Bu Blogda Ara

21 Mart 2013 Perşembe

Dinlediklerim Mart 2013

SADE – “ÇOCUKLUK HAYALLERİ”


Temelleri 2003 yılında atılan Sade, 2010 yılı Rock’n Dark yarışmasında birinci olarak adını duyurmuştu ilk kez. Ankara kökenli grubun yıllardır süre gelen albüm hayalini gerçeğe dönüştürmesi bu yarışmanın itici gücüyle olmuş. Sade’nin “Çocukluk Hayalleri” adını taşıyan ilk albümü geçtiğimiz aylarda We Play etiketiyle yayımlandı.

Sade, Deprem Gürdal ve Ertuğrul Kulaksızoğlu’ndan oluşan iki kişilik bir grup. Albümün Ankara’da yapılan kayıtlarında gruba davulda Erman Erdoğan, gitarda Seyfi Sarıaslan, piyanoda Ozan Dündar ve üflemeli sazlarda Renato Lupu ile Kumsal Germen de eşlik etmiş. Albümdeki tüm şarkıların söz ve müzikleri Deprem Gürdal’a ait. Düzenlemelerde ise grubun yanı sıra Volkan Yırtıcı’nın da imzası var.


Öncelikle şunu söylemek lazım ki özellikle yeni grupların isim konusunda bir parça dikkatli davranması gerekiyor. Her şey için internetin referans alındığı bir dönemde bir arayışta kolayca bulunamayacak isimler ciddi bir dezavantaja dönüşebiliyor. Sade maalesef böyle bir isim. Aynı isimli dünyaca ünlü bir şarkıcı var mesela. Sosyal paylaşım siteleri de arama motorları da bizim Sade’ye öncelik vermiyor doğal olarak. Şahsen ben grubun Facebook sayfasını bulabilmek için internette epeyce bir dolandım (“muziksade” imiş meğerse profil adı.) Sade için artık çok geç ama yeni kurulacak gruplar için bu durumun altını çizmekte fayda var.


10 şarkıdan oluşan bu ilk albümde Sade, eski ve yeni şarkılarını bir araya getirmiş. Aynen adı gibi, sade, temiz, dinleyenin kulağını yormayan bir müziği var Sade’nin. Albümün pop-“rock” çizgisinde ilerlemesi de hedef kitlesini genişletebilir. Bu anlamda albümün çıkış şarkısı “Benden Güzeli Yok”un grup için iyi bir başlangıç olduğu söylenebilir. Aynı çizgideki “Yerine Konmuyor” bu çıkışı devam ettirebilecek, kolay akılda kalıcı, marş tempolu bir şarkı. Latin etkileri taşıyan, ucundan kıyısından Santana tadı hissettiren “Kafe” ve Akdeniz yürüyüşlü “İki Gün” de popa daha yakın duran şarkılar. “Kelepçe”, grubun 2008 yılında katılıp birinci olduğu Jack Daniel’s müzik yarışmasında seslendirdiği şarkıymış. Grup bu birincilik sonrası “Global Müzik Festivali”'ne davet edilmiş ve Nashville'de geçirdiği süre zarfında daha önce Barbra Streisand, U2, Julio Iglesias, Shania Twain ve REM gibi ünlü isimlerle çalışan prodüktör David Barbe ile şarkıyı tekrar kaydetmiş. Ancak albümde dinlediğimiz kayıt o değil haliyle.


“Lazım Değil” ise grubun Rock’n Dark’ta birincilik getiren performanslarında seslendirdikleri şarkıymış. Şarkı özellikle zamanın aşk tanımına “çakan” sözleriyle dikkat çekiyor. “Sevmesen Bile”, “Kapılıp Gidersen” kanayan yürekli, viraneli, ateşli, sevdalı “soft-rock” şarkılar sevenlere göre. Klasik “rock” yürüyüşünde bir şarkı. Albümün adına gönderme yapan “Çocuk” ise İngiliz “rock” müziğinin klişelerinden yol alıyor.

Albümün kapak fotoğrafı hem merak uyandırıcı, hem de dikkat çekici. Albüm künyesinin yazılı olduğu sayfadaki tasarımda yazıların ve yan yana dizilen şarkı sözlerinin zor okunuyor olması ise tasarımın kusurları.


Bütününde eli yüzü düzgün, başından sonuna rahat dinlenilebilir bu albümün dinleyene müthiş bir yenilik, bambaşka bir “sound” ve çok orijinal şarkılar sunduğunu söylemek mümkün değil. Yeni grupların büyük çoğunluğunda karşımıza çıkan bir durum bu. Evet her şey iyi ama “Sade’yi diğerlerinden ayıran ne?” diye sorsanız, eveleyip gevelerim belki ama net bir cevap verebilmem biraz zor.    

ONLAR – “BİZ HARİÇ HERKES”


Onlar da tıpkı Sade gibi Ankara kökenli ve iki kişiden oluşan bir grup. Uğur Ersözlü ve Doğan Aşkıner’den kurulu Onlar’a albüm kayıtlarında çok sayıda müzisyen eşlik etmiş. Müziğine illa ki bir tanım gerekirse tek başına “rock” sözcüğü yanıltıcı olabilir. Pop da var, “rap” de, tango da. Neyse ki başından sonuna tutarlı, kulağa hoş gelen bir ‘ortaya karışık’ durumu bu.

Öncelikle albümün Fethi Karaduman imzalı kapak fotoğraflarının ve Çağdaş Çıtır ile Kutan Ural tarafından yapılmış kartonet tasarımının, son dönemde yayımlanmış albümler içerisinde en iyisi olduğunu söylemeliyim. Çok yaratıcı, albenisi yüksek, esprili tasarım ve fotoğraflar şahsen bana daha albümü dinlemeden “Ne acaba bu, nasıl bir grup?” sorusunu sordurdu. Bu bile tek başına bir albüm için önemli bir katma değer.


Onlar’ın solisti Doğan Aşkıner’in sesi kulağın kolay alışacağı seslerden değil. Buna karşın özellikle pes seslere hakimiyeti, vurguları ve tamperamanıyla gayet iyi bir şarkıcı dinliyoruz.

Klarnetin hüzünlü sesi ve fena halde romantik sözleriyle “Dön Artık” belli ki boşuna albümün çıkış şarkısı olarak seçilmemiş. Bir de bunun üzerine “BDD”ye (“Belki Dönersin Diye”nin kısaltması) klip çekilirse aynı etki sürdürülür gibi gözüküyor. Caz tınıları taşıyan “Bahane”, tango ritmindeki “Kasvet”, aynı zamanda albümün prodüktörü de olan Veyasin’in “rap” bölümünü seslendirdiği, “R&B” etkili “Bıktım”, elektroniğin ön plana çıktığı “Hâlâ” albümün farklı renklerde şarkıları. “Hâlâ”nın sadece gitar eşliğinde seslendirilen akustik versiyonu albüme sakin ve etkili bir kapanış yapıyor.


“Hatice-netice” kafiyesine dayanan sözleriyle “Hatice” biraz ‘80’li yıllar Türkiye’sinde Marşandiz, Lokomotif misali grupların TRT denetiminden kolay geçsin diye yaptıkları çocuksu şarkılarını anımsattı bana (“Leydi Leyla”, “Şinasi Bey”, “Marşandiz Dansı”, “ABC” gibi. Muhtemelen Onlar bu şarkıların hiçbirini bilmiyordur; o da ayrı.) “Var mısın?” ve “Seçim Zamanı”nda yine ‘80’li yıllara, bu defa MFÖ tadıyla dönebilmek mümkün. “Kelebek” diğer şarkıların yanında vasat duruyor. “Yalnızım” ise düzenlemesiyle albümün en sert duran “rock” şarkısı.


Özetle üzerinde epeyce çalışıldığı, farklı bir “sound” yaratmak için kafa patlatıldığı dinledikçe hissedilen bir albüm bu. Ne ki bütüne baktığınızda grubu bir anda geniş dinleyici kitleleriyle buluşturacak bir farklılık, bir enteresanlık, vurucu bir “hit” var mı? Yok. Bunu bir ilk albümde yakalamak kolay mı? Elbette değil. Ama bunca kalabalığın arasında fark edilmek de kolay değil. Onlar’ın bu anlamda biraz daha zaman ihtiyaçları olacak sanırım.

MAJESTE – “MAJESTE”


Alper Gemici ve Kerem Ozan Şahin’in 2007 yılında başlayan müzikal ortaklıklarının sonucu Majeste’yi doğurmuş. Gemici ve Şahin’in yanı sıra Buğra Kılıçak ve Cengiz Tural’ın da çaldığı Majeste’nin kendi adını taşıyan ilk albümü yakın bir tarihte Pasaj Müzik etiketiyle yayımlandı.

Majeste kendi müziğini “alternatif pop” olarak tanımlıyormuş. Aslına bakarsanız “düpedüz pop” diye tanımlamak da mümkün. Şarkı sözleri ve besteler değil ama düzenlemeler ortalama pop çizgisinin üzerine çıkıyor albümde; bu da “alternatif” sıfatını takmak için yeterli midir bilemem.


Albümün çıkış şarkısı “Hadi Sil Baştan”, ben diyeyim Tarkan, siz deyin Murat Boz imlasında bir şarkı. Nitekim grup bu şarkının avantajıyla dikkat çekmekte zorlanmadı. Ne ki bu hevesle albümü bir koşu gidip satın alanlar benzeri bir ikinci şarkı daha bulamayacaklar. Belki Kenan Doğulu şarkılarını anımsatan “Ali Veli” aynı hedef kitle için ikinci bir “hit” olabilir.

Grubun solisti Kerem Ozan Şahin’in şarkı söylerken nefesini doğru kullanma konusunda ciddi bir problemi var ve bu bütün şarkılarda kelime/cümle aralarında gürültülü nefes sesleri olarak dinleyiciye geri dönüyor. Mevcut teknolojik imkânlarla bunu en aza indirgemek mümkün ama her nedense yapılmamış. Eğer kafayı buna takarsanız (ki kulak daha çok duyuyor o zaman ister istemez) bütün şarkıları ama özellikle “Kötü Rüya”yı dinlemek epeyce yorucu olabilir.


“Anlatmak zor bir anda, bir başı açığım ben İran’da” cümlesiyle dikkat çeken, “reggae” ritmindeki “Bana İnanma”, yersiz kafa seslerine rağmen “Alsancak’ta” ve düzenlemesiyle kulak dolduran “İyi Biri Değilim” albümün nispeten iyileri. Ama bütüne baktığınızda, albüm şarkıcılık ve şarkı yazarlığından çok aranjörlük başarısı ile ayakta duruyor gibi.

Albüm kapağının ilk bakışta “Hah buyurun bir grup daha çıkmış”dan öte bir fikir vermediğini, kartonet tasarımının da aynı nedenle gayet sıradan durduğunu söylemeliyim.

Bu yazı www.sahiplen.com tarafından Yavuz Hakan Tok adına koruma altına alınmıştır. Kaynak gösterilmeden ve izinsiz kullanılması kanunen suç teşkil etmektedir.  

MART 2013 

1 yorum :