Yeter ki Müzik Olsun
  • Seninle Üç Dakika
  • _Giriş
  • _1975
  • _1976
  • _1977
  • _1978
  • _1979
  • _1980
  • _1981
  • Röportajlar
  • Konser Yazıları
  • _2019 Konserleri
  • _2018 Konserleri
  • _2017 Konserleri
  • _2015 Konserleri
  • _2016 Konserleri
  • _2014 Konserleri
  • Günün Şarkısı
  • Albüm / Şarkı Eleştirileri
  • Güncel
  • Yıldızlar
  • Klasikler
  • Ses Dergisi
  • Günlükler
  • _Eurovision 2011 Günlüğü
  • _Eurovision 2010 Günlüğü
  • _Nasıl TV Programı Yaptık?
Seyfi Yerlikaya – “Sarsın Kara Topraklar”


Halk müziğinin genç ve üretken isimlerinden biri Seyfi Yerlikaya. Bugüne dek beş albüm yayımlamakla kalmadı, çeşitli albümlerde de yapım koordinatörü olarak görev aldı. Yani müziğin hem vitrininde hem de mutfağında yer alanlardan.


Seyfi Yerlikaya son olarak 2018 yılında “Kader” isimli teklisini yayımlamıştı. Yakın bir zamanda da 2014 çıkışlı son albümünde “Ayrılık Hasreti Kâr Etti Cana” adlı şarkısı Çukur dizisinde kullanılınca yeniden gündeme geldi. Yerlikaya’nın yeni teklisi “Sarsın Kara Topraklar” ise geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


Yerlikaya’ya ait, düzenleme ise Mehmethan Dişbudak tarafından yapılmış. Melodik ve armonik yapısı ve de sözleri kadar kemençenin dokunaklı sesiyle de Karadeniz türkülerinin iklimini sonuna kadar yaşatan şarkının Seyfi Yerlikaya tarafından yazılmış olması aslında işin hoş tarafı çünkü Seyfi, Ovacık doğumlu bir Güney Doğu Anadolu çocuğu. Türkülerin içinden çıktıkları coğrafyaya göre değişen yapısal farklılıklarına rağmen aslında aynı duyguda, aynı insani değerlerin ortak paydasında var olduklarına dair şahane bir örneğe şahit oluyoruz böylece. Şarkı sözlerinde anlatılan ve doğudan Karadeniz’e doğru uzanan aşk hikâyesi de boşuna değil haliyle. 


Halk müziğinde otantik eserlerin korunması ve yaşatılması kadar yeni eserlerin de üretilmesi lazım ki geleceğe kalsın, yaşasın. Seyfi Yerlikaya her iki konuda da elinden geleni yapıyor. Bu şarkı bunu bir kez daha gösteren, eli yüzü düzgün, tertemiz bir iş.

0
Share
Mavi Yolcular – “Heyamola”


TRT Arşiv YouTube kanalı ülkenin görsel hafızasına çakılı kalmış eski görüntüleri birer birer gün ışığına çıkarıyor. Geçtiğimiz günlerde kanalda yayınlanan “Heyamola”yı görünce yazmadan edemedim. “Heyamola” Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye tarihinin en büyük fiyaskolarından birinin tam ortasında duran bir şarkıdır zira, bilenler bilir.

0
Share
Birileri – “Bir Anlam Ver (Akustik)”


Jan Soykök, Emre Dereli, Baturalp Yılmaz ve Çağdaş Topal’dan kurulu Birileri, 2015 yılında ilk teklisini yayımlamış, peşi sıra gelen tekliler 2016 yılında “Bir İleri” adını veren albümü oluşturmuştu. Grubun ikinci albümü “Kusursz” (yanlış yazmadım, "u" yok, evet; kusursuzluğun ironisi orada zaten) ise geçtiğimiz mayıs ayında CES Yapım etiketiyle piyasaya çıktı.


Ancak bilindiği üzere artık bir albüm çıkarıp bir sene, iki sene onunla var olmak mümkün değil. Birileri de günü modasına uygun olarak bir süredir belirli aralıklarla akustik tekliler yayımlıyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde yine CES Yapım etiketiyle yayımlanan “Bir Anlam Ver (Akustik)” de ardı ardına yayımlanan akustik teklilerin beşincisi.


Söz ve müziği Jan Soykök’e ait şarkı ilk kez grubun ilk albümünde dinleyici karşısına çıkmıştı. Akustik kayıtta ise grup üyelerine saksafonuyla Tarık Karakoç eşlik etmiş. Onun da etkisiyle olsa gerek şarkının bu versiyonu bir hayli caz sularında geziniyor. 


Daha ziyade “indie” denilebilecek bir müzik türünün içinde şarkılar üreten grubun bu caz açılımı ise kulağa çok daha olgun geliyor. Şarkıları bazen doğup büyüdükleri iklimin dışına çıkarmanın şahane sonuçları olabiliyor. “Bir Anlam Ver (Akustik)” bu anlamda da dikkate değer bir örnek. Güzel bir şarkı, daha da güzel olmuş böyle.

0
Share

İstanbul Arabesque Project – “Sende Kalmış”


Hani yakın dönemde eski arabesk şarkıları yeniden söylemek, “rock” yapmak ya da “arabesk-rock” besteler yapmak filan pek moda oldu ya… Hah işte o akımın öncüsü İstanbul Arabesque Project’tir aslında. Üstelik arabeski bir çare, ticari bir çıkış yolu olarak görmemiş, modaya uyma niyetiyle yapmamıştır hiç İstanbul Arabesque Project. Tam tersine, başından beri hep sahiplenmiş, önem vermiş ve bu yüzden de gelip geçici bir proje olmamıştır.


İstanbul Arabesque Project’in beşinci albümü “Sende Kalmış” geçtiğimiz günlerde BCB etiketiyle yayımlandı. Grup bu albümde sözleri Şakir Askan, besteleri Burhan Bayar’a ait 10 şarkıyı kendi müzikal anlayışıyla yeniden çalmış ve söylemiş. Şarkıların bir başka ortak paydası da her birinin Müslüm Gürses’in sesinden kulaklarımıza yer etmiş olması.


Her müzik türü gibi arabeskin de iyisi, kötüsü, sağlamı, ucuzu var. Burhan Bayar arabesk müziğin en önemli besteci ve müzik yönetmenlerinin başında geliyor. Müslüm Gürses’ten İbrahim Tatlıses’e, Bergen’den Emrah’a, arabesk müziğin en “baba” isimlerinin en “baba” albümlerinde hep onun imzası var. Besteleri ise sayısız isim tarafından yıllardır tekrar tekrar seslendirildi, hâlâ da seslendiriliyor. Ona keza Şakir Askan’dan türün kıymetli söz yazarlarından biri. Yâni bu albümü dinlerken işin kötüsünü, ucuzunu değil, iyisini ve sağlamı dinleyeceğimiz zaten garanti. Üstüne İstanbul Arabesque Project’in icra ve yorumunun güvenirliği de cabası.


Albümdeki 10 şarkıdan 5’i Müslüm Gürses’in 1986 çıkışlı “Küskünüm” adlı albümünden. Albüme adını veren şarkı, “Hasret Rüzgârları”, “Seni Kalbime Gömdüm”, “Ne Yapsın” ve “Unutamadım (Kaç Kadeh Kırıldı)”. Bergen’in “Acıların Kadını” ve Sezen Aksu’nun “Git”iyle birlikte 1986 yılında en çok dinlediğim albüm olan bu albüme olan zaafım nedeniyle öncelikle bu 5 şarkıyı İstanbul Arabesque Project’ten dinlemek benim için şahane oldu.


Diğer şarkılardan “Gurbet Geceleri”, “Sende Kalmış”, “Bir Gülsen Yeter” ve “Dinleyin Geceler” de yine ‘80’lerden, “Gel Bahtımın Kar Beyazı” ise Gürses’in 2001 çıkışlı albümünden, daha az bilinen ve gölgede kalmış ama en az diğerleri kadar güzel şarkılar. Böylece bir “cover” albümde en önemli mesele; çok bilinen ve az bilinen şarkı dengesi de gayet güzel sağlanmış.


Grup bir dönem farklı kadın solistlerle çalıştı ama bir süredir solistliğini grup üyelerinden Göktuğ Varyozdöken üstlenmişti. İyi de oldu çünkü Varyozdöken arabesk şarkıcılığının tüm gereklerini hiç abartmadan ve en önemlisi de kimseyi taklit etmeden yerine getiriyor. 


Düzenlemeler de son derece dozunda. Ne yersiz bir biçimde şarkıların yapısını değiştirmeye yeltenilmiş ne de fazladan sos katılmış. Burada solist ve bas gitarist Göktuğ Varyozdöken’in grubun hem beyni hem de davulcusu Barbaros Akbulut’un ve gitarları çalan Serkan Öngel’in adlarını da anmak lazım.


Hadi itiraf edelim, milletçe arabeski seviyoruz, hep sevdik. Bir dönem ötekileştirilmiş, küçümsenmiş, yasaklanmış bu müzik türünün bugün hiç dinlemiyorum, sevmiyorum desek bile “rap”inden “rock”ına popundan “trap”ine her müzik türünün içine bir şekilde sızdığı kulakla duyulan bir gerçek. O zaman yalandan yapılmışlarını dinlemek yerine iyi örneklerine kulak kabartmaktan niye geri duralım ki?    

0
Share
Zeynep Doruk – “Unutmasınlar”


Bir süredir Sertab Erener’in vokalisti olarak adından söz edilen, öncesinde Ajda Pekkan ve Yalın’a da sahnede eşlik eden, 4 yıl boyunca İstanbul Gelişim Orkestrası’nın solistliğini yapan Zeynep Doruk, 19 yaşından beri profesyonel olarak şarkı söylüyormuş. Doruk, akademik eğitimini de müzik, sahne ve gösteri sanatları dallarında almış. Zeynep Doruk’un ilk albümü “Unutmasınlar”, geçtiğimiz günlerde Meypom etiketiyle yayımlandı.  


Yedi şarkı ve bir farklı versiyondan oluşan albümde beş yeni şarkı ve iki de “cover” var. Kıraç’ın 1998 çıkışlı ilk albümüne adını veren ve söz ve müziği de Kıraç’a ait olan “Deli Düş”, Nevzat Yılmaz’ın düzenlemesiyle Zeynep Doruk tarafından yeniden seslendirilmiş.


İkinci “cover” ise bir hayli enteresan çünkü Ajda Pekkan’ın yıllardır elden ele dolaşmasına ve hayranları tarafından bilinmesine rağmen bugüne dek resmi olarak hiç yayımlanmamış “Kim Derse ki” adlı şarkısı bu. Orijinali İtalyan grup Ricchi E Poveri tarafından seslendirilen ve Fikret Şeneş tarafından yazılan Türkçe sözlerle Ajda’nın “Süper Star ‘83” albümünde yer alması için kaydedilen şarkı, albüme son anda “Uykusuz Her Gece” şarkısının dahil olmasıyla plaktan çıkarılmış ve şarkının kaydı yıllar sonra Hakan Eren tarafından tesadüfen bulunmuştu. Kimin aklına geldi bilmiyorum ama bu şarkının bu albüme alınması doğrusu enteresan bir fikir olmuş.


Albümde iki farklı versiyonla yer alan “İki Kadın”, ve açılış parçası “Altın Kafes”, söz ve müziği Zeynep Doruk’a ait şarkılar. Sözlerini Zeynep Doruk’un yazdığı “Her Şey Aşktan”ın bestesi Turan Sarıbay’ ait. Bu şarkıların ve söz ve müziği Pınar Uludağ’a ait “6 Yaş Saflığı”nın düzenlemeleri Nevzat Yılmaz tarafından yapılmış.


Albümün ilk klip şarkısı olarak seçilen “Unutmasınlar Aşkım” ise Emre Irmak’ın bir bestesi. Sözleri Emre Irmak ve Zeynep Doruk birlikte yazmışlar. Düzenleme yine Nevzat Yılmaz’a ait. Albümün bütünü içerisinde daha “rock” sularda yüzen bu şarkı sizi yanıltmasın; şarkıların tamamı bu minvalde değil. Mesela “Kim Derse ki”, söz, müzik ve düzenlemesiyle tam bir ‘80’ler popu “flashback”i yaşatıyor dinleyene. Ona keza “İki Kadın”ın Akdeniz versiyonu ise adı üzerinde, sıcak kıyılardan bir pop esintisi getiriyor. Özetle söylemek gerekirse, akustik bir “sound” anlayışına dayalı, orta tempolu bir pop albümü diyebiliriz “Unutmasınlar” için.


Doruk’un müziğinde ve şarkıcılık biçiminde yer yer Sertab Erener etkisi hissediliyor. Özellikle de “Sertab Gibi” albümünün havasını ve ruhunu anımsatan tınılar var albümde. Bununla birlikte bir ilk albüm için her şey gayet profesyonel. Zeynep Doruk, sesini doğru kullanan, iyi bir şarkıcı. Her ne kadar orkestra şarkıcılığı ve vokalistliğin getirdiği bir reflekse seslendirdiği şarkılara kendi imzasını atma yetkinliği henüz yeterince bilenmemişse de zaman içerisinde işin yorumculuk tarafında da olgunluk kazanacağı şüphe götürmez.


Bu yıl çok az albüm yapıldı, yapılanlarsa nitelikli işler dinlemek isteyenleri çoğunlukla tatmin etmedi. Bu açıdan böylesi bir albüm yayımlamak bir taraftan risk almak gibi görünse de aslında bir taraftan da bir avantaj olabilir. İleride 2019 yılı dökümü yapılırken “Unutmasınlar”, yılın iyi albümlerinden biri olarak listelere girebilir.  

0
Share

Öfkeli Kalabalık – “Neden Mutsuzsun Dünya?”


Yakın bir zamanda yeni çıkanlar listesine düşen şarkılarıyla tanış olduğum Öfkeli Kalabalık’ın daha önce yaptığı işleri dinlemeye başlayınca grubu geç keşfettiğim için üzüldüm. Eskiden olsa rafta gördüğüm her yeni CD’ye sahip olma saplantım yüzünden illa ki radarıma girerdi ama bu dijital çağda illa ki bir şeyler gözden kaçıyor.


Can Büyükbaş, Erkin Sağsen, Basri Hayran ve Can Sürmen’den kurulu Öfkeli Kalabalık, 2013 yılında Can Büyükbaş’ın solo projesi olarak başlayıp 2016 yılında piyasaya çıkan ilk albümle şimdiki hâlini almış. Ankara kökenli grup son olarak 2017 yılında “Neyse Ya Yarın Yaparız” adlı kısaçaları kendi hesabına yayımlamış. Epic’le anlaşma imzaladıktan sonra ise yeni albümün ilk habercisi “Neden Mutsuzsun Dünya?” teklisi piyasaya sürülmüş. Geçtiğimiz günlerde ise grubun “Ana Can” adlı albümü yine Epic etiketiyle yayımlandı.


Geç keşfettiğim için neden üzüldüm, oraya döneyim tekrar. Böyle oyuncaklı, şaşırtıcı, bir parça teatral ve başından sonuna tek düzelikten uzak müzik yapan grup ya da solistleri seviyorum çünkü. Öfkeli Kalabalık’ın her şarkıdan başka bir sürpriz çıkıyor. Ya sözlerde, ya melodik ve armonik yapıda, düzenlemede. Kimi şarkılar bildik şarkı formunun içinde ilerlemiyor, dinleyeni sersemletiyor. Başka başka türler birbirine karışıyor, klişe kırılıyor bir güzel.


“Ana Can”, grubun şu ana dek yayımlanmış işleri içinde kayıt, “sound” ve icra olarak en profesyonel tınlayan çalışması olmuş. Belki bu anlayışla eski şarkıların da üzerinden yeniden geçmek lazım zamanla, bir kısmı bir hayli “demo” niteliğinde çünkü. Buna karşın bu albümde keşfedilecek, tadı çıkarılacak 10 yeni şarkı var.


Albümden iki şarkıya birden klip çekilmiş. “Neden Mutsuzsun Dünya?” ve “Yaralıyım” adlı şarkıların birbiriyle bağlantılı klipleri albüme ve Öfkeli Kalabalık’ın dünyasına giriş yapmak için çarpıcı bir başlangıç olabilir. Sonrasında zaten ister istemez albümün tamamını dinlemek isteyeceksiniz. Ben “Neden Mutsuzsun Dünya?”yı bir tık daha fazla sevdiğim için günün şarkısı seçtim, o ayrı.

0
Share
Çağın Bodur – “Haklı Davam”


Besteci olarak adını uzun süredir bildiğimiz Çağın Bodur, ilk teklisi “Evelallah”ı 2018’de yayımlamıştı. Bodur, yeni teklisi “Haklı Davam”ı ise geçtiğimiz günlerde kendi hesabına dijital platformlarda piyasaya sürdü.


“Haklı Davam”, söz, müzik ve düzenlemesi Çağın Bodur imzası taşıyan bir şarkı. Daha ilk notaları, ilk cümlelerinden itibaren bir Çağın Bodur şarkısı dinlemekte olduğunuzu hissediyorsunuz. Kendine has bir tavrı, bir kokusu var çünkü onun şarkılarının. Çatısı sağlam çatılmış sözler, bir dinleyişte kulağa yer eden melodiler…    


Önceki teklisinde daha klasik pop kalıplarını benimseyen Çağın, bu defa müziğini günün moda ritim ve “sound” anlayışının tam içinden geçirmiş. Çok da iyi yapmış. Bu elektronik ve bir parça kaotik düzenleme şarkının duygusunu epeyce yükseltiyor. O isyanı, o meydan okuma halini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bakmayın, romantik gibi tınlasa da sert bir şarkı aslında “Haklı Davam” ve iyi ki yaylılarla filan dramatize edilmemiş.


Güncel müziği çok yakından takip ediyor olmasına karşın bir tane bile ortama uysun diye şarkı yapmamış bu genç ama olgun şarkı yazarının kaleminden çıkan her şeyi önemsiyorum. “Haklı Davam” ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gösteriyor.

0
Share
Neyse – “Kum Gibi”


Kendi adını taşıyan ilk albümünü 2011’de, ikinci albümü “Haykırmadan Anlatamam”ı 2017’de yayımlayan Neyse, bu defa bir “cover” tekliyle çıktı karşımıza. Ahmet Kaya denilince ilk akla gelen şarkılardan biri olan “Kum Gibi”nin Neyse yorumu, geçtiğimiz günlerde WBW Records ve Neyse işbirliğiyle yayımlandı.


Türkçe “rock” müziğin 2010’lu yıllarında kazanç hanesine yazılan gruplardan biridir Neyse. Her iki albümü de kişilikli ve özeldir, dinleyeni kendine bağlar. Grubun taş gibi sağlam müziğinin ancak iki albüm dolusu şarkıyla kısıtlı olması ise bir avantaj mı dezavantaj mı ona emin değilim.


Söz ve müziği Ahmet Kaya’ya ait “Kum Gibi”yi de İlkay Dindar, Canberk Ünsal, Neyse’nin ortak düzenlemesiyle şahane çalmış ve söylemişler. Babajim stüdyolarında yapılan kayıt da nefis. Buraya kadar her şey yolunda ama Neyse’yi seven biri olarak neden “Kum Gibi” sorusunu sormadan edemiyorum ben.


Türkü barlardan, en sosyetik “dinner club”lara kadar nerede canlı müzik yapılıyorsa orada illa ki çalınan, söylenen, birçok kez de farklı biçimlerde “cover” yapılmış, Ahmet Kaya külliyatının içinde zaten çok arabesk bir tarafta duran bu şarkıyı neden seçtiklerini doğrusu anlayamadım. Kendilerini tekrar hatırlatırken çok bildik bir şarkıya yaslanmak, bir yem atmak mı, yoksa “Bu şarkı böyle de çalınır,” iddiası mı? Yok eğer başka bir sebebi varsa şahsen bilmek isterdim. Neyse, ne yapsa başımızın üstünde yer var, o ayrı.   

0
Share

Nil Burak – “Boş Vere Vere”


Sene 1980. ‘60’lardan itibaren plak yapmaya başlayan, ilk bestesi “Sen Mevsimler Gibisin” ile besteci olarak da yıldızı parlayan Selami Şahin, dönemin gözde bestecisi. Zira şarkıları hem o günlerde çok moda olan arabesk yapıya çok uygun hem de kimi besteleri hafif müzik çizgisini de yakalayarak TRT denetiminden geçmeyi başarıyor. En çok da bu yüzden hem modayı yakalamak hem de TRT’de boy gösterebilmek için hafif müzik şarkıcıları Selami Şahin’in kapısını aşındırıyor.  


Sözleri Ülkü Aker tarafından yazılmış “Boş Vere Vere”, Selami Şahin’in o günlerde yaptığı bir beste. Hey dergisinin haberine göre, şarkı aslında Salim Dündar için yapılıyor ama plak dünyasında şansı bir türlü yaver gitmeyen Salim Dündar, şarkıyı plak yapmakta gecikince şarkı önce Nil Burak, sonra da Ferdi Özbeğen tarafından plağa okunuyor.


Hey dergisinin listelerine göz attığınızda ise sıralama daha farklı. İçinde bu şarkının da yer aldığı Ferdi Özbeğen 33’lüğü “Mutluluklar”, 1980 nisan sonu mayıs başı gibi piyasaya çıkmış; Nil Burak’ın aynı şarkıya yer verdiği “İki Elim Yakanda” adlı albümü ise Ekim 1980’de. Tabii Nil Burak plak çıkmadan önce şarkıyı televizyonda seslendirmiş de olabilir, zira o günlerde şarkılar önce denetime gönderiliyor, sonra plak yapılıyordu çoğunlukla.


Aslında ilk kimin söylediğinin pek bir önemi yok çünkü “Boş Vere Vere” her söyleyenin sesinden ayrı seviliyor ve kısa sürede dillere düşüyor. Yıllar boyunca da çok sayıda isim tarafından yeniden seslendiriyor. Tabii şarkıyı ‘80’lerden hatırlayanlar Nil Burak’ın denetimden geçen versiyonu ile hatırlıyorlar daha çok. Çünkü televizyonda bu şarkıyı en çok o söylüyor. Hatta şarkı o kadar tutuluyor ki Nil Burak’ın 33’lüğünün ikinci baskısında plağın adı “Boş Vere Vere” olarak değiştiriliyor.


Aşağıdaki videoda yine bir denetim versiyonu vakası var. TRT tarafından yapılan bu çekimde Nil Burak şarkıyı neredeyse dümdüz, en ufak bir nağme yapmaksızın söylüyor. Dijital platformlarda bulabileceğiniz plak versiyonunda ise şarkının gerektirdiği nağmeleri yapmaktan hiç çekinmiyor. O denetim denen şey bugün olsaydı radyo ve televizyonlarda, sanırım yayınlayacak şarkı bulamazlardı, o da ayrı mesele.



0
Share
Neşet Ertaş – “Evvelim Sen Oldun (Ahirim Sensin)”


Bin dokuz yüz otuz sekizde cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharrem, anama Döne
Dediysen atayı bildin dediler


Dizinde sızıydı anamın derdi

Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler


Kendi dizeleriyle böyle başlar Neşet Ertaş hayat hikayesini anlatmaya. Kendini anlatır, hayatı anlatır, içinde yaşarken göremediklerimizi gösterir, hissederken kelimelere dökemediklerimizi türkü yakıp serer önümüze. Bir halk ozanıdır. Bu topraklardan çıkmış son ozanlardan biridir belki de…


‘70’lerde türküleri dillerden dillere dolaşmaktayken Neşet Ertaş TRT’nin yasaklılar listesine girer. Çünkü o günlerin statükocu halk müziği bilirkişilerine göre Neşet Ertaş türküleri halk müziğinin otantik yapısına zarar vermektedir. Tabi bütün yasaklar gibi bu da geri teper ve yasaklı olmak Neşet Ertaş’ı eksiltmez, aksine çoğaltır. Türküleri Zeki Müren’den Neşe Karaböcek’e, Erol Büyükburç’tan Cem Karaca’ya dek dönemin en popüler şarkıcıları tarafından plak yapılır. Her biri o kadar yer eder ki kulaklarımızda, her dönem, her türde yeniden seslendirilir, her defasında aynı coşkuyla söylenir, dinlenir.   


Bir ozandır evet, bir bilgedir; her cümlesi bir hayat bilgisidir. Bilmek, sezmek, görmek için ne sosyal statü, ne eğitim, ne zenginlik lazımdır aslında. Gönül gözü açıktır onun. Az insana nasip olur hayatta bu. Neşet Ertaş onlardan biridir.


“Ahirim Sensin” Neşet Ertaş’ın en sevdiğim türkülerinden biri, belki de birincisi. Bir insana duyulan aşk, ilahi aşka ulaşır dizelerinde. “Evvelim sen oldun, ahirim sensin,” ya da “Batınım sen oldun, zahirim sensin,” cümleleri tek başına kaç kitap eder, hangi dil yeter daha fazlasını anlatmaya bilmem.


Ertaş’ın 2000 yılında Harbiye Açık Hava’da verdiği konserin kaydı sonrasında Kalan Müzik tarafından DVD olarak yayımlanmıştı. O konserden alınan bu kayıt aynı yıl “Hata Benim” adıyla piyasaya sürülen Neşet Ertaş albümünde de yer almıştı. Bu türküyü hem onun sesinden canlı dinlemek, hem de türkünün başında Neşet Ertaş’ın sazıyla yarenliğine şâhit olmak için bulunmaz bir kayıt.


Neşet Ertaş’ı 25 Eylül 2012’de kaybetmiştik. Bugün ölüm yıldönümü. Ruhu şâd olsun.

0
Share
Zeki Müren – “Gözlerin Doğuyor Gecelerime”


Bir intihar mıydı sahiden? O gün ilaçlarını özellikle mi içmemişti? O stüdyoda, ışıkların altında, kamera flaşlarının karşısında saatlerce durmaya kalbinin dayanamayacağını bile bile mi istemişti o çekime gitmeyi? Yaşamı gibi ölümü de ihtişamlı olsun mu istemişti? Bir “ağaçlar ayakta ölür” hikâyesi miydi bu?


Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Belki de sadece mutlu olmak istemişti. Yıllar süren inziva hayatından sonra onu sevenlerin karşısına çıktığında eskisi gibi güçlü, görkemli, ışıklı, parlak çıkmak istemişti… Belki olacakları hissetmiş, belki aklının ucundan bile geçirmemişti.


Bildiğimiz bir tek şey var… Hayatının son yıllarını ağır bir yalnızlık ve mutsuzluk içerisinde geçirdiği… Şöhretin bir bedeli vardı. Yıllarca tek başına zirvede kalabilmek için, rakipsiz kalabilmek, hep göz kamaştırabilmek, o illüzyonu sürekli kılmak için ödenmesi gereken bir bedel… Hayatı bir savaştı ve savaşta her şey mübahtı.  


Zeki Müren’i 24 Eylül 1996’da kaybettik. Yaşarken ona rakip olabilecek herkesi bir şekilde engellediği, yok ettiği söylenirdi. Öldükten sonra da bir benzeri, yerine konulabilecek biri çıkmadı oysa. Ne musiki bilgisi, sesi, diksiyonu ve icra biçiminin, ne duruşunun, bize gösterdiği yüzünün, “aura”sıyla yarattığı o büyülü gerçekliğin ikâmesi olabilirdi; olmadı da nitekim.


“Gözlerin Doğuyor Gecelerime” Zeki Müren’in 1988 yılında piyasaya çıkan uzunçalarına adını veren şarkıydı. Sözleri Halit Çelikoğlu’na, bestesi Yusuf Nalkesen’e ait şarkının düzenlemesi, albümün tamamında düzenlemelere imza atan Osman İşmen tarafından yapılmıştı. 


Zeki Müren’in ‘80’li yılların başında geçirdiği rahatsızlık sonrası sahnelerden uzaklaşması plak satışlarına da etki etmiş, o güne dek yaptığı albümler eskisi gibi satış rekorları kırmamıştı. 1988 yılında Yavuz Plak’a transfer olduktan sonra yaptığı bu ilk plak ise büyük ses getirecek ve Müren’i plak dünyasında bir kez daha zirveye çıkaracaktı. Bu albüm aynı zamanda Zeki Müren’in hayattayken plak formatında yayımlanmış son albümü oldu.


Bugün Zeki Müren’in ölüm yıldönümü. Ruhu şâd olsun.

2016 yılında Bavul dergisi için kaleme aldığım Zeki Müren yazısını bucümlenin üzerini tıklayarak okuyabilirsiniz.   

0
Share

(Bavul dergisi Mayıs 2016 sayısında yayımlanmıştır.)

Bir yolcu otobüsü dolusu 19-20 yaşlarında genç düşünün. Bir Temmuz akşamı İzmir’den Urla’ya, yaz kampına doğru yol alıyoruz. Sene 1988. Otobüsün teybinde Zeki Müren’in “Gözlerin Doğuyor Gecelerime” kaseti çalıyor. Bir yolcu otobüsü dolusu 19-20 yaşlarında genç neden Zeki Müren dinler; muhtemelen şoförün kaset arşivinde dinlenilebilecek daha iyi bir şey olmadığı için ama durumun saçmalığı bundan ibaret değil zaten. Hepimiz çalan şarkıları ezbere biliyoruz. O ara o kaset çok popüler belli ki. Zeki Müren’le birlikte söylemekle kalmıyor, bir de onun gibi “s”leri tıslata tıslata, “z” leri vızlata vızlata, “r”leri “rrrrrrrrr”layarak, “k”ları üzerine basa basa telaffuz ederek söylüyoruz. “O çeşşşşşşşşşşşşme kurumuşşşşş akkmıyor aaaarrrrrrrrtıkk…”



0
Share

Tanju Güneş – “Bilemezsin ki”


İlk teklisini geçtiğimiz günlerde yayımlayan Tanju Güneş pop müzikte yeni bir ses. Tanımadığımız biri olunca da insan ister istemez müzik geçmişini, nereden gelip nereye gittiğini merak ediyor ama bu konuda en ufak bir bilgi bulamadım. O yüzden buraya da hakkında bir şey yazamıyorum. Müzik piyasasına yeni giriş yapanların sosyal medya hesaplarını kendilerini tanıtacak, anlatacak biçimde oluşturmaları, bu da olamıyorsa basın bültenlerini biraz daha kapsamlı tutmaları gerektiğini bir kere daha hatırlatarak şarkıya getireyim sözü.


Doruk Müzik etiketiyle yayımlanan ilk teklisinde Tanju Güneş, söz ve müziği Serdar Arslan’a ait “Bilemezsin ki” adlı şarkıyı seslendiriyor. Serdar Aslan, 2018’de kendisinin seslendirdiği “Aşkından Bir Anı Tut” adında bir şarkı yayımlamıştı. Gökhan Tepe ve Şebnem Sungur’la yaptığı çalışmaların yanı sıra şu sıralar gündemde olan Ayla Çelik şarkısı “Daha Bi’ Âşık”da da imzası var.


Akdeniz havalı, sıcak bir pop şarkısı “Bilemezsin ki”. Sözü, müziği ve Barış Özesener tarafından yapılmış düzenlemesi ile ‘90’lardan (popun pop olduğu zamanlardan) çıkıp gelmiş gibi. Tanju Güneş de sesi ve şarkıcılığıyla şarkının duygusunu dinleyiciye aktarma konusunda üzerine düşeni yapmış.


Gerçi böylesi şarkıların bugünün dinleyicisinin müzikal arayışlarında ne kadar yeri olduğu tartışılır ama eli yüzü düzgün, iyi popun her zaman bir alıcısı vardır. Bu şarkıda o kitleye hitap ediyor zaten. Belki büyük bir “hit” olmayacak ama Tanju Güneş kariyerine iyi bir başlangıç olarak yazılacaktır.   

0
Share
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda


Photo Profile

Yavuz Hakan Tok
Müzik Yazarı / Eleştirmen / Arşivci

2001 yılında Bir Zamanlar adlı internet sitesinde müzik yazıları yazmaya başladı. Yanı sıra yazıları, Zip İstanbul, Koara, İkinci Kanal, Caretta, Mezun Life, Popüler Tarih dergilerinde, Bugün gazetesi ve Milliyet gazetesinde yayımlandı.

Daha Fazla



Takip Et

  • Instagram
  • YouTube
  • Twitter
  • Facebook

Bu Hafta Çok Okunanlar

  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • Bu Yazının Sahibi Benim!
    “Aman sakın ha şarkılarınızı noterden tasdikletmeden filanca kişiye dinletmeyin!”
  • Çeşitli Sanatçılar - "Yıldız Tilbe'nin Yıldızlı Şarkıları"
    BİR “UYUMSUZ”UN ŞARKILARI (30 Temmuz 2018 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.) “Delikanlım”la başlayan şarkı ...
  • Çeşitli Sanatçılar - "Kayahan'ın En İyileri 1"
    “YOLU SEVGİDEN GEÇEN” ŞARKILAR (1. BÖLÜM)  NTV’de yayınlanan Söz ve Müzik belgeselinin Kayahan özel bölümü için kolları sıvadığımızda 2014...

Arşivden

  • Suna Yıldızoğlu Röportajı
    Yabancı Gelin Sonia, Türkiye'de nasıl ünlü bir sinema oyuncusu ve şarkıcı oldu?.. Yetmişlerde ona kim, neden açık çek verdi? Dillere...
  • Prestij Müzik'in Film Gibi Hikâyesi
    (Milliyet Sanat dergisi Şubat 2023 sayısında ve 5 Şubat 2023 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştır.)    1997 yılında bir vesileyle Pre...
  • Ne Kadarı Fatih, Ne Kadarı Mabel?
    MABEL MATİZ - "FATİH"  “Yahu bu ne? Bu zamanda 25 şarkılık albüm mü olur? Kim dinleyecek bunu?” “Şarkıların hepsi birbirine benz...
  • İzlediklerim Ocak 2012
    ENBE ORKESTRASI - "SENDEN KIYMETLİ Mİ?" Bütün tartışmalara, eleştirilere rağmen popüler müzik piyasasında ENBE damgası vurulmuş ...
  • Oya Bora Röportajı
    "Hani Peter Pan masalı gibi bir hayal dünyası vardır ya; orada kötülük yoktur, orada ihanet yoktur, orada acı çekilmez. Bizim şarkılar...
Copyright © 2019 Yeter ki Müzik Olsun

Created with by Beauty Templates | Distributed by Gooyaabi Templates