Bu Blogda Ara

13 Ekim 2012 Cumartesi

Aşkın Küçük Albüm Büyük

"SEVGİLİYE" (A YÜZÜ)


Aşkın Nur Yengi henüz 13 yaşındayken Sezen Aksu’ya vokal yapmaya başladı. O günlerde hem konservatuvarda müziğin teorisini öğreniyor, hem de Aksu’nun sahnesinde deneyim kazanıyordu. Bir şarkıcı- vokalist ilişkisinden çok öteydi aslında. Anne-kız, abla-kardeş, öğretmen-öğrenci… Hani o karşılık beklenmeyen, alacak verecek hesabı tutulmayan ilişkilerdendi. Aşkın, Sezen Aksu ve Onno Tunç rahle-i tedrisinden geçerek büyüdü. Bu hem az bulunur bir hayat bilgisi, hem de eşsiz bir müzik pratiği demekti.




O güne dek biz, sevdiğimiz bir starın vokalistlerini adıyla sanıyla tanımaya hiç alışkın değildik. Onlar gözümüzde orkestranın birer parçası, hatta birer enstürmandı sadece. Oysa Sezen her fırsatta vokalistlerini öne çıkarır, sahnede solo söyletir, onların ne kadar yetenekli olduklarından uzun uzun  bahseder olmuştu. Nitekim 1987 yılı Eurovision şarkı yarışması Türkiye finallerinde Aşkın Nur Yengi ve Harun Kolçak’ın bir şarkıyı birlikte söyleyerek yarıştıklarını gördüğümüzde şaşırmadık. Çünkü onları nicedir tanıyor, isimlerini biliyorduk. Onlar Sezen Aksu’nun vokalistleriydi.


Yengi ve Kolçak “Güzel Şeyler Söyle” adlı şarkıyla Eurovision’da derece kazanamadı ama aynı yılın yaz aylarında düzenlenen 2. Kuşadası Altın Güvercin yarışmasında “Yeniden” adlı şarkıyla birinci oldular. Hemen ertesi yıl, bu defa Antalya Akdeniz Akdeniz şarkı yarışmasında “Portakal Çiçeği” adlı şarkıyla, yine ikili olarak bir birincilik daha kazandılar. 1989’da ise bu defa Aşkın solo olarak katıldığı Çeşme uluslararası müzik festivalinde birinci oldu.


Tüm bu yarışmalar zinciri boyunca gazete ve dergilere hep Harun Kolçak’la birlikte haber olan, “Aşkım ve Harun” ikilisi olarak anılan Yengi’nin bu son yarışmada tek başına boy göstermesi boşuna değildi. Nitekim kısa bir süre sonra, 1990 yılının Şubat ayında Aşkın Nur Yengi “Sevgiliye…” adı verilmiş ilk albümüyle profesyonel müzik kariyerine adım atacaktı.

Bu albümün Türk pop müzik tarihinin ilkler hanesine not düşülecek önemli özellikleri vardı. Bunu o günlerde değil belki ama, zaman geçtikçe daha iyi anlayacaktık.

Bir kere ilk kez bir star, vokalistine böylesi bir destek vererek albüm yapıyordu. Albüm kartonetinde prodüktör titrinin karşısında Sezen Aksu yazdığını görenler ister istemez şaşıracaktı. Ama Sezen bu kadarla da kalmamış, albümdeki on şarkının dokuzuna söz yazarı, üçüne de besteci olarak imzasını atmıştı.


Seksenlerin ikinci yarısında, arabesk darbesinin etkisini üzerinden atıp tekrar ayağa kalkmaya başlayan Türk pop müziğini ayakta tutan birkaç isim vardı. Sezen Aksu, Barış Manço ve Mazhar-Fuat- Özkan, Nilüfer ve Kayahan bunların başında geliyordu. Yani neresinden baksanız popun yaş ortalaması 30’un üzerinde hatta 40 sınırındaydı ve söz konusu isimlerin hepsini yetmişlerden (bazılarını altmışlardan) bu yana tanıyor idik. Yani şöyle yeni bir yüze, yeni bir sese, genç nüfusun kendisiyle özdeşleştireceği kendi yaşlarında bir isme çok ihtiyaç vardı ama ne müzik piyasasının Unkapanı kanadında ne de medyada yeni isimlere şans vermek niyeti ve fikri vardı. Aşkın Nur Yengi bu albümle böylesi önemli bir boşluğu da dolduracaktı. 



Doldurdu da nitekim. Piyasaya çıktıktan kısa bir süre sonra kulaktan kulağa, dilden dile dolaşmaya başladı. Her yerde ama her yerde Aşkın Nur Yengi şarkıları çalındı ve dinlendi. Ben mesela o sene yaz tatilinde Ölü Deniz’de plajda gün boyu sabahtan akşama dek ara vermeksizin albümün çalındığını ve kimsenin de “Değiştirin kardeşim şu kaseti,” demediğini hatırlıyorum. Müzik televizyonlarının, özel radyoların ve internetin olmadığı bir dönemde bir albümdeki şarkıların bu derece ezber edilip dillere düşmesinin  nasıl bir başarı olduğunu varın siz hesap edin. Nitekim bugün bilinen bir gerçek var ki “Sevgiliye…” albümünün resmi kaset satışı iki milyonu bulmuş durumda. Buna korsan baskıları ve CD satışlarını da ilave edecek olursak, az sayıda albümün kırdığı bir rekordan bahsedebiliriz.


Aslına bakarsanız “Sevgiliye…” albümünün müzik tarihine geçmesinin sebebi bu büyük satış rakamı da değildir. Bu albüm tek başına Türk popunda yeni bir çağın da başlangıcı olacak doksanlar fitilini ateşledi. Yeni isimlerin, yeni seslerin de popüler olabileceği, kabul göreceği gerçeği hem dinleyici hem de müzik sektörü nezdinde kabul gördü ve arkası geldi.


Yıllar içerisinde her bir şarkısı bir klasiğe dönüşen bu albümü bir kez daha hatırlamak için, buyurun hem okuyun, hem de dinleyin…


SENİ ALDATTIM: İlk kez Enrico Macias tarafından 1986 yılında seslendirildi. Orijinali Fransızca sözlü “Mon Chanteur Préféré” adlı bu şarkı, aynı zamanda Macias’ın 1986 yılında yayımlanan albümüne de adını veren şarkıydı.


Şarkının Türkçe sözlerini Sezen Aksu yazmış, düzenlemeyi ise Onno Tunç yapmıştı.


Şarkıyı 1990 yılında Canan Sabah, “Beni Yolcu Et” adı verilmiş albümünde yeniden seslendirdi.



Aynı yıl, dönemin modası taverna albümlerinden birinde, o günlerin popüler şarkılarının yanı sıra “Seni Aldattım”a da yer verildi. “Taverna ‘90” adlı bu albümde sadece bir klavyeyle çalınarak kaydedilmiş şarkının sözlü ve enstrümantal versiyonları yer alıyordu.


“Seni Aldattım”ın 1990 yılında kullanıldığı bir başka karma albüm de Metin Özülkü’nün hazırladığı “Merhaba Anılar” adlı albüm oldu. Eski ve yeni Türkçe pop şarkılarının potpuri şeklinde yer aldığı bu albümde şarkı, Eda Özülkü tarafından yarım olarak seslendirilmişti. Bu albüm, adı değiştirilerek 2006 yılında bu defa “Romantik Aşk Melodileri” adıyla yeniden yayımlandı. Haliyle şarkının bu albümdeki kaydı da bir öncekiyle aynıydı.


Enrico Macias'ın bu şarkısını aynı yıl Gökben de farklı Türkçe sözlerle seslendirdi ve bu kayıt Gökben'in "İşine Gelirse" adı verilmiş albümünde kullanıldı. Şarkının bu versiyonunda Türkçe sözler Ülkü Aker tarafından yazılmıştı. (Konuyla doğrudan ilgili olmasa da, meraklısına ilginç geleceğini düşündüğüm için bu şarkıyı da yazının "bonus"u olarak ekledim.)


  
"Seni Aldattım" son olarak 2006 yılında bu defa Ebru Polat tarafından yeniden seslendirildi. Şarkının bu yeni versiyonu Polat’ın “Kalp Ayazı” adlı albümünde yer aldı.



BİLE BİLE: Söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait bu şarkının düzenlemesi Onno Tunç tarafından yapılmıştı. Şarkının bu ilk kaydında Aşkın Nur Yengi, Harun Kolçak’la düet yapıyordu.



Şarkıyı Sezen Aksu 1996 yılında bu defa kendisi seslendirmek istedi ve bu yeni versiyon Aksu’nun “Düş Bahçeleri” albümünde yer aldı. Bu kayıtta Sezen Aksu, Yaşar Gaga’yla düet yapıyordu.



2007 yılında dünyaca ünlü İtalyan tenor Alessandro Safina, o yıl yayımlanan yedinci albümünde “Bile Bile”ye de yer verdi ve şarkıyı Sezen Aksu ile düet yaparak söyledi. Albüm piyasaya çıktıktan bir süre sonra Türkiye’ye de gelen ve Sezen Aksu’yla birlikte konser de veren Safina, sonrasında Sertab Erener’le de birlikte de sahneye çıktı.


Bu cümlenin üzerini tıklayarak şarkıyı TTnet üzerinden dinleyebilirsiniz.
Sezen Aksu 2009 yılında “Bile Bile”yi bir kez daha seslendirdi ve Kıvanch K. tarafından yapılan bu yeni düzenleme Aksu’nun “Yürüyorum Düş Bahçelerinde” adlı albümünde kullanıldı. Şarkıda Sezen'le düet yapan yine Yaşar Gaga idi.


OLMAZ: Şarkının söz ve müziği Sezen Aksu tarafından yazıldı, düzenlemesi ise Onno Tunç tarafından yapıldı.



“Olmaz” 2007 yılında Burak Kut tarafından yeniden seslendirildi. Kut’un “Komple” adlı albümünde yer alan bu yeni versiyonun düzenlemesi Erdem Kınay tarafından yapılmıştı.


SEVGİLİYE: Söz ve müziği Şehrazat tarafından yazılan bu şarkının düzenlemesi Turhan Yükseler imzası taşıyordu. “Sevgiliye” halen bu albümün yeniden seslendirilmeyen şarkılardan biri. 


ÇAĞIRMA BENİ: Orijinali Yunan şarkıcı Giannis Parios’a ait olan “San Trello Fortigo” adlı bu bu şarkı ilk kez 1989 yılında onun tarafından seslendirildi ve Parios’un o yıl yayımlanan albümüne de ismini verdi. Şarkının sözleri Parios’a, bestesi ise Marios Tokas’a aitti.




Şarkının Türkçe versiyonunda sözler Sezen Aksu tarafından yazılmış, düzenleme ise Onno Tunç tarafından yapılmıştı. Ancak nedendir bilinmez, kartonette şarkının bestecisi olarak Paryos Zalo yazacaktı (hiç olmazsa şarkının söz yazarı Parios’un adını anmışlar ucundan kıyısından.) 




Bu şarkı başka Türkçe sözlerle Sibel Can tarafından söylendiyse de Aşkın Nur Yengi’nin bu versiyonunu daha sonra yeniden söyleyen olmadı. Sibel Can'ın seslendirdiği bu versiyonda Türkçe sözler Aşkın Tuna tarafından yazılmıştı. (Bu da yazının ikinci "bonus"u olsun.)




Kasetin A yüzü burada bitiyor. B yüzünü çevirmeden önce kısa bir ara...


Yazının devamını okumak için bu cümlenin üzerini tıklayabilirsiniz.


EKİM 2010

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder