlikaya yazmış. Albümün ilk yarısı ne kadar eğlenceli ise, son üç sıraya yerleştirilmiş bu üç şarkı da bir o kadar hüzünlü. Bununla birlikte Nuri Harun Ateş sadece iyi bir şarkıcı değil, iyi bir şarkı yazarı olduğunun da sinyallerini veriyor bu şarkılarla.

CİDDİ BİR ÖNERİ


Sahnede pop şarkıları söylediği için konservatuar hocalarının gazabına uğrayan, hatta okuldan atılan şan öğrencilerinin hikâyelerini bildiğimiz ya da her gün sosyal medyada birinin sevdiğini sevmeyen diğerinin verip veriştirmelerine şahit olduğumuz bir ülkede eğitimli bir müzisyenin “İnsanlar ‘ben caz severim’ ya da ‘ben arabeskçiyim’ diyerek kendilerini diğer müzik türlerinden mahrum bırakıyorlar. Niye Puccini’den mahrum olalım ki ya da Sezen Aksu’dan?” demesi de, bu fikrini yaptıklarıyla hayata geçirmesi de az şey değil. “Kafası karışık” değil aslında. Ne yaptığını ve ne istediğini çok iyi biliyor. Ve bu albümle ciddi bir öneri sunuyor aslına bakarsanız. Kabul görüp görmeyeceğini ise kuşkusuz zaman gösterecek.  

Fotoğraf: Hüseyin Özdemir
Mekân: Eski Kapı Pera

KASIM 2015

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder