Bu Blogda Ara

12 Şubat 2012 Pazar

"Bizim Şarkımız" Başlıyor!


Bizim çocukluğumuzda TRT'nin tek kanallı siyah beyaz televizyonunda yayınlanan yabancı filmler genellikle on- on beş öncesine ait olurdu. Sinemalarda bile yurt dışından bir iki yıl sonra vizyona giren filmler, televizyonda haliyle on-on beş yıl sonra ancak yayınlanıyorlardı. Bundandır ki bizim kuşağın müzikal kültürü iyidir. Çünkü TRT, Hollywood müzikallerinin altın çağına ait neredeyse tüm filmleri o dönemde, yetmiş sonlarından seksen ortalarına dek bir bir ekrana getirmiştir. "Hello Dolly"ler, "My Fair Lady"ler, "Singin' In The Rain"ler, "Fiddler On The Roof"lar... Aklınıza ne geliyorsa.

Seksen başlarında Türkiye'de yaşanan müzikaller furyasında da muhtemelen bu filmlerin etkisi çoktur. E tabi bir de Haldun Dormen ve Egemen Bostancı'nın. 1979 yılında "Yedi Kocalı Hürmüz"le başlayan bu furya, 1980'de perdelerini açan "Hisseli Harikalar Kumpanyası" ile devam etti ve bir süre sahneler müzikallerden, müzikli gösterilerden, kabare ve varyetelerden geçilmedi. Elbette hem Devlet hem de Şehir Tiyatrolarında ta altmışlardan bu yana bir çok Broadway müzikalinin yerli versiyonları oynanmış, özel tiyatrolarda ise özellikle Dormen Topluluğu ve Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunun müzikal oyunları Türk tiyatro tarihine yazılmıştı ama seksenlerdeki furya biraz daha "halk tipi", popüler müzikalleri izleyicilerle buluşturmuştu.

Doksanlar ve ikibinlerde yine Devlet ve Şehir Tiyatrolarında yapılan işleri bir yana koyarsak, özel tiyatrolarda "Cahide", "Yıldızların Altında", "Mucizeler Komedisi", "Casablanca" gibi bir kaç oyun geliyor aklıma ama hiç birinin seksenlerdeki herhangi bir müzikal kadar kıyamet kopardığını söyleyebilmek mümkün değil elbette.


Bugünlerde ise yeni bir müzikal haberi düştü gündeme. Aslına bakarsanız ben bu haberi duyalı bir yıldan fazla bir zaman geçti. O günlerde henüz sadece fikir aşamasındaydı ve ilk düşünülen biraz daha farklı bir projeydi. Ne çare bazı sebeplerden dolayı zaman içerisinde hem oyunun konusu, hem de içeriği bir hayli değişti ama fikrin sahibi Zeynep Talu'yu karşılaştığı tüm güçlükler yıldırmadı ve bir yılı aşkın harcanan emek nihayet bir müzikal olarak izleyici karşısına çıkmaya hazır hale geldi.

Müzikalin adı "Bizim Şarkımız". Başrollerde Yeşim Salkım ve Berkay Özideş var. Kadronun kalanı da bir hayli renkli: Erhan Yazcıoğlu, Tülay Özer, Ziya Kürküt, Buket Dereoğlu, Hale Caneroğlu, Orhan Aydın ve Ender Yiğit. 


Oyunun konusunu kısaca özetlemek gerekirse, bir dönemin ünlü söz yazarı ve şarkıcısı Zeynep ile kendisinden yaşça küçük besteci Mehmet'in aşk hikayesi diyebiliriz. Bu aşk hikayesinin çevresinde yetmişli yılların İstanbul'u ve şarkılarının sahneye taşındığı müzikalin dekorunu Savaş Dinçel, kostümlerini Ufuk Ersan hazırlamış. Oyunun yönetmeni ise Mehmet Ergen.

Neresinden baksanız çok sayıda "ilk" barındıran bir müzikal bu. Öncelikle yetmişlerden bu yana sesi ve şarkılarıyla Türk popunda unutulmaz bir isim olmuş Tülay Özer'in ilk kez oyuncu olarak sahneye çıkması. Sonra yazarlığını iyi bildiğimiz halde hiç oyun yazdığına şahit olmadığımız Kürşat Başar'ın ilk kez bir tiyatro oyunu kaleme alması. 

Ayrıca yetmişli yılların pop şarkıları da Türkiye'de ilk kez bir müzikalde bu şekilde kullanılıyor. Ve bugünlerde ENBE Orkestrası imzalı "Senden Kıymetli mi?" adlı şarkıdaki vokal performansı ve sesiyle dikkatleri üzerine çeken Berkay Özideş'in de oyuncu olarak başrolde başrolde sahneye çıkması müzikalin bir başka "ilk"i.


Yan rollerde Avrupa Yakası'nın Yaprak'ı Hale Caneroğlu ve doksanların meşhur "Sarı Gacı"sı Buket Dereoğlu'nu izleyecek olmak da cabası. 

Kâh güldürecek, kâh hüzünlendirecek, şarkılarla keyiflendirecek, aşk hikâyesiyle duygulandıracak müzikalin repertuar danışmanlığını Hakan Eren yapmış, müzik direktörü ise Burçin Büke.

Müzikaller hem kalabalık kadro, hem büyük sahne, duruma göre orkestra ve dansçılar gerektiren, bundandır ki ancak büyük ve pahalı prodüksiyonlarla altından kalkılabilen oyunlar demek. Hem rol yapabilen, hem şarkı söyleyebilen ve yine duruma göre dans da edebilen oyuncular demek. Bunların hepsini bir araya getirmek, üstüne üstlük bir de seyirciden bu kalkıştığınızın işin karşılığını görüp göremeyeceğinizi perde açılana kadar asla bilememek Türkiye'nin bugünkü şartlarında hiç de akıl kârı değil takdir edersiniz ki. Tabiri caizse, bu deli cesaretini gösteren yapımı üstlenen Zeynep Talu Sanat Atölyesi başta olmak üzere, bütün ekibi yürekten tebrik etmek gerekiyor. 


 Oyunun prömiyeri 19 Şubat Pazar gecesi yapılacak. Takip eden Pazartesi ve sonrasındaki her Pazar ve Pazartesi İSOV Sakıp Sabancı Konferans Salonunda sahnelenmeye devam edecek. Bu cümlenin üzerini tıklayarak hem bilet temin edebilir, hem de salonun konumu hakkında bilgi alabilirsiniz. 

Müzikal seyretmeyi sevenlerdenseniz, yetmişli yılların şarkılarına, İstanbul'una, Yeşilçam filmlerinde kalmış saf ve temiz aşklara özlem duyuyorsanız bu müzikali kaçırmayın. Şahsen ben fikri ilk duyduğum andan beri çok heyecanlanarak takip ettim olan biteni ve hemen ilk gece de gitme niyetindeyim. Zira çok sık müzikal yapılmıyor memlekette. Yapılanlara destek vermek de boynumuzun borcu.

ŞUBAT 2012

1 yorum :

  1. Dün 18:00 bu müzikaldeydim ve çok keyifli dakikalar geçirdim,öncelikle Buket Dereoğlu'na davetinden dolayı çok teşekkür ederim ve tüm oyuncuları bu muhteşem müzikali bizlere sundukları için çok teşekkür ederim.Konu,oyuncular ve sesler muhteşemdi,tebrikler...

    YanıtlaSil