Bu Blogda Ara

30 Nisan 2011 Cumartesi

Jale'den "Mor" Bir "Mektup" Var!




Pek kimse bilmez; Jale'nin ilk albümü "Süreyya" 1986 yılında, plak formatında yayınlanmıştı. 1979 yılında katılıp ikinci olduğu Altın Mikrofon Yarışmasından sonra uzun süre orkestra şarkıcılığı yapan Jale'nin bu ilk plağı ne yazık ki beklenen ilgiyi görmemişti. Kötü bir dönemdi; pop müzik henüz yeniden yükselişe geçmemişti ve yeni seslere kulak kabartmaya kimse hevesli değildi.


1987 yılında ikinci kez düzenlenen Kuşadası Altın Güvercin Şarkı Yarışmasına Sezen Aksu'nun "Çok Geç" adlı bestesiyle katılınca, dikkatler Jale'nin üzerine çevrildi. Kısa sarı saçları, ufak tefekliği kadar şarkı söyleme stiliyle de Sezen Aksu'ya benzeyen Jale, Sezen Aksu'nun desteğiyle bu yarışmada boy gösterince ister istemez ilgi çekmişti.

O dönem Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemeleri epeyce şaşaalı yapılıyor, elemelere memleketin en ünlü bestecileri ve şarkıcıları da katılıyordu. Jale de 1989 Türkiye finalinde Seden Gürel ve Gür Akad'la birlikte "Bir Fantastik Aşk" adlı şarkıyı seslendirerek yarıştı.


Ona asıl çıkışını sağlayan ise 1993 yılında yayınlanan "Son Geceler" adlı albüm oldu. O günlerde bir çok yeni şarkıcının albümünde Garo Mafyan besteleri, Zeynep Talu ve Aysel Gürel sözleri yer alıyor ve bu isimlerin her biri bir hit fabrikası gibi çalışıyordu ama bu ekibin kimyası Jale ile herkesten daha çok tuttu. Öyle ki 1995 yılında yayınlanan "Beni Hatırlarsın" ve 1999'da piyasaya sürülen "Yüreğimin Şarkıları" da aynı ekibin elinden çıktı ve toplamda bu üç albümle Jale doksanlı yıllar popuna damgasını vuran isimlerden biri oldu.


Müzikal beğenilerin değişmeye başladığı ikibinlerle birlikte Jale albüm yapmamayı tercih edecekti. Aslına bakarsanız ikibinler boyunca da en çok sahne programı yapan isimlerden biriydi. Yeni albüm yapmasa, pek ortalarda görünmese de, müthiş sahne performansı kadar her zaman günceli yakalayabilen, sadece kendi şarkılarına sıkışıp kalmayan repertuarı nedeniyle de tercih edilen isimlerin başında geliyordu. Jale'nin yeri başkaydı. Bunu hem dinleyiciler, hem de müzik çevreleri hep söylüyordu.


2009 yılında Ossi Müzik, Jale'nin son albümü "Yüreğimin Şarkıları"nı yeniden yayınladı. Universal Müzik etiketi taşıyan bu albüm, firmanın kapanması nedeniyle artık piyasada bulunmuyordu. Jale hayranları için çok sevindirici bu gelişme, aslında yeni bir albümün habercisi olabilir miydi? Aslında o günlerde henüz Jale cephesinde böyle bir fikir olgunlaşmamıştı ama kader ağlarını yavaş yavaş örüyordu.

Sonra bizim meşhur ev toplantılarından birinde Soner Arıca'nın Jale'ye iki şarkı verdiğini öğrendim. Çok geçmeden de şarkıların “demo”larını dinletti Hakan Eren bana.


Yazılarımı takip edenler bilirler, asıl işi şarkıcılık olanların kendi şarkılarını yazıp çizme çabasında ifrâda kaçmalarını yersiz bulmuşumdur hep. Genelde kendi bestelerinde ısrar eden şarkıcıların sonu hep hüsran olmuştur. Bu işi hakkıyla yapabilen ve beni utandıracak o kadar az isim çıkmıştır, ki bunlardan birinin Soner Arıca olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Soner Arıca yıllardır tırnaklarıyla kazıyarak edindiği kariyerini çok istikrarlı bir şekilde, hiç hasara uğratmadan ayakta tutmayı bilmiş, zeki, çalışkan ve bu anlamda (şaka değil) sahiden ahlaklı bir müzisyen. Bilirsiniz ki bu kadar istikrarlı bir yürüyüş, her zaman "fazla mükemmel can sıkar" kuralına yenik düşme riskini de taşır. Yolunda dümdüz yürüyen birinin sizi şaşırtmasını beklemez oluverirsiniz artık.

Ne ki Soner Arıca önce son albümündeki "Neredeydin"le, ardından da Yeliz'le düet yaptıkları "single"la beni ve bir çok takipçisini şaşırttı son dönemde. Ve üzerine bir de Jale'ye verdiği iki şarkı geldi. Çok profesyonel, çok etkileyici ve Jale'ye çok ama çok uygun iki şarkı.


Üstelik Soner bununla da kalmadı ve bu çalışmanın ortaya çıkışına dek her safhada, hep Jale'nin yanında oldu. Jale ve Soner'in heyecanı ve coşkusunu gören herhangi birinin ortaya çıkacak iş konusunda şüphe duyması kesinlikle imkansız olurdu.

Proje önce sadece iki şarkılık bir "single" olacaktı. Derken bu defa Sude Bilge Demir'in Jale'ye verdiği şarkı çıkageldi. Sude de annesinin çok hayran olduğu Jale'ye bir jest yapmış ve ona özel bir şarkı bestelemişti. Hem de ne şarkı... Jale'yi tanıyan, hikayesini bilen herkes hiç tereddütsüz bu şarkının onun kaleminden çıktığını sanabilirdi; o kadar "Jale"ydi şarkı.

Derken bir başka gelişme daha oldu ve doksanlı yıllarda dile düşmüş Jale şarkılarının yaratıcısı Garo Mafyan da iki yeni şarkı hediye etti Jale'ye. Şarkılardan birine Soner Arıca, diğerine ise Seda Akay söz yazdı.


Şarkıların düzenlemelerine ise Sezgin Gezgin ve Emirhan Cengiz imza atacaktı. Bu iki yetenekli müzisyen, yeni şarkılarını bildiğimiz Jale tarzından hiç uzaklaşmadan bugünün pop müziğinde soluk alıp verecek düzenlemelerle dinleyici karşısına çıkacak hale getirdiler.

Bu çalışmanın her safhasına şu veya bu şekilde tanık olmuş birisi olarak diyebilirim ki, gerçek anlamda "imece usulü"yle ortaya çıktı her şey. Hakan Eren'in o günlerde Twitter'a yazdığı bir cümle, aslında tüm bu olan biteni özetler gibiydi; "Jale'yi tanıdıkça onu sevmeyen bir tek kişi olmadığını anlıyor"duk. Bundandır ki bu "maxi-single"ın hamurunda sevgi, karşılıksız dostluk, iyi niyet ve gerçek dayanışma vardı.

Başta "Yenilirsem Yenileyim" ve "Mektup" olmak üzere, bu "maxi-single"da yer alan bütün şarkıların çok sevileceğini tahmin etmek zor değil. Nicedir memlekette şarkı yazanlar, artık bugünün ağzını yakalamak gayretiyle midir nedir, bir telaş içinde olduk olmadık her temayı, her metaforu şarkılara taşımaya başladılar ya hani, Jale'nin şarkıları öyle değil. Eskimeyecek, dillerden düşmeyecek, her devirde, her dönemde değer verilecek şarkılar bunlar.

Bu "mini-albüm"de beş şarkı, iki de farklı versiyon var. Albümün adı "Mor" ama böyle bir şarkı ya da şarkı teması yok."Mor" ismini Jale, uğuruna ve enerjisine inandığı için seçmiş.


Bazen bir şarkıcının kariyeri bir tek şarkıya bağlanır. Ne yapsa, ne etse o şarkıyı aşamaz ya da o aşar ama dinleyici aşamaz. Mecburen sürükler peşinden o şarkıyı sonra, sevse de sevmese de. Esmeray'ın "Gel Teskere"si, Ayten Alpman'ın "Memleketim"i, İskender Doğan'ın "Kan ve Gül"ü böyledir mesela. Jale'nin de "Üzgünüm" ve "Son Geceler"i vardır ya, emin olun artık öyle kalmayacak. Kural bozulacak. Çünkü Jale'nin yeni şarkıları onları hiç mi hiç aratmıyor. Dinleyin, bana hak vereceksiniz.


NİSAN 2011

1 yorum :

  1. zeynep talu'suz, aysel gürel'siz jale albümü olur mu hiç? iyi bir proje fakat vasat bir repertuvar.

    soner arıca'nın şarkıları iyi olsa başkaları da alırdı. kendisine bile faydası yok. hem okudum hem yazdım bölümüne soner'i de eklemelisiniz bence.10 senedir hiç bi şarkısı aklıma gelmiyor

    YanıtlaSil