Bu Blogda Ara

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Ses Dergisi Yazıları (Temmuz 2015)

41 YIL ÖNCE SES

(Ses dergisi Temmuz 2015 sayısında yayımlanmıştır.)

Ajda Pekkan ve Tarık Akan, Ses dergisi objektiflerine niçin birlikte poz verdi? Yaşından ve boyundan büyük şöhret sahibi liseli genç kız kim? Memlekette yakıt sıkıntısı baş gösterirse ünlü yıldızlarımız ne yapacak? Tüm bu soruların cevapları 1974 yılına ait Ses dergilerinin sayfaları arasında gizli. Buyurun ‘70’lere!

SİNEMADA YENİ BİR ÇİFT


Habere göre Ses dergisi sinema artisti yarışmasının 1963 yılı birincisi Ajda Pekkan ve 1972 yılı birincisi Tarık Akan, birlikte bir film çevireceklermiş. Yönetmen Ertem Eğilmez’in yazıhanesinde bir araya gelen iki yıldız, bir yandan da Ses dergisi objektiflerine poz vermişler.


Ertem Eğilmez, “Postacı Kapıyı İki Kere Çalar” filminin uyarlaması olacak bu filmin baş aktrisi Ajda Pekkan için bakın neler demiş: “Ajda’yla film yaparken onun bütün özelliklerinden faydalanmak isterim. Avrupalı kadın havasındaki Ajda Pekkan’ı kaldırıp, normal bir Türk kadını özelliğine sokup sunileştirmek istemiyorum. Seyirci Pekkan’dan aşk ve seks isteyecektir.”


Haberin devamında Ertem Eğilmez’in bu fikrini Ajda ve Tarık Akan’ın olumlu karşıladığı ve prensipte anlaşmaya vardıkları da yazıyor. Ne var ki Ajda sonradan filmde oynamaktan vazgeçmiş. Sebebini de şöyle açıklamış: “Evli ama eşine ihanet eden bir kadını oynamak istemem. Sonra filmde benden aşırı seks sahneleri isteniyordu. Batıda olsa bu rolü seve seve kabul ederdim. Ama Türkiye’de hayır.  Durup dururken halkın nefretini neden üzerime çekeyim?”


Haberde Ajda’nın Tarık Akan’ın çorabına doğru elini uzatarak verdiği pozun sebebine ilişkin bir açıklama yok.  


NİLÜFER ADINDA BİR KÜÇÜK GENÇ KIZ


“Şişli Koleji 10 Edebiyat A sınıfı öğrencisi 1404 Nilüfer Yumlu, her akşam yatağına yatarken ertesi günkü derslerinin heyecanını duyuyor,” deniliyor haberde. “Her sabah kitaplarını alıp okulunun yolunu tutuyor.”


Tutuyor tutmasına ama bir yandan da iki senedir müzik dünyasında şöhreti yakalamış bir genç kız, hatta çocuk Nilüfer. “Yaşından, boyundan büyük şöhreti var,” diye boşuna bahsedilmiyor haberde. 


Kim derdi ki o liseli genç kız, hayatlarımızın 43 yılına şarkılarıyla damgasını vuracak ve 60 yaşına geldiğinde de biz onu dinlemeye devam edeceğiz? Nilüfer’in de söylediği gibi: Hey gidi günler!


TEK ÇARE BİSİKLET


O zamanlar tabii şimdiki gibi trafik sorunu da yok çevre bilinci de… Tek dert, yakıt sıkıntısının baş  göstermesi… “Tanrı esirgesin ve hükümetler korusun, bizde de bir yakıt sıkıntısı olsa ne yapardık? Herhalde batılıların yaptığını…”


Haberde “batılıların yaptığı” diye bahsedilen çözüm ise bisiklet kullanmak. “Bir zamanlar bütün dünyanın eğlence aracı olarak kullandığı velespit, günümüzdeki adıyla bisiklet, batının birçok kentinde yeniden moda oluverdi.”



Sırf bu nedenle ünlü yıldızlarımız da bisiklete alışmaya çalışıyorlarmış. ‘70’lerin İstanbul’unda buna ne kadar alışabildiler, orasını bilmiyoruz ama en azından bisikletleriyle poz vermekten geri kalmamışlar. 


Fatma Girik’in o maksi eteğiyle, Barış Manço’nun o günlerde çok meşhur olmuş “Lambaya Püf De” şarkısına atıfta bulunmak maksadıyla elinde tuttuğu lambası ile nasıl bisiklet kullanabildiği ise meçhul.


MÜZİK GÜNDEMİ TEMMUZ 2015

STAR ÇIKARAMAYAN STAR YARIŞMALARI


Önce Pop Star vardı. Allah için iyi reyting yaptı, çok konuşuldu, çok izlendi. Sonra gelsin Akademi Türkiyeler, gitsin Star Avı, Profesyonel ve daha niceleri… 


Sokaktaki insanlardan star yaratma fikri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilgi gördü ama bizde uzun vadede kalıcı star olabilen pek çıkmadı. Çünkü ne izleyicinin, ne de bu tip yarışmaları ekranlara taşıyanların star aradığı filan yoktu. İzleyici geçici bir süre eğleniyor, yapımcılar da para kazanıyordu. Zaten bir süre sonra da sıkıldık bu yarışmalardan.


Son yıllarda bir tek O Ses Türkiye’nin reytinglerde başarı kazanabildiği aşikâr. Çünkü Acun Ilıcalı, yapımcısı olduğu her televizyon programı gibi bu yarışmayı da asıl amacından azade, izleyenlerin kâh kahkahalarla güldüğü, kâh gözyaşlarına boğulduğu bir şova dönüştürmeyi, elindeki “insan” malzemesini (jüri olsun, yarışmacılar olsun) tepe tepe kullanmayı bir şekilde becerdi/beceriyor. Ne var ki O Ses Türkiye’nin alternatifi olmak üzere start alan X Factor, Ve Kazanan, Sesi Çok Güzel gibi yarışmaların sonu hep hüsran oldu. İşte şimdi de “Rising Star” Türkiye başlıyor.


Bu yazının yazıldığı sırada “Rising Star” Türkiye jürisinde Demet Akalın ve Hülya Avşar’ın olacağı kesinleşmişti ama bu işler son dakikaya kadar belli olmaz biliyorsunuz. Prodüksiyon yine Acun Ilıcalı’ya aitmiş ve yarışma TV 8’de yayınlanacakmış. Haliyle “total” izleyici nabzına göre şerbet bulacak, Acun Medya’ya çokça para kazandıracaktır bir kez daha; aksi düşük ihtimal. Peki bu yarışmadan bir star çıkar mı acaba? Hiç sanmam. Görünen köy kılavuz istemez.


Yarışmalardan söz açılmışken, bir de Mustafa Ceceli ve Bengü’nün takım kaptanları olarak yer alacağı ve Show TV’de yayınlanacak “Kapışma” diye bir yarışma var ki, onun bırakın star çıkarmayı, ömrünün uzun olabileceğini dahi düşünmüyorum.

YAZ GELMEDEN GELEN ALBÜMLER

Geçtiğimiz ayın seçim gündemi, tahmin edilenin aksine müzik piyasasındaki ivmeyi durdurmadı; sadece biraz yavaşlattı. Ani gündem değişikliklerinin en az ekonomi kadar etkilediği bir başka alan olan müzik piyasası, yavaş yavaş bu konularda şerbetlenmeye başladı galiba.


Haziran ayında konsept albümlerin yegane şarkıcısı Şevval Sam’ın “Toprak Kokusu” adlı yeni albümü Kalan Müzik etiketiyle çıktı karşımıza. Sam, tangolardan sonra bu defa türkülere vermiş sesini. Kalan Müzik’in piyasaya sürdüğü bir başka türkü albümü ise tam 35 Ege türküsünü bir araya getiren “Ege’ye Kalan” albümü oldu. Daha önce iki albümlük “Karadeniz’e Kalan” setini yapan Kalan Müzik, bu defa Hale Gür, Tolga Çandar gibi adı Ege türküleriyle özdeşleşmiş isimlerin de bulunduğu bu seçkiyle Ege’ye şahane bir selam çakıyor.


Haziran’ın getirdiği en güzel albümlerden biri de Nilüfer’in “Kendi Cennetim” adlı yeni albümü oldu. Uzun süredir yeni şarkısını duymadığımız Nilüfer’in DMC etiketiyle yayımlanan bu albümünde tam 13 sıfır kilometre şarkı var. Sezen Aksu, Nazan Önce, Şehrazat, Adnan Ergil gibi bir A takımıyla ortaya çıkarılmış “A+” bir Nilüfer albümü bu.


Demet Akalın’ın DMC etiketiyle çıkacak “Pırlanta” adlı yeni albümü de beklenenler arasındaydı. Yıllardır sektörün popüler kanadında lokomotiflerden biri olan Akalın’ın bu albümün de ses getireceği şüphesiz. Yaz başı iyiden iyiye kızışan Gülşen – Hande – Demet rekabetinin varacağı sonucu Akalın’ın albümünün tirajı belirleyecek gibi görünüyor.  


“Yeni bir Serdar Ortaç albümü çıkmadan yaz gelmez,” esprisi yavaş yavaş gerçeklik payını yitiriyor galiba. Zira Ortaç’ın Emre Müzik etiketiyle yayımlanan yeni albümü “Çek Elini Kalbimden” Mayıs sonunda rafa çıktı ama Haziran’ı ortalarken dahi yaz henüz bize yüzünü göstermemişti. O bir yana, yeni Serdar Ortaç şarkılarının eskileri kadar ses getirmediği de bir gerçek. Galiba kendini sürekli tekrar eden Ortaç müziğinden bir parça sıkıldık artık.

HAZİRAN 2015

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder