Bu Blogda Ara

18 Ocak 2013 Cuma

Yazmadıklarım



Her yıl bittiğinde ‘geride kalan yılda ne yaptım, ne yapamadım’ diye oturup bir muhasebe eder ya insan… Benimki de o hesap. Şöyle bir baktım… Yıl içerisinde yayımlanan bir sürü albüm hakkında yazı yazmışım ama bazılarını da her nedense atlamış, görmezden gelmişim. Bazı albümler için açıklanabilir ve anlaşılabilir yazmama gerekçelerim var ama bir kısmı için samimiyetle söylemek gerekirse, “canım istemedi’den öte bir gerekçem de yok. Çalışma masamın bir köşesinde giderek yükselen ‘yazılmamış albümler tepesi’ni biraz alçaltmak gayesiyle eşeleyince bugün, içlerinden bazılarını haklarında bir iki cümle düzmeden rafa kaldırmak gelmedi içimden. Budur bu yazının gayesi.


Pop müzikte 2000’ler ve sonrası döneminin en popüler erkek şarkıcıları arasında adlarını sayabileceğimiz Mustafa Ceceli, Yalın ve Özgün, 2012 yılında birer albümle dinleyici karşısına çıktılar. Her biri birbirinden iddialı bu üç albümün üçü de eli yüzü düzgün, standart pop albümleriydi. Zaten o kadarla da kaldılar. Her üçü de ciddi anlamda yerinde sayan, bahis konusu şarkıcıların daha önce yaptığı işleri birebir tekrar (hatta taklit) eden, yeni bir söz söylemeyen albümlerdi çünkü. Belki Yalın’ı, Ozan Doğulu aranjörlüğünde daha sakin, daha akustik ağırlıklı bir tarza yöneldiği için bu genellemeden ayrı tutabilirdik; şayet şarkıları yine o bildik, orta karar Yalın şarkıları olmasaydı.


Yalın’ın Temmuz 2012 çıkışlı “Sen En Güzelsin” albümünden şu sıralar “Olmasa da Olur” adlı şarkı yükselmiş durumda. Klip çekilince şarkı dikkat çekti. Zaten Yalın ne yapsa peşinden koşacak hazır bir kitle de var; listelerde bir anda yükselmesi boşuna değil. Ama özellikle nakarat kısmı Sertab’ın (söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait) “Söz Bitti”sinin çok yakınlarından geçen bu şarkının bir Yalın şaheseri olduğunu söyleyebilmek çok zor.


Ceceli ise 2012 Mart’ında piyasaya çıkan albümünün isim şarkısı “Es” ile epeyce güçlü bir rüzgâr estirdi ama ne çare, diğer şarkıları aynı güçte değildi. Temmuz ayında albümdeki bazı şarkıların “remix” versiyonları içeren ikinci bir diskle birlikte albüm “Es Remixes” adıyla yeniden basıldı. Bu yeni baskıya (biri “cover” olmak üzere) iki de yeni şarkı konulmuştu. Hatta “cover” olan şarkıya, yani Sezen Aksu’nun “Bir Zamanlar Deli Gönlüm”ümüne bir de klip çekildi. Ancak bu çaba, Mustafa Ceceli “overdose”undan öte bir etki yaratmadı sıradan dinleyici üzerinde. Aslına bakarsanız bu yeni baskıdaki en dikkat çekici çalışma “Es” için bestecisi Ender Çabuker’in yaptığı ve “rap”çi Pit10’un da katkıda bulunduğu ters köşe “remix”ti ama o da her nedense güme gitti.


Havalar soğuyunca, romantik bir Ravi İncigöz bestesi olan “Sevgilim”le albümü bir kez daha gündeme çıkarmayı başardı Ceceli. Tıpkı Yalın gibi, onun da bir kitlesi var ve her yaptığını hemen sahipleniyorlar. Ancak ben olsam daha fazla o kitleye sırtımı dayamaz, müzisyen olarak sahip olduğum donanımla daha ciddi maceralara yönelir, riske girmeyi denerdim. Çok üst üste ve birbirinin benzeri işler bir süre sonra en sadık dinleyiciyi bile bıktırıyor. Ceceli nicedir o noktada.

Yeri gelmişken hemen burada Ziynet Sali ve Ferhat Göçer’in “remix albümlerinden de bahsetmek lazım. Sali’nin “Sonsuz Ol” adlı albümü Mart ayında çıkmıştı ve ben yazmıştım. Ağustos ayında ise albümdeki şarkıların “remix”lerinden oluşan ilave bir diskle albüm yeniden piyasaya sürüldü ama albümdeki şarkılar neydi ki “remix”leri ne olsundu?.. Nitekim tıpkı Ceceli gibi, Ziynet Sali’nin “remix” albümü de kış gelince bir kenara kondu ve tekrar albümdeki şarkılardan birinin üzerine oynandı.


“Hadi beni duy, bu ne biçim huy, yaşlanınca hasta olunur, yan yanaysak hep çare bulunur,” şeklinde sürüp giden ortaokul terk sözleriyle Sinan Akçıl bestesi “Her Şey Güzel Olacak” dinleyici nezdinde iyi tepki alınca sanırım Sali cephesinde keyifler yerine gelmiştir. Oysa dinleyicinin iyi tepkisi, coşkulu alkışları ve yüksek beğenisi her zaman doğru yolu göstermediği gibi aksine bazen çok yanıltıcı da olabilir. Ben Sali’nin yerinde olsam yukarıda sıraladığım şaka gibi şarkı sözlerini ciddi ciddi söylemektense kariyerimden bir ticari başarıyı eksik etmeyi seve seve tercih edebilirdim. Zira kısa vadeli kazançlar uzun vadeli zararlara dönüşebilir siz hiç ummazken.

Ferhat Göçer’in Ekim 2011 çıkışlı “Seni Sevmeye Aşığım” albümünü o günlerde yazmış ve Göçer için de kendini tekrar etmenin tehlike çanlarına dikkat çekmiştim. Ancak o, bu albümün etinden sütünden bir süre daha istifade etmeye kararlı görünüyor. Bu maksatla Temmuz ayında “Dj All Stars Feat. FG” gibi çok havalı bir isimle piyasaya sürülen “remix” albümde aynı şarkıların farklı “dj”lerin elinden geçmiş “remix”leri vardı.


Ya aceleye getirildiğinden ve “dj”lere verilen siparişin süresi kısa tutulduğundan ya da “dj”lerin bu tür işleri çok da önemsememesinden, artık bilinmez neden, bu tür “remix” albümler, içinde yer alan büyük isimlere rağmen genellikle başarısız hatta kötü oluyor. Göçer’in “remix” albümü de bu kaideyi bozmadı. O da baktı olmadı, “remix”leri bir kenara koydu ve albümdeki “Yanına Kalmaz” şarkısına yeniden bir düzenleme yaptırıp klip çekti. Şimdilerde aynı şeyi bu defa “Esirinim” adlı şarkı için yapıyor. En azından “remix”ten daha akılcı ve mantıklı bir yöntem. “Yanına Kalmaz”ın aldığı “hit”e bakılırsa, işe de yaramış olmalı. “Remix” albüm ne oldu peki?.. Ne olacak; 2012’nin en kötüleri listesine girdiğiyle kaldı (bence.)

Sözün özü bu “remix” işinin yapana da yaptırana da, dinleyene de bir fayda sağlamadığını 2012 yılında bir kez daha gördük. Umarım artık “remix” albümleri (en azından bu kalitede) raflarda olabildiğince az görürüz. Neyse, “remix” bahsini şimdilik kapatıp konumuza geri dönelim.    


Özgün’ün “Konu Senden Açılınca” adlı yeni albümü de alıştığımız Özgün çizgisindeydi. Albüm “Şike” gibi stadyumlarda slogan olsun diye yazılmış bir şarkıyla açılıyordu ama ne çare bu şarkı beklenen ilgiyi görmedi. İlk klip için seçilen “İnsaf”dan sonra Özgün ikinci klip için her nedense acele etmedi. Haziran ayında piyasaya çıkan albüm, yakınlarda çekilen yeni klip “Dur Gitme” ile listelerde ikinci turunu atıyor atmasına ama dijital platformlardaki tıklanma sayılarına bakılırsa albümdeki herhangi bir şarkının, daha önce tekli olarak yayımlanan “Sadece Arkadaşız”ın ya da “İstiklal”in başarısını yakalaması zor görünüyor.

Buradan yola çıkarsak Özgün’ün de tıpkı yukarıda bahsi geçen meslektaşları gibi ciddi bir taktik değişikliğine, bir şaşırtmacaya ihtiyacı olduğu söylenebilir. Bu tarzın ve türevlerinin peşinden giderek varacağı yer yine bulunduğu yer olacak çünkü; daha ötesi veya yükseği değil.


2012’nin bence en kötü albümlerinden birini Mustafa Sandal yaptı. Hayatımızın bir dönemine kulağa hoş gelen, kolay ezbere düşen, Türkçesi epeyce özürlü ama nedense bir şekilde de sempatik, şekerli su tadında şarkılarıyla eşlik eden Mustafa Sandal, Haziran 2012 çıkışlı “Organik” adlı yeni albümüyle yine ‘90’lı yıllardan ses verdi. Oysa artık “şahane bir kelime buldum, hadi buna şarkı yazayım,” devri çoktan geçmişti. Kaldı ki “Ego” diye bir şarkı zaten daha önce yazılmıştı. “Kafası Bu”, “Organik” ve “Çek Gönder” gibi adlarından başka malzemesi olmayan şarkılarla da bu iş yürüyecek gibi değildi. Yürümedi de. Sanırım “Organik”e dair yıllar sonra hatırımızda kalacak tek şey o mahalle arası fotoğraf stüdyolarında çektirilmiş vesikalıklardan hallice kapak fotoğrafı olacak. O da kalmasa daha iyi zaten.


‘90’lardan 2010’lara belli ki gelememiş iki de hanım şarkıcımızın albümü düştü 2012 yılında müzik piyasasına… “Of Aman” lakabıyla tanıdığımız Nâlân, “Aşk” adını verdiği yeni albümüyle dinleyici karşısına çıkarken, Nadide de (artık “Sultan”ı kullanmıyor) “Hayat Aşktan Yana” isimli albümüyle 2010 yılından beri sürdürdüğü suskunluğunu bozmak istedi.  Her iki şarkıcımızın bir önceki albümleri bekledikleri etkiyi yaratmamıştı ve bu anlamda ikisinin de ciddi birer çıkışa ihtiyacı vardı ama ne çare bu albümler de bu anlamda işe yaramadı. Bu albümleri neresinden baksanız son derece tatsız bulduğum ve uzun uzun dinleyecek sabrı gösteremediğim için yazamadım; doğrusunu söylemek gerekirse bundan pişman da olmadım.


2009’da piyasaya çıkan ilk albümü “Kibar İsyan” sayesinde o güne dek adının başına konulan “İkili Delilik”in bestecisi sıfatından öte, iyi şarkılar yazan ve hiç de fena şarkı söylemeyen bir müzisyenle tanışmıştık: Halil Koçak. O günlerde Ajda Pekkan’la düet yaptığı “Nikâh” adlı şarkıyla dikkatleri üzerine çeken Halil Koçak’ın buram buram Sezen kokan şarkılarına bakınca, özellikle söz yazarlığı anlamında Aksu’nun fazlasıyla etkisinde kaldığı söylenebilirdi. Buna karşın şarkıları, sağlam yapılarıyla onu dönemdaşı pop bestecileri arasında bir adım öne çıkarabilecek güçteydi. Fakat ne olduysa oldu, Halil Koçak bu albümün arkasını getirmedi. Ta ki 2012 yılına kadar.


2012 yılında prodüktörü Erol Köse’nin internet ortamındaki yoğun viral reklamlarıyla servis edilen “Nerde Kaldın” adlı yeni Halil Koçak albümü bende büyük hayal kırıklığı yarattı. Albümde 12 şarkı ve 2 de versiyon vardı ama aslında bakarsanız sadece 7 yeni şarkı vardı; zira geri kalan 5 şarkı bir önceki albümden alınmıştı. Bu 7 yeni şarkının bazıları ise belli ki “demo” olsun diye yapılmış, adeta “amatör” denilebilecek kayıtlardı. Kartonetinin özensizliği, Koçak’ın fotoğraf bile çektirmemiş olması, hiçbir şarkıya klip çekilmemesi filan sanki albümün zorla yapıldığı/yaptırıldığı kanısını uyandırdı bende. İçimden yazmak gelmedi.


Aynı şekilde Eflatun’un 3 şarkı ve 2 versiyondan oluşan mini-albümünü de görmezden geldim. 2011 yılında Burcu Güneş’e verdiği “Oflaya Oflaya” epeyce ilgi görünce, Güneş’le düet yaptığı “Çıkmaz Sokaklar” adlı şarkının da yer aldığı aynı adlı albüm, ‘fena halde romantik adam’ şarkılarının fena halde prim yaptığı bu dönem için biçilmiş kaftandı belki ama ben hâlâ Eflatun’un şarkı söylemek konusunda ısrar etmemesi gerektiğini düşünenlerden olduğum için olsa gerek, albümü bir türlü sevemedim.


Bir başka ‘fena halde romantik adam’ Gökhan Türkmen için ise 2012 çok parlak geçti. Adı üzerinde bir ara çalışma olarak tanımlanabilecek “Ara” adlı 5 şarkılık mini albümü, Türkmen’in popülerliğini sürdürmesine yetti. İlk albümünü 2008, ikincisini 2010 yılında çıkaran Gökhan Türkmen geç keşfedildi ama kısa sürede sıkı bir hayran kitlesi edindi.

Tamamen kişisel beğeni kriterlerimle, bu derece nazal bir sesle şarkı söyleyen şarkıcıları uzun süre (mesela bir albüm süresince)dinleyebilenlerden değilim. Buna karşın Türkmen’in ilk albümünden bu yana sürdürdüğü müzikal tavrı, şarkıdan ziyade enstrümanı ön plana çıkaran pop-caz düzenlemelerini çok beğendiğimi de söylemeliyim. Ana akım pop içerisinde böylesi bir tarzla popülerlik yakalayabilmek ciddi bir başarıdır, bunu görmezden gelemeyiz. Keşke şarkıların düzenlemelerine gösterdiği özeni şarkı sözlerine de gösterse ve “gitme, bitmesin diye bütün gece ağladım,” gibi klişe dolu cümlelerden hem kendisini, hem de bizi kurtarsa.    


Bir dönem iyi albümler yapmış, adını iyi sesler arasına yazdırmış Nilgül’ün, uzun bir aradan sonra yayımladığı üç şarkılık teklisi “Okyanus” da yazmadıklarım arasındaydı. Daha önce yaptığı işleri sevdiğim Nilgül’ün daha iddialı bir geri dönüş yapmasını beklerdim. Hem bu teklideki şarkılar yeterince etkili değildi, hem de hemen hiç tanıtım yapılmayarak tekli adeta kaderine terk edildi. Bir de kapak fotoğrafları vardı ki, Nilgül’ü tanıyabilene aşk olsun! Umarım Nilgül 2013 yılında işe daha sıkı sarılıp, parlak bir albümle (ya da en azından birkaç şarkıyla) karşımıza çıkar.

DEVAM EDECEK

2 yorum :

  1. Öyle veya böyle denilebilir ama sonuçta şu bir gerçek ki, şarkılar çok ahım şahım olmasa da eleştirmenler (bir kısım yalakalar hariç) sesini yorumunu sevdiği şarkıcıların albümlerine her zaman farklı bakar değerlendirir. Diğerlerinin ise değil övgü bir geçer not almak için hep kendilerini aşması, hep üstüne bişeyler koyması, inkar edilemeyecek, görmezden gelinemeyecek şarkılar okuması gerekir. Örnek olarak sesini yorumunu sevmediğiniz aşikar olan Mustafa Ceceli'nin Es albümündeki şarkıları aynı düzenlemeler ile mesela Nükhet Duru,Levent Yüksel okusaydı en azından bir daha çok beğenilerin dile getirildiği, eksilerin yumuşatıldığı ifadelerde bulunur, en önemlisi emek verilmiş iyi de bir satış rakamı yakalamış bu albümü yok saymaz, şarkı şarkı inceleyen bir eleştiri yazısını çok görmezdiniz.

    Kendisinin (Ceceli) ilk albümünü de (genelgeçer bir eleştiri yazısı formunda) yazmamışsınızdır tahminimce.Eğer yazdıysanız link paylaşırsanız okumak isterim.

    YanıtlaSil
  2. ES albümü martta değil nisan ayının 20sinde çıktı.

    YanıtlaSil