Bu Blogda Ara

26 Mayıs 2011 Perşembe

Delinin Radyosu



1992 ya da 1993 olmalı. İstanbul’da yaşıyor ama sık sık Ankara’ya gidip geliyorum. Bu gidiş gelişlerden birinde soğuk bir Ankara gecesinde uyku tutmamış. Kasetli  “walkman”imin radyosunu kurcalamaya başlamışım. Dijital değil; bir düğme var, elle çeviriyorsunuz. Çok hassas olmak zorundasınız zira her çevirişte başka bir radyo kanalı çıkıyor karşınıza. Çünkü özel radyolar henüz yasal değil, frekans tahsisi filan yapılmamış ve bir verici, bir mikser satın alan, antenini bir binanın tepesine diken herkes radyo yayını yapabiliyor.

Özenle ilerlerken frekanslar arasında, derdim ne iç bayıltıcı gece müzikleri, ne romantik, şiirli bir program, ne de otomatiğe bağlanmış “slow” şarkılar dinlemek. İlgimi çekecek, uykusuzluğuma yarenlik edecek bir ses, bir soluk arıyorum.

Derken duruyorum bir an. Gecenin o saatinde, ancak sabah programlarında duyulabilecek coşkuda biri, alabildiğine temposu yüksek, komik komik şeyler söylüyor. İster istemez kalıyorum o kanalda.

O gece uykuya daldığımda gün ağarmak üzereydi. Radyo stüdyosunda başlayan yayın, ilerleyen saatlerde Ankara sokaklarına taşmış, arabaya atlayıp yayını “mobile” sürdürmeye başlayan radyo programcısının peşine takılan yaklaşık 200 araçlık konvoy, canlı yayında korna sesleri eşliğinde Ankara’yı turlamıştı.

Uykulu uykulu kulak misafiri olduğum bu hadise, neresinden baksanız inanılmazdı. Bir radyocu, sadece aynı anda onu dinliyor olmalarının dışında başka hiçbir ortak paydası olmayan yüzlerce kişiyi, eğlenmekten başka hiçbir amacı olmayan bir “eylem”e, plansız programsız, hatta tam olarak farkında bile olmadan, kendiliğinden sürükleyebiliyor, gece yarısını hayli geçmiş bir saatte sokaklara dökebiliyordu.

Bu, çok eğlenceli ve delice olduğu kadar tedirgin ediciydi de aslında. Henüz yeni elimize aldığımız oyuncağımızın nasıl çalıştığını, ne yapsak fayda, ne etsek zarar vereceğini deneye yanıla, el yordamıyla öğreneceksek, bunu ve belki daha fazlasını da tecrübe edecektik muhakkak ama o gece hissettiklerim elbette bu denli kuramsal değildi. Sadece şaşkındım ama bir yandan da çok eğleniyordum.

O gece dinlediğim radyo programının yıllar boyunca dilden dile anlatılacak bir efsaneye dönüşeceğini, Gün FM’de “Delinin Radyosu” deyince, herkesin bu olayı aklına getireceğini tahmin edemezdim haliyle. Bugün ne Gün FM var ortada, ne de “Delinin Radyosu” (“Deli”, ya da gerçek adıyla Aykut Özbaltacı, yıllar önce Amerika’ya gitmiş ve halen orada yaşıyor).


O günlerden bugünlere çok şey değişti. Önce özel radyolar yasallaştı, sonra frekanslarını satın aldılar. Alamayanlar, tutunamayanlar birer ikişer kapandı, ikinci el radyo vericileri hurda niyetine/fiyatına alıcı buldu. Sonra programlar da programcılar da değişti. Amatör bir heyecan ve hevesle yayın yapan, yaptığı işi de müziği de gerçekten seven, hatta karşılığında para kazanmadığı halde bu yola baş koyanların yerini çıkarcı, hesapçı, hanutçu radyocular ve onların reyting odaklı yayıncılık anlayışları aldı. “Deli” gibiler ya hiç yok, ya var ama neresinden baksanız yapay, suya sabuna dokunmayan, klişe komikliklerin ötesine zerre geçemeyen şablon tipler. Gerçek, samimi, aykırı, sivri dilli, şaşırtan, dinleten radyo programcısı nicedir yok denecek az. Olsa da, bugünün yayıncılık anlayışı, kural ve yasakları, olanı yaşatacak gibi değil zaten.

Türkiye’deki irili ufaklı, ünlü ünsüz binlerce radyocu arasında sayılı muhalif seslerden ve hem komik, hem zeki olabilmeyi başarmış ender programcılardan biri olan Nihat Sırdar’ın programlarında söyledikleri  nedeniyle başı dertten hemen hiç kurtulmuyor. Geçtiğimiz günlerde de dinleyicilerine benzin zamlarını protesto maksadıyla trafikte dörtlülerini yakarak ilerlemeleri konusunda telkin verince, RTÜK’ten uyarı almış.


Bu haberi okuyunca ister istemez aklıma “Delinin Radyosu”nda o gece yaşananlar geldi. Şayet Aykut o gece yaptıklarını bugünlerde bir gece yapmış olsaydı, başına gelecekler RTÜK’ün ikazıyla sınırlı kalmazdı sanırım. Yorumu size bırakıyorum.

NİSAN 2011

1 yorum :

  1. Nereden nereye... Bir arkadaşım search yapmış bana gönderdi... Çok sevgiler ve saygılar...
    Kuvaikikiiii...
    Aykut Özbaltacı.

    YanıtlaSil