Bu Blogda Ara

24 Mayıs 2015 Pazar

Ses Dergisi Yazıları (Nisan 2015)

53 YIL ÖNCE SES

Yeşilçam’ın ve gazino sahnelerinin şöhretleri baharı nasıl karşıladı? Genç aktris Sevim Emre’nin idealindeki erkek tipi ne? Dansöz Peri Han, nasıl “Romalı” Perihan Oldu? Bu ay 1962 yılından Ses dergilerinin sayfaları arasında dolaşıyoruz.  

BAHAR GEZİNTİLERİ


Ses dergisi, 1962 baharını şöhretlerin piknik haberleriyle karşılamış ve habere “Bahar Gezintileri Başladı” başlığını uygun görmüş. Habere göre Çolpan İlhan, Sadri Alışık ve oğulları Kerem ile dönemin popüler şarkıcılarından Rüçhan Çamay, film yapımcısı eşi Turgut Demirağ ve küçük kızları Melike Demirağ hep beraber  bahar havası almak için Belgrad ormanına pikniğe gitmişler. 


Haber şöyle devam ediyor: “El ele tutuştular, ağaçların arasında dolaştılar. Güneş bir açıp bir kapıyordu. Bahar çiçeklerinin ise güneşi, gölgeyi umursamayan görünüşleri vardı.”


Ne ki, bu güzel piknik, aniden bastıran sağanak yağmur nedeniyle hüsranla sonuçlanmış. Tıpkı Zeki Müren ve Gönül Yazar’ın baharın tadına varmak için çıktıkları Boğaz sefası gibi…


“Zeki Müren ile Gönül Yazar, Boğaz yoluna çıktıkları zaman, hava günlük güneşlikti. Bir ağaç altında oturup, güzel şarkılar dinlemeyi düşünüyorlardı. Bir parça peyniri de bir dilim ekmeğe katık ettiler mi, baharın tadını çıkaracaklardı. Bir yağmur damlası, onların hayallerini bozuverdi.”


Yağmur nedeniyle yarıda kalan her iki piknik hikâyesi de o kadar dramatik bir biçimde anlatılmış ki haberde, insanın gözleri yaşarıyor. O vakitler üzülecek daha başka mevzularımız yoktuysa demek…

“ŞEYTAN ÇEKİCİ” AYŞECİK


Derginin “sinekten yağ çıkaran” bir başka bahar haberi de günün sevilen çocuk yıldızı Ayşecik üzerine kurgulanmış. Şöyle deniliyor haberde: “Nisan, mayıs bayram aylarıydı. Çocuk Bayramı biter, Bahar Bayramı başlar, onu Gençlik Bayramı takip ederdi. Ayşecik de çocukluğunun en güzel baharını sürüyordu. Gülüyor, oynuyor, koşuyordu… Hayat ve Ses dergilerinin röportörlerinin kullandığı motosiklet çok hoşuna gitmişti. ‘Bu motosikleti tek elimle iterim,’ dedi. Uğraştı, didindi, yerinden bile oynatamadı.”


SEVİM EMRE


Yıllardır Orhan Gencebay’ın hayat arkadaşı olarak tanıdığımız Sevim Emre, 1962 yılında henüz 18 yaşında, genç bir film yıldızı. 1960 yılında Türkiye güzeli seçilmiş, ardından Yeşilçam’a ayak basmış. 


Haberde idealindeki erkek tipinin yeşil gözlü ve uzun boylu olduğunu ifade eden genç yıldız, müzikte alaturkayı tercih ettiğini, Kerime Nadir romanları sevdiğini ve fala inandığını da söylemiş.


Gelecekten çok umutlu olduğunu da sözlerine ekleyen Sevim Emre, Taksim ve Gezi Parkı civarında Ses dergisinin foto muhabiri Tamer Güvenç’in objektifine baharlık pozlar vermiş.

“ROMALI” PERİHAN


Şimdilerde her ne kadar “Prenses” ve “soprano” olarak anılmayı tercih etse de, Perihan Hanım’ın henüz şarkı söylemeye başlamadan ve de “Romalı” lakabını almadan evvel, Beyrut ve Kahire’de dansözlük yaptığını, 1962 yılından bir Ses dergisinin haberinden öğreniyoruz.


Haberde şöyle deniliyor: “18 Mart 1944’te dünyaya gelen Peri Han, siyah saçlı, siyah gözlü, güzel bir kızdır. Beyrut ve Kahire’de olduğu gibi İtalya’da da kıvrak danslarıyla çabuk şöhrete erişti. Mevsimine göre, turistlerin akın ettikleri bölgelerdeki lokallerde çalışmaya başladı. Oryantal dansları olduğu kadar modern dansları da gayet iyi yapmaktadır.”  



Romalı Perihan’ın elinde Ses dergisi ile verdiği pozun altına ise şu not düşülmüş: “Bugüne kadar okuduğu kitapların haddi hesabı olmadığını söyleyen genç sanatkâr, fotoğrafta Ses’i tetkik ederken görülüyor.”


MÜZİK GÜNDEMİ NİSAN 2015

ÇELİK’İ ANLAMAK


Geçen ay Çelik soyundu. Biz de yapabildiğimiz kadar şakasını yaptık, komiğini çıkardık, sonra da unuttuk gitti. E artık böyle bu işler. Hatırlarsanız, bundan dört beş yıl önce Hilal Cebeci sosyal medyada “panpiş”lerine cömert pozlar verince günler, haftalarca konuşulmuştu. Şimdi birkaç saatte tüketiliyor o mevzular. Üstelik Çelik de bir Hilal Cebeci değil, takdir edersiniz.


Kendini, müziğini yenilemeyip, geliştirmeyip, zamanın gerisinde kalıp sonra bir de anlaşılmadığından dem vurmak, soyunarak dikkat çekmeye çalışmak da neyin nesi? Anlaşılmayacak bir şey de yok ortada. Nitekim o meşhur çıplak pozun ortaya çıkmasından birkaç gün sonra Çelik’in iki yeni şarkısı dijital platformlara düştü. Bildiğiniz ‘90’larda kalmış Çelik. Söz, müzik, icra… Her şeyiyle yirmi yıl önce yapılmış gibi. Bu şarkılarla değil soyunmak, derisini yüzse faydasız.

YENİ ALBÜMLER


Geçtiğimiz ay müzik marketler açısından bereketliydi. Teoman ve Mabel Matiz’in uzun süredir beklenen albümleri çıktı piyasaya. Teoman 2011 yılından beri yeni şarkılardan oluşan bir albüm yapmamıştı. Mabel Matiz’in ise ikinci albümü “Yaşım Çocuk”un üzerinden geçen iki senede bir hayli yol almıştı. “Gök Nerede?” adlı yeni albüm ister istemez ilgi uyandıracaktı ki öyle de oldu. Özge Fışkın ve Ogün Sanlısoy da yeni albümleriyle epeydir durgunlaşan “rock” müzik piyasasına hareket getirdiler geçtiğimiz ay.


DOĞUŞTAN ŞÖHRETLİ ÇOCUKLAR


Sezen Aksu’nun oğlu Mithat Can Özer, 2012 yılında Pis’ton grubuyla ilk kez dinleyici karşısına çıkmıştı. Şimdilerde ise ilk solo albümünün habercisi “İnşallah” adlı şarkıyla adından söz ettiriyor.


İbrahim Tatlıses’in oğlu İdo Tatlıses ise 2014 yılında önce bir mini albüm, ardından da bir tekli yayımlamıştı. Şimdilerde üç şarkılık yeni mini albümüyle kendini müzik piyasasında kabul ettirmeye çalışıyor. Hayır, babasının sesine hiç benzemiyor sesi. Üstelik müzik tarzı da çok farklı. Şöhretli anne babaların çocukları kendi ayakları üzerinde durmak için fazladan bir çaba harcamak zorunda kalıyorlar mecburen. Mithat Can Özer bunu başaracak gibi görünüyor. Ama şayet İdo Tatlıses için müzik geçici bir heves değilse, biraz daha zamana ve çabaya ihtiyacı var gibi gözüküyor.  

FİLM MÜZİKLERİ


Tıpkı yurt dışında olduğu gibi, bizde de artık sinemalarda vizyona giren filmlerin “soundtrack” albümleri anında satışa sunuluyor.  Karışık Kaset, Unutursam Fısılda ve Hadi İnşallah filmlerinin “soundtrack” albümlerinden sonra geçtiğimiz ay da 8 Saniye ve Bir Varmış Bir Yokmuş filmlerinin müzikleri konuşuldu. Bir Varmış Bir Yokmuş filminin albümünde başrol oyuncularından Mert Fırat tam dört şarkıyı solo olarak, bir şarkıyı da diğer başrol oyuncusu Melisa Sözen’le birlikte seslendiriyordu. 8 Saniye filminin albümünde ise Şebnem Ferah’ın yeni bir şarkısının da yer alması ilgi çekti.


Keşke bu “soundtrack” modası Türkiye’de eskiden de var olsaydı da, bizler o unutulmaz Hababam Sınıfı filmlerinin, Arabesk gibi, Renkli Dünya gibi müzikal yerli filmlerimizin şarkılarını bugün filmlerin ses şeritlerinden değil de, temiz kayıtlarla albümlerden dinleyebilseydik.


BU AY NEREYE GİDELİM?

Nisan ayında Andrew Lloyd Weber’in klasikleşmiş müzikallerinden biri daha Broadway prodüksiyonuyla Türkiye’de. The Phantom Of The Opera müzikali, Zorlu Center PSM’de 8 Nisan ve 26 Nisan tarihleri arasında sahnelenecek.


Duman 10 Nisan’da Adana’da Çukurova Üniversitesi Açık Hava Tiyatrosu’nda, 11 Nisan’da Gaziantep Kalender Plaza’da, 18 Nisan’da ise İzmir Arena’da hayranlarının karşına çıkacak. İzmirliler 25 Nisan’da ise Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda Mustafa Ceceli’yi ağırlayacaklar. Adanalıları ise 21 Nisan’da HiltonSa’da Sıla konseri bekliyor.


Sezen Aksu şarkıları ile 40 yıllık bir yolculuğa çıkmak isterseniz, müzik direktörlüğünü Cenk Erdoğan’ın koreografisini Zeynep Tanbay’ın, yönetmenliğini ise Cüneyt Özdemir’in yaptığı Sezen’li Yıllar şovu 11 Nisan’da Volkswagen Arena’da sizi bekliyor.


Fas kökenli Fransız müzisyen Hindi Zahra Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında iki gün İstanbul’da olacak. Zahra’nın müziğini sevenler 20 ve 21 Nisan tarihlerinden birinde Babylon’a mutlaka uğramalılar.


MART 2015

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder