Bu Blogda Ara

25 Temmuz 2012 Çarşamba

İzlediklerim


MULTİTAP – “MUTLUYUM”


Multitap’ın geçtiğimiz yılın Ekim ayında piyasaya çıkan “Özel Birisin”, “Mutluyum” adlı şarkıya çekilen kliple tekrar gündemde. 2010’da yayımlanan ilk albüm “Takım Oyunu”ndan dört şarkıya klip çekilmişti. Bu albüm ise neredeyse gündemden düşecekken, ikinci kliple tekrar yükseliyor.

Muhammed Ali Cihan, Sertaç Özgümüş, Taçkın Bilal ve Selim Siyami Sümer'den kurulu Multitap, Türkçe popüler müzikte pek de her dakika duymadığımız türden şarkılarla karşımıza çıkıp adından bahsettirdi iki sene önce. Uzun süre birlikte çalıştıkları Bedük’ün ne kadar etkisi vardı bilinmez ama, elektronik öğeler, sentetik unsurlar içeren, biraz “britpop”, biraz “synthrock” sularında gezinen, yanı sıra esprili ve neşeli şarkı sözleriyle de eğlendiren bir gruptu Multitap. Elbette başta Muse olmak üzere bir çok yabancı şarkıcı ve gruptan şu veya bu şekilde etkilenmiş gözüküyorlardı ama Türk pop müziği için orijinal oldukları pekâlâ söylenebilirdi.

(Bu arada yeri gelmişken, bütün müzisyenler birilerinden etkilenerek yola çıkarlar ve zaman içerisinde kendileri olurlar (istisnalar elbette hariç; onlara deha diyoruz zaten.)Bu o kadar da “tu kaka” bir şey değildir, iş ki taklide saplanıp kalmasın, sonu intihale varmasın. Bu ayrımı iyi yapmak lazım.)


İkinci albümde ise işin elektronik kısmını ve hatta eğlencesini de daha geri plana çektiklerini gördük. Hatta iki parçayı “rap” sosuna bulayarak, farklı denemelere de girişmişlerdi. Çıkış şarkıları “Ben Anlarım”, onları daha önce tanımayanları ya da “Çıbık”ı, “Battaniyem”i dinleyip de pek hoşnut olmayanları bile kolayca tavlayacak, daha genel geçer, “easy listening” bir şarkıydı. Ama nedense arayı biraz uzattılar.

“Mutluyum”, albümdeki eğlenceli şarkılardan biri olarak ikinci klip için doğru tercihmiş gibi gözüküyor. Ben kendi adıma sıranın hem daha slogan hem de fena halde ergen bir şarkı olan “Kızın Annesi”nde olduğunu düşünüyordum ama “Mutluyum” özellikle klibi şenlendiren bikinili kız sayesinde aynı hedef kitlesini kolayca yakalayacağa benzer. You Tube’da videoların altına yazılan yorumların genellikle kliplerdeki kızların ya da artık nasıl ve ne kadar seksi unsur varsa, hep onların etrafında döndüğü düşünülürse, bikinili bir kız her zaman işe yarar, tıklanma oranını yükseltir gibi görünüyor. Kaldı ki bu serin, ferah ve iç açıcı şarkının gruba bu hedef kitle dışında yeni müdavimler kazandırması da kuvvetle muhtemel.


Grubun yumuşak karnı, solist Selim Siyami Sümer’in vokal tekniği bence. Şarkı sözlerinin heceleriyle şarkının notalarını eşdeğer uzunluk ve kısalıkta okuyarak şarkı söylemek bir şarkıcıya hem çok sayıda prozodi hatası yaptırır, hem de kulakta bıraktığı tat, gitar çalmayı yeni öğrenen gencin çaldığı şarkıya eşlik etmesi ayarında olur. Solist özellikle yavaş şarkılarda bu hataya sıklıkla düşüyor ve bu nedenle  albümde çok etkili olabilecek “Kalbini Bana Ver” gibi çok parlak olabilecek bir şarkı bile sönük kalıyor. Uzaktan duyduğunuzda “Hah işte bu Multitap” denebilecek bir müzikal tavır var belki ama o etkide bir solist karakteristiği yok henüz.      

Elektronik müziğin ruhsuz ve duygusuz doğasını tersine çevirerek yola çıkan grubun, hem şarkı sözleri, hem de müzikal tavır olarak ilk albümden bir adım ileriye gittiği “Özel Birisin”in bir atlama taşı olacağını ve grubun bir sonraki albümünde asıl müziğini bulacağını düşünüyorum. Bir de bunun üzerine Multitap’ın kreatif anlamda belli ki iyi bir ekiple çalıştığı, gerek kliplerinde, gerekse albüm kapaklarında görselliği ve imaj meselesini en iyi kullanan gruplardan biri olduğu düşünülürse, zaman içerisinde daha ikonik ve nevi şahsına münhasır bir gruba dönüşmesi (hem müzik hem de fizik anlamında) şaşırtıcı olmayacaktır.  


MAVİ – “KAPTAN”

TRT’nin TRT olduğu siyah beyaz zamanlarda eğlence programlarına bir Can Etili, bir Necla Akben çıkar, türkü söyler, her söyleyişlerinde de mutlaka ama mutlaka, artık kimse onları takdim eden (Halit Kıvanç olur, Cenk Koray olur, Güneş Tecelli olur) bu türkücülerimizin aynı zamanda avukat olduğu illa ki söylenir de söylenirdi. Sadece onlar mı? Erol Evgin mimardı, Attila Atasoy eczacı, Cantekin diş hekimi. Hepsini bilirdik. Onları sırf bu yüzden daha çok önemserdik. Niye?.. Ben de bilmiyorum. O zamanlar öyleydi.

Mavi’nin aslında avukat olduğunu ise bu yazı için araştırma yaparken öğrendim. Bizim kuşaktan olmayanlar için muhtemelen çok gereksiz sayılacak bu bilgiyi, bizim kuşağa mahsus şartlanmışlıkla illa ki yazmak istedim. Yoksa konumuz avukat şarkıcılar filan değil. Konumuz doğrudan doğruya Mavi’nin yeni “single”ı ve klibi.


2010 yılında kendi adını taşıyan, dört şarkı ve bir “remix”ten oluşan mini albümüyle müzik yolculuğuna başlayan Mavi (Ayşegül Turan), aslında üniversiteden mezun olduktan sonra üç yıl avukatlık yapmış ama sonra rotasını müziğe çevirip hukuku bir kenara bırakmış. İyi de yapmış. Bilen bilir, müzik zerk olunmuşsa damarlarınıza doğuştan, er ya da geç ele verir kendini, ne set, ne barikat ne de hukuk tanır. Aslına bakarsanız müzik doğası gereği hukuksuz da bir şeydir.

Mavi de okul yıllarında fotoğrafçılık, oyunculuk ve yönetmenlikle haşır neşir olurken aslında müziğe bilendiğini muhtemeldir ki ilk bestesini yaptığında fark etmiş olmalı. Bakmayın siz ilk albümünü otuzunu geçtikten sonra çıkardığına ve hatta çıkış şarkısının adının “Otuz” olduğuna. Müzik er ya da geç yolunu buluyor ve insan otuz yaşının şarkısını yirmi dört yaşında da yazabiliyor.


İlk albümüne üç klip çeken Mavi, farklı fiziği kadar genel geçer pop arenasına sırtını dönmüş müzikal tavrıyla da dikkat çekmişti. Çok yetkin bir şarkıcı gibi tınlamıyordu sesi belki ama çok karakteristikti ve kendi yazdığı şarkılarla, özellikle “Otuz”la, kendine ait söyleyecek sözler biriktirdiği, müzik yolculuğunda bize onları dinletmeye niyetli olduğu fark ediliyordu. Belki bu yüzden biraz Nazan Öncel’e, biraz Sıla’ya, biraz da bilmem kime benzetildi ama henüz bu şekilde kategorize edilmek için çok erkendi. Her şeyden önemlisi, devamı gelecek miydi?..

Sorunun cevabını geçtiğimiz günlerde aldık. Aslında bir albüm çalışmasında olan Mavi, son anda verilen bir kararla albümü erteleyip bu defa iki şarkıyla dinleyici karşısına çıkmaya karar vermiş ve ortaya “Kaptan” adlı bu “single” çıkmış.


Önceki çalışmasında aranjör olarak Orkun Tunç ve Taner Yurdunkulu ile çalışan Mavi, söz ve müziği kendisine ait bu iki şarkısının birini Mustafa Ceceli’ye, birini de Hasan Meten’e emanet etmiş bu defa. “Single”da bir de “Kaptan” şarkısının Can Hatipoğlu tarafından yapılmış “remix”i var.

Önceki albümün dört şarkısının dördüne de klip çekmişti. Bu “single”dan da ilk olarak “Kaptan” kliplendi. Ne olmuşsa olmuş ve ilk dört klipteki orta yaşlı, biraz soğuk, mesafeli ve neresinden baksanız hayatla bir derdi, alacağı, vereceği olan, hatta bir parça arıza potansiyeli de taşıdığı hissedilen kadın, bu klipte yerini daha genç, daha sakin, dinlenmiş, huzuru yakalamış bir kadına dönüşmüş. Hem Mavi’nin değişen imajı, hem de klip görüntülerinden yakalıyorsunuz bu dönüşümü. Ama daha önemlisi şarkının bizzat kendisinden. Hesabı bir kerede kapatmış, geride bıraktıklarına dönüp bakmadan yeni bir yola çıkmış kadının hikâyesi çok sahici. Kadın ya da erkek, hangimiz niyet etmeyiz böyle bir vazgeçişe, bir başlangıca?.. Geçmişi affetmenin, yola çıkmadan safraları atmanın dayanılmaz hafifliğini kuşanmayı hangimiz istemeyiz?.. Şarkıdaki kadın bunu yapıyor ve sadece onun hikâyesini dinlemek bile, dinleyene iyi geliyor.


Klip ve şarkının birbirini boğmadığı ender işlerden biri olmuş “Kaptan”. Yok eğer şarkının verdiği hafiflik de kesecek gibi değilse sizi, “remix” versiyonuyla dans ederek ipleri iyice koyuvermeniz de mümkün.

“Single”daki diğer şarkı ise iddialı sözleri kadar “retro” düzenlemesiyle de dikkat çekiyor ve Mavi’nin farklı bir şarkı yazarı olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Bu iki şarkının bende yarattığı etki, gelecek albümü daha heyecanla beklemek yönünde oldu. Bir “single” da en çok bunun için değil midir zaten?..

MANGA – “REZALET ÇIKARASIM VAR”


Bu yazıyı kaleme aldığım 2012 Temmuzunun son haftasında şunu söyleyebilirim ki bu yıl bu vakte kadar yayımlanan en iyi “rock” albümlerden biri şüphe götürmez ki Manga’nın “e-akustik”i oldu. Önceki albümlerinden bildiğimiz şarkılarına getirdikleri farklı yorumların yanı sıra üç de yeni şarkı barındıran bu albüm, adeta grubun kendi müziğiyle hesaplaşması, hatta yumruk yumruğa dövüşmesi gibiydi. Grup o güne dek getirdiği müzikal tavrını, çizgisini ve kazandığı dinleyici kitlesini gözünü kırpmadan tepetaklak edivermişti ve bu neresinden baksanız alkışlanacak bir cesaretti.

Evet “e-akustik” ismi beklentileri başka bir yere çekti ve bu nedenle içeriğinin adıyla çeliştiğini söyleyenler oldu ama bence bu, albüm hakkında konuşulması gerekenler arasında bir ayrıntıydı sadece. Albümün bütününü bunun üzerinden değerlendirmek çok yanlış olurdu ve oldu da nitekim. Bence bu albüm hakkında olumsuz birkaç kelam edilecekse, çıkış şarkısı hakkında sarf etmek daha doğru olurdu zira kimyalarının hiç mi hiç uyuşmadığını düşündüğüm Yıldız Tilbe ile Manga düetini kullanarak albümü servis etmek doğru bir tercih değildi.


Her ne kadar Yıldız Tilbe’den bir Amy Winehouse yaratmaya nicedir kararlı olsak da, hepimiz farkındayız ki bu sadece romantik bir hayal. Tilbe günün birinde “Aşkperest” albümündeki Tilbe’ye geri dönene dek de (ki dönebilir mi o da tartışılır) bu bir hayal olarak kalacak. Bugün Yıldız Tilbe denilince gözümüzde canlanan, kulağımızda tınlayan şeyle Manga’nın müziği birbirine teğet bile geçmiyor. Birazcık gerçekçi olan herkes için böyle bu. Bu anlamda “Hani Biz”in çıkış şarkısı olması ticari açıdan bile düşünsek iyi bir fikir değildi ama oldu ve bence albüme zarar verdi.


Mart ayında piyasaya çıkan albümün ikinci klibi “Rezalet Çıkarasım Var” ise nihayet geçtiğimiz günlerde servis edildi. Klip New York’ta çekilmiş. Dünyanın en popüler metropollerinden birinin alabildiğine kaotik havası, şarkının dinleyende yarattığı panik duygusu ve tedirginliği fena halde körüklüyor. Bir yandan şarkı sözünün her bir cümlesini yapasınız, sahiden rezalet çıkarasınız tutuyor, bir yandan da kaçıp gitmek, saklanmak, sinmek, susmak, bu devasa şehirde kaybolmak, yok olmak istiyorsunuz. Yok olmak istediğiniz o şehir mi, yoksa bizzat yaşadığımız hayatın kendisi mi, en fazla ne kadar rezalet çıkarabilmeye gücünüz, cesaretiniz var, varın orasını siz sorgulayın. Şarkı sizi alıp bu soruların ortasına atarak misyonunu yerine getiriyor zaten.


Ben bu albümde en çok bu şarkıyı ve Manga’ya Eurovision’da ikincilik kazandıran “We Could Be The Same”in yeni düzenlemesini sevmiş olabilirim. Şarkının o çok barışçıl sözleri adamın kafasına kafasına vuran sert yapısının nasıl dönüştürülerek kadife bir Beatles şarkısı ruhunu yakaladığına şahit olmak bile başlı başına bir dinleme deneyimi. Kaldı ki benzer şekilde dönüşmüş nice Manga şarkısı var bu albümde. Böylesi serüvenleri yaşamayı seven dinleyici için tam bir şenlik. Klibi izlemekle kalmayın, albümü de baştan sona tekrar dinleyin derim ben.

TEMMUZ 2012

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder