Bu Blogda Ara

26 Nisan 2012 Perşembe

Bunları da Dinledim...


BİZ – “MÜZİK İSTİYORUZ”


Biz’in kuruluşu 2008 yılına kadar dayanıyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gruplar genellikle başladıkları kadroyla devam edemezler yollarına. Zaman içerisinde çeşitli sebeplerle elemanlar değişir, biri gider, biri gelir. Biz’de de öyle olmuş. Geçtiğimiz Mart ayında yayımlanan ilk albüme kadar geçen süreçte çeşitli mekânlarda sahneye çıkarken zaman zaman farklı müzisyenlerin de eşlik ettiği grup, Mehmet Güren, Damla Pehlevan ve Osman Konuray’dan oluşan nihai kadrosuyla albümü oluştururken, bir dönem gruba dâhil olmuş ya da eşlik etmiş müzisyenlerden de destek almış.

“Müzik İstiyoruz” adını taşıyan ilk Biz albümü Emre Nişancı prodüktörlüğünde son dönemde dikkat çekici alternatif albümlere imza atan We Play tarafından yayımlanmış. Son bir yılda Türkçe “rock” kategorisinde doksanlar ve sonrasının “indie rock”ını, “rock” müziğin daha az sert, daha melodik ve daha “easy listening” işlerini sevenleri memnun edecek çok sayıda albüm yayımlandı. “Müzik İstiyoruz” da bunlardan biri. Hatta denilebilir ki böyle bir liste yapacak olsak, en üst sıralara koyabileceğimiz albümlerden biri.


Albümde bir şarkı hariç bütün söz ve müziklere imza atan, grupta gitar çalıp vokal yapan Mehmet Güren bu türün dünya üzerinde örneklerinden hiç de aşağıda kalmayacak nitelikte şarkılar yazmış ki bu da Biz’i daha yolun başında avantajlı kılan en önemli unsur. Grubun çok net bir müzikal tavrı var ve bunu çalarken ve söylerken de olabildiğince iyi ifade edebilmişler. Zaten işin en önemli tarafı da bu. Her “rock” grubunun ilk albümü bu kadar kendinden emin olmayabiliyor.

Yer yer Pixies, Nirvana, yer yer Placebo, Coldplay, Muse etkileri hissedilen Biz’in müziğinde en dikkat çekici hususlardan biri de Mehmet Güren’in vokal tekniği. Güren bu saydığım grupların solistlerinden hiç de geride kalmıyor. Bir şarkı söyleme tekniği olarak nüansları ustaca kullanıyor ve her şarkının harcı olmayan kafa seslerinin üstesinden hakkıyla geliyor.


Albümde bir de Pixies “cover”ı var. Dünyada “rock” müziğin bir dönemine yön vermiş Pixies’i hiç tanımayanların bile ya Placebo “cover”ından ya da “Fight Club” filminden dolayı bildiği bir şarkı olan “Where Is My Mind”ın Türkçe versiyonu “Aklım Nerede?”nin sözlerini de Mehmet Güren yazmış. Mehmet Güren 2003 yılında Numbs adlı grubuyla katıldığı Kasdav Liselerarası Müzik Yarışmasında orijinal versiyonunu seslendirerek Blue Jean özel ödülü aldığı, sonrasında sahnede de sıklıkla seslendirdiği bu şarkıyla olan bağını bu albümde de böylece sürdürmüş.

Bu “cover”ın albümün ön plana çıkan şarkılarından biri olduğunu söyleyebilmek mümkün. Bununla beraber “Bal Gibi” ve “Geri Kalamayız”ın da hem kulağa çabuk yerleşmeleri hem de kolay eşlik edilebilmeleri  nedeniyle onun peşinden gelmeleri muhtemel. İlk klip şarkısı olarak seçilen “İçinden Gelen” albümün en etkili şarkısı değil belki ama grubun müziği konusunda doğru bir ilk izlenim yaratacak güçte bir şarkı.


Vokal distorsiyonuyla dikkat çeken “Gençken Eserdik” ve yetmişler “sound”una yakın duran “Güzel Bir Günmüş” de albümde es geçilmemesi gereken şarkılardan.

Albümün geneli dinleyeni çok mutlu, neşeli, eğlenceli diyarlara götürmüyor, hatta yer yer depresif olduğu bile söylenebilir. Buna karşın başından sonuna dinlediğinizde size kalan bir ferahlık hatta  huzur oluyor. Bu belki de doğru düzgün bir şeyler dinlemiş olmanın kalıntısıdır, eminim desem yalan olur. Ama buradan baktığınızda, kartonetin beyaz zeminini, fotoğraflardaki ormanı, yeşilliği, koşuyor olma halini filan yadırgamıyorsunuz. Ya da en azından ben yadırgamadım, hatta bir parça da o fotoğrafların içinde buldum kendimi.


Biz hakkında internette araştırma yaparken şu gerçeğin bir kez daha farkına vardım ki, bu zamanda grubunuza isim koyarken iki kere düşünmelisiniz. Çünkü kendinizce çeşitli anlamlar yüklediğiniz, bu nedenle çok makul ve de mantıklı bulduğunuz, çok sevdiğiniz bir isim, internet âleminde aleyhinize sonuçlar verebiliyor. Deneyin bakın, Google’da “Biz” diye arattırdığınızda karşınıza grupla ilgili hiçbir şey gelmeyecek.  Ancak “Bizmüzik” yazmanız lazım ki, o da aklınıza gelirse. Bu çok ciddi bir dezavantaj. Yeni grup kuracaklara ya da gruplarına yeni ad arayanlara duyurulur.


KREŞ – “ÇIPLAK”


Kreş’in ilk albümü “Zaman Yok”, 2007’nin yaz aylarında piyasaya çıkmıştı. Müziğini “disko soslu patlamış rock” diye tanımlayan grup, aslında 2001 yılından beri Popcorn adıyla müzik yapmakta ve tanınmakta idi. Serkan Ferat, Ufuk Özcan ve Emrah Atay’dan kurulu Popcorn, 2006 yılında Jack Daniel’s Rock Music Competition’da birinci oldu. Hemen ardından ilk albümleri için stüdyoya girdiler ve bu esnada da adlarını Kreş olarak değiştirdiler.

Grup Çanakkale çıkışlıydı. Önce orada tanınmış, sonra İstanbul müzik piyasasına girmiş ve adım adım ilerleyerek, giderek daha fazla dikkat çeker olmuşlardı. Nitekim albüm yayımlandığında da gerek eleştirmenlerden, gerekse dinleyicilerden epeyce övgü aldı. Bir ilk albüm acemiliğini taşımayan, çok sağlam bir müzikal yapıya ve “sound”a sahip “Zaman Yok”, o yılın en iyi “rock” albümlerinden biri olarak müzik tarihine geçti.


Kreş’i diğer gruplardan ayıran en önemli fark, müziklerini tanımladıkları cümlede yatıyordu aslında. Onlar “rock” kadar elektronik müzik de seviyor ve dinliyorlardı. Bundandır ki ilk albümlerinde iki şarkılarının “remix” versiyonları da vardı ki bu “rock” albümlerinde görmeye pek de alışık olmadığımız bir şeydi.

O zaman bu zaman sahneye çıkmaya devam eden, sahnede hem “cover” yapan hem de kendi şarkılarını söyleyen grup için söylenen şeylerden biri de sahne performanslarının albüm performanslarından bile iyi olduğuydu. Bazen öyle olur. Bazı müzisyenlerin sahne “aura”ları o kadar güçlüdür ki, televizyonda izler ya da albümden dinlerken ne olsa yetmez izleyen/dinleyene. Kreş de böyle bir grup. Özellikle grubun kurucusu, solisti ve gitaristi Serkan Ferat’ın sahne enerjisini canlı canlı görmeden grup hakkında ne söyleseniz eksik kalır.


Kreş’in yeni albümü “Çıplak”, uzun bir aradan sonra, nihayet geçtiğimiz Mart ayında piyasaya çıktı. Ali Güçlü Şimşek prodüktörlüğünde kaydedilen albüm sıkı bir “sound”a sırtını yaslamış söz ve müziklerle grubun bu kadar uzun süre beklemiş dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmıyor.

Albümde her bir şarkı bir sonrakinin bittiği yerden devam ediyor ve bu haliyle albüm başından sonuna bir “senfonik rock” albümü tadı veriyor dinleyene. Sadece bu efekt değil, şarkıların müzikal bütünlüğü ve tutarlılığı da bu etkiyi yaratıyor.


Şarkıların tamamında hem kendi varoluşuyla, hem hayattaki yeriyle, hem de içinde yaşadığı toplumun gel-gitleriyle hesaplaşan, tam da bugün yaşamakta olduğumuz hayatların ta içinden çıkıp gelmiş genç adamların soluğunu duyuyorsunuz. Sahte, abartılı, ‘politik gönderme olsun, albümde bu da bulunsun, biraz da sert görünsün’ türü kaygılardan uzak, ne hissetmişlerse onu yazdıkları, söyledikleri çok belli adamlar bunlar.

Albümde özellikle zımba gibi gitarları ve çarpıcı sözleriyle ön plana çıkan “Özgürlük” ve yine aynı sebeplerle ilk dinleyişte dikkat çeken “Dalgacı” gibi şarkılar varken ilk klibin “Gül Açan Dudaklar”a çekilmesinin nedeni ticari kaygılar olsa gerek. Söz konusu şarkı, albümün en iyi değil belki ama tartışmasız en romantik şarkısı.


Bir de klip mi değil mi belli olmayan, “Laf Aramızda” adlı şarkı için Sedat Doğan tarafından yapılan bir çekim var ki internette, ben kendi adıma buna neden gerek duyulduğunu hiç anlamadım.


Albüm kapak fotoğrafları ve görsel konsepti de Sedat Doğan’a aitmiş. Bir sanat ürününe görsel tasarım yapabilmek, tabiri yerindeyse yakışan bir elbise giydirebilmek için sadece iyi fotoğraf çekebilmek yetmeyebiliyor. Hatırlarsanız Sedat Doğan, eşi Işın Karaca’nın “Arabesque” albümünün fotoğraflarını da Maldiv adalarında çekmişti. Arabesk bir albümün kapağını süsleyen bu fotoğraflar, arabesk kelimesinin kara mizahında kullanılan viski-çiğköfte ikilemini hatırlatır nitelikteydi.

Durum o derece vahim olmasa da, Kreş’in albüm kapağını süsleyen fotoğrafların, fotoğrafların çekildiği ortamın, bu görsel konseptin ve dahi o klibimsi şeyin toplamda albümü ne kadar yansıttığı, neyi anlattığı, nasıl anlattığı çok belirsiz. Ya da ben anlamadım. Anlayan varsa bana da anlatsın.


“Rock” müziğe sonradan heves etmiş, günümüz Türkçe “rock”ının romantik prenslerinin resimlerini masa üstlerine duvar kağıdı yapmışların kulağına çok kolay dinlenebilir gelmeyecek bir müzik Kreş’in müziği. Ama beklentiniz daha yüksekse şayet, bu albümü de tıpkı bir önceki Kreş albümü gibi arşivinizde özel bir yere koymamanız için hiçbir sebep yok.

NİSAN 2012


 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder