Bu Blogda Ara

13 Mayıs 2011 Cuma

Eurovision Günlüğü 6



Geldik ikinci yarı finale. İşte prova sonrası izlenimler…

Bosna-Hersek adına yarışan Dino Merlin, Saraybosna’lı bir müzisyen. Sadece ülkesinde değil, tüm Balkanlarda çok popülermiş. Sanırım finalistler arasında da en yaşlısı. Buna rağmen şahane bir sahne enerjisi var. Dino Amca bizim Balkan göçmeni memleketliler arasında da çok seviliyormuş. Finale kalırsa oylarımızı esirgemeyiz zaten Bosna-Hersek’ten.


Bosna-Hersek için Ege’nin yorumu: “Şarkı çok güzel ama şarkıcının yaşlı olması dezavantaj bence.”

İkinci sırada Avusturya var. 21 yaşındaki Nadine’nin şarkısı yarışmadaki ses gösterisi şarkılarından biri. Gürcistan’ın bağır çağır şarkısı finale kaldığına göre bu da kalabilir pekala.


Avusturya için Ege’nin yorumu: “Kızın sesi çok kuvvetli. Finale çıkabilir Litvanya gibi sürpriz yaparak.”

Hollanda adına yarışan 3JS grubu da pek popülermiş kendi memleketinde. Hatta “Dutch” dilinde icra edilen popun üç kralı olarak tanıtılıyorlar yarışma broşüründe.  Bunu özellikle yazıyorum ki, ülkemizde Eurovision’un bir amatör yarışması olduğunu, Avrupa ülkelerinde önemsenmediğini söyleyenlere kapak olsun. Şarkıya bayılmadım ama ağabeylerin yüzü suyu hürmetine finale kalabilirler.


Hollanda için Ege’nin yorumu: “Kendi dillerinde söylediklerinde sevmemiştim bu şarkıyı. İngilizce olunca hoşuma gitti ama yine de fazla iz bırakan bir şarkı değil. Favorilerim arasında sayamam.”

Dördüncü sırada yer alan Belçika’yı bir “a cappella” grubu temsil ediyor. Kadınlı erkekli altı kişilik grup tipik bir “a cappella” grubu ne yaparsa onu yapıyor sahnede. Yani şaşırtıyorlar, “valla bravo adamlara” dedirtiyorlar, insan sesinin de bir enstrüman gibi kullanılabileceğini cümle aleme gösteriyorlar ama hepsi bu. Heyecan var mı? Bende yok.


Belçika için Ege’nin yorumu: “Canlı perfomansları çok etkileyici. Daha önce de “a cappella” yapanlar oldu yarışmada ve dereceleri pek iyi olmadı. Bunlara da pek şans vermiyorum.”

Bu sene yarışmada iki ülke ikiz şarkıcılarla yarışıyor. Meral-Zuhal’den gayri ikiz şarkıcı görmemiş bir memleketin çocuğu olarak bu durumu ziyadesiyle şaşırtıcı buldum. Beşinci sırada yarışan Slovakya’nın Twiins (iki “i” ile) grubu iki kız kardeşten oluşuyor. Kızları al bizim Bebek Lucca’ya bırak, kimse yadırgamaz; o derece tikiler, şarkıları ise sıradan. Hayırlı başarılar dilemekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden.


Slovakya için Ege’nin yorumu: “Tuvalet molası verilebilecek şarkılardan. Hem şov hem şarkı sıkıcı.”

Her sene çok ateşli şarkılar göndermiş, “Wild Dances” gibi bir bombayla birincilik bile kazanmış Ukrayna da bu sene iç bayıltanlar kervanına katılmış. Allah sahibine bağışlasın, kızcağız pek güzel; hem de ülkesinin en popüler şarkıcılarından da biriymiş (bu da kapak olsun). SSCB’den kopanlar diasporası Ukrayna’yı oysuz bırakmaz nasılsa, ben oy vermesem de olur.


Ukrayna için Ege’nin yorumu: “Şarkı fena değil, performans da iyi ama ben sevmiyorum. Bence finale çıkamayacak.”

Yarışmanın iki deli şarkısından birinin sahibi Portekiz elendi. Komünizm propagandası şarkılarının şovunda ellerinde taşıdıkları dövizlerden biri de Türkçeydi. Ömrü hayatında Türkiye’ye bir puan bile vermemiş Portekiz’in bu jestine rağmen elendiklerine üzüldüğümü söyleyemem.

İkinci deli şarkı ise Moldovya’ya ait. Zdob Si Zdub (adları bile deli) topluluğu tuhaf şapkaları ile Eurovision sahnesini sirke çeviriyorlar. Portekiz elendiğine göre hala umut var; Moldovya’da elenir tahminimce.


Moldovya için Ege’nin yorumu: “ Bu grup 2005 yılında da katılmıştı ve o şarkılarını çok sevmiştim. O zamandan beri sevdiğim bir grup. Şarkıları mükemmel olmasa da, performanslarının iyi olacağını düşünüyorum ama finale kalmaları biraz zor.”

Sekizinci sırada İsveç vardı. Tıfıl erkek şarkıcı kontenjanını bu sene arttırmışlar muhtemelen. Rusya, Yunanistan, Finlandiya derken bir de İsveç’in solisti Eric çıktı karşımıza. Bu civarda çok çalınan ve eşlik edilen şarkılardan biri şu anda. Norveç’in şarkısı da öyleydi ve elendi. Bilemiyorum artık.


İsveç için Ege’nin yorumu: “Geçen sene Eric, aylarca süren İsveç finalinde yarışıp, ön elemeleri geçmişti ancak birinci olamadı. Bu sene nihayet ülkesini temsil ediyor. Şarkı çok güzel, herkesin beğeneceğini düşünüyorum. Şova da çok güzel. Finale kesin kalır, hatta ilk beşe de girebilir.”

Dokuzuncu sırada Kıbrıs çıktı sahneye. Bu defa Rumca bir şarkı seçmiş Kıbrıs. Bu Rumların ayaklar sabitken sağa sola gül dalı gibi eğilmeye fazladan bir merakları var galiba. 2009 yılında Yunanistan’ın meşhur temsilcisi Sakis de aynısını yapmıştı, şimdi de bunlar yapıyor. Hayır birisi düşecek sahneden burun üstü, o olacak. Şarkı tipik bir Rum şarkısı ama akılda kalıcı değil.


Kıbrıs için Ege’nin yorumu: “Kendi dillerinde katılmaları güzel bir şey ama bu şarkıyı çok sevmedim. Ayrıca bu şov da bu şarkıya fazla.”

Bulgaristan adına Poli adında genç bir kız yarışıyor. Gene bolca bağırışlı bir şarkı. Bizim Akdeniz-Orta Şarkı kulaklara pek yapışmıyor böyle melodiler. Yolu açık olsun diyelim.


Bulgaristan için Ege’nin yorumu: “İlk seçildiği günden beri çok sevdiğim şarkılardan biri. Solistin performansı gayet hoş, çok sempatik. Umarım finale kalır.”

On birinci sırada yer alan Makdeonya da yememiş içmemiş, en meşhur erkek şarkıcılarından birini göndermiş yarışmada. Çocukcağız hem besteci, hem şarkıcı, hem televizyon sunucusu, hem de oyuncuymuş. “Twitter” profil “bio”suna bakmak lazım hepsini yazmış mı diye. Şarkı mı? Hayli Makedon. Finale çıkar mı bilemem ama Makedonya’ya bizden oy çıkar.


Makedonya için Ege’nin yorumu: “Şarkıyı çok beğenmesem de solistin performansı iyiydi. Bu tarz şarkılar daha önce de katıldı ama pek başarılı olanını görmedim. Şov da çok iyi değil. Sanırım finale kalamaz.”

İsrail adına bir süper star yarışıyor (aha bir kapak daha size). Dana International  1998 yılında bu yarışmada İsrail’e birincilik kazandırmıştı. Seksenlerde onca Anglosakson şarkı arasında İsrail’in hoydara hoydara folklorik yerel şarkıları hep ilk ona girerdi. Şarkılarından ziyade İsrail’in kendisine kredisi sonsuzdu Avrupa’nın. Sonra yarışma daha globalleşince tıpkı “big five” ülkeleri gibi İsrail de pek üst sıralara çıkamaz oldu. Galiba onlarda da bir hırs olmuş bu durum. Dana’yla büyük oynuyorlar.

Dana International’ın bir önemli özelliği de yarışma tarihinin ilk transseksüel finalisti olması. Ne ki bu misyona, evvel birinciliğe ve dahi İsrail diasporasına rağmen şarkı çok sıradan, çok etkisiz. Geçen gün İsrail’in bağımsızlık günüymüş (bizim Cumhuriyet bayramı filan gibi). Düsseldorf’ta çok şık bir barda epeyce görkemli bir parti yaptılar. Bir çok finalist sırayla sahneye çıktı. Çakma bir Abba grubu gösteri yaptı. Derken en son Dana bir süper star edasıyla sahneye çıkıp dört şarkı söyledi.

Partinin ihtişamı büyüktü ama içeceklerimizin parasını yine cebimizden ödedik ve bu nedenle Dana’yla biraz içerleyerek ayrıldık bardan.


İsrail için Ege’nin yorumu: “Dana İnternational’a bu şarkı yakışmıyor. Daha güçlü bir şarkı beklerdim. Kostümü de hiç beğenmedim. Ama sahnede yine star gibi duruyor o ayrı.”

Slovenya onüçüncü sırada sahne aldı. Hiç alakası yok ama ekibin koreografisinde oryantal motifler var. Şarkı ise gayet leziz “mid-tempo” bir eser. Benim sevdiğim şarkılardan biri. Hanım kız da hoş fiziği ve kuvvetli sesiyle takdire şayan. Kendisi pop-star benzeri bir yarışma ile ülkesinde meşhur olmuş. Bir bizim Abidin’e bak, bir de buna diyesim geliyor ama yok ayıp olur, demeyeyim.


Slovenya için Ege’nin yorumu: “Favori şarkılarımdan biri. Şovu da kızın sesini de çok beğendim.”
Sıradaki ülkemiz Romanya. Hotel FM adlı topluluk, şarkılarında dünyayı değiştirebileceklerini söylüyorlar sayın seyirciler (arada Özveren kaçıyor içime, olacak o kadar). Sempatik, basit, eğlenceli bir şarkı. Ben sevdim. Alkışlı, el şıklatmalı kısımlarında salon kopacaktır muhtemelen.


Romanya için Ege’nin yorumu: “İlk açıklanan şarkılardan biriydi ve ilk açıklanan şarkılar arasında favorimdi. Solistin sesini çok beğeniyorum, gayet güzel.

Estonya’nın şarkısını seslendiren Getter, pop-star benzeri bir yarışmayla meşhur olan Eurovision finalistlerinden. Ege’nin anlattığına göre, bu şarkı ve şarkıcıyla ilgili bir “illuminati” söylentisi varmış . Bir nevi alternatif din olarak özetlenebilecek “illuminati”lerin önde gidenlerinden Rockefeller ailesinin adını verdiği caddenin bu şarkının da adı olması, şarkıda geçen 1237 cadde numarasının rakam toplamlarının 13 etmesi gibi ipuçları var bu iddayı destekleyen. Olsa ne olmasa ne, ayrıca bize ne? Şarkı fena değil.


Estonya için Ege’nin yorumu: “Eurovision meraklılarının favorilerinden bu şarkı. Şov da çok renkli olduğu için finale çıkar diye düşünüyorum.”

Onaltıncı sırada yer alan Belarus’un şarkısı evlere şenlik. Belarus oturmuş kendi ülkesine aşkını anlatan bir şarkıyla yarışmaya katılmış. Marş armonisinde, bir ağızdan söylenebilecek ama söylense bir işe yaramayacak bir şarkı. Yani ben “I Love Belarus” diye bağır çağır eşlik etsem, kime ne faydası var? Gitmedim, görmedim, merak da etmiyorum.


Belarus için Ege’nin yorumu: “Şarkının sözleri çok fena. “I Love Belarus” cümlesi oy kaybettirecek bence.”

Letonya’nın tıfıl (bir tane daha, evet) erkek şarkıcısı Kenan Doğulu sempatikliğinde ama ondan en az onbeş-yirmi yaş küçüktür. Sempatiklik de bir yaşa kadar diyeceğim ama konuyla alakası olmayacak. Letonya’nın şarkısı hafif, uçucu, eğlenceli, azıcık oryantal ritmi bile var. Tıfılın kafa sesi vokalleri de iyi yani.


Letonya için Ege’nin yorumu: “Favorilerimden. Benim sevdiğim tarzda bir şarkı ama yarışma için ne kadar uygun bilmiyorum. Finale kalır.”

Onsekizinci sırada Danimarka ekibi çıktı sahneye. Yine genç bir ekip (gençlere gıcık olan yaşlanmış adam modeli), yine hadi sevelim sevelim, dünyaya neşe katalım şarkılarından biri. Üstelik şarkının bir yerleri fena halde “Bu sabah 8:15 vapurunda, onu gördüm karşımda”nın melodisinde benziyor. Gerçi o şarkının orijinali de Japoncaydı ama olsun.


Danimarka için Ege’nin yorumu: “Buraya gelip onları tanıyana kadar pek sempati beslemiyordum ama bu şarkıyı burada sevdim. Sahnede çok iyiler. Bence finalde başa güreşeceklerden biri olabilir.”

İkinci yarı finalin ondokuzuncu ve son finalist ülkesi İrlanda. Bizim yabancı damat Johnny Logan’ın şahane “What’s Another Year”ıyla tanıdığımız İrlanda müziği sanırım uçmuş. Jedward adlı ikiz erkek kardeş topluluğu rüküş, kokoş, akrobatik, çok kırmızı, çok rujlu, çok esnek ve zıp-zıp bir şarkı ve şovla adamı sersemletiyorlar. Biliyorum bu saydıklarım böyle okuyunca çok anlamsız ama şovu izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.


İrlanda için Ege’nin yorumu: “İrlanda finallerini seyrederken Jedward’ı hiç sevmemiştim. Ama burada şovlarını izleyince finale kalabileceklerini düşünüyorum. Değişikler ve bu yarışmada ciddi bir avantaj.”
 
Bu gece yarı final sonunda ne olup ne biteceğini hep birlikte göreceğiz. Gelişmeler için takipte kalın.

Bu arada bu günlüğü ne şartlarda yazdıgımı da görmenizi isterim, buyurunuz.


MAYIS 2011

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder