Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?

Hande Ünsal - "Sözüm Söz"


Kemani bir baba ile ses sanatçısı annenin kızı olan Nursal Ünsal, çocuk denecek yaşta Ankara Radyosu’na girer ve dönemin önemli üstatlarının tedrisinde yetişir. Hayatını müziğe adayan ve hem solist hem keman sanatçısı hem de koro şefi olarak alaturka müziğe hizmet eden Nursal Ünsal’ın kanun sanatçısı Ahmet Canevi ile evliliğinden üç çocuğu dünyaya gelir: Haktan, Niran ve Nida.


Yetenek genlerden geçmiştir doğal olarak. Her üç çocuk da zaman içerisinde müziğe yönelir. Niran da tıpkı ağabeyi gibi TRT İzmir Çocuk Korosu’nda alır ilk müzik eğitimini. Uzun süre radyoda devam eder müzik macerası, sonra radyodan ayrılır ve İzmir’de sahneye çıkmaya başlar. 1992 yılında ilk çocuğu Hande’yi dünyaya gelir. Hande’nin babasıyla Hande doğduktan sonra evlenir ama bu evlilik sadece bir ay sürer. 1994 yılında Pop Show yarışmasında kazandığı birincilikle adını duyuran Niran, asıl çıkışını 1996 yılında ilk albümü “Haktan” ile yapar. Artık İstanbul’a yerleşmiştir.


Hande de müziğin içine doğmuştur doğal olarak. Babasını hemen hiç görmüyordur, annesi ise şöhret basamaklarını yeni tırmandığı o günlerde çok yoğun çalışıyordur. Hande daha ziyade, İzmir’de, anneannesinin yanında büyür o dönemde. Zor bir çocukluk ve aile hikâyesinin içinden çıkıp kendine ve müziğe tutunur. 18 yaşında vokalist olarak sahneye çıkmaya başlar, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarına girer.


2014’de Aydın Kurtoğlu’nun “Köle” adlı şarkısında seslendirdiği bir kuble bir hayli ilgi çeker. 2016’da yayımladığı ilk teklisi “İki Çift Laf”ta bu defa Aydın Kurtoğlu seslendirdiği bir kubleyle Hande’ye eşlik edecektir.


Ozan Doğulu’nun 2017’de yayımlanan “130 BPM Forte” albümüne Hande de kendi yazdığı bir şarkıyla dâhil olur. “Derdim Çok”tur bu şarkının adı. Hande’nin derdi çoktur sahiden. Varını yoğunu koyarak ortaya çıkardığı “İki Çift Laf” şarkısı tutmamıştır; zaten bu şarkıyı da o depresyonla yazmıştır. Ozan Doğulu’nun albümünde de Hande’nin şarkısı, albümdeki dönemin popüler isimlerinin gölgesinde kalır ama rüzgârın yönü yavaş yavaş değişmektedir. Nitekim 2018 yılında yayımlanan “Oyna Oyna” teklisiyle Hande Ünsal ismi daha önce hiç olmadığı kadar konuşulmaya başlar.


Sonrası pop müzikle ilgili herkesin malumu. 2018’de “Seni Sever miydim”le yakalanan büyük çıkış, 2019’da “Nerdesin”, “Daha İyi” ve her iki şarkının akustik versiyonlarıyla yerini sağlamlaştırmış bir Hande. 2020’de, müzik piyasasındaki herkesin iki kere düşünüp iş yaptığı bir dönemde, “İyi misin?” ve “Yorgun Savaşçı” teklileri ve geçtiğimiz günlerde üçüncü bir tekli: “Sözüm Söz”.


DMC tarafından yayımlanan “Sözüm Söz” söz ve müziği Hande Ünsal’a, düzenlemesi Serkan Balkan’a ait. Başından beri kendi yolunda yürüyen Hande, bu şarkıda da artık alıştığımız stilini bozmuyor. “Sözüm Söz” de tıpkı önceki Hande Ünsal şarkıları gibi temposu yüksek, elektronik ögeler barındıran ama bir yandan da içinden kolay akılda kalıcı, arabesk temalar geçen bir şarkı. Çok yeni, çok farklı, daha önce yapılmamış bir tür değil bu. Hatta yakın zamana kadar bu türün en popüler ismi Merve Özbey’di.      


Bununla birlikte Hande’nin şimdilerde bu kategoride en başarılı, en üretken isim olduğu söylenebilir. Çok istikrarlı ve çok emin adımlarla ilerleyerek geldiği noktada, onunla aynı kulvarda sayılabilecek birçok ismi geride bıraktı. Genç ve dinamik görüntüsü, kostümleri, klipleri, dans edebilmesi gibi avantajlarıyla öne geçti ve gençlere kendini sevdirdi. Etraf “cover” yıldızlarından, bir gün “trap” bir gün “rap”, üç gün sonra “club”, derken “alternatif” takılan yolunu yönünü bulamamış şarkıcılardan çok ayrı bir yerde, bir pop yıldızı olma yolunda ilerliyor. “Sözüm Söz” de bu yolda atılmış yeni bir adım gibi görünüyor.


Kendi şarkılarını yazabilme avantajı ve birlikte çalıştığı müzisyen Serkan Balkan’la uzun süreli yol arkadaşlığının yarattığı ortak dil, zaman içerisinde pop müzikte “Hande Ünsal şarkıları” kategorisinden bahsetmeyi kolaylaştıracak muhakkak.   


Bence Hande’nin tek sorunu, henüz sesini doğru yerden kullanmaya başlamamış olması. Aileden miras, geniş entervalli, pesleri kulağa kafide gibi gelen, pırıl pırıl bir ses var ama dik seslerde yeterince dolgun bir tını vermiyor. Misal, YouTube’da bir “online” konserine denk gelip izledim ve konser boyunca bütün şarkıları, bir yarım ton hatta bazen bir ton aşağı almak hissiyatı uyandı bende. Stüdyo kayıtlarında nispeten halledilebilir bu sorun, canlıda kulağı tırmalayabilir. Bazen şarkıcının en rahat ettiği yeri değil, sesinin en parlak tınladığı yeri bulmak gerekir. O yeri doğru oturttuğu zaman hem o çocuksu tınıdan hem de sesinin hakimiyetini kaybetme riskinden kurtulacak şüphesiz. Belki bunun için biraz daha zamana ihtiyaç vardır.

0
Share

Kerem Berberoğlu - "Dön Gel"


Yine hakkında çok fazla bir şey bilmediğimiz bir genç müzisyenle karşı karşıyayız. Dijital müziğin geleneği bu: Şarkı mühim sadece. Kim yazmış, kim düzenlemiş, söyleyen kimmiş, neciymiş, bunlara takılmamamız gerekiyor.


Kerem Berberoğlu’nun 2019 yılında yayımlanan ilk teklisi “Ona” için servis edilen basın bülteninde şu cümleler var sadece:

“Altı yaşından beri müzik aşkıyla yanıp tutuşan genç şarkıcı, yeteneği ve girişimci ruhu sayesinde kendi çapında müzikle ilgileniyor ve hatta çevresindeki müzisyen arkadaşlarıyla da ortak çalışmalar yapıyordu. Fakat zaman zalim, stüdyo kiraları pahalı ve de sektör koşulları ağırdı. Cihangir'de yeni taşındığı dairede içine kapandı ve bütün gün elektro gitar çalıp yüksek sesle müzik dinledi. Apartman sakinleri canından bezmişti. Hiçbir şikâyete aldırmadan ve hiç durup dinlenmeden üç yıl boyunca çaldı söyledi.

Bu üç yılın sonunda şiddetli gürültü mağduru üst kat komşusu kapısını çaldı. Sade kahve eşliğinde geçen medeni bir sohbet sonrasında konuyu tamamıyla halletti. Kendisi de müzik sektöründe görev aldığı için bazı girişimler başlattı. Şarkı hazırlandı, kayıtlar yapıldı, fotoğraflar ve klip çekildi.”


Bu gizemli komşu kimdir, nedir, kimin nesidir bilmiyoruz. Yalnız ilk şarkısı “Ona”nın söz ve müziğinin Emre Aksu’ya ait olduğunu biliyoruz ki Emre Aksu da müzik sektöründe söz yazarı ve besteciliğinden önce prodüksiyon ve menajerlik tarafında yaptıklarıyla tanınan, bilinen bir isim.


Kerem Berberoğlu’nun geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni şarkısı “Dön Gel” de söz ve müziği Emre Aksu’ya ait bir şarkı. Bir önceki şarkı gibi bunun düzenlemesini de Erdinç Şenyaylar yapmış ve tekli yine DMC etiketiyle yayımlanmış.


İlk dinleyişte dikkat çeken, hem melodisiyle akılda kalan hem de Erdinç Şenyaylar’ın usta işi düzenlemesiyle kulağa yer eden, genel geçerin içinde farklı, kişilikli bir şarkı “Dön Gel”. Kerem Berberoğlu’nun sesinin kendine has bir tınısı ve rengi var. Şarkıya getirdiği kırık dökük yorum da çok yerinde.

Birbirine çok benzer tarzlar, ritimler, melodisiz şarkılar, mırıldanan solistler duymayı kanıksadığımız şu zamanda bu şarkı nefes alıyor, yaşıyor. Mutlaka dinleyin.   

0
Share

Attila Atasoy - "Hoşça Kal"  


Zamanlardan bir zaman… Henüz barların pavyonların, gece kulüpleri, diskoteklerin ve de özellikle müziğin salgın hastalık mikrobu yaymadığı günler… Ankara’dayız. Bir bar açılışında ben “dj” kabinindeyim, Attila Atasoy da gecenin konuk sanatçılarından biri. Bar işte sonuçta, sahne yok. Konuk sanatçılar “dj” kabininde, yanım sıra söylüyorlar şarkılarını. Haliyle de izleyenler, kabin yüksekliğinin müsaade ettiği kadarıyla, bel plan görebiliyorlar sanatçıları.


4
Share

 İrem Derici - "Senin Hastan" 


“Uzun zamandır uyarılmamıştım. Uyarıldım, iyi geldi.”

RTÜK, İrem Derici’nin son klibindeki bazı sahneler için uyarı vermiş, İrem Derici de öyle uyarıya böyle cevap vermiş. Zamanlardan bir zaman bütün bunlar gelip geçtiğinde, geriye şarkılar, müzik, sanat, hayat kaldığında… Bugün hayatlarımızın üzerine düşen kara gölgeler yok olup gittiğinde ve adları bile hatırlanmadığında, İrem’in bu cevabı bir anekdot olarak anlatılabilir dilden dile. Gülebilirler geleceğin insanları. Hem de bizim şu anda hiç gülemediğimiz kadar yüksek sesle gülebilirler.


İrem Derici bir deli kızdır. Sözünü sakınmaz, dilini tutmaz, gemi azıda gezer. Bu da herkesçe bilinir zaten çünkü saklamaz da hiç. Yeri gelir saydırır birilerine, yeri gelir en sunturlu lafı da kendine söyler. Hiperaktivitesi ve ağzı bozukluğu, içerisi görünmesin diye çektiği kalın perdeleridir onun belki de ama bazen fazla gelebilir o perdeler karşısındakine. Misal, benim kimi zaman “Of nasılsa kulak asmayacak, yine bildiğini okuyacak,” deyip sözümü sakınmışlığım vardır ondan. Tabii ki müzikle ilgili sözlerden bahsediyorum. Yoksa ne burası “Kırmızı Oda” ne de ben Binnur Kaya’yım. Bu zamanda klip televizyonda yayınlanmış, yayınlanmamış, kim takar, o da ayrı mesele zaten.


İrem’in hiperaktifliği en başından bu yana müzik kariyerine de yansıdı doğal olarak. Hiç ağırdan almadı, hiç sakin olmadı. Çat burada çat kapı arkasındaydı. Ne bulursa söyledi, uyar uymaz, yarar yaramaz demedi. İnce elemedi, sık hiç dokumadı bu yüzden. Oysa sekiz sene az bir zaman değil. “İrem Derici şarkıları” ya da “İrem Derici müziği” diye bir şey olabilirdi şimdiye. Olmadı.


İrem Derici’nin iki şarkı ve bir farklı versiyondan oluşan yeni bir teklisi yayımlandı geçtiğimiz günlerde. Yazının başında bahsi geçen klip de o teklide yer alan “Senin Hastan” isimli şarkıya aitti zaten. Sözleri Ayla Çelik ve Hakkı Yalçın, bestesi Ayla Çelik ve Serdar Aslan’a ait “Senin Hastan”ın düzenlemesini Onurr yapmış. Şarkının teklide yer alan “Remix” versiyonu ise Mustafa Ceceli’nin elinden çıkmış.


Eli yüzü düzgün, derli toplu, hoş bir pop şarkısı “Senin Hastan”. Orijinal versiyonu bildik İspanyol yürüyüşüyle kulağa sıcak ve olgun geliyor, “Remix” versiyonu ise şarkıyı daha “teenage” bir yerden sunuyor dinleyene. Her iki haliyle de İrem’in sesine ve tarzına yakışmış bir şarkı.


Diğer şarkı “Güz Dönümü” ise söz, müzik ve düzenlemesi Onurr tarafından yapılmış bir şarkı. Güncelin tam orta yerinden bir ritim ve düzenleme anlayışıyla kotarılmış ve yüzü daha Batı’ya dönük bir “sound”u var.


Ben her iki şarkının da doğru ve iyi seçimler olduğunu düşündüm dinlerken. İki yanlış bir doğruyu götürür mü, onu zaman gösterecek ama İrem, kariyerinin bundan sonrası için biraz daha telaşsız seçici davranabilirse, iki doğrunun bir yanlışı götürme ihtimali daha fazla olabilir.

0
Share

 Erkin Arslan & Buray & Evrencan Gündüz - "Aşk Ne Güzel Şey"


Günlerden bir gün üç tane iyi müzik yapan adam bir araya gelmiş. Tesadüf bu ya, üçünün de sesi, tınısı, müziği dinleyenlere oldum bittim pozitif titreşimler verirmiş. Üstelik tam da o günlerde memleket pozitif seslere, sözlere, melodilere hasretmiş. Aşkın ne güzel şey olduğunu hatırlamaya mesela… Bir sarılsak hemen geçeceğine inanmaya…


Söz, müzik ve düzenlemesine Erkin Aslan imza atmış, “mix”ini Sarp Özdemiroğlu, “mastering”ini Çağlar Türkmen yapmış. Erkin Arslan, Buray ve Evrencan Gündüz birlikte söylemiş, Jinglehouse da yayımlamış. “Aşk Ne Güzel Şey” böyle çıkmış ortaya.


Yaptıkları işleri ayrı ayrı sevdiğim üç müzisyeni bir arada görünce, dinleyince, masal diliyle vermek istedim haberi. Masal gibi bir iş çünkü.


Malum, son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “ticari” ittifaklar aldı yürüdü. Siyaseten doğruluk aranmıyor bu ittifaklarda; “ticari” kelimesi her şeyi karşılıyor zaten; maksadı, sebebi, sonucu… Müzikte de bunun yansımaları gırla. Yeşilçam zamanları Anadolu’nun sinema işletmeleri, film yapımcılarına sipariş verirmiş, “Türkan ve Cüneyt’in oynadığı üç film, Filiz ve Ediz’in oynadığı iki film,” diye. Filmin rejisörüne, senaryosuna, konusuna filan sonra karar verilirmiş. Yıllardır benzer bir şey yapılıyor müzikte de. Dua Lipa’yla Miley Cyrus bir araya gelsin mesela. Çok tutar abi. Bir de şarkı yazılır işte ikisine uygun. Ya da Yıldız Tilbe’yle Bilal Sonses bir araya gelsin. Bak, Mustafa Ceceli’nin yanına Irmak Arıcı^yı koyalım, nasıl fikir? Madonna’nın yanına Maluma’ya ne dersiniz?

Sonuç: Pek çoğu yaratıcılıktan, yenilikten uzak, ortak üretimin yaratabileceği sinerjiden, tazelikten nasibini almamış işler…


“Aşk Ne Güzel Şey”in böylesi bir niyetle yapılmadığı çok açık bir kere. Çünkü şarkı günün moda ritim, melodi ve şarkı sözü anlayışına hiç yüz vermiyor, hatta düpedüz nanik yapıyor. Günün, mevsimin, dönemin karanlığında güneşli, ışıklı, ferah ve ılık bir esinti etkisi bırakıyor. Hani böyle şarkılarla dolu bir albüm olsa, bu sesler söylese yine, bu adamlar çalsa… Dinlenir mi? Vallahi dinlenir.

0
Share

 Seninle Üç Dakika

1980 - 4. Bölüm

“Pet’r Oil”den “Petrol”e


Finalin ertesi haftasında Ajda ve kurmayları teker teker Paris’e uçtular. Önce Ajda’nın terzisi Hayri, son moda kreasyonları incelemek ve final gecesi için “görülmemiş bir Eurovision kostümü hazırlamak” maksadıyla Paris’e hareket etti, ardından Ajda’nın ve şarkının yurt dışı tanıtımlarını üstlenmiş bulunan Betül Mardin soluğu Paris’te aldı. Nino Varon, plak şirketi bağlantıları, Atilla Özdemiroğlu ise parçanın düzenlemesinin çalışmaları için Türkiye’den ayrılıp, oradan telefonla Ajda’yı gelişmelerden haberdar ederlerken, son olarak da yarışmadan sonra bir süre dinlenmeye çekilen ve bu arada Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın organize ettiği Turizm Sezonu Açılışı gecesinde bir konser veren Ajda Pekkan, ekibe katılmak üzere Paris’e gitti.
0
Share

Pera – “Bittim Ben”


2012’de yayımlanan ilk albümü “Başka Bir Dünya”dan bu yana yaptıklarını severek ve beğenerek takip ettiğim bir grup Pera. O dönemde çok fazla genç “rock” grubu vardı ortalıkta ve hepsi bir şeyler deniyor, bir yol arıyorlardı ama o günden bugüne gelebilen grup sayısı pek az oldu. Hatta “rock” müziğin birinci liginde top koşturan gruplar için bile 2010’lu yılların ikinci yarısının üretkenliğin bir hayli düşüşe geçtiği, çoğunlukla cepten yenildiği bir dönem olduğu söylenebilir. Pera, bu genellemenin istisnalarından biri.


“Rock” müzikteki gözle görülür gerilemenin tam aksine Pera sekiz yılda taş üstüne taş koyarak, hiç duraklamadan, takılıp düşmeden yola devam etti. Müziğinden ve tarzından taviz vermedi, sevenlerini hayal kırıklığına uğratmadı, istikrarını korudu.  


Grubun diskografisine şöyle bir bakınca görüyorsunuz zaten. 2012-2018 arası yayımlanmış dört albüm sonrasında 2018 ve 2019’da üçer tekli çıkmış piyasaya. 2020’de ise altı tekli. Yedinci tekli ise geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Soundfeed Production etiketiyle yayımlanan “Bittim Ben” adlı şarkının söz ve müziği grubun solisti de olan Gökhan Mandır’ın imzasını taşıyor yine. Yüksek sesle dillendirmese de grubun en büyük iddiası bu aslında: Epeyce yüklü diskografisi içerisinde bir tek “cover” var, gerisi tamamen gruba ait şarkılar. Başından beri zor olanı seçti Pera ve kendine ait zengin bir diskografi oluşturmayı başardı.


“Bittim Ben”i dinlerken, bundan bir önce yayımlanmış, “Dünya Gibi”yi dinlerken (kısaca yakın dönem işlerini dinlerken diyeyim) görüyorum ve duyuyorum ki hem beste hem düzenleme hem de icra olarak geldikleri yer, yola çıktıkları yerden çok ileride. Bir yandan istikrarını korurken bir yandan kendi içinde gelişme göstermiş ve bunu dinleyene hissettirebilmiş Pera.


Ne kadar melodik ve romantik bir şarkı olsa da aynı zamanda sert bir şarkı “Bittim Ben”. Bu sertlik, elektro gitar kadar özellikle rahatsız edici bir biçimde kullanılmış elektronik seslerin bileşimiyle hissettiriyor kendini.


Bir küçük hatırlatma yapmalıyım sadece… Günümüzde albümlerden bağımsız, tek tek yayımlanan şarkıları takip etmek de her birine hakkını verebilmek de zor. Hazır “playlist”ler varken pek kendi “playlist”ini oluşturan da kalmadı artık. Hâl böyleyken bir süreç boyunca tek tek yayımlanmış şarkıları bir zaman sonra bir albüm başlığında bir araya getirmekte fayda var. Başından sonuna, bir tek şarkıyı gözden kaçırmadan dinleyebilmek ve tarihe not düşmek için.    


Müziğin giderek kirlendiği, çere çöpe karıştığı bir zaman diliminden geçerken, temiz kalmayı başarabilmiş Pera’yı tebrik etmek lazım. “Bittim Ben” vesile olsun, ben de Pera’yı tebrik etmiş olayım.   

0
Share


Bazı seslere zaman hiç değmiyor. Bunun ne kadarı kendini ve sesini korumakla ilgili, ne kadarı Allah vergisi, onu bilemiyorum. Gelin görün ki Nilgün Onatkut’un sesini, tınısını uzun yıllar sonra yeni şarkılarda, zerre değişmemiş, hatırımda nasılsa öyle kalmış duyunca bir ürpermedim değil. Daha ilk şarkının ilk cümlelerinde ben hooop ışınlandım ‘80’lere…
0
Share

Seninle Üç Dakika

1980 - 3. Bölüm

"Dublör" Şarkıcılar 


Şarkıların bu ilk kayıtlarında, başından da kararlaştırıldığı gibi, Ajda Pekkan yoktu. Bu yüzden, bestesini piyano eşliğinde enstrümantal olarak kaydedip, sözleri yazılı olarak veren Şerif Yüzbaşıoğlu haricindeki diğer besteciler, stüdyoda “dublör” şarkıcılarla çalışarak, eserlerini kaydetmişlerdi.

0
Share

Duygu Soylu - "Kara Elmas" 


Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, kameraların objektiflerinden ekranlara yansıyanlar hiçbir zaman gözün gördüklerinin yerini alamayacak. İnsan sadece gözüyle görmüyor, kulağıyla duymuyor çünkü. Dokunarak, koklayarak, tadarak da görüyor, duyuyor.
1
Share

Hande Yener - "Carpe Diem"


Müziğin geldiği yer çok a-acayip. Geldi mi yoksa gitti mi, o da tartışılır. Şarkı/albüm servis edilen platformlarda vitrine çıkarılan her şey şarkı mı, bunlar şarkıysa müzik ne, müzik buysa Bhrams kim, Albinoni kim filan gibi kafamda deli sorular dönenip duruyor nicedir. Bir besteci, bir bestecinin bulduğu bir melodi, bir armoni, bir nezaketli ince söz ve o nezaketli ince sözü söyleyecek şarkıcı olmadan da “şarkı” yapabilmenin ve satabilmenin, böylece maliyeti alabildiğine düşürmenin yolunu buldu global müzik piyasası. Bir dönem elektronik dans müziği ambalajına sarıp sattılar bu ucuz malı, şimdilerde “hip hop” ambalajıyla satıyorlar. Oysa her iki müzik türünün de kendi içinde artistik ve teknik dinamikleri, iyi kötü bir felsefeleri vardı. Hâlâ var ama artık pek az bir kısmında.
2
Share

Geçtiğimiz şubat ayında müzik yazarı Hikmet Demirkol’un YouTube’da yayınlanan programına konuk olmuş Onurr. Orada, Sakin döneminden “Küçük Prens” adlı şarkıyı da söylemiş ve bu kayıt aynı kanala performans kaydı olarak da konulmuş.


Yıl 2020, yani Sakin döneminin üzerinden neresinden baksanız 10 yıldan fazla bir zaman geçmiş. Bu süre zarfında Onur Özdemir, Onurr olarak sayısız pop şarkısına imza atmış, “Nerdesin Aşkım?” gibi, “Çak Bir Selam” gibi “hit”ler çıkarmış, ayrıca şarkıcı olarak da tekliler ve bir de albüm yayımlamış.


Gelin görün ki onun hakkında internette okuyabileceğiniz on yorumdan sekizi, “rock”çıyken popçu olması üzerine hâlâ. Hâl böyleyken yukarıda bahsi geçen “Küçük Prens” videosunun altına yazılanlara artık sessiz kalamamış ve şu cevabı vermiş Onur:

“Ya bir şeyi de lağım ağzınızı açmadan izleyin, bir sevin ya. Aynı senin gibi boş aptal tipler, biz zamanında Peyote'de çalarken yeterince ‘etnik rock’ olmadığımız için de dalga geçerdi... O zaman da yeterince iyi değildik birileri için. Albüm çıktı, bu sefer de fazla ‘indie’ olduğumuz için dalga yerdik. Ulan grup dağıldı başka türlü dalgalar. Çıktık şarkı okuyoruz başka türlü. Gerçekten Allah belanızı versin ya. Hayatta başka insanlarla dalga geçip, kendi varlığını ancak oradan kurabilen asalak tiplersiniz. Hep dalga geçin, makara yapın e mi! Sizin gibi denyolar yüzünden sıçıyor dünya... İki tane daha böyle mesaj okursam zaten tüm çocuksu hevesim kaçacak; bir daha da sittin sene ne sakin dinlersin benden ne de bi’ şey! Senin yüzünden de binlercesi de hasret kalır, mutlu olursun evinde oturup tüm mutsuzluğunla. Ulan ufacık heveslerle giriyoruz yaptığımız her şeye ama senin gibi merhametsiz birkaç tane tip yüzünden her şey mahvolur gider, hayat... Neyse köpeklerimle mutluyum; dönerim hayatıma, yazarım şarkılarımı, yaşar giderim zaten. Sana gelince: çünkü mutsuzsun!”


Biraz hırçın bir cevap mı? Belki evet ama hak vermemek de elde değil. Bu internetteki yorum terörü ayrı ve uzun bir tartışma, hatta araştırma konusu, onu geçiyorum. Onur’un canı istemiş, kulvar değiştirmiş, üstelik koştuğu yeni kulvarda da başarısız olmamış. Ha siz beğenmezsiniz, dinlemezsiniz, o tür size hitap etmez ya da değiştirdiği kulvarda o kadar başarısız olmuştur ki söylenmekte beis görmezsiniz o ayrı. Ama aradan geçen onca yıla, bu kulvarda yapılmış onca iyi işe rağmen hâlâ “Ya senin cidden 'artistim benim' diye şarkın mı var yaa” diyerek yorum yapmak da zorbalık artık.


Onur bir süredir “Onurr aka Onur Özdemir” adını verdiği YouTube kanalında çeşitli “demo” ve konser kayıtlarını yayınlıyor. Bunların arasında Sakin’in konser kayıtları da var, İzel’e, İrem Derici’ye verdiği şarkıların “demo” kayıtları da. Meraklısı için gayet eğlenceli. Bu yakınlarda ise aynı kanalda iki yeni şarkı servis etti ve bu şarkıları diğer dijital platformlarda da kendi hesabına yayımladı.


Şarkılarla ilgili detayı Onur’un video altı açıklamasından öğreniyoruz:

“Kenarda kalmış bazı şarkılarımı, arkadaşlarımla söyleyip, evde kaydedip, el-yapımı kliplerle burada paylaşacağım :) Genelde dört başı mamur lansman hazırlıkları bende yüksek anksiyeteye sebep olduğundan, bir süre böyle low-profile takılıp, müziğin keyfini sürerken, beni duymak isteyen insanları da kendimden mahrum bırakmamış olacağım. Umarım seversiniz.”


Bu şarkılardan ilki “rap”çi INS’in de eşlik ettiği “Erken Final”. Söz, müzik, düzenleme ve video prodüksiyonu Onurr tarafından yapılmış. Bir hafta arayla yayımlanan ikinci şarkı da her şeyiyle Onurr’un elinden çıkmış ve “Son Gecemiz Gibi” adını taşıyor.


Her iki şarkı da hiç “low-profile” hissi yaratmayan, gayet profesyonel kaydedilmiş işler, onu söyleyeyim. O hissi yaratan ama ciddi ciddi firmaların etiketiyle çıkmış nice şarkı var ortalıkta. Bunun da ötesinde her ikisi de güçlü kuvvetli, tertemiz pop şarkıları. Ben daha ziyade “Erken Final”i sevdim ve nicedir arayıp da bulamadığım, eğlenceli, akılda kalıcı, eşlik ettiren ve hatta dans ettiren bir pop şarkısı bulmaktan gayet memnun kaldım. 


Zaten içimiz daralmış aylardır pandemi mandemi derken… Öte yandan ülke gündeminin sinir bozuculuğu… Bir de bir süredir üzerimize boca edilip duran, en popçumuzun bile fasulye gibi nimetten sayıp can simidi gibi sarıldığı “arabesk trap” kafalardan ikrah etmişiz. Hakikaten şarkıdaki gibi “biri gelip bizi kurtarsın” yani.


Ha bu arada şarkıda geçen İngilizce cümleyi dinlerken hiçbir şekilde anlamadım. Ta ki sözlerine bakana kadar. O vakte dek “Ay em kulum deme bana” ne demek diye dolandım durdum ki meğerse “I’m cooler than ever” diyormuş Onurr orada.


Diğer şarkı “Son Gecemiz Gibi” ise yine günü yakalamış “sound”u, yüksek temposu, dile kolay gelen sözleriyle ama en çok da düzenlemesinin incelikli girdi çıktısıyla kulağı dolduruyor. 


“Artistim Benim” diye şarkı mı olur lan diye vır vırlanana kadar oturup Onurr’un bugüne dek yaptığı işleri, en çok da 2017 yılında yayımlanan “Bir Kahramanlık Hikâyesi” adlı albümünü dinleyin. Dikkatle kulak verirseniz, Türkçe pop kulvarında nasıl zekice, ne kadar sınırların dışında işler yaptığını fark edeceksiniz zaten, benim söylememe gerek yok. 

0
Share
Seninle Üç Dakika

1980 - 2. Bölüm


“Hızlı, Ritimli, Bol Vokalli...”


“Daha önceden asil listedeki bestecilerin eserlerini hiç söylediniz mi?

Şarkı siparişi verilecek bestecilerin adları belli olduğunda İstanbul Radyosu’nda bekleyen gazetecilerin Ajda’ya sordukları ilk soru buydu. Ajda’nın cevabı kısa ve netti: “Hayır. İlk kez onların bestelerini söyleyeceğim.”

0
Share

Sezen Aksu - "Kaybedenler"


Sezen Aksu 2018 yılında çeşitli dönemlerde yapılmış “demo” kayıtlarını resmi YouTube kanalı üzerinden yayımlamaya başlamış ve sonrasında bu 12 kayıt “Demo” adı verilmiş bir albüme dönüşmüştü. Şahane bir projeydi; tam da akustik furyasının alıp başını gittiği günlerde, bildiğimiz bilmediğimiz makyajsız Sezen kayıtlarını dinlemek, Sezen’in kendini neredeyse görünmez kıldığı son yılların acısını çıkarıp sesini soluğunu daha yakın mesafeden duyabilmek onu seven herkese iyi gelmişti.


“Demo” projesini ikinci ayağı, geçtiğimiz ocak ayında “Yetinmeyi Bilir misin?”le başladı. Ardından beklenmedik bir biçimde sıfır kilometre bir şarkıyla “Ben de Yoluma Giderim”le devam etti. Pandemi süreci başlayıp da Sezen cephesi de herkes gibi bir süreliğine durunca, “Ne Yapayım Şimdi Ben?”in gelişi Nisan ayını buldu ve geçtiğimiz günlerde de projenin dördüncü şarkısı “Kaybedenler” servis edildi.


“Kaybedenler” ilk kez 2001 yılında Ebru Gündeş tarafından seslendirilmiş, 2004’de ise Levent Yüksel’in “Uslanmadım” adlı albümünde yer almıştı. Şarkıyı Sezen’in sesinden de dinledik sonra; 2009 yılında yayımlanan “Yürüyorum Düş Bahçelerinde” adlı albümde. Günışığına çıkan bu farklı kayıt ise videonun altında bizzat Sezen Aksu tarafından kaleme alınan açıklamadan anlaşıldığı üzere Aykut Gürel tarafından yapılan ilk düzenlemesiymiş. İnsanı damardan yakalayan, deşen Sezen şarkılarından biri. Bu versiyon, şarkının ruhuna pek uygun alaturka düzenlemesiyle önceki Sezen versiyonunun bir tık üstünde bence. 


“Yakın mesafeden duyabilmek” dedim az önce. Sahiden öyle. Zaten bu “Demo” projesi başlamadan önce de Sezen’in başka isimlere verdiği şarkıların “demo” kayıtları dolaşıp dururdu internette. Ben gibi meraklısı da bayılırdı bunları dinlemeye; kimisinin kayıt kalitesi düşük olsa da. Mesela benim hepsini internetten indirip bir klasör yapmışlığım vardır. Başka seslerden aşina olduğumuz o şarkılar Sezen’in sesinde nasıl tınlamış, şarkıların neresinde, ne değişiklikler yapılmış… Üstelik bir de resmi kayıt değiller düşünsenize, bir şekilde sızmışlar stüdyodan işte… Gayri resminin yasak tadı da var. Dinleme de yanında yat!


“Demo” projesiyle artık resmileşmiş olsa da bu kayıtlar Sezen’in şarkı yazıp çizdiği, müzisyen klanıyla söyleyip kaydettiği stüdyonun, evin ya da artık her neresiyse orası, şarkıların hayata geldiği ama bizim tam olarak adresini bile bilmediğimiz yerlerin arka kapılarını açıyor bize. İçeri sessizce giriyor, o üretim anlarının, o deneme yanılma ve bulma heyecanlarının, o uhrevi meclisin içine sızıyor, bir köşeye ilişip, şarkılara şahit yazılıyoruz.


Bu bana çok heyecan verici geliyor ve tam da bu yüzden bu “demo” kayıtların biraz daha eşelenmesini istiyorum bütün kalbimle. Daha eskileri mesela; Onno’lu, Attila’lı Uzay’lı zamanları… Yok mudur oradan kayıtlar? İllaki vardır. Belki kayıtları çok temiz değildir, belki şimdi dinleyince kulağa hoş gelmiyordur ya da yarım yamalaktır. Varsın olsun! Biz gönüllü şahitler olarak hepsine razıyız.    

0
Share

"Hayal Et Kendini Yollarda"


2011 yılında Çiğdem Erken’in ilk albümü “Kız Kafası” hakkında yazdığımda “Yüksek Ökçeli, Kırmızı Şarkılar” başlığını uygun görmüşüm yazıya. Yeni albümünü yazmaya başlamadan önce o yazıyı tekrar okumak istedim. Uzun uzun, girdili çıktılı cümlelerle anlattıklarım bir yana, başlığın ne kadar doğru atıldığını görüp kendi kendime şişindim, böbürlendim.


0
Share
Seninle Üç Dakika

1980 - 1. Bölüm


Eurovision Türkiye’de Yapılabilir


1978 yılında aldığı birincilikten sonra 1979 finalinin de galibi olan İsrail, aynı yılın yaz aylarında Avrupa Yayın Birliği’ne organizasyonu ikinci kez daha üstlenmek istemediğini bildirdi. 

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • Bu Yazının Sahibi Benim!
    “Aman sakın ha şarkılarınızı noterden tasdikletmeden filanca kişiye dinletmeyin!”
  • Çeşitli Sanatçılar - "Yıldız Tilbe'nin Yıldızlı Şarkıları"
    BİR “UYUMSUZ”UN ŞARKILARI (30 Temmuz 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.) “Delikanlım”la başlayan şarkı ...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates