Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?
MÜZİĞİN MÜZİK, SÖZÜN SÖZ OLDUĞU ZAMANLAR


(25 Ekim 2016 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Milliyet Sanat dergisi için röportajda yaptığımızda bana açık yüreklilikle anlatmıştı Harun Kolçak. “Best Of” albüm projesini birkaç majör yapım firmasına götürdüğünü ve kendisine nazikçe kapının gösterildiğini. Sonra Umut Kuzey ve Özlem Demirbakan’ın yani Arpej Yapım’ın bu projeye nasıl talip olduğunu ve işi nasıl sahiplendiğini. O majör yapım firmaları şimdi pişman mıdır bilinmez ama Harun Kolçak’ın “Best Of” albüm projesi “Çeyrek Asır”ın şarkıları bugünlerde müzik listelerin üst sıralarında dolaşıyor. Harun Kolçak şarkılarını eskiden beri bilenler ve sevenler kadar, bir yeni nesil de Kolçak’ı yeniden keşfediyor bu aralar.


Bir “star” gibi yaşamadı hiç Harun Kolçak. Bir müzisyen gibi yaşadı. “Gir Kanıma” ile şöhreti yakaladığında zaten yıllardır müziğin içinde, sahnelerdeydi. Bu yüzden de ‘90’ların pop yıldızlarından birine dönüştüğünde bile bir pop yıldızı gibi davranmadı, kendini başka bir yere koymadı. Ne var ki piyasa, oyunu kuralına göre oynamayanlara karşı hiçbir zaman adil değildi. Ondandır ki 2006 ve 2012 çıkışlı son iki albümü yeterince ulaşamadı dinleyiciye. Bir de üzerine hastalığı geldi. Acaba Harun Kolçak “bitmiş” miydi artık? Bitmediğini, bitmeyeceğini, iyi şarkı, iyi müzik ve iyi müzisyenin her zaman yerini bulacağını “Çeyrek Asır”la dosta düşmana gösterdi.


Geçtiğimiz günlerde Arpej Yapım etiketiyle piyasaya sürülen “Çeyrek Asır” aslında sadece bir “Best Of” albüm olmanın ötesinde, aynı zamanda bir düetler albümü. İrem Derici, Bedük, Gökhan Türkmen, Tuğba Yurt, Yaşar, Kubat, Işın Karaca, Zara, Aşkın Nur Yengi, Alişan Göksu, Tan, Gülçin Ergül, Hakan Kahraman ve Umut Kuzey’den oluşan bir kadro, Harun Kolçak’a eşlik ediyor bu albümde.


Her biri bir şekilde hafızalarımıza yer etmiş, hayatlarımızın bir dönemine eşlik etmiş, daha da fazlası, sağlam müzikal yapıları ve sözleriyle “zamansız” sıfatını çoktan hak etmiş Harun Kolçak şarkıları ardı ardına sıralanıyor. Albüm, Kolçak’ın ilk “hit”i “Gir Kanıma” ile başlıyor ve “Gir Kanıma”nın da içinde olduğu ilk albüm “Beni Affet”ten bir başka “hit”, “Müptelayım Sana” ile kapanıyor. Tam 14 şarkı boyunca, bugünün popüler sesleri eşliğinde tadına doyulmaz bir ‘90’lar yolculuğuna çıkıyoruz.


Zira seçilen şarkıların biri (2006 tarihli “Ağlat Beni”) hariç tamamı Kolçak’ın 1990-2000 yılları arası döneminden şarkılar. İlk dört albümün yanı sıra Bendeniz – Harun Kolçak ortak teklisinden “Elimde Değil” ile Aşkın Nur Yengi’nin ilk albümünde yer alan ve Harun Kolçak’ın ilk albümünden bir yıl kadar önce yayımlanan “Bile Bile” de var bu albümde. Birer Harun Kolçak bestesi olan “Deli Et Beni” ve “Korkuyorum” ilk olarak Emel tarafından seslendirilmişti. “Deli Et Beni”yi yakın zamanda “rock” versiyonuyla ilk kez kendisi de seslendirmişti Harun. “Korkuyorum”u ise 1995 çıkışlı albümünde söylemişti.


Bir kere şarkılar çok iyi seçilmiş, şarkı ve şarkıcı eşleşmeleri çok doğru yapılmış ki bu tür albümlerde en büyük handikap budur biliyorsunuz. Gökhan Türkmen, Yaşar, Tuğba Yurt ve Gülçin Ergül düetleri benim albümdeki favorilerim oldu. Bedük’ün farklı düzenlemesi, İrem Derici’nin “Gir Kanıma”ya kattığı ekstra enerji, Tan’ın alaturka nağmelerle süslediği “Gitme Seviyorum”un bu hali de albümün güzel renkleri arasında. Keşke Aşkın Nur Yengi ve Harun Kolçak’ı zaten yıllardır bildiğimiz ve dinlediğimiz bir düetle değil de başka bir şarkı ile dinleseydik diye düşünmedim değil. Ama bu düet bu şekilde bir klasik oldu, ona da kabul.


Harun Kolçak’ın yıllardır birçok albümünde birlikte çalıştığı İskender Paydaş, şarkıları bugüne güncellerken çok da orijinal akışlarının dışına çıkmamış. Umut Kuzey düetiyle “rock” tınılar kazanmış “Müptelayım Sana” ve Bedük’ün kendi düzenlediği “Sensiz Olmam” dışında şarkıların orijinal hallerini bilen ve sevenler için şaşırtıcı bir sürpriz yok bu albümde ki bence bu doz da gayet yerinde olmuş.



Müziğin müzik, şarkı sözünün sözün şarkı sözü olduğu zamanlara ait şarkılar bunlar. İçi dolu şarkılar yani. Bu aralar çok ama çok ihtiyaç duyduğumuz türden. Albümün gördüğü ilgi en çok da bununla kaim olsa gerek. Hem bir şarkıcı hem de bir besteci olarak Harun Kolçak’ın ne kadar kıymetli olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor bize. Umarım bunun arkası yeni şarkılarla dolu yeni albümlerle gelir.

EKİM 2016 
0
Share

“Konseptin adı “Mirkelam Şarkıları” ama bu bir saygı albümü projesi gibi düşünülmedi aslında. Eğlenceli bir proje bu. Saygı değil, sevgi albümü demek daha doğru.”

Mirkelam’ın 20 yıldır birlikte çalıştığı menajeri Süheyl Atay, daha sohbetin başında röportajın konusu olan yeni albümü özetliyor bu üç cümleyle. “Mirkelam Şarkıları”, Mirkelam’ın 20 yıldır kulaklarımıza yer etmiş şarkılarını farklı seslerden dinleyeceğimiz bir “sevgi” albümü.


Mirkelam'la yakında piyasaya çıkacak albümünü ve daha fazlasını konuştuk. 

Röportajın tamamını okumak için bu cümlenin üzerine tıklayabilirsiniz. 
1
Share


mor ve ötesi, 1995 yılından bu yana hayatımızda. Geride kalan 20 yılı kutlamak için önce yeni bir şarkı, ardından “Dünya Yalan Söylüyor” albümünün plak baskısını, sonra da ilk üç albümlerini içeren bir kutu yayınlayan grup, yakında bir başka yeni şarkı ve ikinci bir kutuyla kutlamalara devam edecek. Sonrasında ise bütün albümleri içeren ve sınırlı sayıda basılacak bir kutu daha sırada. mor ve ötesi ile yirminci yıllarını konuşmak için “Melekler Ölmez” adlı yeni şarkılarının kayıtlarını yapmakta oldukları Babajim Stüdyolarında bir araya geldik.




Röportajı okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz. 
0
Share
CAN SİMİDİ ŞARKILAR


(10 Ekim 2016 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Eski şarkıları boşuna özlemiyoruz. Bırakın melodisini, sözünü, düzenlemesini, icrasını bir yana, en çok duygusu, hikâyesi, yaşanmışlıkları eksik şarkılar sardı dört bir yanımızı nicedir. Bu yoklukta ister istemez geriye dönüp bakmak, geçmişten duygu, hikâye, yaşanmışlık devşirmek kaçınılmaz oluyor. Her şeyden evvel, o şarkıların anlattığı gibi yaşamıyoruz artık ama ya o vakitler yaşadıklarımızı kâr sayıyor ya da öyle yaşayabilmeyi, hissedebilmeyi hayal ediyoruz.


Erol Evgin şarkıları tam da bu yüzden can simidimiz oldu yıllar yılı. Hep iyi geldi, hep mutlu etti, duygulandırdı; nezaketli, zarif, ince, temiz ve masum aşkları, hayatları anımsattı, yaşattı, bazen de özletti. Hiç dikkat ettiniz mi bilmem ama ben de çok geç fark ettim ki kahırlı, isyankâr, nefret eden, lanet okuyan ve dahi o beylik tabiriyle “atarlı – giderli” bir tane bile şarkısı yok Erol Evgin’in. Hiç yakıştıramamış kendine belli ki ve hiç söylememiş.


Müzikte 40 yılı geride bırakmış, ama bu 40 yıl boyunca bulunduğu yerden bir basamak bile aşağı inmeyerek hem müzikal duruşunu hem de saygınlığını hiç yitirmemiş Erol Evgin, 2016 yılı Mayıs ayında eski şarkılarını yeni düzenlemeler ve düetlerle seslendirdiği bir albümle çıktı karşımıza. Erol Evgin Prodüksiyon ve EMI işbirliği ile yayımlanan bu albüm, “Altın Düetler” ismiyle yayımlandı.


Bugünlerde plak formatıyla da piyasaya sürülen bu arşivlik albümde 10 unutulmaz Erol Evgin şarkısında Evgin’e, sahiden “altın” tanımlamasının karşılığını veren bir kadro eşlik ediyor: Hande Yener, Sıla, Emel Sayın, Sezen Aksu, Candan Erçetin, Aşkın Nur Yengi, Nükhet Duru, Zuhal Olcay, Şevval Sam ve Göksel.


Bir dönem birlikte de çalıştığı, onun kuşağından sayılabilecek isimlerin yanı sıra, o ve onun kuşağının açtığı yoldan yürüyerek bugünün yıldızları haline gelmiş kadın solistlerden kurulu bu kadro, bu değerli şarkılara başka bir değer katıyor bu defa.


Albümün bütün düzenlemeleri İskender Paydaş tarafından yapılmış. Paydaş, şarkıları Evgin’in de isteği ve tercihiyle, orijinal düzenlemelerinin ışığında bugüne güncellemiş. Doğrusu ben orijinal düzenlemelerdeki incelikleri, o müzikal tadı yeniden duyunca çok mutlu oldum. Zira Evgin şarkıları pek çok kez kendisi de dâhil olmak üzere pek çok kişi tarafından yeniden seslendirildi bunca yıldır ama hiç bu tadı vermedi bugüne dek.


Yaylı kompozisyonları, kontrşanlar, vokaller, hatta ‘70’lere mahsus o muzır elektronik sesler bile yerli yerinde olunca, şarkıların ilk hallerine tutulmuş benim gibiler bile yadırgamıyor dinlerken. Tek fark, epeyce de zor bir iş olan kadın-erkek düetlerinde ortak tonu yakalayabilmek maksadıyla kimi şarkılarda alışageldiğimiz tonundan başka bir tonda şarkı söyleyen bir Erol Evgin duymak. Ne hoş ki bu da bir eksiye değil artıya dönüşmüş ve Evgin’in yorumculuğu daha ön fazla plana çıkmış.


Albümü daha piyasaya çıkmadan dinlediğimde beni ilk çarpan hiç kuşkusuz Sıla ve Erol Evgin düeti “Ateşle Oynama” oldu. ‘90’ların o klavye ağırlıklı “sound” anlayışında orijinal versiyonu pek zayıf kalmış, daha sonra şöyle oturaklı bir “cover”ı yapılamamış bu şarkı, bu albümle adeta yeniden doğmuş. 


Evgin’in bir başka ‘90’lar “hit”i olan “Ben İmkânsız Aşklar İçin Yaratılmışım” da aynı şekilde yeniden keşfedilebilecek şarkılardan biri olmuş. “İşte Öyle Bir Şey” de Emel Sayın’ın, “Bir de Sana Sor”da Nükhet Duru’nun seslerini duymak da bu seslere yıllarca hayran kalmışlar için kocaman bir hediye gibi. Zira Erol Evgin özellikle Nükhet Duru ile yıllarca ortak sahne programları, şovları yatı ama birlikte kaydedilmiş ve yayımlanmış bir tek şarkıları bile yoktu.


Artık belki de bir parça sıkıldığımızı zannettiğimiz “Hep Böyle Kal” gibi, “Söyle Canım” gibi yıllardır çok söylenmiş, çok çalınmış Erol Evgin şarkılarını sanki ilk defa duyuyormuş gibi dinleyebilmenin keyfi de cabası.


Uzun zamandır çok sayıda saygı albümü, düet albüm, geçmişe dönük proje yapılıyor ama bu kadar “a plus” bir iş hiç yapılamadı. Belki bir tek Bülent Ortaçgil saygı albümünü bu genellemenin dışında tutabiliriz. Bunda Evgin’in titizliğinin ve özeninin payı çok büyük elbette. Bu albüm sürecinde, şarkıların ve şarkıcıların bir araya getirilmesinde nasıl kılı kırk yardığını, düet yapacak solistlerin kayıtlarına her defasında mutlaka katılacak kadar işine saygı gösterdiğini ben biliyorum.


Yaşar Saraçoğlu’nun fotoğrafları ile süslü, Fatih Özden imzası taşıyan kartonet tasarımı da hem Erol Evgin hem de “Altın Düetler” isimlerini taşıyabilecek kadar şık ve özenli.


Arşivlerin başköşesine konulmalık, kıymetli ve özel bir albüm bu. Ben şahsen bu albümün plağını arşivimdeki eski Erol Evgin plaklarının yanına sevinç ve mutlulukla koyacağım.      

EKİM 2016
0
Share
HALK MÜZİĞİNDE BİR TENOR


(29 Eylül 2016 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Konservatuar eğitimi almış bir müzisyen olan Cumali Özkaya, adını önce TRT tarafından açılan beste yarışmasında birinci olarak, peşi sıra ise X Factor yarışmasına katılarak duyurmuş. Sesinin oktav genişliği ile dikkatleri üzerine çeken Özkaya, bu yarışmadan bir süre sonra bu defa TRT Altın Mikrofon yarışmasında birinci olarak adından söz ettirmiş. Halen Hakan Aysev’le birlikte Tenorca Türküler ve Umut Akyürek ile birlikte Toprağın Sesi adı verilmiş sahne projelerine devam ederken, bir yandan da 2016 yılının başlarında piyasaya çıkan ilk albümü ile müzik dünyasında ismini duyurmaya devam ediyor.


Cumali Özkaya’nın Hasan Basri Yapım etiketiyle piyasaya çıkan ilk albümü “Yol” adını taşıyor. “Yol” bir Türk halk müziği albümü. Neşet Ertaş, Davut Sulari ve Hasan Kapani gibi ozanların yanı sıra, anonim türkülerin de yer aldığı bu albümün müzik yönetmenliğini ise Mehmethan Dişbudak üstlenmiş.


Kubat’la da çalışmakta olan Mehmethan Dişbudak, Cumali Özkaya’nın albümünü de benzer bir şekilde modern ve zengin türkü düzenlemeleriyle işlemiş. Zaten Özkaya da gerek şarkı söyleme biçimi, gerekse görüntüsü ile gelenekselin yolundan ayrılmadan modern bir çizgi yakalama çabasında olduğunu fark ettiriyor. Bu anlamda yakın dönemin bu işi en iyi yapanları arasında sayılabilecek Mehmethan Dişbudak çok doğru bir seçim olmuş.


‘80’lerin çok popüler olmuş ve hepimizde izler bırakmış “Ayağında Kundura”, “Yaktın Yandırdın Beni”, “Bağa Gel Bostana Gel”, “Yürüyorum Dikenlerin Üstünde” gibi türkülerini 2016 yılında bir kez de Cumali Özkaya’nın sesinden dinlerken, ister istemez o günleri de yâd ediyorsunuz. “Kurusa Fidanın” türküsünün albümde hem Umut Akyürek’le düet hem de Cumali Özkaya’nın solo versiyonları var. “Hüsnün Senin Ey Dilber” türküsü ise hem uzun, hem de “Radyo Edit” adı verilmiş kısa versiyonuyla yer alıyor albümde. Özellikle bu türküde Cumali Özkaya’nın sesini kullanış biçimi, ses tınısı hiç benzemese bile İbrahim Tatlıses’in kıvraklığını anımsatıyor.


Son yıllarda halk müziğinde ardı ardına bir dolu yeni ses ve güzel albümler dinledik. Bu albümü onlardan ayıran ise akıllıca kotarılmış repertuvarı ve Cumali Özkaya’nın ses rengi hiç kuşkusuz. Halk müziğinde pek sık tenor sese rastlanmıyor zira. Ayrıca ustalardan kurulu bir müzisyen kadrosunun çaldığı albüm, güçlü altyapısı ile de dikkat çekiyor.



Zeynel Abidin Ağgül tarafından çekilmiş fotoğrafları ve Sercan Özen imzalı grafik tasarımıyla albüm kartoneti de şık ve özenli. Şayet daha ticari düşünülseydi, bir arabesk şarkı (tercihen bir Tatlıses şarkısı) ile Özkaya çok daha kolay görünür olabilirdi belki. Neyse ki bu kolay yola sapılmamış ve Cumali Özkaya ilk albümünde, aldığı müzik eğitiminin ve donanımın da etkisiyle olsa gerek, müzikal yönden sağlam bir adım atmayı tercih etmiş. İyi ki de öyle yapmış zira halk müziğinin iyi örneklerinin dinleyicisi her şeye rağmen ve hâlâ, sanıldığından çok daha fazla.

EYLÜL 2016
0
Share

(20 Eylül 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Bir Hint şarkısına Türkçe söz yazmak mı? Allah yazdıysa bozsun! Ben olsam katiyen yanaşmazdım. Ama olmuş mu? Olmuş. Alper Narman, Onur Özdemir, Ghost Writer (artık kimse o) ve Sezen Aksu vermişler kafa kafaya, “Badtameez Dil”den “Kamera”yı çıkarmışlar. Bu kadar laf kalabalığından iler tutar bir hikâye türetmek de marifet, Sezar’ın hakkı Sezar’a.


Simge’nin İda Muzik ve DMC ortaklığıyla yayımlanan yeni şarkısı “Kamera”, bir Hint filminin şarkısıymış aslında. Ben de bu vesileyle izledim orijinalini. Pek eğlenceli, pek fıkır fıkır, bir dans, bir coşku sormayın gitsin. Artık Simge de orijinalinin altında kalmamak için mi nedendir bilinmez yönetmen Bedran Güzel’in de marifetiyle şarkının klibine vermiş coşkuyu. Zaman makinesi, uzay kostümleri, apaçiler filan derken hareketli, bereketli, belli ki yüksek maliyetli bir kliple iddia çıtasını yükseltiyor Simge.


Şarkının orijinalini ve ardından Simge versiyonunu izleyip dinleyince “Evet, iyi bir uyarlama olmuş,” diyorsunuz ama orijinali yokmuş gibi davranırsak tek başına “Kamera” ne kadar etkili, güçlü bir şarkı ona emin olamadım. Simge çizgisinin seyrinde biraz hafif kalmış olabilir ve belki de biz klibin o şaşaasından, şarkının o fırlama havasından fark etmemiş olabiliriz. Simge değil de bir başkası, sözgelimi bir “noname” şarkıcı çıkmış olsaydı bu şarkıyla, ne kadar ciddiye alırdık o da belli değil öte yandan.



Belki “Yankı” gibi bir büyük lokmadan sonra böylesi bir kolay lokmaya ihtiyaç duyulmuştur. Belki “Miş Miş”den sonra “Yankı”nın yarattığı ters köşe etkinin ikinci raundudur bu, orasını bilemem. Tıklanma oranlarına bakınca şarkının ticari açıdan başarılı olduğu da söylenebilir rahatlıkla. Ama benim Simge’yi koyduğum yeri bu şarkı doldurmadı sanki. Şuradan pay biçin: “Miş Miş” ve “Yankı” çaldığında bir yerlerde, eşlik ettiğimi biliyorum kaç kere ama kendimi “Kamera Kamera ” derken bulamadım hiç, tıpkı “Bip Bip” derken bulamadığım gibi. Öyle işte.

EYLÜL 2016
0
Share

(20 Eylül 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Şarkı başlar başlamaz, Sezen Aksu’nun “Şanıma İnanma”sındaki “A aaa”ları (farklı tondan) duyar gibi oluyorsunuz ve bu biraz kafa karışıklığı yaratıyor ama sözler girdiğinde tipik bir Alper Narman – Onur Özdemir şarkısı çıkıyor karşınıza. Alper Atakan’ın düzenlemesini yaptığı “Ruj”, yeni Onurr şarkısı ve geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle tekli formatında yayımlandı.


Vurup kaçıyor Onurr. Süresi (minutajı) kısa ama o kısacık süreye slogan laflar, etkili melodiler sığdırılmış, “hit” kumaşından biçilmiş şarkılar söylüyor. Bir önceki şarkısı “Âşıklar Ölmez”i çok sevmiştim ben. İki dakikada derdini anlatıyor, dinleyenin hafızasına çengelini de atıyordu. “Ruj” da bir 53 saniye fazlayla aynı şeyi yapmayı deniyor. Çapkın, seksi bir şarkı “Ruj”. Ölçülü, biçili, akıllıca yazılmış ve hedef kitlesine nokta atışı yapıyor. 


Ne ki şarkının klibi tüm bu çabanın anti tezi gibi. Çok daha iddialı, havalı, seksi (en azından şarkının adı hürmetine kırmızı rujlu) olabilecekken, alabildiğine sade, gündelik, tesadüfen oraya gelmiş gibi bir Ayşe Hatun Önal bir yana, Onurr’un “üçüncü kuşak Al(a)mancı rapper” saçı, kılığı ve tavrı da şarkıyı fena halde aşağı çekiyor.



Klibi bir yana koyarsak, tam da radyoların seveceği türden bu eğlenceli şarkının bizi eğlendirmemesi, kanımızı kaynatmaması için bir sebep yok.   

EYLÜL 2016
0
Share

(20 Eylül 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Aziz Kiraz, son dönem yetenek yarışmalarından çıkmış en farklı, en kişilikli, en dikkat çekici isimlerden biri oldu. Henüz 18 yaşında olmasına rağmen hem oktavı geniş sesi, hem de gayet oturmuş, olgunlaşmış şarkı söyleme biçimi ile dinlerken kulak kesildiğimiz Aziz, sempatikliği ve güler yüzü ile de hafızalara yer etti. Müziğin eğitimini alıyor olması, opera öğrencisi olması da yeteneğinin altını dolduruyordu üstelik.


Bu hızla Aziz kapanın elinde kaldı ve ilk teklisi “Efso”, vakit geçirmeden piyasaya sürüldü. EMI Müzik etiketiyle yayımlanan şarkının söz ve müziği Alper Narman – Onur Özdemir ortaklığında yazılmış, düzenlemesi ise Osman Çetin’e ait.


Fakat o da ne? Bu Aziz, O Ses Türkiye’de seyrettiğimiz Aziz değil. Her gün bir yenisiyle karşılaştığımız genç erkek popçulardan biri. Yarışmada farklı kostümleri, saçları ile dikkatimizi çeken çocuksu genç gitmiş, sokağa çıksak on dakikada en az on tane göreceğimiz görünümde bir delikanlı gelmiş yerine. Şarkısı deseniz, onda da Aziz’i ara ki bulasın. Başından sonuna o dek o kadar Onurr gibi söylemiş ki Aziz, kendisinden eser kalmamış.


Aslında şarkı tam da Aziz yaşında bir gencin söyleyeceği türden. Onun yaş ortalamasında sevilmemesi için de bir neden yok. Belli ki buradan yola çıkılmış. Ama yarışmadaki Aziz’i az ya da çok izlemiş herkes biliyor ki gerçek Aziz bu değil. Bu şarkı da bu imaj da Aziz’e “küçük” gelmiş, onu sıradanlaştırmış.


Aziz’in çok sıcak bir ekran/sahne enerjisi var. Sesini kullanmayı, şarkı söylemeyi de iyi biliyor. Bu niteliklere sahip olduğu sürece sırtı kolay yere gelmez kuşkusuz. Bu şarkıyla da gelmeyecektir büyük ihtimalle. Ama biz, yarışmadan edindiğimiz izlenimle, ondan çok daha fazlasını beklemek durumundayız. Yine de enseyi karartmıyoruz tabii, Aziz daha çok genç. Belki de bu çekingen bir ilk adımdır ve devamı daha iddialı gelecektir; bekleyip görmek lazım.



Bu arada Aziz ismini soyadı olmaksızın kullanmak da doğru bir taktik değil sanki. Bu internet çağında tek isim kullanmak zaten çok riskli. Basit bir örnekle, bu satırları yazarken Google hazretlerine “Aziz” diye sual ettiğimde ancak dokuzuncu sayfada, o da Aziz Kiraz olarak bir videosuna denk gelebildim. Oraya kadar Rutkay Aziz’den Bulgar şarkıcı Azis’e kadar kimler kimler çıktı karşıma. Oysa “Aziz Kiraz” diye aradığımda doğrudan ulaşabildim. Kiraz çok sevimli ve de artistik bir soyadı kaldı ki; bir “Sağıroğlu” değil yani.

EYLÜL 2016
0
Share

(20 Eylül 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Edis ilk iki şarkısıyla epeyce dikkat çekti ve 2015’in en iyi çıkış yapanlarından biri oldu. Ama arayı gereğinden fazla soğuttu sonra. “Her Şey Aşktan” filmi için seslendirdiği ve Ocak 2016’da yayımlanan Sezen Aksu’nun “Vay” şarkısını bir kenara koyarsak, 2016 Eylül ayına dek piyasaya yeni bir şarkı sürmemiş olması bir taktik hata. Biliyorum ki o, bu süreyi stüdyoda albüm çalışmaları ile geçirdi ama yine de tüketimin bu kadar hızlı olduğu bir arenada bu kadar uzun süre ortalarda olmamak, hele ki adını yeni yeni duyuran biri için epeyce riskli.


Edis’in yeni teklisi “Dudak”, geçtiğimiz günlerde PDND Müzik etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Edis’e, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait.

Uzun yıllardır ülkenin gördüğü en sıkı “star” adayı Edis. Bunu başından beri söylüyorum. İzleyeni/dinleyeni kısa yoldan etki altına alan bir ışığı var her şeyden önce. Kendi şarkılarını yazıyor ve bu şarkılar piyasa standartlarının üzerinde seyrediyor. Sesi farklı, ayırt edilebilir. Yanı sıra sosyolojik açıdan da bir “star”ın sahip olması gereken en önemli şeylerden birine sahip; aynı anda hem kışkırtıcı hem de masum bir profil çizebiliyor.


Bütün bu artıları bir kazanıma dönüştürmek ise elbette doğru stratejiden geçiyor. Buradan bakıldığında Edis, “Dudak”la bir parça risk almış gibi görünüyor. Biraz daha sert, biraz daha “bad boy” bir Edis var bu defa. Hem şarkının “sound”u bu yönde, hem de Edis’in şarkı söyleme biçimi, klipteki hali, tavrı. Kesin olan bir şey var ki, kimselere benzemiyor. Yıllardır üç numaralı bakışından öte bir numarası olmayan bir türlü olamamış “star”larımızdan biri gibi değil mesela. Ya da çok aykırı, çok farklı bir şey yapacağım derken ana akımın trenini  kaçıracak gibi değil. Kendine başka bir kulvar açıyor aslında. Bu da henüz üçüncü şarkısını duyduğumuz biri için bir başarı.



Çok kolay algılanabilir, ha deyince eşlik edilebilir bir şarkı değil “Dudak”. Bu nedenle belki biraz ağır ilerleyecektir. Buna karşın Edis’in ilk albümüne giden yolda dinleyici ve hayran beklentisini bir tık daha yukarı taşıdığı söylenebilir. 

EYLÜL 2016
0
Share

(20 Eylül 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Aleyna Tilki, Yetenek Sizsiniz yarışmasında şarkı söyleyerek adından söz ettirmiş, çok genç, neredeyse çocuk denecek yaşta bir yetenek. Emrah Karaduman ise genç yaşına rağmen Türkçe popun ana akımında ses getiren işler yapmış bir prodüktör ve şarkı yazarı. Tilki ve Karaduman’ın bir araya geldiği “Cevapsız Çınlama” adlı şarkı, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle servis edildi. Şarkının sözleri Gökhan Şahin’e, beste ve düzenlemesi ise Emrah Karaduman’a ait.


Popüler bir “sound”, “club”ları çınlatacak bir elektronik düzenleme, slogan sözler ve genç bir imajla iki ismin bir araya gelişi kendi kulvarında doğru bir iş gibi görünüyor. Aleyna Tilki’nin sahiden enteresan bir ses tınısı ve geniş bir ses aralığı var. Fiziği de “teenage” bir pop yıldızı olmaya çok müsait; üstelik dans da ediyor. 


Buraya kadar her şey tamam, kimya tutmuş. Ne var ki irice bir sorun var. Aleyna Tilki henüz şarkı söylemeyi ve sesini doğru kullanmayı bilmiyor. Diksiyon, artikülasyon, prozodi gibi doğru şarkı söylemenin olmazsa olmazlarından belli ki habersiz. Bu yüzden de şarkıda ne söylediği hemen hiç anlaşılmıyor. Yarışma performanslarını da izledim ve 2014’ten bu yana bu konuda hiç yol almamış olduğunu gördüm. Basın bülteninde yazdığına göre Aleyna bu şarkı için Emrah Karaduman’la birlikte aylarca stüdyoya kapanmış. Keşke o aylar boyunca bir vokal koçu da eşlik etseymiş çalışmalarına.



Henüz 16 yaşındaki bir genç kızın hevesini ve hayallerini kırmak istemem asla. Aleyna bu işi doğru yapmaya başladıktan sonra şayet doğru da yönetilirse, adından sıklıkla söz ettirebilecek, dünyada da örnekleri çok olan “teenage” bir yıldız olarak rahatlıkla parlayabilecek potansiyelde; bu çok belli. İş ki doğru şarkı söylemeyi öğrensin.

EYLÜL 2016 
0
Share
SERTAB DİYORUM, KİME DİYORUM?


(29 Ağustos 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Tazelenmiş Sertab Erener. Yenilenmiş, gençleşmiş. Müzik dünyasında uzun süreli iş-aşk ortaklıklarının bir zaman sonra müzikal verimi düşürdüğü bir sır değil. Örnekleri çok. Sertab’ın da “demire büründüm aşk ile” diyerek “post-Sezen Aksu” dönemine attığı ilk adım çok güçlü, çok sağlam olmuş, uzun süre de öyle devam etmişti. Şimdi ise Emre Kula var Sertab’ın hayatında. Hem yeni bir aşk, hem de yeni bir müzikal ortaklık bu. Belli ki Sertab’a iyi gelmiş. Bunu hem yeni albümünde hem de sahnedeki enerjisinde hissetmek mümkün.    


0
Share

(26 Ağustos 2016 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

İrfan Özata yeni nesil pop yıldızı tanımının içine alınabileceklerden. Gerçi o, destekli bir proje olarak değil, tamamen kendi emeği ve çabasıyla bir yol açtı kendine. Birikiminin ve müzisyenlik deneyiminin gücüyle adını duyurdu. İyi pop şarkıları yazıyor, iyi şarkı söylüyor. Gelin görün ki fizik olarak bir erkek pop-star prototipine hiç uymuyor. Uzun boylu değil, kaslı değil, davetkâr ve çapkın bakışlar atmayı bilmiyor. Ne gam… İrfan bu eksiğini (bu bir eksikse şayet –ki bence değil, olmamalı) müziğiyle olduğu kadar sıcak, komik, sempatik hali ve tavrıyla pek güzel kapatıyor. Hatta artıya geçiriyor. Bunu görmek için sosyal medyada İrfan Özata takipçisi olmak yeter.


İrfan Özata’nın geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle piyasaya çıkan mini albümü “Yazı Tura” adını taşıyor. 2015 yılında “Emir Büyük Yerden” teklisi ve aynı adlı filmin “soundtrack”i olarak kullanılan “Git Başımdan” adlı teklisini yayımlamıştı İrfan Özata. Demet Akalın’ın ses getiren “Pırlanta” adlı şarkısının bestecisi olarak da duyduk adını bu yıl. İlk teklisi “Yanlış Fotoğraf” ve ilk albümü “Hayat Okulu” ise 2013 yılında dinleyici karşısına çıkmıştı.


“Yazı Tura”da “Git Başımdan”ın yanı sıra dört yeni şarkı ve bir de farklı versiyon var. Dört ayrı hedef kitleye yönelik dört yeni şarkı demek daha doğru olur belki. Bu anlamda biraz stratejik bir albüm bu. İlk albümünde tamamen kendi bildiğini yapmış ama istediği çıkışı tam anlamıyla yakalayamamış bir müzisyenin yol arayışı da denilebilir.


Albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Örf” işin romantik tarafında duran yavaş tempolu bir şarkı. Sözlerini Yazgın Kaçak yazmış, bestesini İrfan Özata yapmış, düzenleme ise Serkan Ölçer’e ait. Gökhan Şahin’in sözleri, İrfan Özata’nın bestesi ve Enver Günen’in düzenlemesiyle “Hır Gür” slogan sözleri, kolay tekrar edilebilir melodisi ve elektronik düzenlemesi nedeniyle tam bir “playlist” şarkısı. “Beach” olur, “club” olur, radyo olur ama mutlaka ayakta dinlenir cinsten... Ardından gelen “Meşrep” ise tam aksi istikamette, rakı masasında uzun oturmalık bir demlenme şarkısı. Sözler Yazgın Kaçak’ın, beste İrfan Özata’nın elinden çıkmış bu defa, düzenleme ise Altuğ Öncü tarafından yapılmış. Bu tür şarkılara bayıldığım bir sır değil. Öznel olmak gerekirse albümde en çok bu şarkıyı sevdiğimi de saklayacak değilim.


Yine bir Yazgın Kaçak – İrfan Özata şarkısı olan “Yazı Tura”, bu defa daha genç bir kitleyi hedefliyor. Daha Batılı, daha pop ve hatta daha “teen-age” bir şarkı çünkü. “Karşında sussam bile atasözü olur” gibi sıkı bir slogana yaslanan şarkının Osman Çetin imzalı düzenlemesi çok dinamik ve eğlenceli. Albümde şarkının daha kısa bir “Radio Edit” versiyonu da var.

“Git Başımdan” ise albümün tek bildik şarkısı. Gökhan Şahin ve İrfan Özata imzalı bu şarkının düzenlemesi Bahadır Tanrıvermiş tarafından yapılmış. Bir film müziği olması nedeniyle mi bilinmez ama teatral yönü ağır basan, bir müzikal şarkısı tadı veren türden bir şarkı “Git Başımdan”.


İrfan Özata’nın ses aralığı geniş, ses tınısı ise dinleyene pozitif enerji yüklüyor. Aslında kişiliğinin sesine yansıması demek daha doğru belki (tanıdığım için söylüyorum bunu.) Tam da bu sebeple eğlenceli, hatta bir parça esprili şarkılarda sesini ve ismini daha fazla parlatabileceğini söylemek yanlış olmaz. Belki bu albüm için her ne kadar ticari şansı yüksek olsa da bence “Örf” doğru bir çıkış şarkısı değildi. Ben olsam “Yanlış Fotoğraf”la yakaladığım çizginin üzerinden bir süre daha devam ederdim ve bu nedenle de bu albümün ilk klip şarkısı olarak “Yazı Tura”yı seçerdim. Tabii bu işler hiç belli olmuyor. Yarın öbür gün İrfan öyle güçlü bir yavaş şarkı yakalar ve öyle de iyi söyler ki benim bu fikrimi yerle yeksan ediverir. Müzik bu sonuçta, hiçbir zaman bir tek doğrusu olmaz.


Sedat Doğan tarafından çekilmiş fotoğrafları ve Melek Boçoğlu’nun grafik tasarımıyla özenli kartonet de albümü bütünlüyor. Eli yüzü düzgün pop sevenlere bu mini albüm tavsiye olunur.

AĞUSTOS 2016
0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Sezen Aksu Meselesi
    Bugünlerde sinirlerimiz çok bozuk. Haksız da sayılmayız. Evinize hırsız girse, bir de suçüstü yakalandığı halde evden çıkmamak, çalmaya dev...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Aşkın Küçük Albüm Büyük 2
    SEVGİLİYE (B YÜZÜ) “Sevgiliye” albümü bir taraftan çok beğenilir ve büyük satış rakaları yakalarken, bir taraftan da eleştirilere...
  • Eurovision 2012 Günlüğü 14
    BÜYÜK FİNAL... ŞİMDİ! Saat sabaha karşı beşe gelmek üzere. Biz oteldeki odamızdayız ve kulaklarımızda Eurovision şarkıları çınlıyor. Hayır...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates