Bu Blogda Ara

9 Şubat 2012 Perşembe

Şimdi Haberler!

BU GAZİNO BAŞKA GAZİNO!


Daha yakınlarda yazdığım "Rock Bozdu; Hem de Çok Bozdu" başlıklı yazımın mürekkebi kurumadan Gazino'nun albümünü dinlemek, kelimenin tam anlamıyla bana "kapak oldu". O yazıda dert yandığım, şikayet ettiğim ne varsa, aksini ispat eden, üstelik de bunu daha ilk albümünde yapan bir "rock" grubu dinledim çünkü. Gazino'nun geçtiğimiz yılın sonunda yayımlanan ilk albümü "İnsan Olmak Yasak" adamın suratına tokat gibi çarpan, sıkı bir "rock" albümü.

Aslında bu "blog"da Gazino'yu size bir haberle değil, bir röportajla tanıştırmak niyetinde idim. Lakin bugün öğrendim ki grup bu cumartesi gecesi Okan Bayülgen'in programında, Disko Kralı'nda canlı performans konuğu olacakmış. Haliyle haberdar etmek istedim; bu cumartesi (11 Şubat 2012) evdeyseniz mutlaka izleyin diye.


Gazino, ta lise yıllarından, Galatasaray Lisesinden arkadaş olan Barış Erdem ve Cem Akkartal'ın kurdukları bir grup. Üniversite yıllarında bu defa Galatasaray Üniversitesi'nde biri siyaset bilimi, diğeri iletişim okurken müzik çalışmalarına devam eden iki arkadaş, eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra ilk albümlerinin kaydı için Nisan 2011'de stüdyoya girmişler.

Gazino'nun albüm yapmak üzere anlaştığı We Play firması Can Bonomo, Melis Danişmend, Osman Aytaç gibi isimlerin ilk albümlerini yayımlamış, yenilikçi ve cesur işlere imza atan bir müzik yapım firması olunca, anlaşılan grup da albümü yaparken rahat olabilmiş ve belki de başka firmaların yayımlamaya göze alamayacağı şarkılar da albüme girmiş.  


Haluk Polat'ın prodüktörlüğünü yaptığı albümde on üç şarkı var ve tamamının söz ve müziği Barış Erdem'e ait. Grup şarkıların düzenlemelerini de kendisi yapmış. Kapak fotoğrafındaki üçüncü kişi ise albümde Barış ve Cem'e davuluyla eşlik eden Semhan Aydın.

Birinci paragraftaki cümleleri niye kurduğumu, Gazino'yu neden bu kadar önemsediğimi açıklayacak tek şey grubun şarkıları aslında. Mesela kendilerinin görünmediği şu çok çarpıcı "video" ve şarkı yeterince açıklayıcı olabilir. Şarkının adı bile çok şey ifade ediyor aslına bakarsanız: "Ucube Sensin".



GEÇER AKÇE YİNE SEZEN


Sezen Aksu ne yapmış ne etmişse hepsinin her daim "gideri var"; oluyor yani. Pop müziğe bulaşmış her şarkıcı illa ki ucundan kıyısından, ya ona benzereyek, ya ona benzetilerek, ya ondan etkilenmiş şarkılar yazarak, ya ondan şarkı alarak ya da doğrudan doğruya onun kanatları altına girerek geçiyor bu rahle-i tedristen. İşin tuhaf tarafı ondan el alanın da sırtı yere gelmiyor büyük yüzdeyle. 

Türk pop müzik tarihinde şarkıları en çok "cover" yapılan kimdir diye sorsanız ya Ajda'dır ya Sezen'dir derim ama Sezen'in çoğunlukla bestelerinin de kendisine ait olduğu gerçeğini de göz ardı etmez isem, birinciliği gönül rahatlığıyla Sezen'e verebilirim.


Yakın dönemde iki yeni Sezen Aksu "cover"ı daha düştü müzik piyasasına. Bunlardan biri Zeynep Alasya'nın seslendirdiği "Biliyorsun". Sezen Aksu'nun ilk kez 1979 yılında çevrilen "Minik Serçe" adlı sinema filminde seslendirdiği, daha sonra farklı bir versiyonla 1981 çıkışlı "Ağlamak Güzeldir" albümüne dahil ettiği bu şarkıyı, 2003 yılında da Ebru Gündeş yeniden söylemişti.


Zeki ve Oya Alasya'nın kızları Zeynep Alasya ise bir dönem Melih Kibar'ın yaptığı reklam müziklerine sesini vermiş, o dönemde Kibar'ın "Saat Sabahın Dokuzu" adlı albümünde "Bir Bakışın Yetti" adlı şarkıyı seslendirmişti. Yaklaşık bir yıl kadar da Sezen Aksu'ya vokalistlik yapan Alasya'nın ilk albümü "Suskun", 2010 yılı sonlarında yayımlandı. 

İçinde kendisinin de bulunduğu bir ekip çalışmasının ürünü olan, buna karşın farklı türler arasında gidip gelen şarkılarla belli ki yolunu arayan Zeynep Alasya'nın özellikle "Ellerim Kelepçeli" ve "Suskun" adlı şarkıları dikkat çekmiş, ancak o günlerin müzik piyasası şartlarında çok da yankı yaratmamış, eli yüzü düzgün bir ilk albüm olarak müzik tarihine geçmişti.


Aradan geçen iki yıla yakın zamandan sonra Zeynep Alasya bu defa "Biliyorsun"un "cover" versiyonuyla çıktı karşımıza. Henüz sadece radyolara servis edilen şarkı, dijital ya da mekanik olarak satışa sunulmadı. Yeni bir albümün müjdecisi mi, o da belli değil. Alasya'nın yetersiz "PR" sorunu devam ediyor anlayacağınız.

Şarkı malum, Sezen'in katıksız ve saf acısıyla yürek burkan, sahici bir hüzün şaheseri. Başka bir tanımla, Yeşilçam filmlerinin "biz ayrı dünyaların insanıyız Ferit"inin şarkıya dökülmüş hali. Zaten "Minik Serçe" filminde de böyle bir yere bağlanıyordu filmin konusu ve şarkı. Zeynep Alasya'nın tertemiz ve etkileyici şarkıcılığıyla şarkının duygusunu daha da yükselttiğini söyleyebilmek mümkün.Düzenlemenin de alavera dalavera çevirmeden, alabildiğine sade olması "cover"ın hakkını vermiş. Her şey gayet yerli yerinde sizin anlayacağınız.

 
 
Bugünlerde gündeme gelen bir diğer Sezen Aksu "cover"ı ise "Sorma" oldu. İlk kez 1991 yılında Ayşegül Aldinç tarafından seslendirilen ve Aldinç'in "Benden Söylemesi" adlı ikinci albümünde yer alan bu şarkı, sonrasında Zeki Müren'den Bülent Ersoy'a, Kibariye'den Müslüm Gürses'e epeyce çok sayıda şarkıcının albümüne girmiş, dillere marş olmuş, içkili müzikli mekanlarda bir ağızdan söylenen demlenme şarkılarından biri olarak hafızalarımıza kazınmıştı. 


Hem yazar hem de müzisyen olarak hem edebiyat hem de müzik çevrelerinde yıllardır adından söz ettiren Aydilge'nin bu şarkıyı neden seçtiğini anlamak pek mümkün değil. Zira bugüne dek müzisyen olarak gösterdiği duruş pek de bu minvalde değildi. Tam olarak "rocker" diyemesek bile, "soft-rock" hatta belki de "pop-rock" çizgisiyle uçuk kaçık kostümler giyen, kafa tutan genç kız şarkıları söyleyen ve 2006 yılından bu yana bu çizgide üç albüm bir "single" yayımlayan Aydilge ne oldu da birdenbire "gün ağarınca boynu bükülen, uzaklara daldıkça gönlü sıkılan" orta yaş üstü hicranlı kadına dönüştü orası muamma.


Klibin basın bülteninde kurulan cümleler Aydilge'nin bu şarkıyı söylemesi konusunda sizi ikna eder mi bilemem. Beni gülümsetti ama pek ikna etmedi zira: "Aydilge, rock müziğini Doğu tınılarıyla yumuşatan tarzıyla, “Sorma” ya yenilikçi bir lezzet katıyor ve 7'den 70'e farklı nesillere hitap edecek zamansız bir sound'a imza atıyor... Çekimleri iki gün süren klipte Aydilge, bedeni yok olsa da ruhu aşkında takılı kalan bir kadını canlandırıyor." Yani "biz kılıfına uydurduk, şarkıdaki "rock" unsurunu bulup çıkardık" mı demek bu? Sakın "daha fazla popüler olmak, tanınmak, daha kolay dikkat çekebilmek" olmasın asıl sebep?


Peki "cover" kötü mü olmuş? Hayır, bilakis gayet güzel olmuş. TRT alaturka korolarının bile akşam sefalarında bilmem nelerinde durup durup seslendirdiği bu eni konu alaturka şarkının sert gitarlarla fevkalade bir uyum yakalaması şaşılacak şey. Yani basın bültenindeki iddia havada kalmamış, gerçeğe dönüşmüş. Bu başarı elbette düzenlemeyi yapan Atakan Ilgazdağ ve Alen Konakoğlu'nun. Aydilge ise olabildiği kadar iyi; her zamankinden daha iyi değil. Şarkıda bahsi geçen kor kor ateşlerin Aydilge'nin içinde yandığına asla inanmıyorsunuz şarkıyı dinlerken çünkü şarkıcılığının şimdilik bu nevi bir ikna kabiliyeti yok. 


Bakalım yıl içerisinde daha kaç Sezen "cover"ı duyacak, dinleyeceğiz? Kim ne derse desin, müzik piyasasında yine ve hâlâ geçer akçe Sezen, orası kesin.

ŞUBAT 2012     

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder