Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?
KEŞFEDİLECEK ŞARKILAR


(13 Temmuz 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Hiç yaygara koparmadan, ortalığı velveleye vermeden genç şarkıcılara, şarkı yazarlarına destek veren bir isim var yıllardır: Rafet El Roman. Kendi albümlerinde genç şarkı yazarlarının şarkılarını kullanır, onlarla düet yapar, o gençlere kendi müzik firmasından albümler, tekliler çıkarır. Yusuf Güney, Ezo gibi bilinenler de var, adı daha az duyulanlar da. Mesela yakın zamanda böyle genç müzisyenlerin kayıtlarının bir araya getirildiği “Müzik Benim Dünyam” isimli bir albüm de yayımlandı El Roman Müzik etiketiyle.

Taha Gürbüz, Rafet El Roman’ın destek verdiği isimlerden biri. Taha Gürbüz’ün ilk solo albümü “Manyak”, geçtiğimiz günlerde El Roman Müzik tarafından piyasaya sürüldü.


Taha aslında müzik dünyasında deneyimi olan bir genç isim. “Solo albüm” vurgusunu o yüzden yaptım zira onu daha önce Jilet grubunun solisti olarak tanıyorduk ve o 2012 yılında bir albüm yayımlamışlardı. Bülent Ersoy’un “Maazallah” şarkısının “rock” versiyonunu ve o şarkının klibinde grup üyelerinin Ersoy’un taşlı mikrofonu kaçırmalarını hatırlayanlar vardır mutlaka.


Jilet albümünde de “cover”lar dışındaki bütün şarkıların söz ve müzikleri Taha Gürbüz’e aitti. Taha, solo albümündeki on şarkıya da söz yazarı ve besteci olarak imza atmış, hatta bu kadarla yetinmeyip düzenlemeleri de kendisi yapmış. Dolayısıyla büyük bütçeler harcanmadan, büyük iddiaların altına girmeden ama belirli bir çizgiyi de tutturma kaygısı güderek hazırlanan “butik” albümler kategorisinde anılabilir “Manyak”.


Jilet zaten çok sert “rock” yapan bir grup değildi, Taha Gürbüz solo albümünde “sound”u biraz daha yumuşatmış, söze, melodiye öncelik veren düzenlemelerle eğlenmeye, kafa sallamaya hatta eşlik etmeye değil, dinlemeye odaklı bir albüm yapmış. Albüme adını veren şarkıda olduğu gibi yer yer caza da göz kırpan düzenlemeler, “Aşk Nezlesi”nde olduğu gibi yer yer muzip, esprili şarkı sözleri, temiz, çapaksız bir vokalle, kendine münhasır bir müzikal seyri var albümün. En önemlisi de bu galiba. Yeni isimleri birbirlerinden ayırt etmek çok zor artık. Kendi kimliğini yansıtabilen işler daha değerli şimdilerde.


Albümden ilk klip, albüm henüz piyasaya çıkmadan “O Kadın” adlı şarkıya çekildi ve servis edildi. Şimdilerde albümün açılış şarkısı “Heyhat” dolaşımda. Taha Gürbüz’ün YouTube hesabından ise albümden bağımsız olarak yaptığı “cover” çalışmalarını izlemek/dinlemek mümkün.



Bunu zaman zaman yazıyorum, tekrar edeceğim: Bu şarkıları bildik bir isim, sözgelimi Teoman söyleseydi çoktan bağrımıza basmış, ezbere almıştık ama maalesef radyolar ve televizyon kanalları ve de yazılı basın gibi dinleyici de yeni isimlerin şarkılarına mesafeli yaklaşıyor. Oysa hakkında hep karamsar şeyler düşündüğümüz müziğin geleceği Taha Gürbüz ve benzeri genç müzisyenlerin elinde onların birçoğu hiç de küçümsenmeyecek nitelikte işler yapıyorlar sessiz sedasız. Bu yüzden biraz keşfe çıkmak, keşfettiklerimize sahip çıkmak şart. Taha Gürbüz’ün bu albümü böylesi bir keşif keyfi vaat ediyor ilgilisine. Habersiz kalmayın.

TEMMUZ 2017
0
Share
İSTER EĞLEN İSTER EVLEN


(4 Temmuz 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

“Çileeeeeee... Aaaaaahhhhh aaah çile bülbülüm…”

“Allah!”

“Çile bülbülüm çileeeee…”


0
Share

(4 Temmuz 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Hani bazen “Ah nerede o ‘70’lerdeki ya da ne bileyim ‘90’lardaki albümler?” filan diye soruyor ve hayıflanıyoruz ya… Sonra da bir bir saymaya başlıyoruz özlediğimiz albümleri… Hah işte bundan bir yirmi otuz yıl sonra aynı cümleleri kuranların sayacağı albümler arasında “Şehir Yalnızlığı”nın adı mutlaka geçecektir, bana güvenin.


“Şehir Yalnızlığı”, Yaşar’ın geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle piyasaya çıkan yeni albümü. Belki günün alaca bulaca (ne de olsa popta iddiaların havada uçuştuğu bir yaz mevsimindeyiz yine) popüler müzik gündeminde yeterince kendini gösteremeyecek, liste başlarını parselleyemeyecek, satış rekorlarına imza atmayacak, içindeki şarkılar kulüplere, plajlara düşmeyecek ama değeri, kıymeti zamanla anlaşılacak ve bir erken klasiğe dönüşecek yeni Yaşar albümü.


Yaşar başından beri bizi hiç yanıltmadı, her satın aldığımız, dinlediğimiz albümünde birden fazla sevecek, bağrımıza basacak şarkı bulduk, bu bir sır değil. Bu yeni albüm biraz gecikmeli yayımlanmış olsa da çıktığı gün kullandığımız dijital platforma girip “indir”e basmakta ya da müzik market rafından bir CD kapmakta tereddüt etmeyeceğimiz de aşikârdı bu yüzden. Ama bu albüm bildik Yaşar albümlerinden farklı bir kadroyla kotarılmıştı ki işte bu bilgi bir soru işareti idi. Albümde tam sekiz şarkıda Murat Güneş imzası vardı. Düzenlemeler ise Mehmethan Dişbudak tarafından yapılmıştı bu defa. Bu radikal değişiklik ya olumlu ya da olumsuz bir biçimde şekillendirmiş olabilirdi yeni Yaşar albümünü. Bunu dinlemeden öngörmek mümkün değildi.


Henüz dinlemediyseniz baştan söyleyeyim; Yaşar daha önce hiç çalışmadığı bir aranjör ve besteci ile çalışırken dahi Yaşar kalabilmiş ve hatta ‘90’lardaki o ilk Yaşar tazeliğini, heyecanını bugüne taşıyabilmiş bu albümde. Tabii Murat Güneş ve Mehmethan Dişbudak, Yaşar matematiğini ve de duygusunu çok iyi tanımış ve samimiyetle içselleştirmiş olmasalardı bu paragrafın ilk cümlesi bir gerçeği yansıtmayabilirdi. Sözün özü doğru kişiler, doğru yerde, doğru zamanda bir araya gelmiş ve bir Yaşar başyapıtı çıkarmışlar ortaya. Bize de “3 doğru” formülünün her zaman işe yaradığına bir kez daha şahit olmak düşmüş.


En hareketli şarkıda bile hiç gürültüye patırtıya mahal vermeyen, ritmin değil müziğin başrolde olduğu düzenlemeler, incelikli, (Yaşar müziğinin bir olmazsa olmazı olarak) şairane ve kalbe samimiyetle dokunan şarkı sözleri, melodi fakiri güncel Türkçe popa ağzının payını verircesine melodisi zengin besteler ve tüm bunların hakkını sonuna kadar veren bir ses, bir solist. “Şehir Yalnızlığı” albümünü özetlemek için bundan daha kısa bir cümle kurulabilir mi bilmiyorum.   


“Şu şarkı olmasa da olurmuş,” diyeceğiniz bir tek şarkının bile olmadığı, kolay kolay bir albümü baştan sona dinleyemediğimi dinlemeye zaman ayıramadığımız şu zamanda, kasetin arka yüzünü çevirip “play” tuşuna bir kez daha basar gibi tekrar tekrar dinleyebileceğiniz bir albüm. Hatta bazı şarkıları, mesela “Şehir Yalnızlığı”nı başa sardıra sardıra dinlemeniz de mümkün olurdu eğer bu albüm kasete basılmış olsaydı.

Aslında haksızlık olur bu albümden şu veya bu şarkıya vurgu yapmak. Ancak illa ki favori göstermek gerekirse “Şehir Yalnızlığı”na, “Nara”ya ve “Markiz”e öncelik verebilirim.



Zeynel Abidin Ağgül ve Adem Keser’in fotoğrafları, Orhan Tatlıcı’nın ön kapak tasarımı ve Özlem Semiz’in grafik tasarımı ile hazırlanmış kartonetle satışa sunulan albüm, yaza kışa, bahara, sonbahara endekslemeden dinlenmeyi ve arşivlerde baş köşeye konulmayı hak ediyor.  

TEMMUZ 2017
0
Share

(21 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Damla Pehlevan ismini ilk kez duymuş ve bu nedenle günlük yeni çıkan popçu kontenjanından bir genç şarkıcı sanmış olabilirsiniz ama işin aslı öyle değil. Çocuk yaşlarda aldığı müzik eğitiminin  profesyonelliğe dökülmesi Babazula’ya dâhil olması ile başlamış. Sonrasında ise Shantel ve Bucovina Club Orkestrası ile dünya turnesine çıkmış bir müzisyen Damla Pehlevan. Şimdilerde solo olarak boy gösterdiği sahne performanslarında ise Fransızca, İngilizce ve Farsça şarkıların yanı sıra Balkan şarkıları da barındıran repertuarı ile farklı bir solist profili çiziyor.


Damla Pehlevan’ın bunca deneyimden süzülüp gelen ilk teklisi “İlkbahar” ise geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle piyasaya çıktı. Söz ve müziği Damla Pehlevan’a ait şarkının düzenlemesi Eray Polat tarafından yapılmış.


Şayet YouTube üzerindeki bağımsız video-müzik platformlarını takip ediyorsanız, Damla Pehlevan’ın “İlkbahar”ı ilk kez 2016 yılında Balcony TV için yapılmış bir kayıtta seslendirdiğini biliyorsunuzdur. O videodaki canlı performans üç parça enstrüman eşliğinde, şarkının farklı bir düzenlemesini dinleyici karşısına çıkarıyordu. Şarkının bu yeni hali ise yine akustik olmakla birlikte bir parça daha zengin ve elbette daha profesyonel.



Güzel bir şarkı, güzel bir ses ve güzel şarkı söyleyen bir şarkıcı. Hem pop hem de daha alternatif tarzları sevenleri ortak paydada buluşturabilecek de bir şarkı aynı zamanda “İlkbahar”. Damla Pehlevan’ın müzikte bundan sonra yapacaklarının da sakin bir habercisi.

HAZİRAN 2017
0
Share

(21 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

“Kiralık Aşk”, “Aşka Gel”, “Aşk Olmak” derken kendi tarzını iyiden iyiye benimseten, dinleyici kitlesini günden güne artıran Aydilge, yine eğlenceli bir şarkıyla çıktı karşımıza. Aydilge’nin yeni teklisi “Yo Yo Yo”, geçtiğimiz günlerde Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle yayımlandı.


“Catchy” şarkılar yazmanın ya da bulmanın formülünü doğru denkleştirdi Aydilge. Bu yüzden de her biri kendi etkisini yaratacak teklilerle ilerliyor yıllardır. “Yo Yo Yo” ise bugüne dek yaptığı benzer şarkıların bir miktar üstünde bir ilgiye mazhar olabilir zira bu defa milletçe asla kayıtsız kalamayacağımız oryantal bir tema ve ritim var işin içinde. Nitekim bu işi her daim bizden daha iyi yapmış Yunan müzisyenlerin elinden çıkma bir şarkı aslında bu. Orijinali Vasilis Giannopoulos ve Christos Dantis tarafından yazılan “Po Po Po”, Türkçeye Aydilge tarafından “Yo Yo Yo” adıyla adapte edilmiş. Şarkının düzenlemesinde Alper Atakan'ın imzası var.


Çok pozitif bir dünya görüşünün izlerini süren şarkı sözleri, şarkının en az melodisi kadar dinleyene ferahlık veren cinsten. Bana bir parça Mirkelam şarkılarının dünyasını hatırlattı bu bakımdan. Hatta keşke Aydilge bu şarkıyı Mirkelam’la düet söyleseymiş diye bile düşündüm.


Yaz “play-list”lerinde bu şarkının da yer almaması için hiçbir sebep yok.

HAZİRAN 2017 
0
Share

(21 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

İdo Tatlıses müzikte bir türlü yolunu bulamadı. Pop mu arabesk mi, pop-arabesk mi ya da ne? Aradaki çizgi zaten çok ince ama bir de kendine yakıştırmak var söylediğin şarkıyı. İşte o noktada henüz “Evet, bu bir İdo şarkısı,” denilebilecek bir şarkı yapmadı. Ülkenin görüp göreceği en büyük yıldızlardan birinin oğlu olmak her zaman işe yaramayabilir ama İbrahim Tatlıses, bırakın sesini, şarkı söylemesini bir kenara, kendine yakıştıracağı şarkıyı kırk metre öteden tanıyan bir adamdır ki bu meziyeti belli ki İdo’ya sirayet etmemiş.  


İdo Tatlıses’in yeni teklisi “Ya da Boşver” geçtiğimiz günlerde Deriko Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Derya Uluğ – Asil Gök işbirliğiyle yazılmış. Düzenleme ise Erdem Kınay imzası taşıyor. Kendi kulvarında iş yapabilecek bir şarkı aslında. Ama gelin görün ki şarkıyı İdo mu söylüyor Berkay mı belli değil.



Şarkı tam bir Berkay şarkısı mı yoksa İdo mu Berkay gibi söylediği için öyle tınlıyor bilemedim önce. Sonra şarkının klibini izleyince emin oldum ki İdo basbayağı Berkay olmaya soyunmuş. Klipteki dansı, hareket ve tavırları (hatta kostümü) şarkı söyleme biçiminden de çok çağrıştırıyor Berkay’ı. “Ne gerek vardı?” diyor insan ister istemez. Sahi, ne gerek vardı?

HAZİRAN 2017
0
Share

(21 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Enis Tuğrul’un enteresan bir hikâyesi var. Öğrencilik yıllarında konservatuara girmeye hak kazanıp özel sebeplerle girememiş, sonra sinema-televizyon okumuş, evlenmiş,  kendi işini kurmuş ve hayat gailesine dalmış ama müzik bir türlü peşini bırakmamış ve hatta sonunda galip gelmiş. Öyle ki ilk albümünü 37 yaşında yayımlamış Enis Tuğrul.


2015’de yayımlanan “Sormak Gerek” adlı o ilk albüm ve 2016’da yayımlanan “Ukala” isimli tekli Enis Tuğrul’un popüler müziğin içinde farklı bir müzikal anlayışla var olma çabasını hissettiren işlerdi ama ne yazık ki yeterince duyulmadı, duyurulamadı ya da.

Enis Tuğrul’un yeni teklisi “”Ağır Yük”, geçtiğimiz günlerde Arpej yapım etiketiyle yayımlandı. Şarkının sözü, müziği ve düzenlemesi Enis Tuğrul imzası taşıyor.


Hemen her gün, bilemediniz gün aşırı yeni çıkan şarkıları indiriyor, bir klasöre koyup fırsat buldukça tek tek dinliyorum. Özellikle adını ilk kez duyduğum ya da nispeten az duyduğum isimlerin şarkıları arasından şöyle kulağa çarpacak, dikkatimi çekecek çok az şarkı çıkıyor. Enis Tuğrul’un şarkısı işte o şarkılardan biri oldu yakın zamanda.



Alaturka bir tema üzerine kurulu, dinleyeni hemen kavrayan, demli bir melodi, dokunaklı sözler ve tertemiz şarkı söyleyen bir şarkıcı. Ana akım bir şarkıcı söylemiş olsa çoktan milyonları bulmuştu tık sayısı. Oysa 10 Nisan’da YouTube’a yüklenen video, bu yazının yazıldığı an itibariyle henüz sadece 21.600’lerdeydi. Bu da popüler müzikte çoğu zaman işlerin değil markaların sattığının bilmem kaçıncı örneği.

HAZİRAN 2017 
0
Share

(21 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Her şarkı yazarının bir altın çağı varsa, Murat Güneş şu sıralar onu yaşıyor olabilir. Farklı janrlarda bir dolu şarkıcı onun şarkılarını seslendirdi yakın zamanda her bir şarkı işe yaradı, etki yarattı. Güneş’in şarkı yazarı olarak böyle bir artısı var. Sadece popüler müziğin “hit” kulvarında eli yüzü düzgün şarkılarıyla at koşturmakla kalmıyor, doğru kişiye doğru şarkıyı vermeyi ya da kişiye göre şarkı yazmayı da iyi biliyor.


Tabii her besteci gibi Murat Güneş de şarkı söyleme becerisine sahip. Bu zaten işin doğasında var. Kaldı ki bugüne kadar söylememiş olması kayıp zira albüm yapmış birçok şarkı yazarına kıyasla şarkıcılık işini daha iyi kıvırdığı (en azından şarkıcılık için yeterli ses sahip olduğu) bir sır değil. Aysel Gürel hayattayken yapılan ilk saygı albümü “Çınar 1”i bilenler, o albümdeki Murat Güneş şarkısı “Limanlar”ı da biliyordur mutlaka. Bence o albümün en iyi şarkılarından biriydi ama albümün tamamı gibi o şarkı da güme gitti o ara. O zaman bu zaman Murat Güneş’in şarkı söylediği bir ikinci kayıt yayımlanmamıştı. Ta ki geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan ilk teklisine kadar. (Gerçi ben kim bilir kaç şarkıcımızın “Murat Güneş’ten şöyle bir şarkı aldım,” diye dinlettiği “demo” kayıtlardan dolayı Güneş’in sesine epey aşinayım, o ayrı.)


Ünlü Mamüller etiketiyle piyasaya çıkan “Kalp Farkıyla” adlı tekli aynı adlı şarkının iki versiyonundan oluşuyor. Söz ve müziği doğal olarak Murat Güneş’e ait şarkının düzenleme hanesinde ise Cem İyibardakçı’nın imzası var.



Yine bir hikâyesi olan ve hikâyesini doğru düzgün cümlelerle, mantıklı bir kurguyla anlatan ama bu arada slogan da taşıyan şarkı sözleri ve yine hem akılda kalıcı dile kolay bir melodi örgüsü. Murat Güneş şarkılarının alamet-i farikaları bunlar zaten.  Artık sesini de duyurmaya, yüzünü de göstermeye karar vermiş bir şarkı yazarını bu amacına ulaştırabilecek güçte ve etkide iyi bir pop şarkısı “Kalp Farkıyla”. İyi ki bu şarkıyı bir başkası değil de Murat Güneş kendisi söylemiş. Bir taşla iki kuş vurmuş çünkü.

HAZİRAN 2017
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Kemal Doğulu şarkıcı değil, bunu biliyoruz, amenna. Ancak bugüne dek yaptığı işlerde pek de güçlü şarkıcılık gerektirmeyen elektronik düzenlemelerle iyi kötü idare etmişti. Gelin görün ki ana akım pop kanalından yürümeye çalıştığı yeni şarkısı “Selfie” Kemal Doğulu’nun bir şarkıcı olmadığını gözümüze gözümüze sokuyor.


Söz ve müziği Burak Öksüzoğlu’na ait şarkı neresinden baksanız bir felaket. Bundan 20 yıl öncesinde kalmış Demet Akalın şarkılarının matematiğini bugünlerin modası düğün şarkılarının kelime hazinesi ile birleştirmek, “selfie” kelimesini de ucuna iliştirivermek… Belli ki şarkıyı yazan da söyleyen de çok tutacağına inanmış. Kim bilir, belki de tutar. Alana mani olmam ama mümkünse ben almayayım.

HAZİRAN 2017 
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Yaz başında bir şeker şurup şarkı da Burcu Güneş’ten geldi. Şu sıralar iki farklı proje albüm için birden kolları sıvayan Güneş, mevsimi boş geçirmek istemediğinden olsa gerek, yine bir tekliyle çıktı karşımıza. Söz ve müziği Eflatun’a ait şarkı “Darmaduman” adını taşıyor. Düzenleme Okan Akı tarafından yapılmış.


Sözleriyle hüzünlü ama bestesiyle o hüznü koyultmayan, ferah bir şarkı “Darmaduman”. Bunda düzenlemede kullanılan ritim kompozisyonunun payı büyük. Okan Akı düzenlediği şarkılara kişilikli imzalar atan yaratıcı bir aranjör olarak dikkat çekiyor bir kez daha. Söz, beste ve yorum zaten işinin ehillerinden geldiği için ortaya çıkan iş de kulak dolduruyor haliyle. 

HAZİRAN 2017
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Vizyonu geniş, müzikal bakış açısı ülke sınırları dışını da görebilen, yetenekli bir müzisyen Okay Barış. Sezen Aksu’nun onu uzunca bir süredir yakınında tutması boşuna değil. İyi müzisyenin kokusunu en çabuk Sezen alır, bilirsiniz.

2013’de ilk albümünü yayımlamıştı Okay Barış. Sonra o albümdeki şarkıların bazılarını Yonca Evcimik yeniden seslendirdi. Özellikle “Burası İstanbul”, o dönemde farklı müzikal yapısıyla dikkat çekmişti. Öncesinde birçok şarkıcının albümünde şarkı yazarı ya da aranjör olarak çalışmış olsa da son yıllarda en çok Sezen Aksu albümlerinde gördük Okay Barış adını. Mesela son Sezen “hit”lerinden biri olan “İhanetten Geri Kalan”da aranjör olarak.


Okay Barış geçtiğimiz günlerde bir tekliyle çıktı karşımıza. Sözü, müziği ve düzenlemesi kendisine ait "Beter Ol" adlı şarkı DMC etiketiyle yayımlandı.

Mevcut pop müzik piyasasının seyrinde nereye koyacağınızı şaşırabilirsiniz bu şarkıyı. Acıklı, arabesk bir melodik örgü ve sözler üzerine sağlam bir elektronik altyapı, dünya trendlerini yakalamış bir düzenleme. Bu bakımdan ortalama dinleyiciyi hem kolay yakalayan hem de zorlayan bir şarkı olabilir. Farklı, cesur ve kışkırtıcı. Bu farklılığa ve cesarete vurgu yapan klip ve görsellik de cabası.


Şarkıyı dinlerken “alternatif pop” diye bir tabir türetmenin zamanı geldi mi acaba diye düşünmedim değil. İlla bir kategorizasyon şartsa tabii.

HAZİRAN 2017
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Geçen gün okuduğum bir röportajında “Siyah beyaz dönem bitti, renkli döneme geçtim,” demiş Göksel. Bayıldım bu ifadeye. Zira son iki albümü hakikaten siyah beyazdı Göksel’in. Hatta o çok iç açıcı “Denize Bıraksam” şarkısı ve klibi bile o hüzünlü, buruk ve yalnız kadın imajını değiştirmeye yetecek gibi değildi. Biz Göksel’i öyle sevmiştik ve seviyorduk, o ayrı ama şu popüler müziğin en sevdiğimiz şeylerden bile bizi bir süre sonra bıktırma durumu yok mu ah ne çare, her an sıkılabilirdik artık.

İşte tam da o anda daha önce yapmadığı bir şeyi yaptı Göksel ve ilk kez bir tekliyle çıktı karşımıza. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Müzik etiketiyle yayımlanan teklide söz ve müziği Göksel’e ait “Tam da Şu An” adlı şarkı yer alıyor.


Konserlerine gidenler ya da onu şahsen tanıyanlar bilir ki Göksel’in şarkılarına açıkça dökmediği eğlenceli ve neşeli bir tarafı da var. Güldüğünde gözlerinin içiyle güler mesela, zoraki takınılmış tebessümlerle değil. Depresyondayken bile ulur orta soyunmayı, banka soymayı filan düşünmesi boşuna değil. Öyle de muzır bir yanı yok değil çünkü.


“Tam da Şu An” bu muzırlığın bir kısmını da olsa açığa çıkaran, kıpır kıpır bir şarkı. Ozan Çolakoğlu’nun düzenlemesi en çok da buna hizmet ediyor. Kıvrak, oryantal ama asla “Arabic” değil; tam dozunda.   


Göksel’i biraz da böyle sevelim. Bence hiçbir mahsuru yok.

HAZİRAN 2017
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

2016 yılında yayımlanan “İçimdeki Duman” adlı ilk albümüyle ciddi bir ticari başarı yakaladı ve geniş bir hayran kitlesi edindi İlyas Yalçıntaş. O albüme dair eleştirilerin ortak noktası albümdeki on beş şarkının da tek bir tarzın etrafından dolanması, albümün neredeyse tamamen düşük tempolu ve ağır romantik şarkılardan oluşmasıydı.


İlyas Yalçıntaş yeni teklisinde bu algıyı kırmak çabasına girmiş ama girerken insanların ondan duymak istediklerinin bütün bütüne dışına da çıkmamış. Söz ve müziği Yalçıntaş’a ait “Gel Be Gökyüzüm”, bildik Yalçıntaş şarkılarından biri olabilecekken Mahmut Orhan’ın dinamik düzenlemesiyle başka bir öne gitmiş. Böylece tekerlemeli sözler ve eğlenceli, çocuksu bir melodiye sığınmadan da yaz şarkıları arasına girebilmenin yolunu açmış Yalçıntaş. Etkili bir melodi ve etkili sözler de cabası. İlyas Yalçıntaş yerini biraz daha sağlamlaştıracak bu şarkıyla, ona şüphe yok.

HAZİRAN 2017
0
Share

(7 Haziran 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

2015’de yayımlanmış “Ege’nin Türküsü” adlı ilk albümünde Ege türküleri seslendirmişti Canan Çal. Yeni teklisinde ise ‘90’lı yıllardan bir arabesk şarkıyı yeniden seslendirmiş. “Ben Ne İnsanlar Gördüm” geçtiğimiz günlerde Ölmez Müzik etiketiyle yayımlandı.

Sözleri Ahmet Selçuk İlkan, bestesi Ahmet Arslan imzası taşıyan “Ben Ne İnsanlar Gördüm”, ilk kez 1993 yılında İbrahim Tatlıses tarafından seslendirilmişti. Şarkının bu yeni versiyonunu Orhan Ölmez düzenlemiş.


Hem düzenleme hem de yorum şarkıyı arabesk kulvarından çıkarıp başka bir yere taşımış. Bir İbrahim Tatlıses şarkısını yeniden seslendirmek ancak böylesi bir biçimde dezavantaj olmaktan çıkarılabilirdi. Canan Çal’ın abartısız yorumu ve Orhan Ölmez’in sakin düzenlemesiyle “Ben Ne İnsanlar Gördüm” kendi dinleyicisini bulacağa ve Canan Çal isminin daha geniş kitlelerce tanınmasının yolunu açacağa benzer.

HAZİRAN 2017
0
Share
BEŞ SEKİZLİK BİR ALBÜM


(6 Haziran 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Çok sesli vokal geleneğinin bugünün müziğindeki sayılı temsilcilerinden biri olan 4 Vokal’in ilk albümü 2013’de yayımlanmıştı. O zaman bu zaman sahne performanslarına devam eden grup, yeni albümünü geçtiğimiz günlerde piyasaya sürdü. We Play etiketiyle yayımlanan albüm “Başka” adını taşıyor.

Öncelikle grubun yeni kadrosundan bahsetmek lazım çünkü ilk albümdeki kadro yarı yarıya değişmiş olarak karşımızda bu kez 4 Vokal. Grubun ilk kadrosundaki erkek solistler, Barış Bahçeci ve Devrim Ünal devam ederken kadın solistlerin ikisi de yerini başka solistlere bırakmış, Sibel Sezal ve Elçin Dönmez’e.


Sibel Sezal ismi meraklısı için hiç de yabancı değil. Fikret Kızılok’un “Yana Yana” albümünde sesini ilk kez duyduğumuz Sezal, ‘90’larda iki de solo albüm yapmış ama sonrasında pek göz önünde olmamıştı. Yıllar sonra onu 4 Vokal’in solistlerinden biri olarak görmek sesini sevenler için hoş bir sürpriz her şeyden önce.

Grup bu yeni haliyle de tavrından ve tarzından ödün vermeden yine bildik şarkıları (bu defa türküleri) kendi süzgecinden geçirerek, çok sesli vokal tekniği ile yorumluyor. Bu noktada aslında grubun beşinci üyesi olarak da kabul edebileceğimiz, bu albümün de yapımcısı ve aranjörü olan Haluk Polat’ın ismini de anmak lazım zira albümdeki türküleri dört sese uyarlamakla kalmayıp albüm kaydında bütün tuşlu partisyonlarını da kendisi çalmış.


Albüm ismi kapağa yazılırken B harfi yerine 8, Ş harfi yerine de 5 rakamlarının kullanılmış olması boşa değil. Bu tasarım albümün alt başlığına bir gönderme aslında: “Beş Sekizlik Kış Şarkıları”. Albüm için seçilmiş sekiz türkünün ortak paydası 5/8 tabir edilen ritim yürüyüşünde olmaları çünkü. İçinde yaşadığımız ve de komşusu olduğumuz coğrafyaya mahsus bir aksak ritim bu. Daha batı ve daha kuzeyde yaşayanların hemen hiç kullanmadığı, dahası kulaklarının da kolay algılayamadığı bir ritim. Nitekim seçilen türküler tam da bu coğrafyanın farklı köşelerinden ses veriyor.

Trakya’dan “Drama Köprüsü”, Karadeniz’den “”Anan Var midur?”, Ege’den “Odam Kireç Tutmuyor” ve diğerleri. Kürtçe bir Türkü olan “Dar Hejiroke”, derken “Yemen Türküsü”, oradan Aşık Daimi’nin sazından “Ne Ağlarsın?”…


Sadece dört enstrümanla çalınmış ve dört solistle seslendirilmiş bu türküleri dinlerken gözlerinizi kapadığınızda o sekiz müzisyenin o an bulunduğunuz yerde, yanınızda, size özel bir konser verdiğini düşünebilirsiniz. O sadelik, o sakinlik ve o samimiyet başından sonuna dek hissediliyor çünkü.


Başucuna konulup zaman bağlı kalmaksızın dinlenebilecek, yıllar sonra da dinleyende etki bırakabilecek, yanı sıra deneysel tarafı ile de arşivlerde yer edinecek bir albüm bu. Tek sesten koro halinde vokallerle söylenen 2/4’lük pop şarkıları dinlemekten hasar görmüş kulakları tedavi edebilmesi de mümkündür ayrıca, aklınızda bulunsun.

HAZİRAN 2017
0
Share
BİR “ROCK” KLASİĞİ


(31 Mayıs 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Müzik geçmişinde Timur Selçuk, Melih Kibar ve Selmi Andak gibi köşe taşı müzisyenlerle yaptığı çeşitli çalışmalar bulunan Gamze Lim, yakın geçmişte Soner Arıca’nın “Yap Boz” adlı şarkısında söz yazarı olarak karşımıza çıkmıştı. Yıllardır müzik piyasasının içinde olduğu halde çok göz önünde olmayan Lim, ilk albümü “Rockmania”yı geçtiğimiz günlerde kendi hesabına yayımladı.


Albüm, adından da anlaşılacağı üzere bir “rock” albümü. On dört sözlü, iki de enstrümantal olmak üzere toplam on altı kaydın yer aldığı albümün prodüktörlüğünü Galip Kayıhan üstlenmiş. (Enstrümantal iki “track” CD’de “bonus” olarak yer alıyor ve dijital platformlarda yok.)

“Rock” müziğin farklı eğilimlerinden ama en çok klasik “rock”dan izler taşıyan şarkılar var albümde. Yer yer oryantal temalar da giriyor işin içine. Gamze Lim müziğinin farklılığı da en çok bu noktada kendini gösteriyor zaten. “Rock” müzikte alaturka ve arabesk motifler duymaya alışkınız nicedir ama bunu rahatlıkla alaturka sazlarla da icra edilebilecek bestelerle yapmanın ticari ve kolay tüketilebilir olmaktan öte bir işe yaradığını söyleyebilmek mümkün değil. Bu albümde ise benzer öğeler besteler, şarkı sözleri ya da solistin şarkı söyleme biçiminde değil, düzenlemelerde gösteriyor kendini. Rahatlıkla “etnik rock” diye adlandırılabilecek bir form, bir önerme bu ki özellikle son iki enstrümantal kayıt bu anlamda dünya pazarına sunulabilecek düzeyde.  


Gamze Lim’in kendi imkânlarıyla ortaya çıkardığı albümün yapım süreci üç yıl sürmüş. Şarkılarda Gamze Lim’in yanı sıra Galip Kayıhan, Burak Saltan, Okay Barış , Bulut Bostancı, Seda Akay, Tezer Soykök’ün besteci ve söz yazarı olarak imzaları var. Altı şarkının düzenlemesini Okay Barış, diğerlerini ise Burak Saltan düzenlemiş. Tamamı canlı enstrümanlarla kaydedilen albümün künyesinde kalabalık bir de enstrümanist kadrosu var.

Künyeden de anlaşıldığı üzere albüm için hiçbir masraftan kaçınılmamış ve İsmail Soyberk’ten, Eyüp Hamiş’e, Volkan Öktem’den Mehmet Akatay’a dek hangi şarkı, hangi düzenleme ne istiyorsa karşılanmış. Bu da her şeyden önce kayıt performansı ve icra açısından nitelikli bir albümün ortaya çıkmasına neden olmuş.   


Melodik şarkılar, iyi düzenlemeler, iyi şarkı söyleyen bir solist de cabası. Bu noktadaki tek dezavantaj ise müzik dinleme eğilimleri daha alternatif işlere kayan yeni nesil dinleyici için albümün tamamen değilse bile ağırlıklı olarak eski stil bir yoldan ilerliyor olması olabilir. Çünkü bu durum albüm hedef kitlesinin yaş ortalamasını ister istemez yükseltiyor. Aynı şeyi albümün ismi ve kapak kompozisyonu için de söyleyebilmek mümkün.



Birçok açıdan gözden kaçırılmaması gereken bir albüm “Rockmania”. Albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Uçurtma”, sonrasında “Aşk Ölümlü” ve “Cadı”ya kulak vermeniz yetecektir zaten albümün tamamını merak edip dinlemeniz için. 

MAYIS 2017
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Sezen Aksu Meselesi
    Bugünlerde sinirlerimiz çok bozuk. Haksız da sayılmayız. Evinize hırsız girse, bir de suçüstü yakalandığı halde evden çıkmamak, çalmaya dev...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Eurovision 2012 Günlüğü 14
    BÜYÜK FİNAL... ŞİMDİ! Saat sabaha karşı beşe gelmek üzere. Biz oteldeki odamızdayız ve kulaklarımızda Eurovision şarkıları çınlıyor. Hayır...
  • Aşkın Küçük Albüm Büyük 2
    SEVGİLİYE (B YÜZÜ) “Sevgiliye” albümü bir taraftan çok beğenilir ve büyük satış rakaları yakalarken, bir taraftan da eleştirilere...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates