Bu Blogda Ara

16 Ekim 2011 Pazar

Ajda Pekkan Yaşar Plak'a Karşı!


1980 yılında yaşadığı Eurovision yenilgisi Ajda Pekkan'ı çok üzmüş, hatta küstürmüştü. Türkiye’den uzaklaştı, uzun süre İngiltere, Fransa ve Amerika'da zaman geçirdi, hemen hiç ortalarda görünmedi. 


Aslında bu hayal kırıklığını sadece o değil, herkes yaşamaktaydı. Koskoca Ajda Pekkan; yurt dışında bilmem kaç dilde plak yapmış, Olympia'da sahneye çıkmış, kaç ülkede konserler vermiş uluslararası yıldızımız nasıl olurdu da böyle bir yarışmada son sıralarda yer alabilirdi? Herkes suçu bir başkasında ararken, Ajda galiba en çok kendisinde arıyordu. Bir yerde hata yapmıştı, ama nerde?


"Petrol", Ajda Pekkan'ın Philips etiketiyle yayımlanan son plağı olmuş ve bu her şeye rağmen gayet de iyi satan plak sonrası Ajda ile Philips yollarını ayırmıştı. Unkapanı piyasası çalkalanıyor, herkes "Süper Star"ı hangi yapımcının kapacağını konuşuyordu. Çok geçmeden Ajda Pekkan'ın Yaşar Kekeva ile anlaştığı haberleri yansıdı basına. Üstelik Ajda bu defa tamamen Türk bestecilerinin şarkılarından oluşan bir plak yapmak niyetindeydi.


Plağın yapım aşamasından sızan haberlere göre bu defa Ajda'dan beklenmedik türde bir albüm geliyordu. Nitekim "Sen Mutlu Ol" adı verilmiş 33'lük plak, 1981 yılının Kasım ayında piyasaya sürüldüğünde, herkes şaşkınlık içerisinde kaldı. Ajda alaturka, arabesk, pop-caz ne varsa söylemiş, adeta "ortaya karışık" bir albüm yapmıştı. En ilginci ise o güne dek ona büyük başarı getiren hemen hemen tüm şarkılarının söz yazarı Fikret Şeneş’in bu albümde olmamasıydı.


Plağın ilk şarkısı olarak seçilen "Sen Mutlu Ol", daha önce bestecisi Tahir Dökme tarafından "Benim İçin Fark Etmez" adıyla, 45'lik plak olarak yayımlanmış ama hemen hiç dikkat çekmemişti. Şarkı, üzerinde yapılan ufak tefek bir kaç değişiklik ve bambaşka bir düzenlemeyle, Ajda Pekkan'ın yeni tarzının habercisi olarak albüme adını da verecekti. Besteci Tahir Dökme, o günlerde Hey dergisine verdiği demeçte, şarkısını Ajda Pekkan'ın seslendirmesinden duyduğu mutluluğu "Artık ölsem de gam yemem," diyerek ifade edecekti.


"Sen Mutlu Ol" Ajda Pekkan'ın sesinden meşhur olduktan sonra, Tahir Dökme bir dönem birlikte çalıştığı Turgay Noyan Orkestrası'nın "Turgay'ın Tavernası" adıyla yayımlanan seri albümlerinin dördüncüsünde şarkıyı bir kez daha seslendirdi.


“Sen Mutlu Ol” albümünde tam beş Yıldırım Gürses bestesi yer alıyordu. "Felek", "Dertliyim Arkadaş" ve "Affetmem Asla Seni" o tarihlerde yapılmış, nispeten yeni şarkılardı. "Bir Garip Yolcuyum" ve "Sonbahar Rüzgarları" ise yıllar öncesinin sevilen ve hatta klasikleşmiş iki Yıldırım Gürses şarkısıydı.


O günlerde televizyonda yayınlanan "Hoş Sadâ" programı Yıldırım Gürses'i ve onun Batılı bir anlayışla armonize edilmiş alaturka bestelerini ön plana çıkarmıştı. Bu tarz çok sevilmiş, çok ilgi görmüş, günün modası arabeskten hiç haz etmeyenlere, bunalanlara ziyadesiyle iyi gelmişti. Yıldırım Gürses şarkıları çok modaydı ve Ajda Pekkan da bundan geri kalmamıştı.


Yanı sıra, yine o günlerin çok popüler bir alaturka şarkısı, "Mihrabım Diyerek" de senfonik bir düzenlemeyle albümde yerini almıştı.


Geri kalan üç şarkı ise bildik Ajda tarzına daha yakın duran, Batılı bestelerdi. Üçü de dinleyenin kulağını okşayan, gerek düzenleme, gerek icra bakımından o zamanların Türk popunda genel seyrin fersah fersah üzerine çıkan şarkılardı ama asla birer "hit" değillerdi; Aysel Gürel/Selmi Andak imzalı "Ömür Boyu", Çiğdem Talu/Garo Mafyan imzalı "Gerçek ve Düş" ve söz ve müziği Özdemir Erdoğan'a ait olan "Bir Gün".


(Ajda Pekkan'ın plaklarında seslendirdiği tek Çiğdem Talu şarkısı olması nedeniyle yıllar sonra Ossi Müzik tarafından derlenen Çiğdem Talu'ya saygı albümünün repertuarına alınan "Gerçek ve Düş", ne yazık ki Ajda Pekkan'dan imza alınamaması yüzünden albüme bu versiyonuyla giremeyecek, bu nedenle şarkıyı Nükhet Duru stüdyoya girip yeniden seslendirecek ve "Söz: Çiğdem Talu" albümünde şarkının Nükhet Duru yorumu yer alacaktı.)


30 Kasım 1981 tarihli Hey dergisinde yayınlanan albüm eleştirisinde “Sen Mutlu Ol” 33’lüğü için alabildiğine olumlu ifadeler kullanılmıştı: "...longplayde Türk besteci ve söz yazarlarına yer verilmesi son derece olumlu... Aranjmanlar özene bezene hazırlanmış... Mazhar-Fuat-Özkan ile Nilgün-Şebnem-Şebgül'ün vokal eşlikleri mükemmel... İşe ticari açıdan baktığımızda albüm beş yıldızlık..."

Albümün karman çormanlığını Garo Mafyan’ın usta işi düzenlemeleri toparlıyor ve bütünlüyordu. Yer yer caz öğeleriyle süslü bu orkestrasyonları taçlandıran bir başka etken de olağanüstü vokal düzenlemeleriydi. Nitekim o dönemde Ajda’ya sahnede de vokal yapacak olan Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsünün ülke çapında meşhur olmasına da pek az zaman kalmıştı. (Albümde vokalist olarak adı gözüken Nilgün Onatkut ve Şebgül Tansel de kısa süre sonra ilk albümü yayımlanacak Beş Yıl Önce On Yıl Sonra topluluğunun kadın solistleri olarak karşımıza çıkacaklardı.) 


Tıpkı eleştiri yazısında öngörüldüğü gibi, ticari anlamda başarı kazanan bir plak oldu "Sen Mutlu Ol". Yapımcı Yaşar Kekeva açısından işler yolundaydı. Belli ki Ajda Eurovision’da yenilse de, Batıya küsüp yüzünü Doğuya dönse de, halk her hal ve şekilde onu bağrına basacaktı/basmıştı. Peki ya Ajda?

İşin aslına bakarsanız, Ajda cephesinde pek de memnuniyet yoktu. Ajda'nın bir türlü içine sinmemişti bu albüm. Eski şaşaalı, parlak günlerine dönebilmek için yetmemişti sanki. Bu alaturka-arabesk elbise, ne kadar caz sosuna bulanmış olsa da, üzerinde eğreti durmuştu ve Ajda'nın en tahammül edemediği şeylerin başında gelirdi bir elbisenin üzerinde eğreti durması. O hep kendine en yakışanı giyer, giydiğini yakıştırırdı. Olmadıysa derhal soyunmalı, yeni bir elbise giymeliydi. O da öyle yaptı zaten.


1982 yaz başında Ajda Pekkan’ın Açık Hava’da sahnelenecek büyük şovu için çalışmalar başladı. Brezilyalı dansçılar, Zeki Alasya-Metin Akpınarlı Devekuşu Kabare kadrosu ve ilk albümünün yayımlanmasıyla kısa sürede ülke çapında büyük popülerlik kazanan Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubuyla neresinden baksanız çok iddialı, çok tumturaklı bir şov hazırlanıyordu.


“Büyük Kabare” adı verilecek bu şov için Fikret Şeneş Ajda'ya herkesin alışık olduğu tarzına uygun yeni şarkılar yazmıştı ve hatta bu şarkıların bir süre sonra Yeşil Giresunlu prodüktörlüğünde bir plağa dönüşeceği de konuşuluyordu. Ajda aranjmana geri dönüyordu.

Ne ki ortada bir engel vardı; Ajda Yaşar Plak'la iki plaklık sözleşme imzalamış, ancak Yaşar Plak'tan henüz sadece bir 33’lük yayımlanmıştı. Söylentiler Yaşar Kekeva cephesinde huzursuzluk yaratırken, Ajda çoktan kararını vermiş ve Balet Plak’ın sahibi Yeşil Giresunlu ile çalışmalara başlamıştı.


Bir süre sonra Yaşar Kekeva’nın Ajda Pekkan’a ihtarname çektiği haberi müzik dünyasına bomba gibi düştü. Yaşar Kekeva Ajda Pekkan’ı sözleşmenin şartlarını yerine getirmeye davet ediyordu. Kekeva’nın elinde kaydedilmiş ama yayımlanmamış yedi şarkı vardı. Bunlar ilk etapta çiftli bir albüm olması düşünülen “Sen Mutlu Ol” için kaydedilip, sonradan elenmiş şarkılardı. Yaşar Plak çözüm önerisini de beraberinde getirmişti. Ajda Pekkan’ın üç şarkı daha kaydetmesini istiyorlardı. Böylece on yeni şarkılık ikinci albümün piyasaya sürülmesiyle sözleşme yerine getirilmiş olacaktı.


Ne ki Ajda bu çözüme pek de sıcak bakar gibi görünmüyordu. Bu tavır Yaşar Kekeva’nın üslubunu biraz daha sertleşmesine neden olacak ve Kekeva, Ajda’nın üç şarkı daha okumaması durumunda bir vokal grubuna okutacağı eğlenceli şarkılarla elindeki yedi şarkıyı bir plakta (o günlerin modası disko-fasıl türü plaklar misali) “Ajda Pekkan - Disko Maşallah” adıyla piyasaya süreceğini açıklayacaktı. (Yaşar Plak’tan daha önce “Disko Maşallah” diye bir plak yayımlanmış ve çok da satmıştı. Ajda Pekkan’lı bu plaksa, anlaşıldığı kadarıyla serinin devamı olacaktı.)


Yaz aylarını “Büyük Kabare”yle geçiren ve büyük sükse yapan Ajda ise çoktan yeni albüm çalışmalarına başlamıştı. Açık Hava’da kapalı gişe oynayan Büyük Kabare’den memnun olduğu da söylenemezdi. Şarkıların arasına serpiştirilen skeçlerin çok uzun olması, Ajda’nın sahneye inip inip çıkması nedeniyle alkışının bölünmesi, buna karşın Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’nın büyük alkış alması gibi nedenlerle beklediğini vermemişti bu varyete. Başrolü, en büyük ve en uzun alkışı başkasıyla/başkalarıyla paylaşmaya, geride kalmaya, geride durmaya hiç alışık değildi.


Ajda’nın yeniden en moda, en gözde, en popüler olmanın yollarını aradığı o günlerde, 1982 yılının Ekim ayında Yaşar Plak etiketli ikinci albüm, “Sevdim Seni” adıyla piyasaya sürüldü. Anlaşılan Yaşar Kekeva “Disko Maşallah” projesinden vazgeçmiş, tam da Unkapanı’nın bu usta yapımcısına yakışır şekilde, problemi tek taraflı olarak, kimsenin aleyhine olmayacak şekilde çözmüştü.


“Sevdim Seni” 33’lüğünde daha önce kaydedilip yayımlanmamış yedi şarkı vardı. Eksik kalan üç şarkı ise bir önceki albümden, “Sen Mutlu Ol”dan alınan üç şarkıyla tamamlanmıştı.

İlk kez dinleyici önüne çıkan yedi şarkının biri İngilizce sözlü bir “cover”dı. Ajda Pekkan, yurt dışında yaşadığı günlerde dinleyip çok sevdiği Billy Joel’in “Just The Way You Are”ını yeniden söylemiş, söylerken de vokalini büsbütün caz standartlarına dayandırmıştı.


Ali Altıntaş’ın Kul Himmet’den bestelediği “Bir Dost Bulamadım” ve Özdemir Erdoğan’ın “Sevdim Seni Bir Kere”si de daha önceden bilinen ve sevilen şarkılardı ve bu defa Ajda’nın sesi ve Garo Mafyan’ın düzenlemeleriyle dinleyenlerin kulaklarında başka türlü tınlıyorlardı.

Albümün bir başka sürprizi de o günlerde çok popüler olan bir Selami Şahin bestesinin Ajda yorumuydu. Ümit Besen’den Gülistan Okan’a, epeyce çok sayıda farklı sesten dinlenmekte ve sevilmekte olan “Alışmak Sevmekten Zor”, bu albümde Latin-caz düzenlemesiyle dinleyenleri şaşırtıyordu.   


“Duygularımın Bittiği Yerde”, “Bir Anda” ve “Aşk Oyun Değil” İse seksenli yıllar TRT Denetleme Kurulunun seveceği türden, kuş kondurmayan, suya sabuna dokunmayan, deveye hendek atlatmayan standart pop şarkılarıydı.

“Sen Mutlu Ol”un en pop, en “cool” üç şarkısı olan “Ömür Boyu”, “Gerçek ve Düş” ve “Bir Gün”le albüm tamamlanıyordu.


Plak piyasaya sürülür sürülmez Hey dergisinde bir albüm eleştirisi yayımlandı. “Sen Mutlu Ol” 33’lüğüne övgüler düzen Hey dergisi, “Sevdim Seni”yi yerden yere vuruluyordu: “Ajda Pekkan’ın sesine ne olmuş? Öylesine gevşek, tatsız ve yavan söylüyor ki, arkasında duran birinin kaburgaları arasına silah dayadığını sanırsınız… Plak şirketi-Ajda sürtüşmesinin sonunda çıkarılan bu albüm, “prodüksiyon” hatalarıyla dolu. Parçaların seçimi, aranjmanı, plasmanı gelişigüzel... Şarkıcının bu kadar isteksiz okuyuşunun nedeni, herhalde onun da bir çok şarkıyı beğenmeyişinden kaynaklanıyor olsa gerek…” 

Belli ki Hey dergisi editörleri Ajda’dan yana tavır koymuş ve bu plağın yakında yayımlanacak yeni Ajda 33’lüğünün önüne geçmesini engellemek istemişlerdi. O günlerde bazı yayın organlarında bu kayıtların deneme kayıtları olduğu, Ajda’nın bu okumalardan hoşnut olmadığı ve deneme kayıtlarının piyasaya sürülmesinin ayıp olduğu yolunda haberler, yorumlar, eleştiriler yayımlandıysa da, kayıtlar her şeyiyle (düzenleme, seslendirme, miksaj) bitmiş gibi gözüküyor, pek de deneme kayıtlarına benzemiyordu.


Ajda Pekkan’ın Balet Plak etiketiyle yayımlanacak yeni 33’lüğünün çalışmaları devam ediyordu. 1983 yılının Mart ayında Şan Tiyatrosunda sahnelenmeye başlayacak yeni Ajda şovundan önce plağın piyasaya çıkması planlanmıştı. Ancak “Sevdim Seni”nin piyasaya sürülmüş olması Ajda’nın önündeki yasal engeli ortadan kaldırmamıştı. Yaşar Plak’a hâlâ üç şarkı borçluydu.

Olayın tatlıya bağlandığına dair haber, 22 Kasım 1982 tarihli Hey dergisinde “Buzlar Çözüldü” başlığıyla yayımlandı. Haberde yazıldığına göre Ajda Pekkan borçlu olduğu üç şarkıyı okumak üzere stüdyoya girmeye razı olmuş, hatta şarkılar bile seçilmişti. Plağın birinci baskısı tükenmişti ama yeniden basılmayacak, üç şarkının okunmasından sonra yeni kalıp hazırlanarak ikinci baskı aynı adla ama farklı bir kapak resmiyle yayımlanacaktı.


Bir süre sonra plağın yeni baskısı piyasaya sürüldüğünde görüldü ki buzlar o kadar da çözülmemiş. Çünkü her iki taraf için de her şey yasak savmak için yapılmış gibi duruyordu.

Bir kere plak aynı kapakla basılmıştı. Hatta kapağın arka yüzündeki şarkı isimleri bile eskisi gibiydi. Yani yeni eklenen şarkılar görünmüyordu. Tek fark plak göbek etiketinin değişmiş olmasıydı. Dolayısıyla plağı kabından çıkarıp etiketine bakmayan birisi, şarkılardaki değişikliğin farkına bile varmayabilirdi. Nitekim bu durum nedeniyle bu üç şarkı Ajda hayranları tarafından çok uzun yıllar sonra keşfedilecekti.


Yeni şarkıların en dikkat çekici olanı, birinci sıraya konulan “Yıllar”dı. Ülkü Aker’in sözleri, Selmi Andak’ın bestesiyle “Yıllar”, itilafsız bir albümde dinleyici karşısına çıksa, tipik bir “Ajda bizi diskoya götür” şarkısı olabilecekken, ne yazık ki farkına bile varılmadan arşivlere gömülecekti. Sözleri yine Ülkü Aker tarafından yazılmış iki Selçuk Başar bestesi, “Senden Uzakta” ve “Hep Böyle Cana Yakın” ise fazla dikkat çekmeyen, “hafif” pop şarkılarıydı.      


Eurovision’da hezimete uğradığı için bir süre müziğe küs kalan Ajda’nın bu albümde zoraki seslendirdiği “Yıllar”ın, iki yıl sonra, 1984 yılında İngilizce sözlerle ve “Listen” adıyla Çetin Alp tarafından seslendirilerek Los Angeles Dünya Şarkı Festivali’nde üçüncü olacağını ise henüz kimse bilmiyordu. “Ajda bu şarkıyla ya da en azından böylesi bir şarkıyla Eurovision’a gitmiş olsa ne olurdu?” sorusunun yanıtı ise sonsuza dek meçhul kalacaktı.

1984 yılında piyasaya sürülen Ersan Erdura albümü “Beni Hatırla/Can Bakışlım”da şarkının bu defa Özdemir Kaptan tarafından yazılmış yeni sözlerle “Dinle” adını almış farklı bir versiyonu daha yayımlandı.


Borçlu kaldığı üç şarkıyı da okuyarak Ajda, Yaşar Plak defterini böylece kapatmış oluyordu. Nitekim 1983 Mart ayında piyasaya çıkan “Süper Star ‘83” albümü birlikte Ajda için yeni bir devrin başlangıcıydı.


1989 yılında Yaşar Plak elindeki 20 Ajda şarkısından 12’sini bir albümde topladı ve bu seçki “Ajda Pekkan ‘89 Hits” adıyla, sadece kaset formatında piyasaya sürüldü. Plak devrini kaçırmışlar, zamanında bahis konusu plakları edinmemişler, ıskalamışlar için epeyce şenlikli bu kaset, ne çare ki kapaktaki yetmişli yıllar Ajda fotoğrafıyla satın alacakları yanıltıyordu. Fotoğrafa bakarsanız şarkılar yetmişlere aitti. Kasetin adına bakarsanız da 1989 yılına. Oysa ne oydu ne bu.


Bu baskıda bir de hata vardı. Sözleri Çiğdem Talu, bestesi Selmi Andak imzası taşıyan “Bir Anda”, plak versiyonundan farklı olarak bu albümde yarıda kesiliyordu. Nitekim plakta 3 dakika 50 saniye süren şarkıi bu yeni baskıda 1 dakika 50 saniyeye inmişti. Kalıbı hazırlayan teknisyen, şarkının ortasında enstrümanların bir an durduğu “es” bölümünde, muhtemelen şarkıyı bitti zannederek kesmişti.

Aynı kasetin CD baskısı ise “Unutulmayanlar” adıyla 1991 yılının Şubat ayında piyasaya sürüldü. Bu “CD”, “Ajda Pekkan 1990”dan sonra “CD” formatında yayımlanan ikinci Ajda albümü oluyordu. Kasetten farklı olarak bu defa kapak resmine seksenli yıllardan bir Ajda resmi konulmuştu.


Bu baskı yıllardır (yarım kalan şarkısı dahil) hiçbir değişiklik yapılmaksızın, Yaşar Plak tarafından defalarca yeniden basıldı. Bunca baskının sebebi mutlaka albümün satılıyor oluşuydu. Nitekim yayımlandığı yıllarda biraz gümbürtüye gitmiş şarkıların değeri yıllar içerisinde anlaşılmış, albüm sahiden “Unutulmayanlar” diye adlandırılmayı zaman içerisinde hak etmişti.


“Unutulmayanlar” albümünün yenilenmiş baskısı geçtiğimiz günlerde Yaşar Plak tarafından piyasaya sürüldü. “Sen Mutlu Ol” 33’lüğünün üzerinden 30, “Unutulmayanlar”ın, ilk “CD” baskısının üzerinden 20 yıl geçmişken yapılan bu yeni baskı neresinden baksanız heyecan verici gözüküyor. Çünkü bu baskı için kayıtlar orijinal plaklardan yeniden yapılmış. 

Yeni baskı için özen göstermek, çaba sarf etmek pek bizim yapımcıların işine gelmez. Sezen Aksu’nun bile başka başka firmalardan haklarını aldığı eski albümlerini kılına dokunmadan, hatalarıyla piyasaya sürmekten çekinmediğini gördük. Bu anlamda Yaşar Plak’ın çabası alkışı hak ediyor. Ancak yeni kayıtlar yapılırken plak çıtırtıları temizlense daha iyi olmaz mıydı? Plaktan dinlerken evet ama “CD”den dinlerken çıtırtı duymak ne derece güzel geliyor kulağa, ona pek emin değilim.


Kemal Kekeva’nın Twitter’da yazdıklarına bakılırsa, yakın bir tarihte “Sen Mutlu Ol” ve “Sevdim Seni” albümleri plak formatında da piyasaya sürülecekmiş. Yasal prosedürleri bilenler, bunun kolay başarılacak bir iş olmadığını da bilirler. Nasıl başardılar bilmiyorum ama, Ajda diskografisinin plaklarda kalmış  kısmının (Ajda’ya rağmen) gün ışığına çıkması adına bu gerçekten çok önemli, çok büyük bir adım olacak. (Daha büyük, hatta en büyük adımın ise Odeon Müzik/Avrupa Müzik cephesinden gelmesini bekliyoruz heyecanla.)  

O günler gelene dek “Unutulmayanlar”ı bir kez daha dinlemek, sevmek için bu ynei baskı satın almaya değer. Ben şahsen bu yazı vesilesiyle defalarca dinledim. Size de tavsiye ederim.


EKİM 2011

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder